Hoşgeldin Misafir

Abdullah Mollaoğlu

CyberHawk

CyberHawk

WebMaster
Adana
12 Ara 2018
16,070 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
İzmir’de görev yapan Emniyet Amiri Abdullah Mollaoğlu, başkomiser rütbesiyle üç yıl görev yaptığı Diyarbakır’da geçen günlerini, şehre ait izlenimlerini, karşılaştığı olayları, bölge insanını, şehrin tarihini ve kültürünü “Diyarbakır Tutanağı” adı altında kitaplaştırdı.
Mollaoğlu, Diyarbakır'da çok az sayıda insanın ayrılma düşüncesi içinde olduğunu, halkın genelinin Türk-Kürt kardeşliğinden yana olduğunu vurguladı. Mollaoğlu, kitabında, şehit olan efsane Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve Diyarbakır halkının ona olan vefasından da bahsediyor.

İzmir’de Asayiş Şubesi’nde Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amiri olarak çalışan Abdullah Mollaoğlu, polisliğe sevdalı olduğu kadar okumaya, yazmaya da bir o kadar sevdalı. Ortaokul yıllarında başladığı okuma ve yazma tutkusunu adeta aşka dönüştüren 37 yaşındaki Mollaoğlu'nun, ilk kitabı "Merdiven Boşluğu" kısa süre önce çıkmıştı. Mollaoğlu, yazmaya ara vermeden Ötüken Yayınları'ndan çıkan ikinci kitabı "Diyarbakır Tutanağı"nı da okuyucusuyla buluşturdu. Komiser yardımcısı olarak görev yaptığı 2001 yılında Varlık dergisi tarafından düzenlenen yarışmada, öykü dalında Yaşar Nabi Nayır ödülü kazanan Mollaoğlu, bu kitabında, Bursa’dan sonra ikinci görev yeri olan, daha önce hiç gitmediği, görmediği Diyarbakır'daki günlerini, yaşadıklarını anlattı. "Diyarbakır, hayatımda hiç olmayan bir şehirdi" diyen Mollaoğlu, göreve başladığı ilk günden itibaren karşılaştığı olaylar, bölge insanı, şehrin tarihi ve kültürüyle ilgili günlük tuttuğunu halkla daha iç içe olmanın avantajını kullandığını belirtti.

“BENİ YIKA - MIN BIŞO”
Mollaoğlu, "İki yıl Diyarbakır merkezde Suriçi bölgesinde görev yaptım, bir yıl da Kulp ilçesinde kaldım. Üç yıl boyunca Diyarbakır şehri ve halkıyla ilgili izlenimlerim, Diyarbakır surlarının efsanesi, eski Diyarbakır evleri, dar sokakları, türküleri, camiler, kiliseler ve bana ilginç gelen olaylarla ilgili olarak günlüğüme notlar tuttum" dedi. Diyarbakır'da tuttuğu günlüğü İzmir'e döndüğünde kitaplaştırmaya karar veren Abdullah Mollaoğlu, 21 bölümden oluşan eserinde ilk kez Kürtçe ile nasıl tanıştığını da anlattı. Otomobilini evinin önüne park ettiğini ve uzun süre kullanmadığını söyleyen Mollaoğlu, "Aracımın camları tozlanmıştı. İşten eve döndüğümde camda 'Mın bışo' yazdığını gördüm. Ne yazdıklarını merak ediyordum. Kürtçe bilen arkadaşlara anlamını sordum, 'Beni yıka' yazdığını söylediler. Kürtçeyle ilk temasım o gün oldu" diye konuştu.

HALK KARDEŞLİKTEN YANA
Kitapta, "Pe-Ke-Ka" başlıklı bir bölüm de yer alıyor. Terör örgütü PKK'yı Türklerin "Pe-Ka-Ka", örgüte yakın kişilerin "Pe-Ke-Ke" olarak adlandırdığı kaydeden Mollaoğlu, Diyarbakırlıların ise ikisinin ortası olan "Pe-Ke-Ka" dediği tespitini yapıyor. Mollaoğlu, Diyarbakır'da çok az sayıda insanın ayrılma düşüncesi içinde olduğunu, halkın genelinin Türk-Kürt kardeşliğinden yana olduğunun altını çizdi. Mollaoğlu, kitabında, şehit olan efsane Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve Diyarbakır halkının ona olan vefasından da bahsettiğini, "Gaffar Okkan Efsanesi" başlıklı bölümde de aradan yıllar geçmesine karşın kentte Okkan'ın fotoğraflarının asıldığını, çok sayıda ailenin çocuklarına "Gaffar" ismini verdiğini anlattığı belirtti. Görev yaptığı 2006-2009 yılları arasında şehit verdiği sekiz meslektaşından da bahseden Mollaoğlu, Diyarbakır halkıyla da üç yıl boyunca çok iyi ilişkiler kurduğunu, hala görüştüğü kişiler bulunduğunu, ikinci bir şark görevi çıkarsa ilk sırada Diyarbakır'ı yazacağını söyledi.

"TEŞKİLATTA OKUYAN ÇOK, YAZAN AZ"
Emniyet teşkilatında görev yapanlar arasında okuyan kitlenin çok fazla, ancak yazanın az olduğunu kaydeden Abdullah Mollaoğlu, "Diyarbakır Tutanağı"nın bir polisin görev başındayken yazdığı ilk anı kitabı olduğunu belirtti. Polisliğin yazmak isteyen biri için çok sayıda malzeme verdiğini ifade eden Mollaoğlu, "Toplumun her kesimiyle diyalog kuruyoruz. Görüştüğümüz kişiler, hiç kimseye anlatamadıklarını bize anlatıyor. Keşke meslektaşlarım arasında yazanlar çoğalsa, hem edebiyat anlamında hem de meslektaşlara tecrübelerini aktararak yol gösterme anlamında faydası olur" şeklinde konuştu. Sokak polisliği yaptığını, bu sebeple okumaya vakit bulmakta zorlandığını da dile getiren Mollaoğlu, yoğunluktan dolayı ilk hikaye kitabının çıkmasının 10 yıl geciktiğini söyledi.