Stronger_Cracker
- 25 Tem 2022
- 6,399 Mesaj
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Herkese selamlar, bugünkü konumuz Ağ Güvenliğine Giriş? serili şekilde gideceğim demiştim bu seriden ikinci konum elimden geldiğince anlatacağım. Eleştiriye her zaman açık biri olarak her insan gibi bende hata yapabilirim. konu altından saygı çerçevesinde dile getirirseniz bilgi alış-verişi/beyin fırtınası yapabilirim. :͛)͛
Günümüz ağ ortamında yaygın tehditler?
Günümüz ağ ortamı öyle eskisi gibi masum bir yer değil, eskiden sadece tek tük virüslerle uğraşırdık ama şimdi bambaşka boyutta bir şey olmaya başladı. Fidye yazılımları, kimlik avı (phishing)vb, sistemin açıklarını kollayan sinsi yazılımlar var artık. Yani ağda öylece dururken bile aslında sürekli birilerinin radarına takılabiliyorsun ve sistemin vb ele geçebiliyor.
Hatta kendilerini internet üzerinden diğer bilgisayarlara da bulaştırıp verilerinizi, sisteminizi ciddi drecede yavaşlatır ve zarar verirler. Genelde e-postalarla, flash belleklerle ya da girdiğin web sitelernden, indirdiğiniz dosya vb aracılığıyla bulaşırlar. İllaki "Melissa" ve "CIH" gibi yazılımları duymuşsunuzdur, işte tam olarak bahsettiğim bu.
Kısacası bir kere bulaştılar mı hem bilgisayarı hem de ağı birbirine katarlar.
Worm (Solucan) nedir?
Bunlar da bir nevi "Davetsiz misafir" gibi çalışıyor. IP adreslerini rastgele tarayıp, internete bağlı olanların yerel ağında paylaşıma açık ne var ne yok bakıyorlar. Eğer açık bir dosya bulurlarsa, hiç affetmez valla sızarlar beklerler.
Aslında solucan (worm) dediğimiz terim, tam bir sızma ve durmadan çoğalan mikroplardır. İşin kötüsü virüslerin o bildiğimiz maddelere ek işletim sistemindeki veya uygulamalardaki zayıflıkları, yani o açıkları kullanıp saldırı yapabilirler. Code Red, Sasser ya da Blaster gibi yazılımlar bu şekilde yayıldı zaten.
Bir de şöyle birşey daha var bu solucanlar yayılmak için öyle bir "Taşıyıcı" programlara, sistemlere ve dosyalara ihtiyaçları yok. Sistemlerde köstebekler gibi açık arayıp/bulup senin bilgisayarının kontrolünü bile ele alabilirler.
Özet geçecek olursam bir kere sistemlere vb sızdı mı kapıyı başkalarına da açabilirler, çok sakat bir durum.
Trojan (Truva atları) nedir?
Bu mikropta "Truva atı" mantığıyla çalışıyor bulaştıkları bilgisayar ve cihazlardaki şifreleri, dosyaları veya aklına gelebilecek her türlü veriyi ele geçirmek için tasarlanmış mikroplardır. Virüslerden ayrı mantığı ise bunların derdi veriye zarar verip bozmak değil kesinlikle, bunların derdi sinsi sinsi casusluk yapmak.
Senin ruhun bile duymadan bilgisayarına sızarlar ve saldıran kişi hangi "Kapıyı" açmasını istediyse orayı açarlar. Sonra da kredi kartı numaraların, klavyede bastığın tuşların kayıtları (keyloglar) ve özel dosyaların vb gibi bilgileri teker teker eksizsiz karşı tarafa aktarırlar.
Yalnız şöyle bir durum var bu Trojanlar ancak sen o ilgili uygulamayı çalıştırdığında harekete geçiyorlar. Vaktinde ortalığı kasıp kavuran Netbus veya Subseven gibi programlar tam olarak bu işi yapıyordu mantıktı zaten ilerideki yazılarımda dile getireceğim.
Denial of Service Atakları nedir?
Bu DoS dedikleri terim ise aslında tam bir "Yol kesme" veya "Kapıyı kilitleme" operasyonu gibi düşünebilirsiniz. Temel amaçları senin sistem kaynaklarını veya internet bant genişliğini tüketmek, sistem artık cevap veremez hale getirip hizmet dışı bırakmaktır. Burada bilgi hedefleri çalmak değil, sistemi tamamen kilitleyip çalışamaz hale getirmektir.
Bu atakları da şöyle üç başlıkta özetleyebiliriz:
DoS (Denial Of Service): Bu işin en temeli paket doğrudan hedef sisteme gönderiyorlar tek bir kaynaktan, tek bir hedefe yönelik yapılan "Direkt" bir saldırı kavramıdır.
DDoS (Distributed Denial of Service): Bu biraz daha sinsilikle ulaşan "Zombi" dediğimiz ele geçirilmiş bir sürü bilgisayardan/cihazlardan tek bir hedefe aynı anda yüklenirler. Gönderilen paket sayısı eldeki zombi sayısına göre arttığı için savunması da çok zordur. Üstelik saldırıyı asıl başlatan kişiyi bulmak da samanlıkta iğne aramak gibidir diye bir söz vardı tam bu terim için söylenilmiş.
DRDoS (Distributed Reflective DoS): Bu üstekilerden de daha beter farklı olarak, saldırıyı daha da şiddetli hale getirmek için aracı ağları ve sunucuları projeksiyon gibi yansıtıp kullanırlar. Saldırıyı başka yerden geliyormuş gibi gösterip hedefe çok daha ağır bir darbe vururlar.
Yani birinde tek kişi kapını tekmeliyor, diğerinde koca bir ordu kapına dayanıyor gibi, sonuncusunda ise çevre binaları da üstüne yıkılıyor gibi düşünün.
4 çeşit temel DoS atağı var peki bunlar nedir?
1. TCP/IP uygulamasındaki kusurları istismar eden ataklar?
Kod yazılırken oluşan o açıklar üzerinden yürürüyorlar. Örnek verecek olursam Ping of Death ve Teardrop şimdi ise açıklayayım;
Ping-of-Death: Normalde ufacık olması gereken ICMP paketlerini, sistemin kaldıramayacağı kadar devasa boyutlara çıkarıp hedefe yolluyorlar sistem o dev paketle ne yapacağını şaşırırıyor bu sistem veya cihaz ya donuyor, ya çöküyor ya da kendi kendine reset atıyor.
TearDrop: Bu ise UDP paketlerini parçalara ayırıp, o parçaların sırasını bozarak hedefe gönderiyorlar. Hedef sistem o yapboz parçalarını tekrar birleştirmeye çalıştığında ortaya bozuk bir şey çıkar ve bum sistem yine çöker.
2. TCP/IP’nin Doğal İşleyişindeki Zayıflıkları Kullananlar?
Buda sistemin çalışma mantığını ona karşı silah olarak kullanıyorlar. Örneğin SYN Flood ve Land Attack şimdi ise bunu açıklayayım;
SYN Flood: TCP'nin 3 yollu handshake açığını kullanır. Kaynak (Saldıran) SYN paketlerini hedefe gönderir.(1. el sıkışma) diyebilirim. Hedef SYN paketine SYN ACK olarak cevap veriyor (2. el sıkışma) diye adlandırılıyor. Saldıran kişi gelen pakete cevap vermeden yeni bir SYN paketi yollayıp ve hedef sürekli cevap bekler konumda kalıyor.
Land Attack: Kaynak ve Hedef adresi değiştirilmiş paketlerdir. Paket içerisindeki kaynak ve hedef gönderilecek hedef adresi paket hedefe ulaştığında hedef kendi paketini sürekli cevaplayarak çökertiyor.
Anlayacağın, birinde paketi şişirip patlatıyorlar, diğerinde de sistemi kendi mantığıyla kördüğüm edip kilitliyorlar.
İntrusion Attacks ( Sızma Atakları) nedir?
Bir ağ ortamında, ağ kaynaklarına izinsiz erişim yapan kişilere veya yapmaya çalışan kişiye, sistemi kötüye kullanan o kişiler aslında saldırgan kapsamına girer bunlara genel olarak cracker veya hacker diyoruz. Eğer bu kişi/kişiler saldırısını sonuçlandırıp sisteme girmeyi başarırsa o kişileri "İntruder" olarak adlandırıyoruz. Bu sızma işleminin sonucunda ise başımıza bir sürüşeyler geliyor sistemde yetkisiz kullanımlar başlıyor, kaynaklara izinsiz erişimler olup bilgiler çalınır veya sadece sistemi/cihazları meşgul edip servis dışı kalması gibi şeyler yaşatıyorlar.
Biri kapıyı zorlayan kişiyken, diğeri artık evin içine girip çekmeceleri kurcalamaya çalışan hırsız dediğimiz kişilerdir.
SQL Injection atakları, web uygulamalarında veriler çin kullandığımız o TextBox form elemanlarının içine bazı SQL komutların yazılmasıyla olan terimdir. Web uygulamalarının aslında en zayıf bölümü bu kullanıcı girişlerinin yapıldığı ve sonucunda yetkilendirme kararının verildiği kısımdır burdan sızan komutlarla veri tabanında hiç istenmeyen işlemlerin yapılması döz koonusudur. Saldırgan, sanki sistemin kendi komutuymuş gibi oraya bir kod yazıp veri tabanına doğrudan ulaşabiliyor. O kutucuğa sadece isim-soyisim yazılmış diyelim ama biri oraya veri tabanını ele geçirecek komutlar yazıyor ve böylelikle ataklar oluşuyor.
Bugünkü konumuz bu kadardı bu konuyu da ikinci seri olarak foruma aktardır üçünçü seriyi bekleyiniz. Okuyan herkese teşekkür ederim. Bir başka konuda görüşmek üzere saygıyla ve sevgiyle kalın....
Günümüz ağ ortamında yaygın tehditler?
Günümüz ağ ortamı öyle eskisi gibi masum bir yer değil, eskiden sadece tek tük virüslerle uğraşırdık ama şimdi bambaşka boyutta bir şey olmaya başladı. Fidye yazılımları, kimlik avı (phishing)vb, sistemin açıklarını kollayan sinsi yazılımlar var artık. Yani ağda öylece dururken bile aslında sürekli birilerinin radarına takılabiliyorsun ve sistemin vb ele geçebiliyor.
Peki nedir bu virüsler?
Bunlar Belleğe/Cihazlara yerleştiği zaman çalışan programlara ve sistemlerinize sinsice sızıp ekleyen ve durmadan çoğalan o meşhur zararlı mikroplar diyebilirim. Virüs dediğimiz bu mikroplar bilgisayarın çalışmasını engellemek, içindeki verileri bozup silmek gibi ve tamamen herşeyi ortadan kaldırmak için tasarlanmış yazılımlardır.Hatta kendilerini internet üzerinden diğer bilgisayarlara da bulaştırıp verilerinizi, sisteminizi ciddi drecede yavaşlatır ve zarar verirler. Genelde e-postalarla, flash belleklerle ya da girdiğin web sitelernden, indirdiğiniz dosya vb aracılığıyla bulaşırlar. İllaki "Melissa" ve "CIH" gibi yazılımları duymuşsunuzdur, işte tam olarak bahsettiğim bu.
Kısacası bir kere bulaştılar mı hem bilgisayarı hem de ağı birbirine katarlar.
Worm (Solucan) nedir?
Bunlar da bir nevi "Davetsiz misafir" gibi çalışıyor. IP adreslerini rastgele tarayıp, internete bağlı olanların yerel ağında paylaşıma açık ne var ne yok bakıyorlar. Eğer açık bir dosya bulurlarsa, hiç affetmez valla sızarlar beklerler.
Aslında solucan (worm) dediğimiz terim, tam bir sızma ve durmadan çoğalan mikroplardır. İşin kötüsü virüslerin o bildiğimiz maddelere ek işletim sistemindeki veya uygulamalardaki zayıflıkları, yani o açıkları kullanıp saldırı yapabilirler. Code Red, Sasser ya da Blaster gibi yazılımlar bu şekilde yayıldı zaten.
Bir de şöyle birşey daha var bu solucanlar yayılmak için öyle bir "Taşıyıcı" programlara, sistemlere ve dosyalara ihtiyaçları yok. Sistemlerde köstebekler gibi açık arayıp/bulup senin bilgisayarının kontrolünü bile ele alabilirler.
Özet geçecek olursam bir kere sistemlere vb sızdı mı kapıyı başkalarına da açabilirler, çok sakat bir durum.
Trojan (Truva atları) nedir?
Bu mikropta "Truva atı" mantığıyla çalışıyor bulaştıkları bilgisayar ve cihazlardaki şifreleri, dosyaları veya aklına gelebilecek her türlü veriyi ele geçirmek için tasarlanmış mikroplardır. Virüslerden ayrı mantığı ise bunların derdi veriye zarar verip bozmak değil kesinlikle, bunların derdi sinsi sinsi casusluk yapmak.
Senin ruhun bile duymadan bilgisayarına sızarlar ve saldıran kişi hangi "Kapıyı" açmasını istediyse orayı açarlar. Sonra da kredi kartı numaraların, klavyede bastığın tuşların kayıtları (keyloglar) ve özel dosyaların vb gibi bilgileri teker teker eksizsiz karşı tarafa aktarırlar.
Yalnız şöyle bir durum var bu Trojanlar ancak sen o ilgili uygulamayı çalıştırdığında harekete geçiyorlar. Vaktinde ortalığı kasıp kavuran Netbus veya Subseven gibi programlar tam olarak bu işi yapıyordu mantıktı zaten ilerideki yazılarımda dile getireceğim.
Denial of Service Atakları nedir?
Bu DoS dedikleri terim ise aslında tam bir "Yol kesme" veya "Kapıyı kilitleme" operasyonu gibi düşünebilirsiniz. Temel amaçları senin sistem kaynaklarını veya internet bant genişliğini tüketmek, sistem artık cevap veremez hale getirip hizmet dışı bırakmaktır. Burada bilgi hedefleri çalmak değil, sistemi tamamen kilitleyip çalışamaz hale getirmektir.
Bu atakları da şöyle üç başlıkta özetleyebiliriz:
DoS (Denial Of Service): Bu işin en temeli paket doğrudan hedef sisteme gönderiyorlar tek bir kaynaktan, tek bir hedefe yönelik yapılan "Direkt" bir saldırı kavramıdır.
DDoS (Distributed Denial of Service): Bu biraz daha sinsilikle ulaşan "Zombi" dediğimiz ele geçirilmiş bir sürü bilgisayardan/cihazlardan tek bir hedefe aynı anda yüklenirler. Gönderilen paket sayısı eldeki zombi sayısına göre arttığı için savunması da çok zordur. Üstelik saldırıyı asıl başlatan kişiyi bulmak da samanlıkta iğne aramak gibidir diye bir söz vardı tam bu terim için söylenilmiş.
DRDoS (Distributed Reflective DoS): Bu üstekilerden de daha beter farklı olarak, saldırıyı daha da şiddetli hale getirmek için aracı ağları ve sunucuları projeksiyon gibi yansıtıp kullanırlar. Saldırıyı başka yerden geliyormuş gibi gösterip hedefe çok daha ağır bir darbe vururlar.
Yani birinde tek kişi kapını tekmeliyor, diğerinde koca bir ordu kapına dayanıyor gibi, sonuncusunda ise çevre binaları da üstüne yıkılıyor gibi düşünün.
4 çeşit temel DoS atağı var peki bunlar nedir?
1. TCP/IP uygulamasındaki kusurları istismar eden ataklar?
Kod yazılırken oluşan o açıklar üzerinden yürürüyorlar. Örnek verecek olursam Ping of Death ve Teardrop şimdi ise açıklayayım;
Ping-of-Death: Normalde ufacık olması gereken ICMP paketlerini, sistemin kaldıramayacağı kadar devasa boyutlara çıkarıp hedefe yolluyorlar sistem o dev paketle ne yapacağını şaşırırıyor bu sistem veya cihaz ya donuyor, ya çöküyor ya da kendi kendine reset atıyor.
TearDrop: Bu ise UDP paketlerini parçalara ayırıp, o parçaların sırasını bozarak hedefe gönderiyorlar. Hedef sistem o yapboz parçalarını tekrar birleştirmeye çalıştığında ortaya bozuk bir şey çıkar ve bum sistem yine çöker.
2. TCP/IP’nin Doğal İşleyişindeki Zayıflıkları Kullananlar?
Buda sistemin çalışma mantığını ona karşı silah olarak kullanıyorlar. Örneğin SYN Flood ve Land Attack şimdi ise bunu açıklayayım;
SYN Flood: TCP'nin 3 yollu handshake açığını kullanır. Kaynak (Saldıran) SYN paketlerini hedefe gönderir.(1. el sıkışma) diyebilirim. Hedef SYN paketine SYN ACK olarak cevap veriyor (2. el sıkışma) diye adlandırılıyor. Saldıran kişi gelen pakete cevap vermeden yeni bir SYN paketi yollayıp ve hedef sürekli cevap bekler konumda kalıyor.
Land Attack: Kaynak ve Hedef adresi değiştirilmiş paketlerdir. Paket içerisindeki kaynak ve hedef gönderilecek hedef adresi paket hedefe ulaştığında hedef kendi paketini sürekli cevaplayarak çökertiyor.
Anlayacağın, birinde paketi şişirip patlatıyorlar, diğerinde de sistemi kendi mantığıyla kördüğüm edip kilitliyorlar.
İntrusion Attacks ( Sızma Atakları) nedir?
Bir ağ ortamında, ağ kaynaklarına izinsiz erişim yapan kişilere veya yapmaya çalışan kişiye, sistemi kötüye kullanan o kişiler aslında saldırgan kapsamına girer bunlara genel olarak cracker veya hacker diyoruz. Eğer bu kişi/kişiler saldırısını sonuçlandırıp sisteme girmeyi başarırsa o kişileri "İntruder" olarak adlandırıyoruz. Bu sızma işleminin sonucunda ise başımıza bir sürüşeyler geliyor sistemde yetkisiz kullanımlar başlıyor, kaynaklara izinsiz erişimler olup bilgiler çalınır veya sadece sistemi/cihazları meşgul edip servis dışı kalması gibi şeyler yaşatıyorlar.
Biri kapıyı zorlayan kişiyken, diğeri artık evin içine girip çekmeceleri kurcalamaya çalışan hırsız dediğimiz kişilerdir.
SQL İnjection (SQL Atakları) nedir?
SQL Injection atakları, web uygulamalarında veriler çin kullandığımız o TextBox form elemanlarının içine bazı SQL komutların yazılmasıyla olan terimdir. Web uygulamalarının aslında en zayıf bölümü bu kullanıcı girişlerinin yapıldığı ve sonucunda yetkilendirme kararının verildiği kısımdır burdan sızan komutlarla veri tabanında hiç istenmeyen işlemlerin yapılması döz koonusudur. Saldırgan, sanki sistemin kendi komutuymuş gibi oraya bir kod yazıp veri tabanına doğrudan ulaşabiliyor. O kutucuğa sadece isim-soyisim yazılmış diyelim ama biri oraya veri tabanını ele geçirecek komutlar yazıyor ve böylelikle ataklar oluşuyor.
Bugünkü konumuz bu kadardı bu konuyu da ikinci seri olarak foruma aktardır üçünçü seriyi bekleyiniz. Okuyan herkese teşekkür ederim. Bir başka konuda görüşmek üzere saygıyla ve sevgiyle kalın....
