1. Eşi benzeri bulunmama, tek olma durumu: Tanrı'nın birliğine inanmak. -2. Bir amaç için birleşmiş, bir araya gelmiş olma durumu; beraberlik: Birlikten kuvvet doğar (atasözü). -3. İnsanlar ya da şeyler arasında ortaklık, özdeşlik, benzerlik oluşturan bağ: Dil birliği. Ülkü birliği. Yazıda, düşünceler arasında birlik sağlamak. -4. Bir eylemi gerçekleştirmek, bir şeyi savunmak, ortak bir sonuca ulaşmak amacıyla bir araya gelmiş kimselerin kurduğu dernek, topluluk vb.; Öğretmenler birliği. Tüketiciler birliği. -5. Birlik dirlik içinde, uyumlu olarak: İşleri birlik dirlik içinde yürütüyorlar. --Birlik (ve) beraberlik içinde, birden çok kimsenin aralarında görüş ve düşünüş ayrılığı bulunmadığını belirtmek için kullanılır. --Birlik olmak, birden çok kimse sözkonusuysa, bir iş için anlaşıp güçlerini birleştirmek, birlikte davranmak.
-Ask. Silahlı kuvvetlerde sicil verme, disiplin cezası uygulama yetkisine sahip bir komutan yönetimindeki askeri kuruluş. (Bk. ansikl. böl.) |J Birlik ceridesi, her büyüklükteki birliği ilgilendiren olayların zaman sırasına göre işlendiği resmi kayıt. (Bk. ansikl. böl.) --Birlik raporu, birliğin anlık durumunu ya da raporun geçerli olduğu süre içinde meydana gelen değişiklikleri gösteren belge. (Belirli bir tarihle sınırlı dönemsel bir rapordur.) --Birlik sembolü, harekât ya da hizmet görevi sırasında personelin sınıf ve birliklerinin kolayca tanınması amacıyla metal ya da bez üzerine işlenmiş tanıtma işareti. --Birlik tanıtma işareti, birliğin tüm özelliklerini betimleyen işaret. (Taktik ve üniforma işaretlerinden farklıdır. Silah [işaret fişeği], araç ile yapılabilir.) --Bindirilmiş birlik, kıtalarda bir birliğin araçlı olarak kullanılacağını belirten terim. -Biyol. Bireyin birliği, çokhücreli yaratıkların yaşamsal organları arasında, genellikle karşılıklı olmak üzere bağımlılık ilişkisi sağlam (Bk. ansikl. böl.) -Bot. Ortak özellikleriyle birbirine yakın bitki topluluklarını içeren ve bitki sosyolojisi sınıflandırmasında yer alan üst birim. -Ed. Üç birlik kuralı, gerçeğe benzerlik adına klasik fransız tiyatrosunu yönlendiren eylem, zaman ve yer birliği. (Bk. ansikl. böl.)
-Fels. Kant'ta, bilincin kendi kendisi için açık ve kavranabilir, yani saydam olmasını sağlayan ve her türlü nesnel bilgiyi olanaklı kılan şey; Hegel'de iki öğe arasındaki bağıntı. Bu bağıntı, sözkonusu iki öğeyi hem özdeşleştirir hem de onların çatışkısını uzlaştırır.(Bk. ansikl. böl.) -İnsanları birleştirerek, Rousseau'ya 9öre insan toplumunun temelini oluşturan ve Fourier'ye göre de oluşturması gereken bağ. (Bk. ansikl. böl.)--Birlik antlaşması, doğal hukuk kuramlarında, bu antlaşmayı isteyenlerin, ancak tek bir siyasal kuruluş oluşturmalarını, "korunmaları ve karşılıklı güvenlerini ilgilendiren işleri ortak bir kararla düzenlemelerini" sağlayan sözleşme (Pufendorf, Dejure naturae et gentium 7, 2, 7). ansikl. [/i]böl.] -Kamu mal. Bütçede birlik ilkesi, bütçenin yıllık olma, genellik ve tahsis ilkeleriyle birlikte, hükümetin mali yöntemi üzerinde etkin bir parlamenter denetim sağlayan, kamu tüzel kişilerinin bütçesinin ve bütçe yasasının sunulmasında göz önüne alınan dört temel ilkeden biri. (Bk. ansikl. böl.)
-Kars. anat. Yapı birliği. E. Geoffroy Saint-Hilaire'in öne sürdüğü, hayvandaki komşu organlar arasındaki ilişkilere dayanan kuram. (Bk. ansikl. böl.) -Med. huk. Evlilik birliği, karı ve kocadan oluşan birlik. (Bk. ansikl. böl.)--Mal birliği -
-Ask. Silahlı kuvvetlerde sicil verme, disiplin cezası uygulama yetkisine sahip bir komutan yönetimindeki askeri kuruluş. (Bk. ansikl. böl.) |J Birlik ceridesi, her büyüklükteki birliği ilgilendiren olayların zaman sırasına göre işlendiği resmi kayıt. (Bk. ansikl. böl.) --Birlik raporu, birliğin anlık durumunu ya da raporun geçerli olduğu süre içinde meydana gelen değişiklikleri gösteren belge. (Belirli bir tarihle sınırlı dönemsel bir rapordur.) --Birlik sembolü, harekât ya da hizmet görevi sırasında personelin sınıf ve birliklerinin kolayca tanınması amacıyla metal ya da bez üzerine işlenmiş tanıtma işareti. --Birlik tanıtma işareti, birliğin tüm özelliklerini betimleyen işaret. (Taktik ve üniforma işaretlerinden farklıdır. Silah [işaret fişeği], araç ile yapılabilir.) --Bindirilmiş birlik, kıtalarda bir birliğin araçlı olarak kullanılacağını belirten terim. -Biyol. Bireyin birliği, çokhücreli yaratıkların yaşamsal organları arasında, genellikle karşılıklı olmak üzere bağımlılık ilişkisi sağlam (Bk. ansikl. böl.) -Bot. Ortak özellikleriyle birbirine yakın bitki topluluklarını içeren ve bitki sosyolojisi sınıflandırmasında yer alan üst birim. -Ed. Üç birlik kuralı, gerçeğe benzerlik adına klasik fransız tiyatrosunu yönlendiren eylem, zaman ve yer birliği. (Bk. ansikl. böl.)
-Fels. Kant'ta, bilincin kendi kendisi için açık ve kavranabilir, yani saydam olmasını sağlayan ve her türlü nesnel bilgiyi olanaklı kılan şey; Hegel'de iki öğe arasındaki bağıntı. Bu bağıntı, sözkonusu iki öğeyi hem özdeşleştirir hem de onların çatışkısını uzlaştırır.(Bk. ansikl. böl.) -İnsanları birleştirerek, Rousseau'ya 9öre insan toplumunun temelini oluşturan ve Fourier'ye göre de oluşturması gereken bağ. (Bk. ansikl. böl.)--Birlik antlaşması, doğal hukuk kuramlarında, bu antlaşmayı isteyenlerin, ancak tek bir siyasal kuruluş oluşturmalarını, "korunmaları ve karşılıklı güvenlerini ilgilendiren işleri ortak bir kararla düzenlemelerini" sağlayan sözleşme (Pufendorf, Dejure naturae et gentium 7, 2, 7). ansikl. [/i]böl.] -Kamu mal. Bütçede birlik ilkesi, bütçenin yıllık olma, genellik ve tahsis ilkeleriyle birlikte, hükümetin mali yöntemi üzerinde etkin bir parlamenter denetim sağlayan, kamu tüzel kişilerinin bütçesinin ve bütçe yasasının sunulmasında göz önüne alınan dört temel ilkeden biri. (Bk. ansikl. böl.)
-Kars. anat. Yapı birliği. E. Geoffroy Saint-Hilaire'in öne sürdüğü, hayvandaki komşu organlar arasındaki ilişkilere dayanan kuram. (Bk. ansikl. böl.) -Med. huk. Evlilik birliği, karı ve kocadan oluşan birlik. (Bk. ansikl. böl.)--Mal birliği -
