Dış yardım, sermaye, mal veya hizmetlerin ulusların ve/veya vatandaşlarının faydalanma*sı amacıyla uluslararası transferidir. Diğer bir ifadeyle, zengin ülkelerden Asya, Afrika ve Latin Amerika'nın gelişmekte olan ülkelerine kaynak transferi dış yardım olarak ele alın*maktadır. Dış yardımlar iki şekilde yapılmak*tadır: L) Ekonomik ve teknik yardım, ve 2) As*keri yardım. Ekonomik ve teknik yardım, fa*kirlik, savaş ve doğal afetlerin verdiği zararla*rı azaltmak amacıyla ya da az gelişmiş ülkele*rin uzun dönemli kalkınması İçin vatandaşla*rın hayat standardını desteklemek amacıyla verilen bir yardımdır. Teçhizat veya eğitim da*nışmanlığı şeklindeki askeri yardım, hem Do*ğu, hem de Batı blokunca yapılan yardımların
önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Diğer bir dış yardım türü de, sermaye transferidir. Bu yardım genellikle nakit hibe ya da Ödünç şek*linde olmaktadır.
Dış yardım alan ülkelere bakıldığından, yar*dım yapan ülkelerin ekonomik çıkarları, poli*tik öncelikleri ve coğrafi yakınlığı Ön planda tuttuğu görülmektedir. Ulusal bir politika ola*rak dış yardım XVIII. yüzyıldan itiaren önem kazanmıştır. Müttefiklerin askeri gücünü ve etkinliğini arttırmaya yönelik bu tür yardımlar XIX. yüzyılda Avrupa'da kesintili olsa da de*vam etmiştir. I. Dünya Savaşında ABD, Avru*palı müttefiklerine önemli miktarda Ödünçler vermiş, bunlar daha sonra hibeye dönüştürül*müştür. 1943-46 yıllarında faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler Yardım ve Rehabilitasyon İdaresi (UNRRA) dış yardımlara yeni bir içe*rik kazandırmıştır. Daha sonra kurulan Dün*ya Bankası (IBRD) ve Uluslararası Para Fo*nu (IMF) dış yardımlara yeni bir yaklaşım ge*tirmiştir.
II. Dünya Savaşı sonrasında ABD, Sovyet tehlikesine karşı dış yardım programını uygu*lamaya başlamıştır. Truman'ın kararıyla ve da*ha sonra Marshall'm önerileriyle Avrupa'nın değişik ülkeleri askeri ve ekonomik ağırlıklı ABD yardımı almaya başlamıştır. Sovyetlerin dış yardımı da spesifik ve stratejik projelere yönelik btr özelliğe sahiptir. Soğuk savaştan dolayı Sovyetlerin seçtiği projeler genellikle Batı blokunun reddedilmesini amaçlamakta*dır. Mısır ve Hindistan'daki Sovyet yardımları buna güzel bir örnektir.
195U'li yıllarda dış yardım, bu yardımı yapan ülkelerin güvenlik amaçlarını ön planda tuta*cak şekilde yapılmaya başlanmıştır. Sovyetle*rin, ABD ve diğer Baiılı ülkelerin gelişmekte olan ülkelerdeki çıkarları bu dönüşümü adeta zorlamıştır. 1949 yılında Truman, Sovyet blo-kuna sınır olan ülkelerde ekonomik ve askeri gücü geliştirmek amacıyla Birleşmiş Millet-ler'e bağlı bazı organizasyonlar yoluyla ABD yardımlarının kapsamım değiştirmiştir. Bu ne*denle ABD'dc bir dizi yasa çıkartılmış, fon ve kurum kurulmuştur. Tarımsal Ticareti Geliş*tirme ve Yardım Yasası (ATDAA), Kalkınma Fonu (DLF) ve Uluslararası Kalkınma Ajansı (AID) bunların en önemlileridir. Za*manla ABD yardımları tüm gelişmekte olan ülkeleri kapsayacak şekilde genişlemiş, ayrıca dış yardımların içeriği de değişmiştir, örneğin 1960'lardan sonra kalkınma yardımları, proje bazından çıkıp program kredileri halini almış*tır. Ülkelerin kendilerine yeterli hale gelmele*ri düşüncesi bu değişikliğin temel nedeni ol*muştur.
Dış yardım yapan ülkeler arasında en önem*lisi şüphesiz ABD'dir. Bu ülke 1945-80 yılları arasında toplam 180 milyar dolar yardımda bulunmuştur. Batı bloku ülkelerinden Fransa, Kanada, Batı Almanya ve İngiltere de dış yar*dımlar konusunda ağırlığı olan ülkelerdir. Öte yandan Sovyetler Birliği, Doğu Avrupa ve Çin de doğu bloku ülkelerine önemli dış yardımlarda bulunmuştur. Çin hariç doğu blo*ku ülkelerinin gelişmekle olan ülkelere yaptık*ları yardımlar 1947-80 arasında 21 milyar dola*rı aşmıştır. Bunun yanında petrol ihraç eden ülkeler (OPEC) teşkilatında yer alan Arap ül*keleri de hibe ve mat yardımı şeklinde önemli dış yardımlarda bulunmuştur. Ülke bazında yapılan bu yardımlar dışında, çok yönlü dış yardım programları hızlı bir gelişme göster*miştir. Özellike OECD üyelerince 1960 yılla*rında oluşturulan Kalkınma Yardım Komitesi (DAC). Dünya Bankası'na bağlı Uluslararası Kalkınma Teşkilatı (IDA), Uluslararası Fi-nans Korporasyonu (IFC) gelişmekte olan ül*kelere farklı amaçlı yardım programı uygula*yan önemli kuruluşlardır.
Büyük Ölçeklerde dış yardım akımları ger*çekleştirilmiş olmasına rağmen, gelişmiş ve ge*lişmekle olan ülkeler arasındaki fark gittikçe büyümüştür. Nüfus artışı İle milli gelir artış oranlarının farklı olması, ülkeler arasındaki açığın artmasına neden olmuştur. Ayrıca Marshal! planı altında Avrupa'ya yapılan yar*dımlar ilgili ülkelerde ekonomik gelişmeyi sağ*lamış olmasına rağmen bu tür yardımlar Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde aynı de*recede etkili olamamıştır. En önemli neden ise, yardım yapılan ülkelerde kurumsal sos-yo-ekonomtk ve kültürel altyapıların önemli ölçüde farklı olmasıdır.
Dış yardım anlayışında 1960'lardan sonra ciddi değişiklikler ortaya çıkmıştır. Gelişmek*te olan ülkelerin dünya ekonomisindeki deği*şikliklere karşı daha duyarlı davranması, so*ğuk savaş kavramının daha bir açıklık kazan*ması, kırsal ve ırksal kesimden gelen tepkile*rin artması, yardım yapan ülkelerde ekono*mik ve politik dengelerin yeniden kurulma ih*tiyacının doğması gibi faktörler dış yardım programlarının yönünü ve kapsamını etkile*miştir. Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ül*keler arasındaki tüm ilişkileri incelemek ve de*ğerlendirmek amacıyla oluşturulan Pearson Komisyonu ve benzer diğer organizasyonlar, dış yardım programlarına etkinlik kazandırma düşüncesinden doğmuştur.
Birçok Batılı ülke dış yardım maliyetlerini azaltmak amacıyla değişik alternatifler geliş-lirmiştir. 1980'li yıllarda ortaya çıkan ekono*mik durgunluk özel yatırımların devlet yardım*larının yerini almasına neden olmuştur. Güm*rük tarifeleri, garantili tahvil ihracı, okyanus kaynaklarının kullanımı hatta özel çekim hak*ları (SDR) dış yardım alternatifleri olarak gündeme gelmiştir.
Nazım EKREN
Dış Yardım ve -T'ürkiye-
Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere siya*sal, ekonomik, askerî ve insanî amaçlarla ver*dikleri yardım. Dış tasarrufların bir cinsi de ta*mamen veya kısmen karşılıksız olarak verilen hibe ve yardımlardır. II.Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupanın yeniden kalkınmasını sağla*mak amacıyla A.B.D. tarafından başlatılan ve daha sonra 'Ortak Savunma Sistemi' içinde devam ettirilen dış yardımlar, döviz, tarım ü rünleri fazlası ve askeri malzeme şeklinde ya*pılmakladır. Dış yardımların döviz olarak Öde*nenleri 1950'lerde herhangi bir ön şart taşıma*dan verilirken, 1960'dan sonra şartlı yardım şekline dönüşmüştür. Şartlı yardımlarda, yar*dımı veren devlet bu yardımın belli projelerin veya kendi ülkesinden yapılacak ithalatın finansmanında kullanılmasını istemekte ve yar*dımı ancak bu şartın gerçekleşmesi halinde vermektedir. Az gelişmiş ülkelerde, iyi yatı*rım projelerinin kıt olduğu dikkate alınırsa şartlı yardımların kaynak israfını önleyeceği düşünülebilir. Buna rağmen şartlı yardımların millî kalkınma stratejisine ters düşme tehlike*si de vardır.
Genel olarak dış yardımlar siyasal, ekono*mik ve insanî amaçlar gözetilerek yapılmakta*dır.
Siyasal amaçlarla yapılan dış yardımları hü*kümetler genellikle dış politikalarının bir ara*cı olarak kullanırlar. A.B.D. ve Sovyetler Bİrli-ği'nin dış yardım programlarında bu temel amaç açıklıkla görülebilir. Bir zamanlar -Marshall yardımları sırasında Amerika Birle*şik Devletleri Avrupa ülkelerine yıkılan eko*nomilerinin onarımı için yardım ederken, aynı zamanda komünizmin Avrupa'da yayılışını da engellemek istiyordu. Truman Doktrini ile Türkiye ve Yunanistan'a yapılan yardımların altında da Sovyetler Birliği'nİn Boğazları ele geçirerek Akdeniz'e inme tehlikesini önlemek amacı yalar. 1950'leriıı ortalarında soğuk sava*şın yoğunlaştığı sıralarda Amerika Birleşik Devletleri, Güney Doğu Asya'da, Orta Do-ğu'da ve Latin Amerika'da birçok azgelişmiş ülkeyi siyasal nedenlerle askerî ve ekonomik yönlerden destekleme kararı almıştır.
Şekil ve kapsam yönünden farklı olsa bile Sosyalist bloktaki ülkelerin yardımlarında da aynı amaçlar görülür. Bu ülkelerde Uzak Do-ğu'da, Afrika'da ve dünyanın öbür yerlerinde siyasa! üstünlük kazanmak için dış yardımlar*dan yararlanma yoluna gitmişlerdir.
Ekonomik nedenler ise az gelişmiş ülkelerin sahip oldukları sınırlı kaynaklarla, kalkınma gibi büyük bir görevi tek başlarına başarmala*rı çok güç olduğundan zengin ülkelerin GSMH'lannın belirli bir payını her yıl dış yar*dıma ayırmaları, kendi millî çıkarları açısın*dan gerekli görülmektedir. Global açıdan dü*şünülürse kalkınmış ekonomilerle az gelişmiş ekonomiler arasında bir kader birliği vardır. Az gelişmiş ülkeler kalkındıkça gelişmiş ülke*lerin ekonomik refahı azalmayıp daha çok ar-
lar. Çünkü kalkınma, az gelişmiş ülkelerde pi*yasa hacminin genişlemesi ve artan millî gelir dolayısıyla uluslararası mübadelelerinin büyü*mesine olumlu etkide bulunmakladır.
Dış yardımlar, yardım veren ülkenin ekono*mik çıkarlarına dolaysız biçimde hizmet edebi*lir. Sözgelişi, projeye bağlı yardımlarda, yar*dım veren ülke çeşitli projeler arasında kendi ekonomik çıkarlarına en uygun bulduğunu se*çer ve onun finansmanına katkıda bulunur. Bu durumda yardım konusu, örneğin onun da yararlanabileceği bir transit yol, köprü veya li*man projesi olabilir. Yardımların ihraç malla*rının satın alımı kaydına bağlanması da yar*dım verenin dolaysız şekilde çıkarlarına hiz*met etmekledir. Çünkü bu sayede ihraç malla*rına pazar sağlanmakta ve dış ödemeler bilan*çosu olumlu yönde etkilenmekledir.
İnsanî ve ahlakî düşünceler açısından zengin*lerin yoksullara yardım etmesi ahlakî bir dav*ranış olarak görülmektedir. Ancak gerek geliş*miş, gerek az gelişmiş ülkelerde bu düşünce ile yardım zorunluluğuna inananlar bulunabi*lirse de uzun dönemde hiçbir karşılık bekle*meden yapılan yardımlara rastlamak imkânı pek yoktur.
Türkiye, II.Dünya Savaşı'ndan bu yana de*vamlı açık veren ödemeler bilançosunu dış yardımlar ile kapatmağa çalışmıştır. Türkiye'*nin aldığı dış yardımlar esas itibariyle dört grupta toplanmaktadır. Dış yardımların sağ*landığı yer açısından Amerikan yardımları en büyük miktara sahiptir. Amerika Birleşik Dcv-leıleri'nin Türkiye'ye sağladığı İlk dış yardım Marshall Manı adını taşımaktadır. Daha son*ra bu yardımlar değişik adlarla devam ettiril*miştir. ABD'nin Türkiye'ye sağladığı dış yar*dımlarda ekonomik yardımların yanında aske*rî ve aynî yardımların yeri büyüktür. Türkiye'*nin sağladığı dış yardımlarda ikinci grubu ABD dışındaki diğer ülkelerden, özellikle de İngiltere ve F.Almanya'dan sağlanan yardım*lar oluşturmaktadır. IMF, Dünya Bankası, OECH, OECD gibi uluslararası kuruluşlar*dan alımın yardımlar üçüncü gruba girerken bunların dışında kalan diğer yardımlar da dış vardımlann dördüncü grubunda ver almakladırlar.
Türkiye'nin ekonomik kalkınması için dışarı*dan sağladığı yardımların siyasal faturası hep tartışılmıştır. Tabiî olarak dış yardımların ağır bir siyasal faturası vardır. Diğer taraftan bu yardımların ülkeyi dışarıya daha çok bağımlı kıldığı, verilen tavizlerin ülkenin kalkınmasını olumsuz etkilediği de iddia edilmektedir. Önemli olan ülkcyöneticilerinin millî çıkarlar*la dışayrdımları bağdaştırabilmeleridir.
Mustafa SEVÜKTEKİN Bk. Azgelişmişlik; Marsholl Planı.
önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Diğer bir dış yardım türü de, sermaye transferidir. Bu yardım genellikle nakit hibe ya da Ödünç şek*linde olmaktadır.
Dış yardım alan ülkelere bakıldığından, yar*dım yapan ülkelerin ekonomik çıkarları, poli*tik öncelikleri ve coğrafi yakınlığı Ön planda tuttuğu görülmektedir. Ulusal bir politika ola*rak dış yardım XVIII. yüzyıldan itiaren önem kazanmıştır. Müttefiklerin askeri gücünü ve etkinliğini arttırmaya yönelik bu tür yardımlar XIX. yüzyılda Avrupa'da kesintili olsa da de*vam etmiştir. I. Dünya Savaşında ABD, Avru*palı müttefiklerine önemli miktarda Ödünçler vermiş, bunlar daha sonra hibeye dönüştürül*müştür. 1943-46 yıllarında faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler Yardım ve Rehabilitasyon İdaresi (UNRRA) dış yardımlara yeni bir içe*rik kazandırmıştır. Daha sonra kurulan Dün*ya Bankası (IBRD) ve Uluslararası Para Fo*nu (IMF) dış yardımlara yeni bir yaklaşım ge*tirmiştir.
II. Dünya Savaşı sonrasında ABD, Sovyet tehlikesine karşı dış yardım programını uygu*lamaya başlamıştır. Truman'ın kararıyla ve da*ha sonra Marshall'm önerileriyle Avrupa'nın değişik ülkeleri askeri ve ekonomik ağırlıklı ABD yardımı almaya başlamıştır. Sovyetlerin dış yardımı da spesifik ve stratejik projelere yönelik btr özelliğe sahiptir. Soğuk savaştan dolayı Sovyetlerin seçtiği projeler genellikle Batı blokunun reddedilmesini amaçlamakta*dır. Mısır ve Hindistan'daki Sovyet yardımları buna güzel bir örnektir.
195U'li yıllarda dış yardım, bu yardımı yapan ülkelerin güvenlik amaçlarını ön planda tuta*cak şekilde yapılmaya başlanmıştır. Sovyetle*rin, ABD ve diğer Baiılı ülkelerin gelişmekte olan ülkelerdeki çıkarları bu dönüşümü adeta zorlamıştır. 1949 yılında Truman, Sovyet blo-kuna sınır olan ülkelerde ekonomik ve askeri gücü geliştirmek amacıyla Birleşmiş Millet-ler'e bağlı bazı organizasyonlar yoluyla ABD yardımlarının kapsamım değiştirmiştir. Bu ne*denle ABD'dc bir dizi yasa çıkartılmış, fon ve kurum kurulmuştur. Tarımsal Ticareti Geliş*tirme ve Yardım Yasası (ATDAA), Kalkınma Fonu (DLF) ve Uluslararası Kalkınma Ajansı (AID) bunların en önemlileridir. Za*manla ABD yardımları tüm gelişmekte olan ülkeleri kapsayacak şekilde genişlemiş, ayrıca dış yardımların içeriği de değişmiştir, örneğin 1960'lardan sonra kalkınma yardımları, proje bazından çıkıp program kredileri halini almış*tır. Ülkelerin kendilerine yeterli hale gelmele*ri düşüncesi bu değişikliğin temel nedeni ol*muştur.
Dış yardım yapan ülkeler arasında en önem*lisi şüphesiz ABD'dir. Bu ülke 1945-80 yılları arasında toplam 180 milyar dolar yardımda bulunmuştur. Batı bloku ülkelerinden Fransa, Kanada, Batı Almanya ve İngiltere de dış yar*dımlar konusunda ağırlığı olan ülkelerdir. Öte yandan Sovyetler Birliği, Doğu Avrupa ve Çin de doğu bloku ülkelerine önemli dış yardımlarda bulunmuştur. Çin hariç doğu blo*ku ülkelerinin gelişmekle olan ülkelere yaptık*ları yardımlar 1947-80 arasında 21 milyar dola*rı aşmıştır. Bunun yanında petrol ihraç eden ülkeler (OPEC) teşkilatında yer alan Arap ül*keleri de hibe ve mat yardımı şeklinde önemli dış yardımlarda bulunmuştur. Ülke bazında yapılan bu yardımlar dışında, çok yönlü dış yardım programları hızlı bir gelişme göster*miştir. Özellike OECD üyelerince 1960 yılla*rında oluşturulan Kalkınma Yardım Komitesi (DAC). Dünya Bankası'na bağlı Uluslararası Kalkınma Teşkilatı (IDA), Uluslararası Fi-nans Korporasyonu (IFC) gelişmekte olan ül*kelere farklı amaçlı yardım programı uygula*yan önemli kuruluşlardır.
Büyük Ölçeklerde dış yardım akımları ger*çekleştirilmiş olmasına rağmen, gelişmiş ve ge*lişmekle olan ülkeler arasındaki fark gittikçe büyümüştür. Nüfus artışı İle milli gelir artış oranlarının farklı olması, ülkeler arasındaki açığın artmasına neden olmuştur. Ayrıca Marshal! planı altında Avrupa'ya yapılan yar*dımlar ilgili ülkelerde ekonomik gelişmeyi sağ*lamış olmasına rağmen bu tür yardımlar Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde aynı de*recede etkili olamamıştır. En önemli neden ise, yardım yapılan ülkelerde kurumsal sos-yo-ekonomtk ve kültürel altyapıların önemli ölçüde farklı olmasıdır.
Dış yardım anlayışında 1960'lardan sonra ciddi değişiklikler ortaya çıkmıştır. Gelişmek*te olan ülkelerin dünya ekonomisindeki deği*şikliklere karşı daha duyarlı davranması, so*ğuk savaş kavramının daha bir açıklık kazan*ması, kırsal ve ırksal kesimden gelen tepkile*rin artması, yardım yapan ülkelerde ekono*mik ve politik dengelerin yeniden kurulma ih*tiyacının doğması gibi faktörler dış yardım programlarının yönünü ve kapsamını etkile*miştir. Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ül*keler arasındaki tüm ilişkileri incelemek ve de*ğerlendirmek amacıyla oluşturulan Pearson Komisyonu ve benzer diğer organizasyonlar, dış yardım programlarına etkinlik kazandırma düşüncesinden doğmuştur.
Birçok Batılı ülke dış yardım maliyetlerini azaltmak amacıyla değişik alternatifler geliş-lirmiştir. 1980'li yıllarda ortaya çıkan ekono*mik durgunluk özel yatırımların devlet yardım*larının yerini almasına neden olmuştur. Güm*rük tarifeleri, garantili tahvil ihracı, okyanus kaynaklarının kullanımı hatta özel çekim hak*ları (SDR) dış yardım alternatifleri olarak gündeme gelmiştir.
Nazım EKREN
Dış Yardım ve -T'ürkiye-
Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere siya*sal, ekonomik, askerî ve insanî amaçlarla ver*dikleri yardım. Dış tasarrufların bir cinsi de ta*mamen veya kısmen karşılıksız olarak verilen hibe ve yardımlardır. II.Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupanın yeniden kalkınmasını sağla*mak amacıyla A.B.D. tarafından başlatılan ve daha sonra 'Ortak Savunma Sistemi' içinde devam ettirilen dış yardımlar, döviz, tarım ü rünleri fazlası ve askeri malzeme şeklinde ya*pılmakladır. Dış yardımların döviz olarak Öde*nenleri 1950'lerde herhangi bir ön şart taşıma*dan verilirken, 1960'dan sonra şartlı yardım şekline dönüşmüştür. Şartlı yardımlarda, yar*dımı veren devlet bu yardımın belli projelerin veya kendi ülkesinden yapılacak ithalatın finansmanında kullanılmasını istemekte ve yar*dımı ancak bu şartın gerçekleşmesi halinde vermektedir. Az gelişmiş ülkelerde, iyi yatı*rım projelerinin kıt olduğu dikkate alınırsa şartlı yardımların kaynak israfını önleyeceği düşünülebilir. Buna rağmen şartlı yardımların millî kalkınma stratejisine ters düşme tehlike*si de vardır.
Genel olarak dış yardımlar siyasal, ekono*mik ve insanî amaçlar gözetilerek yapılmakta*dır.
Siyasal amaçlarla yapılan dış yardımları hü*kümetler genellikle dış politikalarının bir ara*cı olarak kullanırlar. A.B.D. ve Sovyetler Bİrli-ği'nin dış yardım programlarında bu temel amaç açıklıkla görülebilir. Bir zamanlar -Marshall yardımları sırasında Amerika Birle*şik Devletleri Avrupa ülkelerine yıkılan eko*nomilerinin onarımı için yardım ederken, aynı zamanda komünizmin Avrupa'da yayılışını da engellemek istiyordu. Truman Doktrini ile Türkiye ve Yunanistan'a yapılan yardımların altında da Sovyetler Birliği'nİn Boğazları ele geçirerek Akdeniz'e inme tehlikesini önlemek amacı yalar. 1950'leriıı ortalarında soğuk sava*şın yoğunlaştığı sıralarda Amerika Birleşik Devletleri, Güney Doğu Asya'da, Orta Do-ğu'da ve Latin Amerika'da birçok azgelişmiş ülkeyi siyasal nedenlerle askerî ve ekonomik yönlerden destekleme kararı almıştır.
Şekil ve kapsam yönünden farklı olsa bile Sosyalist bloktaki ülkelerin yardımlarında da aynı amaçlar görülür. Bu ülkelerde Uzak Do-ğu'da, Afrika'da ve dünyanın öbür yerlerinde siyasa! üstünlük kazanmak için dış yardımlar*dan yararlanma yoluna gitmişlerdir.
Ekonomik nedenler ise az gelişmiş ülkelerin sahip oldukları sınırlı kaynaklarla, kalkınma gibi büyük bir görevi tek başlarına başarmala*rı çok güç olduğundan zengin ülkelerin GSMH'lannın belirli bir payını her yıl dış yar*dıma ayırmaları, kendi millî çıkarları açısın*dan gerekli görülmektedir. Global açıdan dü*şünülürse kalkınmış ekonomilerle az gelişmiş ekonomiler arasında bir kader birliği vardır. Az gelişmiş ülkeler kalkındıkça gelişmiş ülke*lerin ekonomik refahı azalmayıp daha çok ar-
lar. Çünkü kalkınma, az gelişmiş ülkelerde pi*yasa hacminin genişlemesi ve artan millî gelir dolayısıyla uluslararası mübadelelerinin büyü*mesine olumlu etkide bulunmakladır.
Dış yardımlar, yardım veren ülkenin ekono*mik çıkarlarına dolaysız biçimde hizmet edebi*lir. Sözgelişi, projeye bağlı yardımlarda, yar*dım veren ülke çeşitli projeler arasında kendi ekonomik çıkarlarına en uygun bulduğunu se*çer ve onun finansmanına katkıda bulunur. Bu durumda yardım konusu, örneğin onun da yararlanabileceği bir transit yol, köprü veya li*man projesi olabilir. Yardımların ihraç malla*rının satın alımı kaydına bağlanması da yar*dım verenin dolaysız şekilde çıkarlarına hiz*met etmekledir. Çünkü bu sayede ihraç malla*rına pazar sağlanmakta ve dış ödemeler bilan*çosu olumlu yönde etkilenmekledir.
İnsanî ve ahlakî düşünceler açısından zengin*lerin yoksullara yardım etmesi ahlakî bir dav*ranış olarak görülmektedir. Ancak gerek geliş*miş, gerek az gelişmiş ülkelerde bu düşünce ile yardım zorunluluğuna inananlar bulunabi*lirse de uzun dönemde hiçbir karşılık bekle*meden yapılan yardımlara rastlamak imkânı pek yoktur.
Türkiye, II.Dünya Savaşı'ndan bu yana de*vamlı açık veren ödemeler bilançosunu dış yardımlar ile kapatmağa çalışmıştır. Türkiye'*nin aldığı dış yardımlar esas itibariyle dört grupta toplanmaktadır. Dış yardımların sağ*landığı yer açısından Amerikan yardımları en büyük miktara sahiptir. Amerika Birleşik Dcv-leıleri'nin Türkiye'ye sağladığı İlk dış yardım Marshall Manı adını taşımaktadır. Daha son*ra bu yardımlar değişik adlarla devam ettiril*miştir. ABD'nin Türkiye'ye sağladığı dış yar*dımlarda ekonomik yardımların yanında aske*rî ve aynî yardımların yeri büyüktür. Türkiye'*nin sağladığı dış yardımlarda ikinci grubu ABD dışındaki diğer ülkelerden, özellikle de İngiltere ve F.Almanya'dan sağlanan yardım*lar oluşturmaktadır. IMF, Dünya Bankası, OECH, OECD gibi uluslararası kuruluşlar*dan alımın yardımlar üçüncü gruba girerken bunların dışında kalan diğer yardımlar da dış vardımlann dördüncü grubunda ver almakladırlar.
Türkiye'nin ekonomik kalkınması için dışarı*dan sağladığı yardımların siyasal faturası hep tartışılmıştır. Tabiî olarak dış yardımların ağır bir siyasal faturası vardır. Diğer taraftan bu yardımların ülkeyi dışarıya daha çok bağımlı kıldığı, verilen tavizlerin ülkenin kalkınmasını olumsuz etkilediği de iddia edilmektedir. Önemli olan ülkcyöneticilerinin millî çıkarlar*la dışayrdımları bağdaştırabilmeleridir.
Mustafa SEVÜKTEKİN Bk. Azgelişmişlik; Marsholl Planı.
