Hoşgeldin Misafir

Alaattin Çakıcı Kimdir?

konitrabzon

10 Şub 2018
2 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
--

ALAATTİN ÇAKICI KİMDİR?

Alaattin ÇAKICI Kafkasya mültecisi,Türkmen kökenli bir ailenin çocuğu olarak 20.01.1953 yılında Trabzon ili Arsin ilçesi Fındıklı köyünde doğdu.
Çocuk denecek yaşta ailesiyle birlikte İstanbul ili Kağıthane ilçesi Gültepe semtine taşındı.
Alaattin ÇAKICI, Gültepe ve çevresinde dik kafalı, asi, hırçın, kavgacı, gördüğü haksızlığa anında sert tepki veren bir delikanlı olarak temayüz etti.
Gençliğinde birkaç yaralama olayından sorumlu tutuldu.Kısa süreli cezaevinde yattı.
Milliyetçi muhafazakar aile yapısına sahip oluşundan dolayı 1980 öncesi kamplaşmada babası Emin Ali ÇAKICI, kardeşi Gençağa ÇAKICI ile beraber MHP-Ülkü Ocakları saflarında yer aldı.
Bu nedenle kendisi ve ailesi Marksist militanların hedefi haline geldi.
19 Eylül 1978’de dönemin sol iktidarına bağlı Marksist güvenlik güçleriyle beraber eşzamanlı düzenlenen organize saldırıda amcasının oğlu Necati ÇAKICI şehit edildi.Kız kardeşi Gamze ÇAKICI Gültepe Harmantepe Meydanında kendilerine ait bir büfede diri diri yakılmak istendi.5 Mayıs 1980 de ise babası Ali ÇAKICI düzenlenen bir saldırıda şehit edildi.
Maruz kaldığı bu saldırılar karşısında geri adım atmadı.Mücadele azim ve kararlılığı daha da güçlendi.Marksist saldırganlığa karşı oluşan MHP-Ülkü Ocakları liderliğindeki direniş cephesinin her kademesinde aktif olarak rol aldı.
1980 Askeri Darbesi ile birlikte suçlandığı silahlı eylemler nedeniyle tutuklandı.Askeri Cezaevlerinde yattı.Aleyhinde somut delil bulunamaması nedeniyle de serbest bırakıldı.
Cezaevinden tahliye edildiği 1980 sonrası fetret döneminde gençlik yıllarında etkisi altında kaldığı kabadayılık alemine yöneldi.Belli etik prensiplere sahip oluşu geniş çevresi ve teşkilatçılığı kendisini kısa bir sürede Türkiye gündeminde kalıcı olacağı zirveye taşıdı.
Bu vadide bir yere gelmek kadar geldiği yeri korumak önemliydi.Kaçınılmaz olarak medyanın adından çokça bahsettiği kaçınılmaz kimi olaylarda da adı geçti.
Gücünün zirvesinde ve sahasında bir numara olduğu dönemde devletin ilgisini çekti.Milliyetçi vatansever bu yolda ağır bedeller ödemiş uyuşturucu kadın ticareti gibi toplumu çürüten işlere karşı birine duyarsız kalmadılar.
O yıllar Ermeni terör örgütü Asala’nın, Marksist ve ayrılıkçı terör örgütlerinin Türkiye’ye yönelik eylemlerini tırmandırdığı dönemlerdi.Devlet mevcut hukuk düzeninde bu tür yıkıcı ve bölücü örgütlerle etkin caydırıcı mücadele edemiyordu.Güç durumda kalan devlet tırmanan terörü etkisiz kılmak ve ortadan kaldırmak için teröristlere anladığı dilden cevap vermek demek olan bir anlayışı benimsedi.Bu anlayış gereği teröre teröristlerin kullandığı yöntemlerle cevap verilecekti.
Bu özel harp yönteminin handikapı vardı.Türkiye İsrail gibi güçlü hamilere sahip değildi.Terörist devlet olarak suçlanabilir mahkum edilebilirdi.Dolayısıyla bu yöntem resmi devlet görevlilerince uygulanamazdı.Devletin kontrolünde ama devletle bağı ispatlanamayacak kişiler en doğru çözüm olarak kabul edildi.
Teklif Alaattin ÇAKICI’ya iletildiğinde Alaattin ÇAKICI bu teklifi tereddütsüz koşulsuz gözü kapalı olarak kabul etti.
Kontr-terör dış ve iç operasyonlar birimi kapsamında özel askeri eğitime tabi tutuldu.Eğitim sonrası tim komutanı olarak görevlendirildi.Kendisine Atilla kod ismi verildi ve yurtdışı seyahatleri için kırmızı pasaport temin edildi.
Bu yetkilendirme ile Türkiye, Balkanlar, Avrupa, Amerika, Kafkasya, Ortadoğu, Uzakdoğu faaliyet yürüttüğü eylem alanları oldu.
Alaattin ÇAKICI bu gizli ve tehlikeli görevleri ifa ederken Türkiye gündeminden de kopmadı.
Nüfuz ve konumunu istismar eden Başbakanların, bakanların, bürokratların kara kirli paracı hayali ihracatçı sözümona işadamlarının da korkulu rüyası oldu.Son durumdan dolayı şimşekleri üzerine çekti.İnterpol aracılığıyla kırmızı bültenle her yerde aranmaya başlandı.
18 Ağustos 1998’de Fransa’nın Nice kentinde Negresco otelinde Türk ve Fransız polisinin ortak operasyonu ile yakalandı.Fransa’da tutuklandı.
İdam cezasını gerektiren suçlardan itham edilmesi nedeniyle Fransız yasalarına göre Türkiye’ye iadesi mümkün değildi.Yargılanmasına Fransız Mahkemesinde başlandı.
Kapatıldığı Fransız Cezaevinde önceleri özellikli VIP mahkum olarak görüldü, ayrıcalıklı statü verildi.Ancak Fransız istihbarat teşkilatı DGSE elemanları tarafından kendisine yapılan örtülü operasyonlarla ilgili itiraf ve Türkiye’nin Kürtlere soykırım uyguladığını açıklaması karşılığında serbest kalacağı teklifini reddetmesi üzerine hapishane koşulları ağırlaştırıldı.Hergün psikolojik ve fiziki işkenceye maruz bırakıldı.Bu durumu avukatı Can Doğancan aracılığıyla Fransız mahkeme ve basınında protesto etti.Daha sonra koşulsuz Türkiye’ye iadesini talep etti.Kısa bir süre sonra da Türkiye’ye idam gerektiren suçlardan yargılanmamak üzere koşullu iade edildi.
Türkiye’de tutuklandı ve cezaevine konuldu.Uzun bir yargılamadan sonra 29.11.2002 yılında serbest bırakıldı.
Türkiye’de idam cezasının kaldırılması,yeniden yargılanmasını gündeme getirdi.Bunun üzerine yurt dışına çıktı.19 Temmuz 2004 yılında Avusturya’nın Graz kentinde yakalanarak Türkiye’ye tekrar iade edildi.
Her hal ve şartta yasaların,kanunların sanığın lehine uygulanması gerektiği kanunlaşmış,yerleşmiş içtihatlara rağmen kanunlar aleyhine uygulandı.Ağır cezalarla tecziye edildi.
Hüküm sonrası düzenlenen müddetname (yatacağı süre) de kasten aleyhine olan kanunlar dikkate alınarak yanlış hesaplandı.7 yıl daha uzun yatması sağlandı.Yapılan tüm itirazlar incelenmeden reddedildi.
Kendisine Adalet Bakanlığı tarafından yapılan pazarlık ve uzlaşma tekliflerini kabul etmedi
Dost ve arkadaşlarının kendisi için düzenledikleri özgürlük kampanyalarını “Ben zalimlerden ve Yezid’den af dilenmem!” diyerek engelledi.
Devleti idare edenlerin aleyhine açtırmış olduğu davalardan da ayrıca yargılanmaktadır.
Siyasi iktidar için tehdit olarak görülmekte ve halen hükümlü olarak Tekirdağ F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yatmaktadır.