Stronger_Cracker
- 25 Tem 2022
- 6,399 Mesaj
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Herkese selamlar, bugünkü konumuz Ağ tabanlı anti-virüs (Network-based anti-virus) nedir? serili şekilde gideceğim demiştim bu seriden dördüncü konum elimden geldiğince anlatacağım. Eleştiriye her zaman açık biri olarak her insan gibi bende hata yapabilirim. konu altından saygı çerçevesinde dile getirirseniz bilgi alış-verişi/beyin fırtınası yapabilirim. :͛)͛
Bu merkezi koruma, yani e-posta sunucusundaki bu kontroller çok iyi bir sistemdir. Sınırdaki kontrol ne kadar iyi olursa olsun içeride de dikkatli olmak gerekiyor maalesef. Bu yüzden merkezi sistem, kişisel bilgisayarlardaki antivirüslerin bir tamamlayıcısı olduğu için onun yerine geçemezler.
Bu işlemin en büyük faydasını şöyle anlatabilirim: Virüsün daha kapıdan girerken yakalanmasını sağlayıp eğer içeriden biri farkında olmadan virüslü bir e-posta göndermeye kalkışırsa bunun diğerlerine yayılmasını engellerler. Hem içeri sızmayı hem de içeriden yayılma önlenir.
Tabii bütün bu sistemin etkin çalışması için tek bir kuralı var o da arananlar listesinin sürekli güncel tutulması gerekiyor aksi takdirde yeni çıkan bir tehlikeyi tanıyamaz ve elini kolunu sallayarak içeri girmesine izin verirler.
Aslında bu yöntem herkese açık interneti kullanırken sanki şirketinin içindeki özel ağdaymışsın gibi bir güvenlik ve gizlilik hissi yaratmaya çalışır ve o verdiğim herkese açık otoyol örneğinde dediğim gibi kendi özel ve korunaklı şeridinde gitmek gibidir. Özetle internet üzerinden şifreli bir haberleşme biçimidir.
Şirket ağının sınırında o tarafsız bölge dediğimiz DMZ'de, bu iş için özel olarak ayarlanmış bir cihaz var bu cihaz bir VPN özellikli yönlendirici, bir güvenlik duvarı ya da özel bir sunucu olarak kullanabiliyoruz.
Tabii üreticiler de bu durumun farkında olduğu için her şirketin devasa IT orduları kuramayacağını biliyorlar işte bu yüzden hem donanım hem de yazılım tarafında hem fiyatı makul hem de kurulumu ve yönetimi daha kolay yazılımlar geliştirip piyasaya sürüyorlar bunların amaçları ise bu kritik güvenlik katmanını daha fazla işletme için ulaşılabilir kılmaktır.
Gelelim VPN'e çok sağlam bir şifreleme ağı kullandığını söylemiştim ama bu IT ekibinin sırtına sürekli bir idari yük bindirmesi gibi birşeydir. Kimin hangi şifreyi kullanacağını kiminde hangi kullanıcı grubuna dahil olacağını sürekli yönetmek, güncellemek ve takip etmek zorundadır ve buda döngü şeklinde hiç bitmeyen bir iştir. Dahası var VPN'in sizi virüs bulaşmış bir cihazdan koruyamayacağını biliyoruz zaten bu yüzden VPN sadece yolu güvenli hale getiren şifreli bir tüneldir. Eğer o tüneli kullanarak kötü niyetli bir trafik veya virüslü bir dosya gönderirseniz, VPN bunu engelleyemez sadece o tehlikeli paketin hedefe güvenle ulaşmasını sağlar.
Son olarak, o sınır bölgesi dediğimiz DMZ'de ne tür cihazlar bulundurulduğuda da çok önemlidir. Bu seçim, doğrudan içeride ne kadar değerli bir iş yaptığınızla alakalıdır. Yaptığınız işin önemi ve kritikliği ne kadar yüksekse, standart çevre güvenliğinin ötesine geçip çok daha sıkı güvenlik önlemleri, politikalar ve daha güçlü cihazlar kullanmanız gerekebilir.
Ve acı gerçek şu ki günümüzdeki ağların çoğu, dışı sert ama içi yumuşak serttir diye bilirim neden dersen dışarıya karşı bir güvenlik duvarı koymuşlar ama bir saldırgan o ilk engeli bir şekilde aştığında içerisi adeta otoban gibi açıktır. Ağın içine bir kere sızdılar mı hiçbir ek engele takılmadan istedikleri sunucuya ulaşabilir, istedikleri veriyle herşeyi yapabilirler.
İnternete bağlı olan o orta ölçekli ağları, saldırganlar için inanılmaz derecede kolay ve cazip bir hedef haline getirirler çünkü bu şirketler hem çalınmaya değer verilere sahipler hem de genellikle iç ağlarını yeterince sıkı koruyacak kaynaklara veya farkındalığa sahip değillerdir.
Ağ seviyesinde güvenlik için;
a-) IDS (Saldırı tespit sistemleri)
b-) Güvenlik açığı yönetimi
c-) Ağa erişim teknolojileri
d-) Erişim kontrol ve kimlik doğrulama
gibi teknolojileri kullanılabiliyor.
Ağının güvenliğini sağlarken iki tür "gözetmen" kullanabiliriz bunların ikisi de aynı şüpheli hareketleri izler ama verdikleri tepki tamamen farklıdır.
IDS (Saldırı Tespit Sistemi): Bu, mahallenin meraklı ama müdahaleci olmayan teyzeleri gibi birşeydir. Gecenin bir yarısı birinin komşu evin kapısını zorladığını görür hemen telefonu alıp polisi arayıp vb diye uyarırama kesinlikle kendisi müdahele etmez sadece olanı tespit eder ve bildirir.
IPS (Saldırı Önleme Sistemi): Bu ise kapıda duran eğitimli güvenlik görevlisi varya tam olarak ondan bahsediyorum. Aynı şüpheli durumu fark ettiği anda sadece alarm çalmakla kalmaz aynı zamanda hırsızın üzerine atlayıp onu etkisiz hale getirip ve içeri girmesini engeller.
Her ikisi de çalışma prensibi olarak anti-virüs sistemine çok benziyor ve bilinen tüm saldırı yöntemlerinin ve hilelerinin kayıtlı olduğu bir veritabanları vardır. Gelen giden veri trafiğini ve paketleri sürekli bu veritabanıyla karşılaştırırıp bir eşleşme bulduklarında tehlike çanları çalmaya başlar.
Aradaki en temel ve ince fark şudur: Anti-virüsler, bilgisayarına inmiş olan dosyaların içine bakarak zararlı olup olmadığını anlarlar ama IDS/IPS ise, daha yoldayken, verinin kendisinden çok, o veriyi taşıyan paketlerin şüpheli hareketlerini ve niyetini incelerler.
Bugünkü konumuz bu kadardı bu konuyu da dördüncü seri olarak foruma aktardım beşinci seriyi bekleyiniz. Okuyan herkese teşekkür ederim. Bir başka konuda görüşmek üzere saygıyla ve sevgiyle kalın....
Ağ tabanlı anti-virüs (Network-based anti-virus) nedir?
Şimdi bu ağ tabanlı antivirüs olayını bir ülkenin gümrük kapısı gibi düşünürsek kontrol noktası yani DMZ dediğimiz kavram ülkenin tam ortasındaki sınır gibidir ne içeride ne de dışarıdadır. Burada görevli olan ağ tabanlı anti-virüs yazılımları ülkeye giren ve ülkeden çıkan herşeyi inceler ya e-posta vb gibi içinde zararlı bir şey var mı yok mu ona bakarlar. Bilinen tüm tehlikeli maddelerin ve aranan kişilerin olduğu bir virüs profilleri veritabanı vardır. Gelen paketin içeriğini bu listeyle karşılaştırırlar ve eğer diyelim ki bir e-postanın içinde şüpheli veya kesin olarak zararlı bir şey bulursa, o postayı asla adrese teslim etmezler onu hemen karantinaya alıp kilitlerler sonra da hem paketin geleceği kişiye yani alıcıya hem de güvenlik müdürüne bilgi verirler. Bu şekilde, virüslü e-posta trafiğini daha en başından kesmiş oluyorlar.Bu merkezi koruma, yani e-posta sunucusundaki bu kontroller çok iyi bir sistemdir. Sınırdaki kontrol ne kadar iyi olursa olsun içeride de dikkatli olmak gerekiyor maalesef. Bu yüzden merkezi sistem, kişisel bilgisayarlardaki antivirüslerin bir tamamlayıcısı olduğu için onun yerine geçemezler.
Bu işlemin en büyük faydasını şöyle anlatabilirim: Virüsün daha kapıdan girerken yakalanmasını sağlayıp eğer içeriden biri farkında olmadan virüslü bir e-posta göndermeye kalkışırsa bunun diğerlerine yayılmasını engellerler. Hem içeri sızmayı hem de içeriden yayılma önlenir.
Tabii bütün bu sistemin etkin çalışması için tek bir kuralı var o da arananlar listesinin sürekli güncel tutulması gerekiyor aksi takdirde yeni çıkan bir tehlikeyi tanıyamaz ve elini kolunu sallayarak içeri girmesine izin verirler.
Özel Sanal Ağ//Virtual private network (VPN) nedir?
VPN, yani Sanal Özel Ağ, en basit haliyle internet üzerinde kendinize özel kullanabileceğimiz gizli bir ağ'dır. İnternet, herkesin kullandığı kalabalık bir otoyol gibidir. VPN ise, bu otoyolun içinde sadece senin kullanabildiğin ve dışarıdan kimsenin içine bakamadığı camları filmli özel bir tünel gibi düşünün. Sen o tünelin bir ucundan girersin diğer ucuna hedef ağa güvenle ulaşırsın. Bu tünelin duvarları kırılması çok zordur çünkü yüksek seviyeli bir şifreleme kuruludur.Aslında bu yöntem herkese açık interneti kullanırken sanki şirketinin içindeki özel ağdaymışsın gibi bir güvenlik ve gizlilik hissi yaratmaya çalışır ve o verdiğim herkese açık otoyol örneğinde dediğim gibi kendi özel ve korunaklı şeridinde gitmek gibidir. Özetle internet üzerinden şifreli bir haberleşme biçimidir.
Şirket ağının sınırında o tarafsız bölge dediğimiz DMZ'de, bu iş için özel olarak ayarlanmış bir cihaz var bu cihaz bir VPN özellikli yönlendirici, bir güvenlik duvarı ya da özel bir sunucu olarak kullanabiliyoruz.
Çevresel güvenlikle ilgili bazı önemli yerler?
Kullanılan ağın karmaşıklığı, çevresel güvenlik teknolojilerinin etkinliğini de etkiliyor yani birden fazla dış bağlantı durumu sonucunda büyük olasılıkla birden fazla güvenlik duvarını ve anti-virüs yazılımlarını kullanılması gerekebilir. Karmaşık mimarinin tek bir noktadan korunabilmesi için kullanılan teknolojiler vardır.Çevresel güvenliğin pozitifleri nelerdir?
Şimdi, bu bahsettiğimiz çevre güvenliği teknolojileri o firewall'lar, VPN'ler vb düzgünce kurduğunuz zaman uzun süre ve iyi bir şekilde çalışır ama burada kilit bir nokta var bununda arkasında bu işi gerçekten iyi bilen, hem teknolojiden anlayan hem de şirketin işleyişini kavrayan iyi IT profesyonellerinin olması şarttır. Onların yeteneği ve bilgisi olmadan bu sistemler tam istediğimiz sonuçlara ulaşamaz. Bu süreç aynı zamanda o profesyoneller için de bir okul gibidir bu tür sistemlerle uğraştıkça onların da tecrübesi artar ve kendilerinide iyice geliştirirler.Tabii üreticiler de bu durumun farkında olduğu için her şirketin devasa IT orduları kuramayacağını biliyorlar işte bu yüzden hem donanım hem de yazılım tarafında hem fiyatı makul hem de kurulumu ve yönetimi daha kolay yazılımlar geliştirip piyasaya sürüyorlar bunların amaçları ise bu kritik güvenlik katmanını daha fazla işletme için ulaşılabilir kılmaktır.
Çevresel güvenlik Dikkat edilecek konular?
Tabii, bu güvenlik önlemlerinin de her işe yaradığını söyleyemem maalesef kendi sınırları olduğunu bilmek lazım. Anti-virüs yazılımlarından örnek verecek olursam elindeki veritabanında kaydı olmayan bir virüsü tanıyamadığı için dolayısıyla yakalayamaz.Gelelim VPN'e çok sağlam bir şifreleme ağı kullandığını söylemiştim ama bu IT ekibinin sırtına sürekli bir idari yük bindirmesi gibi birşeydir. Kimin hangi şifreyi kullanacağını kiminde hangi kullanıcı grubuna dahil olacağını sürekli yönetmek, güncellemek ve takip etmek zorundadır ve buda döngü şeklinde hiç bitmeyen bir iştir. Dahası var VPN'in sizi virüs bulaşmış bir cihazdan koruyamayacağını biliyoruz zaten bu yüzden VPN sadece yolu güvenli hale getiren şifreli bir tüneldir. Eğer o tüneli kullanarak kötü niyetli bir trafik veya virüslü bir dosya gönderirseniz, VPN bunu engelleyemez sadece o tehlikeli paketin hedefe güvenle ulaşmasını sağlar.
Son olarak, o sınır bölgesi dediğimiz DMZ'de ne tür cihazlar bulundurulduğuda da çok önemlidir. Bu seçim, doğrudan içeride ne kadar değerli bir iş yaptığınızla alakalıdır. Yaptığınız işin önemi ve kritikliği ne kadar yüksekse, standart çevre güvenliğinin ötesine geçip çok daha sıkı güvenlik önlemleri, politikalar ve daha güçlü cihazlar kullanmanız gerekebilir.
Level2- Ağ güvenlik seviyesi?
Ağ güvenliği dediğimiz zaman tek bir ofisin LAN ile kullandığımız bilgisayarlardan bahsetmiyoruz sadece burda birbiriyle sürekli iletişim halinde olan farklı şehirlerdeki şubeleri WAN'ıda kapsayan katman katman bir yapıdan bahsediyoruz. Uzak ofislerin birbirine özel hatlarla bağlandığı o karmaşık sistemlerin hepsi bu işin içinde.Ve acı gerçek şu ki günümüzdeki ağların çoğu, dışı sert ama içi yumuşak serttir diye bilirim neden dersen dışarıya karşı bir güvenlik duvarı koymuşlar ama bir saldırgan o ilk engeli bir şekilde aştığında içerisi adeta otoban gibi açıktır. Ağın içine bir kere sızdılar mı hiçbir ek engele takılmadan istedikleri sunucuya ulaşabilir, istedikleri veriyle herşeyi yapabilirler.
İnternete bağlı olan o orta ölçekli ağları, saldırganlar için inanılmaz derecede kolay ve cazip bir hedef haline getirirler çünkü bu şirketler hem çalınmaya değer verilere sahipler hem de genellikle iç ağlarını yeterince sıkı koruyacak kaynaklara veya farkındalığa sahip değillerdir.
Ağ seviyesinde güvenlik için;
a-) IDS (Saldırı tespit sistemleri)
b-) Güvenlik açığı yönetimi
c-) Ağa erişim teknolojileri
d-) Erişim kontrol ve kimlik doğrulama
gibi teknolojileri kullanılabiliyor.
IDS-IPS’ler nedir?
Saldırı Tespit Sistemleri "Intrusion detect sysytems – IDS -STS" ve Saldırı Önleme Sistemleri "Intrusion Prevention systems- IPS-SÖS" ağınızdaki hareketli trafik analizi açısından güvenlik duvarına oranla çok daha fazla ayrıntı verir.Ağının güvenliğini sağlarken iki tür "gözetmen" kullanabiliriz bunların ikisi de aynı şüpheli hareketleri izler ama verdikleri tepki tamamen farklıdır.
IDS (Saldırı Tespit Sistemi): Bu, mahallenin meraklı ama müdahaleci olmayan teyzeleri gibi birşeydir. Gecenin bir yarısı birinin komşu evin kapısını zorladığını görür hemen telefonu alıp polisi arayıp vb diye uyarırama kesinlikle kendisi müdahele etmez sadece olanı tespit eder ve bildirir.
IPS (Saldırı Önleme Sistemi): Bu ise kapıda duran eğitimli güvenlik görevlisi varya tam olarak ondan bahsediyorum. Aynı şüpheli durumu fark ettiği anda sadece alarm çalmakla kalmaz aynı zamanda hırsızın üzerine atlayıp onu etkisiz hale getirip ve içeri girmesini engeller.
Her ikisi de çalışma prensibi olarak anti-virüs sistemine çok benziyor ve bilinen tüm saldırı yöntemlerinin ve hilelerinin kayıtlı olduğu bir veritabanları vardır. Gelen giden veri trafiğini ve paketleri sürekli bu veritabanıyla karşılaştırırıp bir eşleşme bulduklarında tehlike çanları çalmaya başlar.
Aradaki en temel ve ince fark şudur: Anti-virüsler, bilgisayarına inmiş olan dosyaların içine bakarak zararlı olup olmadığını anlarlar ama IDS/IPS ise, daha yoldayken, verinin kendisinden çok, o veriyi taşıyan paketlerin şüpheli hareketlerini ve niyetini incelerler.
Bugünkü konumuz bu kadardı bu konuyu da dördüncü seri olarak foruma aktardım beşinci seriyi bekleyiniz. Okuyan herkese teşekkür ederim. Bir başka konuda görüşmek üzere saygıyla ve sevgiyle kalın....

