Graves
- 9 Eki 2024
- 10,462 Mesaj
- TIM Görevleri
- 2
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Her yıl 10 Kasım sabahı, saat 09.05 olduğunda Türkiye’de aynı sessizlik yaşanır.
O an, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu andır.
Sirenler çalar, insanlar durur, kalpler bir anda ağırlaşır. Çünkü o dakikada bir millet, tarihinin en büyük kaybını yeniden hisseder.
1938’in o kasvetli kasım sabahında, Dolmabahçe Sarayı hüzünle doluydu. Günlerdir süren hastalığına rağmen herkesin içinde bir umut vardı. Fakat 10 Kasım sabahı, saat tam 09.05’te, o büyük kalp durdu.
Bir lider sustu ama bir milletin sesi oldu.
Atatürk yalnızca bir devlet adamı değildi.
O, karanlıktan aydınlığa uzanan bir yolun öncüsüydü.
Cumhuriyet’i, bilimi, özgürlüğü ve eşitliği bizlere miras bıraktı.
Ve o miras, her neslin kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Sabahın ilk ışıkları perde aralığından içeri süzülürken Paşa, son kez gözlerini araladı.
Zorlukla fısıldadığı tek kelimeydi:
“Milletim…”
Dakikalar sonra, saat 09.05’te, derin bir sessizlik çöktü odaya.
Yaver titreyen elleriyle küçük not defterini açtı ve yazdı:
“10 Kasım 1938, saat 09.05 – Ulu Önder ebediyete intikal etti.”
Dolaptan Atatürk’ün en sevdiği lacivert takımını çıkardı.
Yavaşça yatağın üzerine serdi.
Fısıldadı:
“Paşam, yine en şık halinizle milletinizin karşısına çıkacaksınız.”
O sabah İstanbul ağladı.
Boğaz’ın suları bile durgundu.
Çünkü o gün, bir ulusun kalbi sustu.
Onun fikirleri hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır,
fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
— Mustafa Kemal Atatürk
Bugün 10 Kasım.
Bir milletin kalbinde aynı sızı, aynı gurur…
Atamızı saygı, sevgi ve sonsuz minnetle anıyoruz.
O an, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu andır.
Sirenler çalar, insanlar durur, kalpler bir anda ağırlaşır. Çünkü o dakikada bir millet, tarihinin en büyük kaybını yeniden hisseder.
1938’in o kasvetli kasım sabahında, Dolmabahçe Sarayı hüzünle doluydu. Günlerdir süren hastalığına rağmen herkesin içinde bir umut vardı. Fakat 10 Kasım sabahı, saat tam 09.05’te, o büyük kalp durdu.
Bir lider sustu ama bir milletin sesi oldu.
Atatürk yalnızca bir devlet adamı değildi.
O, karanlıktan aydınlığa uzanan bir yolun öncüsüydü.
Cumhuriyet’i, bilimi, özgürlüğü ve eşitliği bizlere miras bıraktı.
Ve o miras, her neslin kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Dolmabahçe’de Son Sabah
Atatürk’ün yaverlerinden biri, o gece sabaha kadar başucundaydı.Sabahın ilk ışıkları perde aralığından içeri süzülürken Paşa, son kez gözlerini araladı.
Zorlukla fısıldadığı tek kelimeydi:
“Milletim…”
Dakikalar sonra, saat 09.05’te, derin bir sessizlik çöktü odaya.
Yaver titreyen elleriyle küçük not defterini açtı ve yazdı:
“10 Kasım 1938, saat 09.05 – Ulu Önder ebediyete intikal etti.”
Dolaptan Atatürk’ün en sevdiği lacivert takımını çıkardı.
Yavaşça yatağın üzerine serdi.
Fısıldadı:
“Paşam, yine en şık halinizle milletinizin karşısına çıkacaksınız.”
O sabah İstanbul ağladı.
Boğaz’ın suları bile durgundu.
Çünkü o gün, bir ulusun kalbi sustu.
Minnetle, Özlemle
Atatürk aramızda değil belki ama her 10 Kasım’da, saat 09.05’te duran zaman bize bir şeyi hatırlatır:Onun fikirleri hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır,
fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
— Mustafa Kemal Atatürk
Bugün 10 Kasım.
Bir milletin kalbinde aynı sızı, aynı gurur…
Atamızı saygı, sevgi ve sonsuz minnetle anıyoruz.
