Hoşgeldin Misafir

Ehli Kitab

CyberHawk

CyberHawk

WebMaster
Adana
12 Ara 2018
16,070 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Arapça. “kitap halkı”. Kur'an'da Yahudiler ve Hıristiyanlar için kullanı­lan bir genel ad. Ehli Kitab terimi, Kur'an öncesi dönemden itibaren Hicaz bölgesi Araplarınca, dinsel öğretileri arasında kitap geleneğine yer veren Yahudiler ve Hıristiyanlar için bir isim olarak kullanılmaktaydı. Bu doğrultuda Yahudi veya Hıristiyan olmayan Arap­lar için ise Ümmiler (kitap geleneğine sahip olmayanlar) genel adı kullanıl­maktaydı. Kur'an, Araplar tarafından Yahudiler ve Hıristiyanlar için kullanı­lan bu terimi almış ve aynı anlamda kullanmıştır. Kur'an'da diğer müşriklere nazaran Ehli Kitab'a daha ayrıcalıklı bir yaklaşım tarzı izlendiği göze çarpar. Ör­neğin onların “taamlarının” (yiyeceklerinin) yenilebileceğinin ve onların iffetli kadınlarıyla evlenilebileceğinin belirtilmesi bu çerçevede zikre­dilebilir. [4]Ancak son tahlilde Kur'an, onların doğru yolda olmadıkla­rını, müşrik olduklarını belirtir ve kur­tulabilmeleri için Allah'a, ahiret gü­nüne, kendilerine ve Hz. Muhammed'e indirilene inanmalarının, Allah'a şirk koşmayı ve başka şeyleri İlahlaştırmayı bırakmalarının şart olduğunu, ayrıca bu çerçevede yapılacak olan salih amellere yönelmelerinin gerektiğini vurgular. Bundan başka Kur'an, Müslümanlara Yahudi ve Hırîstiyanları velî edinme­melerini, her kim onları velî edinecek olursa onun da onlardan farkı kalmaya­cağını bildirir.
Arapça'da kitap ehli olan­lar anlamına gelmektedir. Diğer bir tabirle kutsal kitabı olanlar demektir. Ehl-i Kitap tabirini ilk kez Kur'an-i Kerim kullanmış­tır. Tevrat, Zebur ve İncil gibi kitap indirilen Yahudilere, Hıristiyanlara ve Sabiilere işaret etmektedir. Bu üç büyük kitabın dışında, kendilerine suhuf verilen kavimlerde ehl-i kitap tabirinin içine gir­mektedir. Böylece, bütün peygamberlerin kavimleri, doğrudan doğruya ehl-i kitap sayılmaktadır.
Ancak Kur'an-ı Kerim'de ehl-î kitap tabiri, Yahudiler, Hıristiyanlar, kısmen de Sabiiler için kullanılmıştır. Kur'an-ı Ke­rimde sarahat olmamakla birlikte Hz. Peygamber, Mecusileri de kitap ehli kabul etmiştir. Yalnız, Mecusi kadınları ile izdi­vacı ve onların kestikleri hayvanın etini yemeyi yasaklamıştır. Ehl-i kitap, müslüman otoritelerin haki­miyeti altında din hürriyeti, yaşama hür­riyeti, mülkiyet hakkî ve nesil yetiştirme gibi konularda daima rahat bir ortamda yaşama imkanı bulmuşlardır. “Cizye” adı verilen bir vergi vermek suretiyle de müslüman toplumun üyesi olmuşlardır. Kur'an-ı Kerim, din değiştirme konu­sunda, ehl-i kitap dahil hiçbir kimseye zorlama yapmamayı emretmiştir.Bunun için tarih boyunca ehl-i kitap, islâm ülkelerinde çok rahat bir hayat sürmüşlerdir.
İslâmiyetin ilk dönemlerinden itibaren Hz. Peygamber, ehl-i kitaba karşı daima toleranslı davranmıştır. Bu konuda Necran Hıristiyan heyetine karşı göster­diği müsamaha ve dini hoşgörü çok önemli bir örnek teşkil etmektedir. Daha sonraki dönemlerde dört halife, Emeviler, Abbasiler, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti aynı toleransı devam ettirmişlerdir. İşte bu to­leranslı tavır, 1492'de İspanya'dan kovu­lan Yahudileri, Osmanlı Devletine sığın­maya yöneltmiştir.
İslâm ülkelerinde XV. asırdır yaşayan Ya­hudilerin ve Hıristiyanların varlığı, İslâmın ehl-i kitaba karşı olan hoşgörüsünün bir sonucu olarak izah edilebi­lir.