• Gizli içerikleri açmak için anlamsız yorum yapmak, script isteğinde bulunmak ve link kısaltmak BAN sebebidir.

"Mihriban" Hikayesi...

marazxonur

THS Elite (VIP)
Edebiyat Yazarı
Katılım
1 Ara 2017
Mesajlar
380
Tepkime puanı
267
Puanları
58


1960 yılında yaşadığı ölümsüz aşkı kelimelerle ebedi kılan Abdurrahim Karakoç’un gerçek adını gizleyip, Mihriban diye seslendiği o güzel Anadolu kızının hikâyesidir bu… Köyde düğün olacaktır, civardan misafirler gelmeye başlar. Genç Abdurrahim düğünde ailesiyle gelen misafir bir genç kız görür, tanışırlar… “Şefkatli, merhametli, muhabbetli, güler yüzlü, yumuşak huylu” manasındaki mihribandır bu. Misafirlikleri ilerledikçe aşk da ilerler. Bir sabah Abdurrahim kalkar ve Mihriban adını koyduğu sevdalısını görmeye gider, gider ki misafirler gitmiştir. Abdurrahim’in dünyası yıkılır, hayat manasızlaşmış, aşk acısı yüreğini yakmıştır. Bu halini gören ailesi kızı bulmak için Maraş’a gider, uzun aramadan sonra kızın ailesini bulur ve kızı isterler. Önce kız küçük derler, bahane bulurlar ama bakarlar ki Abdurrahim’in ailesi ısrarcıdır gerçeği söylerler; kız nişanlıdır… Ailesinin halinden olumsuzluğu sezen Abdurrahim kızın nişanlı olduğunu duyunca; “Bir daha bu evde onun ismi anılmayacak ve konusu geçmeyecek.” der ancak yedi yıl sonra aşk ateşinin sönmediği anlaşılır, eşsiz duygu yoğunluğu olan bu dizelerle aşkın gücünü anlatan şairimiz, Mihriban’dan aldığı “unutmak kolay değil” başlıklı mektup üzerine de şiirin devamını yazar…

“Unutmak kolay mı?” deme,
Unutursun Mihribanım.
Oğlun, kızın olsun hele,
Unutursun Mihrabanım
 
Üst