Hoşgeldin Misafir

Aşı ve Tedavi Karşıtlığı: İslami Perspektiften Bir Zulüm Analizi

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Modern tıbbın insanlığa sunduğu en büyük armağanlardan biri, bulaşıcı hastalıklara karşı geliştirilen aşılar ve bilimsel tedavi yöntemleridir. Çiçek hastalığının yeryüzünden silinmesi, polionun büyük ölçüde kontrol altına alınması, kızamık ve difterinin ölüm oranlarının dramatik biçimde düşürülmesi, bu bilimsel mirasın somut göstergeleridir. Ne var ki sosyal medyanın toplumsal bilince egemen olduğu günümüzde, bu birikime karşı sistemli bir direniş örgütlenmektedir. Yüzyıllık araştırmaların ürünü olan tıbbi bilgi, internette dolaşan birkaç dakikalık videoyla yerinden edilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye'de bu tablonun özellikle çarpıcı bir boyutu yaşanmaktadır. Ali Osman Önder, Hayri Gözlükgiller ve sahte polis kimliğiyle faaliyet yürüttüğü ileri sürülen Bahtiyar Pehlivan gibi isimler, halkın sağlık okuryazarlığındaki açıklardan istifade ederek aşı karşıtı söylemleri toplumun geniş kesimlerine yaymaktadır. Bu kişilerin faaliyetleri sonucunda aileler çocuklarına aşı yaptırmaktan kaçınmakta, toplumsal bağışıklık zedelenmekte ve önlenebilir hastalıkların yeniden yaygınlaşması için zemin hazırlanmaktadır. Bu durumun hem tıbbi hem hukuki hem de dini ve ahlaki boyutları
Birinci Boyut: Bedene Emanet ve Kendine Karşı Zulüm
İslam'ın insan anlayışının merkezinde emanet kavramı yer alır. İnsan, kendi bedeninin mutlak ve sınırsız sahibi değildir; Allah'ın ona verdiği bu bedeni korumak ve kollamakla yükümlüdür. Kur'an-ı Kerim bu ilkeyi son derece açık bir dille ifade eder: "Kendinizi öldürmeyin, şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir." (Nisa, 4/29) Bu ayetin kapsamı yalnızca intiharla sınırlı kalmayıp kişinin kendi sağlığını tehlikeye atacak her türlü davranışı bu yasak çerçevesindedir.
"Zaruret" ve "ihtiyat" kavramları da bu meseleyle doğrudan ilişkilidir. Hastalıktan korunma imkânı varken bu imkânı kullanmamak kişinin kendi canına karşı sorumsuzluktur. İslam dininde hayatı koruma ilkesi, sadece mevcut tehlikeleri bertaraf etmeyi değil, gelecekteki tehlikeleri önlemeyi de kapsar. Bu çerçevede bakıldığında, bilimsel olarak etkinliği ve güvenliliği kanıtlanmış bir aşıyı ya da tedaviyi bilinçli olarak reddetmek, bu temel ilkenin ihlalidir.
Aşı karşıtlarının sıklıkla başvurduğu "doğal bağışıklık" argümanı da bu perspektiften sorunludur. Hastalığa yakalanarak bağışıklık kazanmayı, aşıyla bağışıklık kazanmaya tercih etmek, gereksiz bir riski göze almak demektir. Ciddi komplikasyon, kalıcı hasar veya ölüm ihtimali taşıyan bir hastalığa kasıtlı olarak maruz kalmak ya da bu maruziyete zemin hazırlamak, emanet anlayışıyla bağdaşmaz. İslam düşünürleri, aklın ve tıbbın sunduğu koruyucu imkânları kullanmayı tevekkülün gereği olarak görmüştür. Tevekkül, önlem almayı terk etmek değil, önlemi aldıktan sonra sonucu Allah'a bırakmaktır.
İkinci Boyut: Zulme Meyletme Yasağı ve Dezenformasyon Sorumluluğu
Kur'an, zulüm karşısındaki tarafsızlığı bile bir suç olarak tanımlar: "Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size ateş dokunur." (Hud, 11/113) Bu ayet, aktif bir zulüm yapmayı değil, zalime yönelmeyi, onun söylemini benimsemeyi ve yaymayı yasaklamaktadır. Dolayısıyla, aşı karşıtı dezenformasyonu sosyal medyada paylaşan, bu söylemleri destekleyen ya da çevresindeki insanları aşıdan caydıran her birey, bu ayetin kapsamına girmektedir.
Ali Osman Önder ve benzeri isimlerin faaliyetleri bu çerçevede değerlendirildiğinde, tablonun ne denli ağır olduğu görülmektedir. Tıbbi eğitimi bulunmayan, bilimsel araştırma yapmamış, ancak karizmatik bir üslup ve komplo teorilerinin duygusal çekiciliğinden yararlanan bu kişiler, kitlelere ulaşan yanlış bilgiler yaymaktadır. Peki bu söylemleri paylaşan, beğenen, arkadaşlarına ileten sıradan bir sosyal medya kullanıcısı ne kadar sorumludur? İslami perspektiften cevap nettir: Yanlış bir bilginin yayılmasına aracılık etmek, o bilginin zararından pay almak demektir.
Kur'an bu konuda da açık bir ilke koyar: "Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme!" (İsra, 17/36) Tıp konusunda uzman olmayan bir kişinin, izlediği birkaç videoya dayanarak aşıların zararlı olduğuna dair kesin hüküm vermesi ve bunu başkalarına aktarması, bu ilkenin açık ihlalidir. Yanlış bilgi yayan kişi, sonuçların sorumluluğundan kurtulamaz. Bir çocuğun aşısız kalmasına, bir bebeğin önlenebilir bir hastalıktan ölmesine uzaktan da olsa katkıda bulunmak, ciddi bir ahlaki ağırlık taşır.
Üçüncü Boyut: Şeytanın Adımları ve Toplumsal Kaos
"Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse şüphesiz o, hayasızlığı ve kötülüğü emreder." (Nur, 24/21) Bu ayetin işaret ettiği tehlike, yalnızca bireysel ahlaki sapmayı değil, toplumsal bozulmayı da kapsamaktadır. Şeytan, insanları doğrudan kötülüğe davet etmez; önce şüphe eker, sonra güveni zedeler, ardından toplumsal bağları çözer.
Günümüzde aşı karşıtı söylemler tam da bu şablona uymaktadır. "Aşıların içinde mikroçip var", "aşılar otizme neden oluyor", "ilaç şirketleri hastalık üretiyor" gibi iddialar, bilimsel temelden tamamen yoksundur. Bu iddiaların tamamı, bağımsız araştırmacılar ve uluslararası sağlık otoriteleri tarafından defalarca çürütülmüştür. Otizm iddiasını ortaya atan Andrew Wakefield'ın araştırmasının sahte olduğu ortaya çıkmış, kendisi tıp lisansını kaybetmiştir. Ne var ki bu çürütmeler, milyonlarca paylaşım almış komplo teorilerinin önüne geçememiştir.
Bu söylemlerin yayılması şu somut sonuçları doğurmaktadır: Sağlık kurumlarına duyulan güven erimekte, ailelerin koruyucu sağlık hizmetlerine erişimi güçleşmekte, kızamık, boğmaca ve difteri gibi onlarca yıl önce kontrol altına alınan hastalıklar yeniden salgın oluşturmakta, sağlık sisteminin üzerindeki yük artmaktadır. Kur'an'daki fitne kavramı, toplumda huzursuzluk ve kaos oluşturmayı kapsar. Aşı karşıtlığı söylemleri bu tanıma birebir uymaktadır: Bilimsel konsensüsü hedef alan karalama kampanyaları, kurumsal güvene yönelik sistematik saldırılar ve insanlar arasında kutuplaşma oluşturan ideolojik bir çerçeve.
Dördüncü Boyut: Toplumsal Bağışıklık ve Zayıf Halkayı Koruma Sorumluluğu
Bulaşıcı hastalıklara karşı toplumsal bağışıklık, bireysel bir biyolojik mesele değil, toplumsal bir dayanışma meselesidir. Toplumun belirli bir oranı (hastalığa göre değişmekle birlikte genellikle yüzde doksanın üzeri) aşılandığında, hastalık yayılamaz hale gelir. Bu koruma şemsiyesi, özellikle şu gruplar için hayati önem taşır: henüz aşı çağına gelmemiş yeni doğan bebekler, kanser tedavisi veya organ nakli nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, genetik hastalıkları ya da ciddi alerjileri nedeniyle aşı olamayan bireyler ve yaşlılar.
Bu insanların ortak özelliği, kendilerini koruma imkânından yoksun olmalarıdır. Toplumsal bağışıklık bu sebeple, gücü olanların güçsüzleri korumasının bilimsel mekanizmasıdır. İslam'ın sosyal adalet anlayışı da tam olarak bu ilkeyi merkeze alır. "Şüphesiz mü'minler kardeştirler." (Hucurat, 49/10) ayeti, soyut bir kardeşlik duygusunun ötesinde somut bir sorumluluk yükler. Kardeşini korumak, onun canını tehlikeye atmaktan kaçınmak, onun savunmasızlığını gözetmek bu kardeşliğin gereğidir.
Aşı olmayı reddeden ya da başkalarını bu yönde yönlendiren bir kişi, bağışıklığı olmayan bebeği tehlikeye atmaktadır. Kemoterapi gören komşusunu savunmasız bırakmaktadır. Diyabetik yaşlı ebeveynini ölümcül bir riske sokabilmektedir. Bu sonuçları bilinçli olarak istemiyor olması, bunları öngöremeyen ya da önemsemeyen bir tutum sergilemesinin önünde durmaz. İslam hukukunun meşhur kaidesi olan "Zarar vermek ve zarara karşılık zarar vermek yoktur" (lâ darar ve lâ dırâr) ilkesi, bu durumu doğrudan kapsamaktadır. Eyleminin sonucu başkasına zarar verme potansiyeli taşıyorsa, bu eylem artık saf bir bireysel tercih olarak değerlendirilemez.
Beşinci Boyut: İslam Medeniyetinde Bilim ve Din Uyumu
Aşı karşıtlarının bir kısmı tutumlarını dini bir gerekçeyle meşrulaştırmaya çalışmaktadır. "Allah hastalık verir Allah iyileştirir, beşerin yaptığı ilaçlara gerek yok" gibi bir söylem, görünürde dini bir hassasiyeti yansıtıyor gibi görünse de hem İslam düşünce tarihiyle hem de Kur'an'ın akla verdiği değerle çelişmektedir.
İslam medeniyetinin bilimsel mirası bu tutumu çürütmek için yeterlidir. İbn Sina, on birinci yüzyılda kaleme aldığı el-Kanun fi't-Tıbb adlı eserinde hastalıkların teşhis ve tedavisini sistematik biçimde ele almış, bu eser yüzyıllarca Avrupa tıp fakültelerinin temel ders kitabı olmuştur. Razi, bulaşıcı hastalıkların yayılma mekanizmalarını araştırmış ve karantina uygulamalarının öncülüğünü yapmıştır. İbn Nefis, kan dolaşımını keşfetmiş, modern fizyolojinin temellerini atmıştır. Bu âlimlerin tamamı, aynı zamanda derin bir dini inanca sahiptir; ancak hiçbiri bilimsel araştırmayı dine aykırı görmemiştir. Aksine, evrendeki nizamı keşfetmeyi Allah'ın yaratışını anlamanın bir yolu olarak değerlendirmişlerdir.
Kur'an'ın bilgiye ve akla verdiği önem bu medeniyetin temel dinamiğidir. "Düşünmez misiniz?", "Akletmez misiniz?" gibi sorular, Kur'an'da onlarca kez tekrar edilir. Gözlem, araştırma ve akıl yürütme, İslam'ın insana yüklediği bilişsel sorumluluklardır. Modern tıbbın aşı bilimini bu sorumluluğun bir ürünü olarak görmek, hem akla hem de bu dine daha sadık bir tutum olacaktır.
Altıncı Boyut: Hukuki Sorumluluk ve Toplumsal Önlem Zorunluluğu
Meselenin dini ve ahlaki boyutlarının yanında hukuki bir boyutu da bulunmaktadır. Ali Osman Önder, Hayri Gözlükgiller ve Bahtiyar Pehlivan gibi isimlerin faaliyetleri değerlendirildiğinde, bu kişilerin tıbbi eğitimden yoksun olmalarına rağmen sağlık alanında bağlayıcı tavsiyelerde bulunduğu, geniş kitleleri aşı olmaktan caydırdığı ve bu faaliyetleri çoğu zaman ticari kazanç sağlamak amacıyla yürüttüğü görülmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri çerçevesinde bu eylemler, halkı yanıltma, sağlığı tehlikeye atma ve haksız kazanç sağlama gibi suç kategorileri altında değerlendirilebilir.
İslami perspektiften bakıldığında da bu kişilerin faaliyetleri için bir hafifletici gerekçe bulmak mümkün değildir. Bilgisizliği araçsallaştırmak, insanların sağlık konusundaki kaygılarını manipüle etmek, ticari çıkar uğruna dezenformasyon üretmek ve yaymak, hem bireysel hem toplumsal düzeyde ağır bir zulümdür. Bu zulmün mağdurları, aşısız kalan çocuklar, annelerinden geçen bağışıklık yetersizliği nedeniyle hastalığa karşı savunmasız kalan bebekler ve bağışıklık sistemi zayıf olan hasta bireylerdir. Bu mağduriyetlerin sorumluluğu, söz konusu kişilerle birlikte onların söylemlerini benimseyip yayan herkese aittir.
Toplumun bu tehdide karşı alması gereken önlemler çok boyutludur. Bireyler düzeyinde, sosyal medyada karşılaşılan sağlık iddialarını eleştirel bir gözle değerlendirmek, uzman olmayan kişilerin tıbbi tavsiyelerine itibar etmemek ve çocuklarını aşı takviminden ödün vermeksizin aşılatmak temel sorumluluktur. Kurumlar düzeyinde ise sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik kapsamlı eğitim programları, dezenformasyona karşı hızlı ve erişilebilir bilgi mekanizmaları ve bilimsel olarak yanlış bilgi yayanlara yönelik etkin yasal yaptırımlar zorunludur.
Vicdan, Sorumluluk ve Adaletin Kesişim Noktası
Aşı ve tedavi karşıtlığı, yüzeysel bir bakışta masum bir soru işaretinden ibaret gibi görünebilir. Ancak bu meselenin arka planı incelendiğinde, son derece ağır toplumsal, dini ve insani sonuçları olan bir tutumla karşılaşılmaktadır. İslami düşüncenin temel prensipleri bu tutuma karşı son derece net bir hüküm ortaya koymaktadır.
Can koruma ilkesi, kişinin kendi sağlığını tehlikeye atmamasını emreder. Zulme meyletmeme yasağı, dezenformasyona ortak olmayı yasaklar. Şeytanın adımlarına uymama uyarısı, toplumda kaos ve güvensizlik oluşturmaktan men eder. Dayanışma ve kardeşlik ilkesi, toplumun zayıf halkasını koruma sorumluluğunu yükler. Akıl ve araştırma emri, bilimsel bilgiye saygıyı gerektirir.
Bu çerçevede Ali Osman Önder ve benzeri aşı karşıtı faaliyetçilerin toplumdaki sağlık okuryazarlığı açıklarını istismar etmesi, salt bir fikir özgürlüğü meselesi değildir. Bu faaliyetler, somut insan hayatlarını tehlikeye atan, en savunmasız kesimlere zarar veren ve çocukları geleceğe taşıyacak toplumsal sağlık altyapısını zedeleyen eylemlerdir. Bu eylemlere karşı durmak, aşı olmayı ve çocukları aşılatmayı teşvik etmek, yanlış bilgiyi düzeltmek, yalnızca tıbbi bir tercih değil; dini, ahlaki ve insani bir sorumluluktur.
Tarihte İslam medeniyetinin bilime verdiği önem bugün de yol gösterici olmaya devam etmektedir. İbn Sina'nın tıp geleneğini sürdürmek, bugün önce bilimsel verilere kulak vermekten, ardından bu verileri toplumla paylaşmaktan ve en son olarak da bu verileri çarpıtan kişilere karşı cesurca durmaktan geçmektedir. Hayat kutsaldır; bu kutsallığı korumak, inancın en somut ifadesidir.
 

Ebu Ubeyde

Ebu Ubeyde

Özgür Filistin 🇵🇸 Free Palestine
Dünyalı
13 Ocak 2024
2,886 Mesaj
TIM Görevleri
2

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Ciddi ciddi hala aşıyı savunuyorsun ve birde islamın emriymiş gibi lanse ediyorsun

Epstein dosyalarının ifşasını gördün mü bilmiyorum ama aynı çete çocuklarınızı kurtaracağız diye ortaya attıkları saçma sapan sahte salgınlar ile kurtaracağız diyor sende buna inandın öyle mi?

Ayrıca efendimiz Aleyhisselam’a iftira attığını da hatırlatmak isterim. Çünkü hadisi şerif de buyuruyor ki;

Tâûn (Vebâ) Dâhil sALGIn Yâni
Hastalık Bulaşması Yoktur!
Bu Benim Veyâ Bir Başkasının
İddiası Veyâ Görüşü Değil, Rasûlullah Aleyhisselâmın Beyânıdır.

Bu Hususta Maalesef
İslâm Âlemi, Hocalar ve Avâmın Kahir Ekseriyeti
Cehâlet ve Yanılgı İçindedir.
Özellikle de;
Ama Tâûn (Vebâ) İle İlgili Hadîs Var!
Ama Hz. Ömer Şam’a Girecekti de Vazgeçmedi mi?
Şeklinde İddia ve İtirazlar ile Hakikâtin Üzeri Örtülüyor..

Bu Yüzden Tâûn (Vebâ) Hususunda İlgili Hadîs-i Şerifleri Derlemeye Çalıştım;
Hiçbir Şekilde Hastalık Bulaşır, sALGIn Gibi İbarelerin Bulunmadığı Bu Hâdisi Şeriflerden Hastalıkların Bulaşması Değil, Bilâkis
Bulaşmadığı Hakikati Ortaya Çıkıyor!


(Dikkatlice ve Acele Etmeksizin Okumanızı Tavsiye Ederim)
Ebû Hureyre Radıyâllahu anh’den rivâyetle, Rasûlullah ( ﷺ ) şöyle buyurmuştur:

- " Advâ (hastalık bulaşması), safer (aç yılan saldırması), hâme (uğursuz kuş veyâ intikamını almamış ruhun kötülüğü) diye bir şey yoktur.”
Orada bulunan bir Arabî (bedevî): - “Peki Yâ Rasûlallah!
Kumluklarda geyikler gibi -sapa sağlam- duran, sonra bir uyuz devenin içlerine sokulmakla uyuz olan develer için ne dersiniz?.” deyince, Rasûlullah ( ﷺ )
- “Peki bu uyuz, ilk deveye nereden bulaştı?" diye buyurdu.
{ Müslîm, Selâm, 101 }

Diğer bir rivâyette ise, Abdullah İbn-i Abbas Radıyâllahu anh’den rivâyetle Rasûlullah ( ﷺ )
- “Bulaşıcılık / hastalığın bulaşması diye bir şey yoktur.” buyurdu.
Arâbî (bedevî biri):
- “Ya Rasûlullah!
Biz uyuz olmuş bir keçiyi davarların arasına koyduğumuzda onların hepsi uyuz oluyor?.” deyince, buyurdu ki:
- “Ya Arâbî!
Peki, o ilk hayvanı kim uyuz etmişti?”

{ Heysemî | Mecmau’z-Zevâid, 5/102 }

...

5658- Câbir Radiyâllahu anh'den rivâyetle Rasûlullah Aleyhisselâm Şöyle Buyurmuştur:
- "Kabları(n ağzını) örtün ve tulumların ağzını bağlayın!. Senede bir gece vardır ki; O gece vebâ iner..
Uğradığı ağzı örtülmeyen her kaba ve ağzı bağlanmayan her tuluma mutlaka o vebâ'dan bırakır.
(İsnadı sahîhtir)
İmâm-ı Muslîm, bunu iki sened ile Leys kanalıyla rivayet etmiştir.. * Muslîm 2/1596 (99)
Bir rivayette ise Leys:
"Âcemler, böylesi bir günden
Kanûnuevvel (Aralık) ayında sakınırlar" demiştir..

...

Rasûlullâh Aleyhisselâm Şöyle Buyurmuştur:
▪️Ümmetimin Helâk Olması, Ta’n (Savaş Saldırı ve Öldürmeler) ve Tâûn İle Olacaktır.
Sahâbeler Sordular:
▪️ “Yâ Rasûlullah Ta’n (Savaş ve Öldürmelerin) Ne Olduğunu Biliyoruz Lâkin Tâûn Hastalığı?” Rasûlullâh Aleyhisselâm Şöyle Buyurdu;
▪️O, Sizin Düşmanınız Cinlerden Bâzılarının Çarpmasıdır;
Her Birinde (Savaş ve Tâûndan Ölenler) Şehiddirler.

{Ahmed İbn-i Hânbel; Musned, 18717}

...

Rasûlullah Aleyhisselâm Şöyle Buyurmuştur:
Tâun, Allah Teâlâ’nın Dilediği kimselere Bir Azâbıydı. Allah Onu Mu’minler İçin Rahmet Kıldı.
Binanaleyh Tâuna Yakalanan Kul, Başına Gelene Sabreder, Ecrini Allah’tan Bekleyerek Bulunduğu Yerde İkâmete Devâm Eder ve Başına Ancak Allah'ın Takdir Ettiğinin Geleceğini Bilirse; Kendisine Şehîd Sevâbı Verilir.”

{Buhârî, Tıbb 31; Enbiyâ 54; Kader 15}
{Muslîm, Selâm 92-95}

...

Hz. Usame'ye: Tâûn hakkında Rasûlullah'tan ne işittin?
diye sorulduğunda;
Usame Radıyâllahu anh Şöyle cevap verdi:
Rasûlullah Aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu işittim:
"Taun (veba), bir azaptır. Benî İsrail'den bir kavme, yahut sizden önce geçen bir ümmete gönderilmiştir. Siz bir yerde o (nun çıktığı)nı duydunuz mu, o taûnlu yere gitmeyiniz!
İçinde bulunduğunuz bir yerde de taun zuhur ederse, ondan kaçarak oradan çıkmayınız!"
{Buharî, C.9, H.no: 1417, s. 206, 207}

...

Aişe Validemiz Şöyle Demiştir:
Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a
"Tâûn"dan Sordum, Bana Şöyle Cevap Verdi;

▪️ "Taun(Vebâ), Şüphesiz Bir Azâbtır;
Allah Dilediği Kuluna Gönderir. Yine Muhakkak ki, Allah, Tâûnu Mu'minler İçin Şehâdet Vesilesi Kılmıştır.
Bir Beldede Tâûn Zuhur Eder de, Orada Bulunan Bir Mu'min; Sabrederek, Sevabını ( Allah'tan)
Umarak, Bu (Tâûn) Sâdece Allah'ın Takdir Ettiği Kimseye İsabet Eder, Kanaatiyle- Bulunduğu Beldede Kalırsa, Muhakkak Allah Ona Şehîd Ecrinin Misli Sevâbı Takdir Eder."
{Buhârî, C.9, Hadîs no: 1418}
...
Usame Radıyâllahu anh’den rivâyetle Rasûlullâh Aleyhisselâm Tâûn Hususunda Şöyle Buyurmuştur
▪️Bu (Tâûn)
Öyle Bir Ceza Veyâ Azâbdır Ki;
Bazı Milletler Buna Uğratılmıştır.
Sonra Ondan Bir Kısmı Yeryüzünde Kalmıştır. Bazen Gider, Bazen Gelir..
Onun Bir Beldede Olduğunu İşiten Oraya Gitmesin!
Bulunduğu Yerde Olursa; Ondan Kaçmak İçin Oradan Ayrılmasın!"
(İmâm-ı Mâlik Muvattâ, Buhârî, Muslîm, Tirmizi)

(Malik, Buhari, Müslim ve Tirmizî)
{Rudani, C.1, H.no: 2340, s. 346}

...

Usame İbn-i Zeyd Radıyâllahu anh’den rivâyetle
Rasûlullah Aleyhisselâm Tâûn Hususunda Şöyle Buyurmuştur:
▪️ "İsrailoğulları'ndan Bir Gürûha Gönderilen bir 'Ricz' Veyâ Azâb Bakiyyesidir..
Tâûn (Vebâ) Vir Yerde Baş Gösterir Ve Siz Orada Bulunursanız; Oradan Çıkmayın!
Şâyet, Vir Yerde Baş Gösterir Ve Orada Değilseniz Oraya İnmeyin!"

{Tirmizi (Mollamehmetoğlu), C. 2, H.no: 1071}

İbn-i Abbas Radıyâllahu Anh’den Rivâyetle:

Hz.Ömer, Şam'a çıkıp Serğ mevkiine varınca, kendisini Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh Gibi Ordu Kumandanları ve Arkadaşları Karşıladılar ve Ona Şâm'da Tâûn Olduğunu Söylediler.

- Bana Ensar Çağırın! Dedi..
Çağırdım, Onlarla İştişare Etti.
Ensar da Muhacirler Gibi Çeşitli Fikir Beyân Etti.
- Siz Gidebilirsiniz, Bana Yaşlı Kureyşlilerden Fetih Muhacirlerini Çağırın!
Deyince, Onları da Çağırdım..
Söz Birliği İçinde, İki Kişi Bile İhtilafa Düşmeden Şöyle Görüş Bildirdiler:
- Orduyu Tâûn Olan Yere Sürmeni İstemeyiz, Geri Dönmeni Salık Veriyoruz!
Bunun Üzerine Hz.Ömer Şöyle Seslendi:
- Deveme Binip Geri Dönüyorum; Haydi Siz de Hazırlanın!
Herkes Dönmek Üzere Hazırlanınca Hz.Ebû Ubeyde Şöyle Dedi:
- Yâ Ömer! Allah'ın Kaderinden mi Kaçıyorsun?
Hz.Ömer
- Yâ Ubeyde, Keşke Bunu Senden Başka Biri Söyleseydi!
Zirâ Hz.Ömer Ona Muhalefet Etmek İstemezdi..
Ve İlave Etti:
- Biz Allah'ın Bir Kaderinden, Yine Allah'ın Diğer Kaderine Kaçıyoruz!Vallahi Senin Develerin Olsa, Bir Tarafı Otluk, Diğer Tarafı Çorak Vadiye İnse; Sen de Onları Otluk Alanda Tutsan, Bu Allah'ın Kaderiyle Olmuş Değil Midir?
Onları Çorak Alanda Tutsan, Bu da Allah'ın Kaderiyle Değil Midir?

O Esnada Hz. Abdurrahman İbn-i Afv Çıkageldi Ve İhtilâf Ettiklerini Görünce Şöyle Dedi:

Rasûlullah Aleyhisselâmın Şöyle Buyurduğunu İşittim;
▪️
" Vallahi senin develerin olsa; bir tarafı otluk, öbür tarafi çorak olan bir vadiye inerlerse ve sen de onları tercîhan otluk olan yerde otlatsan bu Allah'ın kaderiyle olmuş olmaz mı? Tutup onları çorak yere götürüp otlatsan yine bu da Allah'ın kaderiyle değil midir?"
Bu Hususta Bilgim Var, Şöyle ki Ben Rasûlullah Aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu işittim:
▪️Bir Beldede Tâûn Zuhur Ettiğini İşitirseniz, Oraya Gitmeyin!
Şâyet Tâûn Olan Yerde Bulunursanız; Sakın Oradan Çıkmayın!

Bunun Üzerine Hz.Ömer Allah'a Hamdu Senâda Bulundu ve Oradan Ayrıldı..

{Ebû Dâvûd, Hadis no:319}
{Buhârî; Tıbb 30/2}
{Muslîm, C. 7, Hadîs no: 98}

Tâûn Zuhur ederse o beldeye Girmeyin!
Bulunduğunuz beldede zuhur ederse o beldeden Çıkmayın!

Hâni Hastalık Bulaşması? Hâni sALGIn?
Oraya Girmeyin,
Oradan Çıkmayın! Tavsiyesini sALGIn hastalık olarak anlayıp anlatıyorlar..
Hâlbuki ilk kısımdaki Hâdisler ve Birçok Tefsîrde sebep bulaş filan değil
Cinniler olduğu var,
Semadan inen azab var vb


Modern tıp tamamen bir sihirbazlık ve yalandan ibarettir dileyen sağlık Bakanlığının sitesine girip aşı prospektüsünü inceleyebilir

İçinde;

Maymun DNA sı
Domuz DNA sı
İnsan DNA sı ki (kürtaj yapılan ceninlerden elde edilir)
Formaldehit (zehir)
Polisorbat 80 (zehir)
Alüminyum
Cıva
Msg (monosodyum glutamat)

Ve daha bir çok zehir var ve bu zehirler bir bebek doğunca 2 yaşına kadar tam 50 doz yapılıyor. Aklını kullananlar için akıl büyük bir nimettir.

Deccaliyet sistemine iman etmiş kimseler Cenab-ı Allah’ı farkında olmadan reddeder domuz maymun ve insan bunlar fıkhen yenilmesi kullanılması haramdır. Şimdi bana söyleyin vücuduna bunları zerkeden biri ömrünün sonuna kadar bunlarla yaşadığı için imanını nasıl kuruyacak?

Ahmaklık kahrı ilahi bir cezadır Cenab-ı Allah’tan başkası kaldıramaz…
 

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Ciddi ciddi hala aşıyı savunuyorsun ve birde islamın emriymiş gibi lanse ediyorsun

Epstein dosyalarının ifşasını gördün mü bilmiyorum ama aynı çete çocuklarınızı kurtaracağız diye ortaya attıkları saçma sapan sahte salgınlar ile kurtaracağız diyor sende buna inandın öyle mi?

Ayrıca efendimiz Aleyhisselam’a iftira attığını da hatırlatmak isterim. Çünkü hadisi şerif de buyuruyor ki;

Tâûn (Vebâ) Dâhil sALGIn Yâni
Hastalık Bulaşması Yoktur!
Bu Benim Veyâ Bir Başkasının
İddiası Veyâ Görüşü Değil, Rasûlullah Aleyhisselâmın Beyânıdır.

Bu Hususta Maalesef
İslâm Âlemi, Hocalar ve Avâmın Kahir Ekseriyeti
Cehâlet ve Yanılgı İçindedir.
Özellikle de;
Ama Tâûn (Vebâ) İle İlgili Hadîs Var!
Ama Hz. Ömer Şam’a Girecekti de Vazgeçmedi mi?
Şeklinde İddia ve İtirazlar ile Hakikâtin Üzeri Örtülüyor..

Bu Yüzden Tâûn (Vebâ) Hususunda İlgili Hadîs-i Şerifleri Derlemeye Çalıştım;
Hiçbir Şekilde Hastalık Bulaşır, sALGIn Gibi İbarelerin Bulunmadığı Bu Hâdisi Şeriflerden Hastalıkların Bulaşması Değil, Bilâkis
Bulaşmadığı Hakikati Ortaya Çıkıyor!


(Dikkatlice ve Acele Etmeksizin Okumanızı Tavsiye Ederim)
Ebû Hureyre Radıyâllahu anh’den rivâyetle, Rasûlullah ( ﷺ ) şöyle buyurmuştur:

- " Advâ (hastalık bulaşması), safer (aç yılan saldırması), hâme (uğursuz kuş veyâ intikamını almamış ruhun kötülüğü) diye bir şey yoktur.”
Orada bulunan bir Arabî (bedevî): - “Peki Yâ Rasûlallah!
Kumluklarda geyikler gibi -sapa sağlam- duran, sonra bir uyuz devenin içlerine sokulmakla uyuz olan develer için ne dersiniz?.” deyince, Rasûlullah ( ﷺ )
- “Peki bu uyuz, ilk deveye nereden bulaştı?" diye buyurdu.
{ Müslîm, Selâm, 101 }

Diğer bir rivâyette ise, Abdullah İbn-i Abbas Radıyâllahu anh’den rivâyetle Rasûlullah ( ﷺ )
- “Bulaşıcılık / hastalığın bulaşması diye bir şey yoktur.” buyurdu.
Arâbî (bedevî biri):
- “Ya Rasûlullah!
Biz uyuz olmuş bir keçiyi davarların arasına koyduğumuzda onların hepsi uyuz oluyor?.” deyince, buyurdu ki:
- “Ya Arâbî!
Peki, o ilk hayvanı kim uyuz etmişti?”

{ Heysemî | Mecmau’z-Zevâid, 5/102 }

...

5658- Câbir Radiyâllahu anh'den rivâyetle Rasûlullah Aleyhisselâm Şöyle Buyurmuştur:
- "Kabları(n ağzını) örtün ve tulumların ağzını bağlayın!. Senede bir gece vardır ki; O gece vebâ iner..
Uğradığı ağzı örtülmeyen her kaba ve ağzı bağlanmayan her tuluma mutlaka o vebâ'dan bırakır.
(İsnadı sahîhtir)
İmâm-ı Muslîm, bunu iki sened ile Leys kanalıyla rivayet etmiştir.. * Muslîm 2/1596 (99)
Bir rivayette ise Leys:
"Âcemler, böylesi bir günden
Kanûnuevvel (Aralık) ayında sakınırlar" demiştir..

...

Rasûlullâh Aleyhisselâm Şöyle Buyurmuştur:
▪️Ümmetimin Helâk Olması, Ta’n (Savaş Saldırı ve Öldürmeler) ve Tâûn İle Olacaktır.
Sahâbeler Sordular:
▪️ “Yâ Rasûlullah Ta’n (Savaş ve Öldürmelerin) Ne Olduğunu Biliyoruz Lâkin Tâûn Hastalığı?” Rasûlullâh Aleyhisselâm Şöyle Buyurdu;
▪️O, Sizin Düşmanınız Cinlerden Bâzılarının Çarpmasıdır;
Her Birinde (Savaş ve Tâûndan Ölenler) Şehiddirler.

{Ahmed İbn-i Hânbel; Musned, 18717}

...

Rasûlullah Aleyhisselâm Şöyle Buyurmuştur:
Tâun, Allah Teâlâ’nın Dilediği kimselere Bir Azâbıydı. Allah Onu Mu’minler İçin Rahmet Kıldı.
Binanaleyh Tâuna Yakalanan Kul, Başına Gelene Sabreder, Ecrini Allah’tan Bekleyerek Bulunduğu Yerde İkâmete Devâm Eder ve Başına Ancak Allah'ın Takdir Ettiğinin Geleceğini Bilirse; Kendisine Şehîd Sevâbı Verilir.”

{Buhârî, Tıbb 31; Enbiyâ 54; Kader 15}
{Muslîm, Selâm 92-95}

...

Hz. Usame'ye: Tâûn hakkında Rasûlullah'tan ne işittin?
diye sorulduğunda;
Usame Radıyâllahu anh Şöyle cevap verdi:
Rasûlullah Aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu işittim:
"Taun (veba), bir azaptır. Benî İsrail'den bir kavme, yahut sizden önce geçen bir ümmete gönderilmiştir. Siz bir yerde o (nun çıktığı)nı duydunuz mu, o taûnlu yere gitmeyiniz!
İçinde bulunduğunuz bir yerde de taun zuhur ederse, ondan kaçarak oradan çıkmayınız!"
{Buharî, C.9, H.no: 1417, s. 206, 207}

...

Aişe Validemiz Şöyle Demiştir:
Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a
"Tâûn"dan Sordum, Bana Şöyle Cevap Verdi;

▪️ "Taun(Vebâ), Şüphesiz Bir Azâbtır;
Allah Dilediği Kuluna Gönderir. Yine Muhakkak ki, Allah, Tâûnu Mu'minler İçin Şehâdet Vesilesi Kılmıştır.
Bir Beldede Tâûn Zuhur Eder de, Orada Bulunan Bir Mu'min; Sabrederek, Sevabını ( Allah'tan)
Umarak, Bu (Tâûn) Sâdece Allah'ın Takdir Ettiği Kimseye İsabet Eder, Kanaatiyle- Bulunduğu Beldede Kalırsa, Muhakkak Allah Ona Şehîd Ecrinin Misli Sevâbı Takdir Eder."
{Buhârî, C.9, Hadîs no: 1418}
...
Usame Radıyâllahu anh’den rivâyetle Rasûlullâh Aleyhisselâm Tâûn Hususunda Şöyle Buyurmuştur
▪️Bu (Tâûn)
Öyle Bir Ceza Veyâ Azâbdır Ki;
Bazı Milletler Buna Uğratılmıştır.
Sonra Ondan Bir Kısmı Yeryüzünde Kalmıştır. Bazen Gider, Bazen Gelir..
Onun Bir Beldede Olduğunu İşiten Oraya Gitmesin!
Bulunduğu Yerde Olursa; Ondan Kaçmak İçin Oradan Ayrılmasın!"
(İmâm-ı Mâlik Muvattâ, Buhârî, Muslîm, Tirmizi)

(Malik, Buhari, Müslim ve Tirmizî)
{Rudani, C.1, H.no: 2340, s. 346}

...

Usame İbn-i Zeyd Radıyâllahu anh’den rivâyetle
Rasûlullah Aleyhisselâm Tâûn Hususunda Şöyle Buyurmuştur:
▪️ "İsrailoğulları'ndan Bir Gürûha Gönderilen bir 'Ricz' Veyâ Azâb Bakiyyesidir..
Tâûn (Vebâ) Vir Yerde Baş Gösterir Ve Siz Orada Bulunursanız; Oradan Çıkmayın!
Şâyet, Vir Yerde Baş Gösterir Ve Orada Değilseniz Oraya İnmeyin!"

{Tirmizi (Mollamehmetoğlu), C. 2, H.no: 1071}

İbn-i Abbas Radıyâllahu Anh’den Rivâyetle:

Hz.Ömer, Şam'a çıkıp Serğ mevkiine varınca, kendisini Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh Gibi Ordu Kumandanları ve Arkadaşları Karşıladılar ve Ona Şâm'da Tâûn Olduğunu Söylediler.

- Bana Ensar Çağırın! Dedi..
Çağırdım, Onlarla İştişare Etti.
Ensar da Muhacirler Gibi Çeşitli Fikir Beyân Etti.
- Siz Gidebilirsiniz, Bana Yaşlı Kureyşlilerden Fetih Muhacirlerini Çağırın!
Deyince, Onları da Çağırdım..
Söz Birliği İçinde, İki Kişi Bile İhtilafa Düşmeden Şöyle Görüş Bildirdiler:
- Orduyu Tâûn Olan Yere Sürmeni İstemeyiz, Geri Dönmeni Salık Veriyoruz!
Bunun Üzerine Hz.Ömer Şöyle Seslendi:
- Deveme Binip Geri Dönüyorum; Haydi Siz de Hazırlanın!
Herkes Dönmek Üzere Hazırlanınca Hz.Ebû Ubeyde Şöyle Dedi:
- Yâ Ömer! Allah'ın Kaderinden mi Kaçıyorsun?
Hz.Ömer
- Yâ Ubeyde, Keşke Bunu Senden Başka Biri Söyleseydi!
Zirâ Hz.Ömer Ona Muhalefet Etmek İstemezdi..
Ve İlave Etti:
- Biz Allah'ın Bir Kaderinden, Yine Allah'ın Diğer Kaderine Kaçıyoruz!Vallahi Senin Develerin Olsa, Bir Tarafı Otluk, Diğer Tarafı Çorak Vadiye İnse; Sen de Onları Otluk Alanda Tutsan, Bu Allah'ın Kaderiyle Olmuş Değil Midir?
Onları Çorak Alanda Tutsan, Bu da Allah'ın Kaderiyle Değil Midir?

O Esnada Hz. Abdurrahman İbn-i Afv Çıkageldi Ve İhtilâf Ettiklerini Görünce Şöyle Dedi:

Rasûlullah Aleyhisselâmın Şöyle Buyurduğunu İşittim;
▪️
" Vallahi senin develerin olsa; bir tarafı otluk, öbür tarafi çorak olan bir vadiye inerlerse ve sen de onları tercîhan otluk olan yerde otlatsan bu Allah'ın kaderiyle olmuş olmaz mı? Tutup onları çorak yere götürüp otlatsan yine bu da Allah'ın kaderiyle değil midir?"
Bu Hususta Bilgim Var, Şöyle ki Ben Rasûlullah Aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu işittim:
▪️Bir Beldede Tâûn Zuhur Ettiğini İşitirseniz, Oraya Gitmeyin!
Şâyet Tâûn Olan Yerde Bulunursanız; Sakın Oradan Çıkmayın!

Bunun Üzerine Hz.Ömer Allah'a Hamdu Senâda Bulundu ve Oradan Ayrıldı..

{Ebû Dâvûd, Hadis no:319}
{Buhârî; Tıbb 30/2}
{Muslîm, C. 7, Hadîs no: 98}

Tâûn Zuhur ederse o beldeye Girmeyin!
Bulunduğunuz beldede zuhur ederse o beldeden Çıkmayın!

Hâni Hastalık Bulaşması? Hâni sALGIn?
Oraya Girmeyin,
Oradan Çıkmayın! Tavsiyesini sALGIn hastalık olarak anlayıp anlatıyorlar..
Hâlbuki ilk kısımdaki Hâdisler ve Birçok Tefsîrde sebep bulaş filan değil
Cinniler olduğu var,
Semadan inen azab var vb


Modern tıp tamamen bir sihirbazlık ve yalandan ibarettir dileyen sağlık Bakanlığının sitesine girip aşı prospektüsünü inceleyebilir

İçinde;

Maymun DNA sı
Domuz DNA sı
İnsan DNA sı ki (kürtaj yapılan ceninlerden elde edilir)
Formaldehit (zehir)
Polisorbat 80 (zehir)
Alüminyum
Cıva
Msg (monosodyum glutamat)

Ve daha bir çok zehir var ve bu zehirler bir bebek doğunca 2 yaşına kadar tam 50 doz yapılıyor. Aklını kullananlar için akıl büyük bir nimettir.

Deccaliyet sistemine iman etmiş kimseler Cenab-ı Allah’ı farkında olmadan reddeder domuz maymun ve insan bunlar fıkhen yenilmesi kullanılması haramdır. Şimdi bana söyleyin vücuduna bunları zerkeden biri ömrünün sonuna kadar bunlarla yaşadığı için imanını nasıl kuruyacak?

Ahmaklık kahrı ilahi bir cezadır Cenab-ı Allah’tan başkası kaldıramaz…

HEPATİT B aşısına ne diyorsun. Kızamık aşısı, kabakulak aşısı bunlara ne diyorsun. Kuduz aşısına ne diyorsun? İnsanlardan aşı yapıldığı yok domuzdan aşı yapılırsa sorun yoktur. Allah Kur'an'da ne diyor? Zaruret durumunda yenilmesine dahi izin veriyor. Bu durumda domuzdan aşı yapılabilir bunda sorun yoktur. Ayrıca saydığın tüm hadisler uydurmadır ve belli ki tıp bilgin yok bulaşıcı hastalık nasıl yok? Hastalıkların büyük kısmı bulaşıcıdır. HİV bulaşıcı değil mi? Hepatit B bulaşıcı değil mi?
 

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Ciddi ciddi hala aşıyı savunuyorsun ve birde islamın emriymiş gibi lanse ediyorsun

Epstein dosyalarının ifşasını gördün mü bilmiyorum ama aynı çete çocuklarınızı kurtaracağız diye ortaya attıkları saçma sapan sahte salgınlar ile kurtaracağız diyor sende buna inandın öyle mi?

Ayrıca efendimiz Aleyhisselam’a iftira attığını da hatırlatmak isterim. Çünkü hadisi şerif de buyuruyor ki;

Tâûn (Vebâ) Dâhil sALGIn Yâni
Hastalık Bulaşması Yoktur!
Bu Benim Veyâ Bir Başkasının
İddiası Veyâ Görüşü Değil, Rasûlullah Aleyhisselâmın Beyânıdır.

Bu Hususta Maalesef
İslâm Âlemi, Hocalar ve Avâmın Kahir Ekseriyeti
Cehâlet ve Yanılgı İçindedir.
Özellikle de;
Ama Tâûn (Vebâ) İle İlgili Hadîs Var!
Ama Hz. Ömer Şam’a Girecekti de Vazgeçmedi mi?
Şeklinde İddia ve İtirazlar ile Hakikâtin Üzeri Örtülüyor..

Bu Yüzden Tâûn (Vebâ) Hususunda İlgili Hadîs-i Şerifleri Derlemeye Çalıştım;
Hiçbir Şekilde Hastalık Bulaşır, sALGIn Gibi İbarelerin Bulunmadığı Bu Hâdisi Şeriflerden Hastalıkların Bulaşması Değil, Bilâkis
Bulaşmadığı Hakikati Ortaya Çıkıyor!


(Dikkatlice ve Acele Etmeksizin Okumanızı Tavsiye Ederim)
Ebû Hureyre Radıyâllahu anh’den rivâyetle, Rasûlullah ( ﷺ ) şöyle buyurmuştur:

- " Advâ (hastalık bulaşması), safer (aç yılan saldırması), hâme (uğursuz kuş veyâ intikamını almamış ruhun kötülüğü) diye bir şey yoktur.”
Orada bulunan bir Arabî (bedevî): - “Peki Yâ Rasûlallah!
Kumluklarda geyikler gibi -sapa sağlam- duran, sonra bir uyuz devenin içlerine sokulmakla uyuz olan develer için ne dersiniz?.” deyince, Rasûlullah ( ﷺ )
- “Peki bu uyuz, ilk deveye nereden bulaştı?" diye buyurdu.
{ Müslîm, Selâm, 101 }

Diğer bir rivâyette ise, Abdullah İbn-i Abbas Radıyâllahu anh’den rivâyetle Rasûlullah ( ﷺ )
- “Bulaşıcılık / hastalığın bulaşması diye bir şey yoktur.” buyurdu.
Arâbî (bedevî biri):
- “Ya Rasûlullah!
Biz uyuz olmuş bir keçiyi davarların arasına koyduğumuzda onların hepsi uyuz oluyor?.” deyince, buyurdu ki:
- “Ya Arâbî!
Peki, o ilk hayvanı kim uyuz etmişti?”

{ Heysemî | Mecmau’z-Zevâid, 5/102 }

...

5658- Câbir Radiyâllahu anh'den rivâyetle Rasûlullah Aleyhisselâm Şöyle Buyurmuştur:
- "Kabları(n ağzını) örtün ve tulumların ağzını bağlayın!. Senede bir gece vardır ki; O gece vebâ iner..
Uğradığı ağzı örtülmeyen her kaba ve ağzı bağlanmayan her tuluma mutlaka o vebâ'dan bırakır.
(İsnadı sahîhtir)
İmâm-ı Muslîm, bunu iki sened ile Leys kanalıyla rivayet etmiştir.. * Muslîm 2/1596 (99)
Bir rivayette ise Leys:
"Âcemler, böylesi bir günden
Kanûnuevvel (Aralık) ayında sakınırlar" demiştir..

...

Rasûlullâh Aleyhisselâm Şöyle Buyurmuştur:
▪️Ümmetimin Helâk Olması, Ta’n (Savaş Saldırı ve Öldürmeler) ve Tâûn İle Olacaktır.
Sahâbeler Sordular:
▪️ “Yâ Rasûlullah Ta’n (Savaş ve Öldürmelerin) Ne Olduğunu Biliyoruz Lâkin Tâûn Hastalığı?” Rasûlullâh Aleyhisselâm Şöyle Buyurdu;
▪️O, Sizin Düşmanınız Cinlerden Bâzılarının Çarpmasıdır;
Her Birinde (Savaş ve Tâûndan Ölenler) Şehiddirler.

{Ahmed İbn-i Hânbel; Musned, 18717}

...

Rasûlullah Aleyhisselâm Şöyle Buyurmuştur:
Tâun, Allah Teâlâ’nın Dilediği kimselere Bir Azâbıydı. Allah Onu Mu’minler İçin Rahmet Kıldı.
Binanaleyh Tâuna Yakalanan Kul, Başına Gelene Sabreder, Ecrini Allah’tan Bekleyerek Bulunduğu Yerde İkâmete Devâm Eder ve Başına Ancak Allah'ın Takdir Ettiğinin Geleceğini Bilirse; Kendisine Şehîd Sevâbı Verilir.”

{Buhârî, Tıbb 31; Enbiyâ 54; Kader 15}
{Muslîm, Selâm 92-95}

...

Hz. Usame'ye: Tâûn hakkında Rasûlullah'tan ne işittin?
diye sorulduğunda;
Usame Radıyâllahu anh Şöyle cevap verdi:
Rasûlullah Aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu işittim:
"Taun (veba), bir azaptır. Benî İsrail'den bir kavme, yahut sizden önce geçen bir ümmete gönderilmiştir. Siz bir yerde o (nun çıktığı)nı duydunuz mu, o taûnlu yere gitmeyiniz!
İçinde bulunduğunuz bir yerde de taun zuhur ederse, ondan kaçarak oradan çıkmayınız!"
{Buharî, C.9, H.no: 1417, s. 206, 207}

...

Aişe Validemiz Şöyle Demiştir:
Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a
"Tâûn"dan Sordum, Bana Şöyle Cevap Verdi;

▪️ "Taun(Vebâ), Şüphesiz Bir Azâbtır;
Allah Dilediği Kuluna Gönderir. Yine Muhakkak ki, Allah, Tâûnu Mu'minler İçin Şehâdet Vesilesi Kılmıştır.
Bir Beldede Tâûn Zuhur Eder de, Orada Bulunan Bir Mu'min; Sabrederek, Sevabını ( Allah'tan)
Umarak, Bu (Tâûn) Sâdece Allah'ın Takdir Ettiği Kimseye İsabet Eder, Kanaatiyle- Bulunduğu Beldede Kalırsa, Muhakkak Allah Ona Şehîd Ecrinin Misli Sevâbı Takdir Eder."
{Buhârî, C.9, Hadîs no: 1418}
...
Usame Radıyâllahu anh’den rivâyetle Rasûlullâh Aleyhisselâm Tâûn Hususunda Şöyle Buyurmuştur
▪️Bu (Tâûn)
Öyle Bir Ceza Veyâ Azâbdır Ki;
Bazı Milletler Buna Uğratılmıştır.
Sonra Ondan Bir Kısmı Yeryüzünde Kalmıştır. Bazen Gider, Bazen Gelir..
Onun Bir Beldede Olduğunu İşiten Oraya Gitmesin!
Bulunduğu Yerde Olursa; Ondan Kaçmak İçin Oradan Ayrılmasın!"
(İmâm-ı Mâlik Muvattâ, Buhârî, Muslîm, Tirmizi)

(Malik, Buhari, Müslim ve Tirmizî)
{Rudani, C.1, H.no: 2340, s. 346}

...

Usame İbn-i Zeyd Radıyâllahu anh’den rivâyetle
Rasûlullah Aleyhisselâm Tâûn Hususunda Şöyle Buyurmuştur:
▪️ "İsrailoğulları'ndan Bir Gürûha Gönderilen bir 'Ricz' Veyâ Azâb Bakiyyesidir..
Tâûn (Vebâ) Vir Yerde Baş Gösterir Ve Siz Orada Bulunursanız; Oradan Çıkmayın!
Şâyet, Vir Yerde Baş Gösterir Ve Orada Değilseniz Oraya İnmeyin!"

{Tirmizi (Mollamehmetoğlu), C. 2, H.no: 1071}

İbn-i Abbas Radıyâllahu Anh’den Rivâyetle:

Hz.Ömer, Şam'a çıkıp Serğ mevkiine varınca, kendisini Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh Gibi Ordu Kumandanları ve Arkadaşları Karşıladılar ve Ona Şâm'da Tâûn Olduğunu Söylediler.

- Bana Ensar Çağırın! Dedi..
Çağırdım, Onlarla İştişare Etti.
Ensar da Muhacirler Gibi Çeşitli Fikir Beyân Etti.
- Siz Gidebilirsiniz, Bana Yaşlı Kureyşlilerden Fetih Muhacirlerini Çağırın!
Deyince, Onları da Çağırdım..
Söz Birliği İçinde, İki Kişi Bile İhtilafa Düşmeden Şöyle Görüş Bildirdiler:
- Orduyu Tâûn Olan Yere Sürmeni İstemeyiz, Geri Dönmeni Salık Veriyoruz!
Bunun Üzerine Hz.Ömer Şöyle Seslendi:
- Deveme Binip Geri Dönüyorum; Haydi Siz de Hazırlanın!
Herkes Dönmek Üzere Hazırlanınca Hz.Ebû Ubeyde Şöyle Dedi:
- Yâ Ömer! Allah'ın Kaderinden mi Kaçıyorsun?
Hz.Ömer
- Yâ Ubeyde, Keşke Bunu Senden Başka Biri Söyleseydi!
Zirâ Hz.Ömer Ona Muhalefet Etmek İstemezdi..
Ve İlave Etti:
- Biz Allah'ın Bir Kaderinden, Yine Allah'ın Diğer Kaderine Kaçıyoruz!Vallahi Senin Develerin Olsa, Bir Tarafı Otluk, Diğer Tarafı Çorak Vadiye İnse; Sen de Onları Otluk Alanda Tutsan, Bu Allah'ın Kaderiyle Olmuş Değil Midir?
Onları Çorak Alanda Tutsan, Bu da Allah'ın Kaderiyle Değil Midir?

O Esnada Hz. Abdurrahman İbn-i Afv Çıkageldi Ve İhtilâf Ettiklerini Görünce Şöyle Dedi:

Rasûlullah Aleyhisselâmın Şöyle Buyurduğunu İşittim;
▪️
" Vallahi senin develerin olsa; bir tarafı otluk, öbür tarafi çorak olan bir vadiye inerlerse ve sen de onları tercîhan otluk olan yerde otlatsan bu Allah'ın kaderiyle olmuş olmaz mı? Tutup onları çorak yere götürüp otlatsan yine bu da Allah'ın kaderiyle değil midir?"
Bu Hususta Bilgim Var, Şöyle ki Ben Rasûlullah Aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu işittim:
▪️Bir Beldede Tâûn Zuhur Ettiğini İşitirseniz, Oraya Gitmeyin!
Şâyet Tâûn Olan Yerde Bulunursanız; Sakın Oradan Çıkmayın!

Bunun Üzerine Hz.Ömer Allah'a Hamdu Senâda Bulundu ve Oradan Ayrıldı..

{Ebû Dâvûd, Hadis no:319}
{Buhârî; Tıbb 30/2}
{Muslîm, C. 7, Hadîs no: 98}

Tâûn Zuhur ederse o beldeye Girmeyin!
Bulunduğunuz beldede zuhur ederse o beldeden Çıkmayın!

Hâni Hastalık Bulaşması? Hâni sALGIn?
Oraya Girmeyin,
Oradan Çıkmayın! Tavsiyesini sALGIn hastalık olarak anlayıp anlatıyorlar..
Hâlbuki ilk kısımdaki Hâdisler ve Birçok Tefsîrde sebep bulaş filan değil
Cinniler olduğu var,
Semadan inen azab var vb


Modern tıp tamamen bir sihirbazlık ve yalandan ibarettir dileyen sağlık Bakanlığının sitesine girip aşı prospektüsünü inceleyebilir

İçinde;

Maymun DNA sı
Domuz DNA sı
İnsan DNA sı ki (kürtaj yapılan ceninlerden elde edilir)
Formaldehit (zehir)
Polisorbat 80 (zehir)
Alüminyum
Cıva
Msg (monosodyum glutamat)

Ve daha bir çok zehir var ve bu zehirler bir bebek doğunca 2 yaşına kadar tam 50 doz yapılıyor. Aklını kullananlar için akıl büyük bir nimettir.

Deccaliyet sistemine iman etmiş kimseler Cenab-ı Allah’ı farkında olmadan reddeder domuz maymun ve insan bunlar fıkhen yenilmesi kullanılması haramdır. Şimdi bana söyleyin vücuduna bunları zerkeden biri ömrünün sonuna kadar bunlarla yaşadığı için imanını nasıl kuruyacak?

Ahmaklık kahrı ilahi bir cezadır Cenab-ı Allah’tan başkası kaldıramaz…
Ayrıca senin bu kadar cahil olduğunu düşünmüyorum. Ali Osman Önder ya da Hayri Gözlükgiller bu formun adminlerinden mi? Çünkü hepatit B, kuduz, HİV, kabakulak, kızamık, su çiçeği vs hakkında bilgisiz olamazsın ya da climate 2030 bu formun adminlerinden mi? Yalnız belirteyim insanların hayatı için ateşe dahi balıklama dalarım bunu yks tercih sürecinden zaten biliyor olmalısınız. Bu yüzden insanların hayatı için herkesi karşıma alırım
 

Ebu Ubeyde

Ebu Ubeyde

Özgür Filistin 🇵🇸 Free Palestine
Dünyalı
13 Ocak 2024
2,886 Mesaj
TIM Görevleri
2

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
HEPATİT B aşısına ne diyorsun. Kızamık aşısı, kabakulak aşısı bunlara ne diyorsun. Kuduz aşısına ne diyorsun? İnsanlardan aşı yapıldığı yok domuzdan aşı yapılırsa sorun yoktur. Allah Kur'an'da ne diyor? Zaruret durumunda yenilmesine dahi izin veriyor. Bu durumda domuzdan aşı yapılabilir bunda sorun yoktur. Ayrıca saydığın tüm hadisler uydurmadır ve belli ki tıp bilgin yok bulaşıcı hastalık nasıl yok? Hastalıkların büyük kısmı bulaşıcıdır. HİV bulaşıcı değil mi? Hepatit B bulaşıcı değil mi?
Kardeş sana diyorum ki sağlık Bakanlığının sitesi orada duruyor gir bak aşı prospektüsünde kendileri yazmış benim söylemim değil bahsettiğin bu hastalık ZEHİRDİR yani mikrop bakteri parazit vs değil bildiğin zehirdir sana hadisi şerifide tafsilatlı yazdım BULAŞ yok diye buyuruyor efendimiz Aleyhisselam ki bende aynını diyorum ayrıca bulaşın olduğuna dair TEK BİR TANE KANIT YOK aç bak bulaşı ispat etmiş mi senin bu iman ettiğin tıp?
 
Son düzenleme:

Ebu Ubeyde

Ebu Ubeyde

Özgür Filistin 🇵🇸 Free Palestine
Dünyalı
13 Ocak 2024
2,886 Mesaj
TIM Görevleri
2

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Ayrıca senin bu kadar cahil olduğunu düşünmüyorum. Ali Osman Önder ya da Hayri Gözlükgiller bu formun adminlerinden mi? Çünkü hepatit B, kuduz, HİV, kabakulak, kızamık, su çiçeği vs hakkında bilgisiz olamazsın ya da climate 2030 bu formun adminlerinden mi? Yalnız belirteyim insanların hayatı için ateşe dahi balıklama dalarım bunu yks tercih sürecinden zaten biliyor olmalısınız. Bu yüzden insanların hayatı için herkesi karşıma alırım
Yanlış anlama ama çok boş konuşuyorsun VİRÜS İSPATLANMAMIŞ BİR TEORİDİR TIPKI BİGBANG gibi bahsettiğin hastalıkların tamamı ZEHİRDİR hodri meydan Hiv olan birini getirin bana bulaştırsın mümkün değil çünkü virüs bir zırvadır mikrop parazit tenya bakteri vs bunlar sebep değil sonuçtur yani bir şeyin sonucunda ortaya çıkan canlılardır ki bizim vücudumuzda ki hücrelerimizden 100 kat daha fazla bir şekilde bizde bulunur anlaman için sana bir örnek vereyim

Cenab-ı Allah bize ölülerimizi gömün emri veriyor bir hikmeti var eğer gömmesek o ölü bir iki güne şişer üçüncü gün patlar (enbiyalar evliyalar şehitler hariçtir). Gözlerinle görüyorsun ki o ölen varlıkta bir sürü kurtçuk çıkıyor ve çürüme başlıyor. Ne oldu şimdi hani bakteriler parazitler sebepti? Değil onlar leş yiyicidir yani orada ki ölmüş hücreleri yerler görevleri bitince yerlerine geçerler. Sebep değil sonuçtur. Eğer olmasaydı insan hayatı maksimum 1 saatte yok olurdu. Yani askerler koruma görevi üstlenirler.

2030 agendası siyonizm ve üstünde ki şer odaklarının ortaya attığı bu saçmalıklara nasıl inanıyorsun ben de onu anlamıyorum hiç mi akletmezsiniz hiç mi düşünmezsiniz diye buyuruyor Cenab-ı Allah

Kaldı ki insanları katleden insanları çaresizliğe itmek için her şeyi yapan bu güruh mu insanları düşünüyor? Bence biraz benim dediklerimi objektif bir şekilde değerlendir yine de sen bilirsin.
 

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Yanlış anlama ama çok boş konuşuyorsun VİRÜS İSPATLANMAMIŞ BİR TEORİDİR TIPKI BİGBANG gibi bahsettiğin hastalıkların tamamı ZEHİRDİR hodri meydan Hiv olan birini getirin bana bulaştırsın mümkün değil çünkü virüs bir zırvadır mikrop parazit tenya bakteri vs bunlar sebep değil sonuçtur yani bir şeyin sonucunda ortaya çıkan canlılardır ki bizim vücudumuzda ki hücrelerimizden 100 kat daha fazla bir şekilde bizde bulunur anlaman için sana bir örnek vereyim

Cenab-ı Allah bize ölülerimizi gömün emri veriyor bir hikmeti var eğer gömmesek o ölü bir iki güne şişer üçüncü gün patlar (enbiyalar evliyalar şehitler hariçtir). Gözlerinle görüyorsun ki o ölen varlıkta bir sürü kurtçuk çıkıyor ve çürüme başlıyor. Ne oldu şimdi hani bakteriler parazitler sebepti? Değil onlar leş yiyicidir yani orada ki ölmüş hücreleri yerler görevleri bitince yerlerine geçerler. Sebep değil sonuçtur. Eğer olmasaydı insan hayatı maksimum 1 saatte yok olurdu. Yani askerler koruma görevi üstlenirler.

2030 agendası siyonizm ve üstünde ki şer odaklarının ortaya attığı bu saçmalıklara nasıl inanıyorsun ben de onu anlamıyorum hiç mi akletmezsiniz hiç mi düşünmezsiniz diye buyuruyor Cenab-ı Allah

Kaldı ki insanları katleden insanları çaresizliğe itmek için her şeyi yapan bu güruh mu insanları düşünüyor? Bence biraz benim dediklerimi objektif bir şekilde değerlendir yine de sen bilirsin.
Nasıl ispatlanmamış bir teoridir? Ben hem sağlık hem de ziraat mühendisliği okumuşum virüsleri mikroskopta gözümle görmüşüm ve climate 2030'un senin olduğun bu yazdığın yorumla anlaşıldı. HİV olan kişi traş olup kanı makineye bulaşırsa sana bulaşır. Kuduz hastalığına ne diyorsun?
 

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Kardeş sana diyorum ki sağlık Bakanlığının sitesi orada duruyor gir bak aşı prospektüsünde kendileri yazmış benim söylemim değil bahsettiğin bu hastalık ZEHİRDİR yani mikrop bakteri parazit vs değil bildiğin zehirdir sana hadisi şerifide tafsilatlı yazdım BULAŞ yok diye buyuruyor efendimiz Aleyhisselam ki bende aynını diyorum ayrıca bulaşın olduğuna dair TEK BİR TANE KANIT YOK aç bak bulaşı ispat etmiş mi senin bu iman ettiğin tıp?
Climate 2030 ben kendim sağlık okumuşum ziraat okumuşum bana mı anlatacaksın? Virüsleri gözümle görmüşüm bana uydurma hadiste getirme basit bir grip dahi insandan insana bulaşıyor sen HİV bulaşmaz diyorsun
 

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Yanlış anlama ama çok boş konuşuyorsun VİRÜS İSPATLANMAMIŞ BİR TEORİDİR TIPKI BİGBANG gibi bahsettiğin hastalıkların tamamı ZEHİRDİR hodri meydan Hiv olan birini getirin bana bulaştırsın mümkün değil çünkü virüs bir zırvadır mikrop parazit tenya bakteri vs bunlar sebep değil sonuçtur yani bir şeyin sonucunda ortaya çıkan canlılardır ki bizim vücudumuzda ki hücrelerimizden 100 kat daha fazla bir şekilde bizde bulunur anlaman için sana bir örnek vereyim

Cenab-ı Allah bize ölülerimizi gömün emri veriyor bir hikmeti var eğer gömmesek o ölü bir iki güne şişer üçüncü gün patlar (enbiyalar evliyalar şehitler hariçtir). Gözlerinle görüyorsun ki o ölen varlıkta bir sürü kurtçuk çıkıyor ve çürüme başlıyor. Ne oldu şimdi hani bakteriler parazitler sebepti? Değil onlar leş yiyicidir yani orada ki ölmüş hücreleri yerler görevleri bitince yerlerine geçerler. Sebep değil sonuçtur. Eğer olmasaydı insan hayatı maksimum 1 saatte yok olurdu. Yani askerler koruma görevi üstlenirler.

2030 agendası siyonizm ve üstünde ki şer odaklarının ortaya attığı bu saçmalıklara nasıl inanıyorsun ben de onu anlamıyorum hiç mi akletmezsiniz hiç mi düşünmezsiniz diye buyuruyor Cenab-ı Allah

Kaldı ki insanları katleden insanları çaresizliğe itmek için her şeyi yapan bu güruh mu insanları düşünüyor? Bence biraz benim dediklerimi objektif bir şekilde değerlendir yine de sen bilirsin.
Climate 2030 cahil birisi olsaydı sana kanabilirdi. Ancak ben kanmam hem sağlık hem de ziraat okumuşum virüsleri gözümle görmüşüm chatgpt dahi seni çürütür. Biraz olsun vicdanınız olsun Allah'tan korkun insanların hayatıyla oynamayın para için insanları ölüme sürüklemeyin
 

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Kardeş sana diyorum ki sağlık Bakanlığının sitesi orada duruyor gir bak aşı prospektüsünde kendileri yazmış benim söylemim değil bahsettiğin bu hastalık ZEHİRDİR yani mikrop bakteri parazit vs değil bildiğin zehirdir sana hadisi şerifide tafsilatlı yazdım BULAŞ yok diye buyuruyor efendimiz Aleyhisselam ki bende aynını diyorum ayrıca bulaşın olduğuna dair TEK BİR TANE KANIT YOK aç bak bulaşı ispat etmiş mi senin bu iman ettiğin tıp?
Bu arada forumdaki herkesin sana değil bana inandığını biliyorum. Ancak bakalım senin bu dümeninin ucu nereye çıkacak
 

Ebu Ubeyde

Ebu Ubeyde

Özgür Filistin 🇵🇸 Free Palestine
Dünyalı
13 Ocak 2024
2,886 Mesaj
TIM Görevleri
2

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Nasıl ispatlanmamış bir teoridir? Ben hem sağlık hem de ziraat mühendisliği okumuşum virüsleri mikroskopta gözümle görmüşüm ve climate 2030'un senin olduğun bu yazdığın yorumla anlaşıldı. HİV olan kişi traş olup kanı makineye bulaşırsa sana bulaşır. Kuduz hastalığına ne diyorsun?
Climate 2030 ben kendim sağlık okumuşum ziraat okumuşum bana mı anlatacaksın? Virüsleri gözümle görmüşüm bana uydurma hadiste getirme basit bir grip dahi insandan insana bulaşıyor sen HİV bulaşmaz diyorsun

Bak güzel kardeşim okuduğun okullarda size öğretilenler onların bizzat kendi müfredatlarıdır yani size yalan ne varsa öğrettiler. Hiç bir mikroskopta elektron mikroskobu da dahil virüs asla ama asla kanıtlanmamıştır izole edilememiştir bir tane bile bir tanecik bile bir vaka yoktur.

Sen hadisi şeriflerin sıhhatini dahi anlayamamışsın o kadar ravi zinciri ve senedini görmezden gelip iftira atıyorsun efendimiz Aleyhisselam’a tehlikeli sularda geziyorsun yapma!!!

Basit bir grip diyorsun peki madem o senin taptığın iman ettiğin sahte bilim sahte pandemi ilan etiğinde aynı evde bulunan 3 veya 5 kişiden birisinde onların deyimiyle KORONA bizim bildiğimiz grip hastalığına yakalanan tek bir kişi var iken neden aynı evden diğerleri de başta olmuyordu??? Bak mesela benim evde ben hasta oldum ama diğerleri olmadı hani bulaş vardı? Bulaş olsaydı yüzde yüz ev halkının tamamı hasta olurdu ama olmadı ki benim gibi bir sürü kişi aynı şeyi yaşadı.

Virüs dediğin şey zehirdir. Kişi zehirli ortamda kalırsa vücut toksisite olur o ortamdan uzaklaşması gerekir bu bulaş değil vücudun zehire maruz kalmasıdır. Kuduz da böyledir gripte böyledir hepsi böyledir sen o kadar okumuşsun ama anlayamamışsın sana getirdiğim delilleri boş boş kendi varsayımlarınla karşılık veriyorsun. Okul okumuş olman seni doğrulamaz. Aynı bilim daha evvel paket yağların faydalı olduğunu zeytinyağı sade yağ kuyruk yağı tereyağı gibi yağların vücuda ciddi zarar verip damar tıkanıklığı yaptığını söyledi. Millete paket yağlar yedirdiler sonra da ya biz yanılmışız dediler. Bu mu bilim? Bu mu okul?

Bak o kadar ahmaksın ki kusura bakma yapay zeka denilen aracın onlar tarafından icat edildiğini ve tabi ki onlar ne diyorsa onu diyeceğini bile anlayamamışsın çünkü sistemi tanımıyorsun. Sana diyorum ki bulaşın olduğuna dair tek bir kanıt getir diyorum tek bir delil bak tek bir delil getir diyorum getiremezsin çünkü yok

Neyse daha fazla senle tartışmak istemiyorum çünkü lafın tamamı akıllıya denilmez
 

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Bak güzel kardeşim okuduğun okullarda size öğretilenler onların bizzat kendi müfredatlarıdır yani size yalan ne varsa öğrettiler. Hiç bir mikroskopta elektron mikroskobu da dahil virüs asla ama asla kanıtlanmamıştır izole edilememiştir bir tane bile bir tanecik bile bir vaka yoktur.

Sen hadisi şeriflerin sıhhatini dahi anlayamamışsın o kadar ravi zinciri ve senedini görmezden gelip iftira atıyorsun efendimiz Aleyhisselam’a tehlikeli sularda geziyorsun yapma!!!

Basit bir grip diyorsun peki madem o senin taptığın iman ettiğin sahte bilim sahte pandemi ilan etiğinde aynı evde bulunan 3 veya 5 kişiden birisinde onların deyimiyle KORONA bizim bildiğimiz grip hastalığına yakalanan tek bir kişi var iken neden aynı evden diğerleri de başta olmuyordu??? Bak mesela benim evde ben hasta oldum ama diğerleri olmadı hani bulaş vardı? Bulaş olsaydı yüzde yüz ev halkının tamamı hasta olurdu ama olmadı ki benim gibi bir sürü kişi aynı şeyi yaşadı.

Virüs dediğin şey zehirdir. Kişi zehirli ortamda kalırsa vücut toksisite olur o ortamdan uzaklaşması gerekir bu bulaş değil vücudun zehire maruz kalmasıdır. Kuduz da böyledir gripte böyledir hepsi böyledir sen o kadar okumuşsun ama anlayamamışsın sana getirdiğim delilleri boş boş kendi varsayımlarınla karşılık veriyorsun. Okul okumuş olman seni doğrulamaz. Aynı bilim daha evvel paket yağların faydalı olduğunu zeytinyağı sade yağ kuyruk yağı tereyağı gibi yağların vücuda ciddi zarar verip damar tıkanıklığı yaptığını söyledi. Millete paket yağlar yedirdiler sonra da ya biz yanılmışız dediler. Bu mu bilim? Bu mu okul?

Bak o kadar ahmaksın ki kusura bakma yapay zeka denilen aracın onlar tarafından icat edildiğini ve tabi ki onlar ne diyorsa onu diyeceğini bile anlayamamışsın çünkü sistemi tanımıyorsun. Sana diyorum ki bulaşın olduğuna dair tek bir kanıt getir diyorum tek bir delil bak tek bir delil getir diyorum getiremezsin çünkü yok

Neyse daha fazla senle tartışmak istemiyorum çünkü lafın tamamı akıllıya denilmez
Climate 2030 yalanı bırak beni iyi tanıyorsun ben müfredatlara inanmam müfredatta bir şey yazıyorsa sorgulama taraftarıyım okulda öğretilen bilgilerin büyük kısmı özellikle tarih ve din eğitimi yanlıştır. Ancak ben virüsleri görmüşüm hastalıkların insandan insana bulaştığına şahit olumuşum kendim bulaş yoluyla COVİD'te oldum. O uydurma hadislereyse ancak akıl hastaları inanır. Nasıl kanıtlanmamış? Ben kendim virüsleri mikroskopta görmüşüm Coch postulatını dahi eminim bilmiyorsun ben bilime de tapmam hastalık herkeste çıkmaz. Bunu sen kendin dahi biliyorsun virüs zehir falan da değil sen kendin virüslere inanıyorsun ancak belli ki bir amacın var ancak ne olduğunu Allah bilir. Büyük ihtimalle tuzak kurmuşsun ancak hiçbir tuzak 22 Ekim 2027 tarihine kadar bana sökmez ve o tarihe kadar her zalime karşı çıkacağım
 

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Bak güzel kardeşim okuduğun okullarda size öğretilenler onların bizzat kendi müfredatlarıdır yani size yalan ne varsa öğrettiler. Hiç bir mikroskopta elektron mikroskobu da dahil virüs asla ama asla kanıtlanmamıştır izole edilememiştir bir tane bile bir tanecik bile bir vaka yoktur.

Sen hadisi şeriflerin sıhhatini dahi anlayamamışsın o kadar ravi zinciri ve senedini görmezden gelip iftira atıyorsun efendimiz Aleyhisselam’a tehlikeli sularda geziyorsun yapma!!!

Basit bir grip diyorsun peki madem o senin taptığın iman ettiğin sahte bilim sahte pandemi ilan etiğinde aynı evde bulunan 3 veya 5 kişiden birisinde onların deyimiyle KORONA bizim bildiğimiz grip hastalığına yakalanan tek bir kişi var iken neden aynı evden diğerleri de başta olmuyordu??? Bak mesela benim evde ben hasta oldum ama diğerleri olmadı hani bulaş vardı? Bulaş olsaydı yüzde yüz ev halkının tamamı hasta olurdu ama olmadı ki benim gibi bir sürü kişi aynı şeyi yaşadı.

Virüs dediğin şey zehirdir. Kişi zehirli ortamda kalırsa vücut toksisite olur o ortamdan uzaklaşması gerekir bu bulaş değil vücudun zehire maruz kalmasıdır. Kuduz da böyledir gripte böyledir hepsi böyledir sen o kadar okumuşsun ama anlayamamışsın sana getirdiğim delilleri boş boş kendi varsayımlarınla karşılık veriyorsun. Okul okumuş olman seni doğrulamaz. Aynı bilim daha evvel paket yağların faydalı olduğunu zeytinyağı sade yağ kuyruk yağı tereyağı gibi yağların vücuda ciddi zarar verip damar tıkanıklığı yaptığını söyledi. Millete paket yağlar yedirdiler sonra da ya biz yanılmışız dediler. Bu mu bilim? Bu mu okul?

Bak o kadar ahmaksın ki kusura bakma yapay zeka denilen aracın onlar tarafından icat edildiğini ve tabi ki onlar ne diyorsa onu diyeceğini bile anlayamamışsın çünkü sistemi tanımıyorsun. Sana diyorum ki bulaşın olduğuna dair tek bir kanıt getir diyorum tek bir delil bak tek bir delil getir diyorum getiremezsin çünkü yok

Neyse daha fazla senle tartışmak istemiyorum çünkü lafın tamamı akıllıya denilmez
Bu arada okuldaki müfredata inanmam derken anatomi, fizyoloji, biyolojiyi gibi dersleri de kast ettiğimi sanma tarih ve din eğitimi gibi deney yapılamayan, gözle görülemeyenlere inanmam ancak biyolojiden de evrime inanmam
 

Stronger_Cracker

25 Tem 2022
6,410 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Climate 2030 yalanı bırak beni iyi tanıyorsun ben müfredatlara inanmam müfredatta bir şey yazıyorsa sorgulama taraftarıyım okulda öğretilen bilgilerin büyük kısmı özellikle tarih ve din eğitimi yanlıştır. Ancak ben virüsleri görmüşüm hastalıkların insandan insana bulaştığına şahit olumuşum kendim bulaş yoluyla COVİD'te oldum. O uydurma hadislereyse ancak akıl hastaları inanır. Nasıl kanıtlanmamış? Ben kendim virüsleri mikroskopta görmüşüm Coch postulatını dahi eminim bilmiyorsun ben bilime de tapmam hastalık herkeste çıkmaz. Bunu sen kendin dahi biliyorsun virüs zehir falan da değil sen kendin virüslere inanıyorsun ancak belli ki bir amacın var ancak ne olduğunu Allah bilir. Büyük ihtimalle tuzak kurmuşsun ancak hiçbir tuzak 22 Ekim 2027 tarihine kadar bana sökmez ve o tarihe kadar her zalime karşı çıkacağım
nolcak 2027 de
 

Dagit

17 Ağu 2025
118 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
22 ekim 2027 den sonra neden karşı çıkmıycaksın
Sence karşı çıkmadan dayanabilir miyim. Ben kötülük karşısında zulüm karşısında kendimi tutabilen birisi miyim? Zalimin karşısında kendimi tutamadığım bilinen bir şeydir. Bu aşıya karşı çıkanlar yüzünden birileri ölecek diye emin ol elimden gelse sırf kimse ölmesin diye aşılara karşı çıkanların hepsine müebbet hapis cezası veririm. Yalnız 22 Ekim 2027 tarihinde yasal açıdan bazı durumlar oluşacak
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...