Kalkınma ve sanayileşme makul büyüklükte bir pazarı gerekli kılar. Büyük pazarın avantaj*larından mahrum olan bir ekonominin etkin üretim yapısına kavuşması mümkün değildir. O nedenledir ki, sömürgeleri olmasaydı İngil*tere'yi, gümrük birliği oluşturmasayds Alman*ya'yı, büyük pazar avantajlarına sahip olma*saydı Amerika Birleşik Devletleri'ni ve ben*zerlerini (diğer şartları şimdilik bir kenara bı*rakırsak) bugünkü gelişmişlik düzeyinde göre-meyebilirdik. Sömürgelerden yararlanma dev*rinin kapanmaya yüz tuttuğu ya da yeni-sö-mürgecilik dönemini yaşadığımız günümüz dünyasında, biryandan gelişmiş ülkelerin mev*cut durumlarını muhafaza, Öte yandan geliş*mekte olan ülkelerin kalkınma hamlesini baş*latma ve sürdürme yolunda, aralarındaki ta*mamlayıcılık Özelliğinden de yararlanarak ekonomik entegrasyon hareketlerine giriştik*lerini görüyoruz. Yani ekonomik entegras*yon, bir bakıma, büyük pazar avantajını elde etmek için, pazarlarını birbirine açma şeklin*de tanımlanabilir.
Entegrasyon, Latince parçalan bütünün için*de birleştirmek anlamına gelen Integmtio kö*künden Btıtı dillerine girmiş bir kelimedir. Ekonomik entegrasyon ise, ülkeler arasında malların ve faktörlerin serbest harekeline ma*ni olan politikalara son vermek, iç ekonomik politikaları uyumlulaşlırıp ayrı İktisadi yapıla*rı bir tek İktisadi yapı haline getirmektir.
Bazı yazarlar çağımızı "entegrasyon çağı" ola*rak adlandırmaktadırlar. İster doğudan batı*ya, isterse kuzeyden güneye bakalım, dünyamı*zın 200'U aşkın ülkesinin sayıları 10'larla ifade edilebilecek entegrasyonlar olarak karşımıza çıktığını görürüz. Askeri entegrasyonlar, ekonomik entegrasyonlarla bütünleşmekte, kuv*vetli ekonomik entegrasyonlar oluşturan ülke*lerin aynı zamanda askeri alanda da entegre bîr bütün oluşturdukları gözlenmektedir. Şim*di sorumuzu soralım: Ülkeler neden dolayı ekonomik entegrasyon oluşturmaktadırlar?
Bu sorunun cevabı iki cepheden verilebilir. Bilindiği gibi iktisadın bir bilim olarak ortaya çıkmasından bu yana serbest ticaret savunul*maktadır. Eğer dünyada hakim ekonomik iliş*kiler serbest ticaret kurallarına göre yapılırsa dünya ülkelerinin refahı her zaman daha yük*sek olur. Onun için iktisatçılar, birinci en İyi durumun refah bakımından bu tür sonuç do*ğurabilecek olan serbest ticaret olduğu nokta*sında müttefiktirler. Fakat realite şu ki; ülke*ler bu teze pek kulak asmamışlar ve her fırsat*ta dünyanın ekonomik şartlarını lehlerine çevi*rebilmek için İktisadi ilişkilerini çeşitli araçlar*la (tarife, kota, vb.) sınırlandırmışlardır. Ser*best ticaret tezine karşı Almanya'nın koruma*cılığı savunmasının sebebi, 1800'lü yıllarda İn*giltere'nin ürettiği malların yıkıcı rekabeti kar*şısında, yeni kurulmakta olan sanayilerini ko*rumak amacıyla küçük Alman devletçikleri*nin Zaliver'in adı altında ortak bir gümrük bir*liği oluşturmaları ve Bismark'ın da katkısıyla Almanya'yı güçlü bir ekonomik yapıya dönüş*türme arzusudur. Bunda başarılı da olunmuş*tur. Tarihin bu ilk gümrük birliğinin ortaya koyduğu durum şudur: biryandan birbirlerine karşı uyguladıkları politikaları kaldıkları ser*best ticaretin gelişmesine fırsat veriyorlar; öte yandan da, kendileri aralarında oluşturdukla*rı yeni pazarı, dışarıdan gelebilecek ekonomik tazyiklere karşı koruyucu tedbirler uyguluyor*lardı. Bu da serbest ticaretin alevhinc bir du*rumdu. Bir bakıma korum. ğİşlirmişlİ.
Yukarıda sözünü ettiğimiz bu korumacılık ne gibi bir görünüm ve amaçla karşımıza çık*maktadır? Bu sorunun da cevabı iki cepheli*dir. Biliyorz ki bugün hem gelişmiş ülkeler, hem de gelişmekte olan ülkeler entegrasyon hareketlerine katılmaktadırlar. Gelişmiş ülke*lerin bundan beklentisi, kendilerine rakip ola*rak gördükleri ülkelere karşı piyasalarını korııyarak refah seviyelerini muhafazaya çalışmak*tır. Çünkü bu ülkeler sömürge devrinin kapan*maya yüz tınması ile büyük çapta kaynak akta*rımından mahrum kalmışlar ve en azından, mevcudu muhafazaya yönelmişlerdir. Geliş*mekte olan ülkeler ise ellerindeki imkânları birleştirme ve bu yolla eksikliklerini tamamla****** kalkınmağa çalışmaktadırlar. Denebilir ki son grup ülkelerin amacı, daha dinamiktir. Entegrasyon hareketiyle, bir yandan piyasala*rını korumaya alırken, öte yandan, iç piyasa*nın genişlemesinden istifade eden sanayilerin yeni pazarda daha etkin ve daha ekonomik üreıimyapısıııa kavuşarak uluslararası rakiple*riyle rekabet edebileceklerdir. Ekonomik bir*leşme bu ülkelere pazarlık gücü de kazandır*makta, nisbİ fiyatları lehlerine dönüştürme im*kânı vermektedir. İşte entegrasyon hareketle*rinin ortaya koyduğu bu kısmi İyileşme duru*muna "ikinci en iyi" denmektedir.
Ekonomik entegrasyonun bir süreç olduğu*nu da bu noktada vurgulamak durumundayız. Çünkü entegrasyon hareketi önce iktisadi İş-bi/iiği olarak adlandırabileceğimiz, fazla deri*ne gitmeden ekoniminin bazı sektörleriyle ilgi*li bir başlangıçtan filizlenir. Bunu kendi arala*rında ticaretin serbest olduğu, buna mukabil başka ülkelerle İlişkilerinde her ülkenin kendi politikasını uyguladığı serbest ticaret sahası iz*ler. Ülkelerin kendi aralarında ticarete koy*dukları engelleri kaldırmalarının yanında birli*ği oluşturan ülkeler, ortak bir gümrük tarife-siyle birlik pazarını dışa karşı koruyorlarsa bu safhanın adıgünmik bitliğidir. Bundan sonra*ki safha mal ve faktör hareketlerinin serbest*çe hareket kabiliyetine kavuştumIduğıı oıuık pazar safhasıdır. Burada bir yandan malları hareketine mani olan kısıtlamalar kaldırılır ve ortak gümrük tarifesiyle dışarıdan ithal edilen inallarla ilgili ortak bir politika takip edilir*ken; üretim faktörü dediğimiz emek, sermaye ve üretimin gerektirdiği hareketli bütün vası*taların ortak pazarın İçinde serbestçe ve her*hangi bir kısıtlamaya maruz kalmadan dolaş*maları imkanına kavuşmaktadırlar. Tam bir entegrasyon için bu da yetmez. İçerde- uygula*nacak para, maliye ve dış ekonomik ilişkiler gibi politikaların da uyumlaştırılması gereklidir. Böyle politika koordinasyonunun sağlandığı entegrasyon safhasına ekonomik bütünlük saf*hası diyoruz. Bu safhada uluslarüstü otorite*nin kararlan muteber olacaktır. Ülkeler kendi başlarına bütünlükle ilgili sonuçlar doğurabi*lecek kararlar alamaz ve uygulayamazlar.
Bütün entegrasyonların amacının ekonomik bütünlük olması gerekmez. Her entegrasyo*nun nihai olarak ekonomik bütünleşmeye ulaşması da söz konusu değildir. Entegrasyon*ların, yukarıda sıraladığımız safhaları peş pe*şe atlamak zorunda olduklarını da söyleyeme*yiz; bir entegrasyon ekonomik İşbirliği safha*sından gümrük birliğine halta ekonomik bü*tünlüğe sıçrayabilir.
Günümüzde kurulmuş bulunan ekonomik entegrasyonlar çok ve çeşitlidir. Hem gelişmiş ülkeler, hem de gelişmekte olanlar entegras*yon oluşturmaktadırlar. Doğu Bloku ülkeleri*nin oluşturduğu COMECON'u da, Batı'daki emsallerinden önemli farklılıklar arzelse de ekonomik entegrasyon saymamız mümkün*dür.
Entegrasyonlar çok ve çeşitli olmakla birlik*te bazı sorunları da beraberinde getirmekte*dir. Bunlar özellikle gelişmekte olan ülkelerin arasındaki entegrasyonlarda daha sık görül*mekledir. Burada zikredilmesi gereken üç te*mel sorun bulunmaktadır. Bunlar kararların milli hakimiyeti zedelemesi, kutuplaşma ve ti*caretin sapmasıdır. Özclliklcycni bağımsızlığı*nı kazanmış ya da bağımsızlığına düşkün ülke*lerden oluşan entegrasyonlar çok problemli ol*makladır. Entegrasyonu oluşturan daha geliş*miş ülkeler kaynakları kendilerine çekerek di*ğer ülkeleri zor durumda bırakmaktadır. Bun*ların yanında daha önce ticaret partneri ola*rak kârlı ticaret yapılan ülkelerin birlik dışın*da kalması entegrasyonun zararlarını artır*makta kopmaların ortaya çıkmasına sebep ol*maktadır.
Halen dünyada faaliyette bulunan entegras*yonlar ve üyeleri şunlardır.
A. Gelişmiş Ülkeler Arasındaki Ekonomik Entegrasyonlar
1. Avrupa Topluluğu (Europcan Commıı-
nity: EC): 25 Mart 1957'de imzalanan Roma Antlaşmasıyla kurulmuştur.
Üyeleri: Almanya, Fransa, italya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İngiltere, Danimar*ka, İrlanda, Yunanistan, İspanya ve Porte*kiz'dir. Gümrük Birliği içine Ekim 1987'den itibaren Kıbrıs Rum kesimi de alınmıştır.
2. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Birliği (Northern America Frce Trade Associatıon: NACU) 3 Ocak 1987'de kurulmuştur. Üyeleri Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'dır. 1 Ocak 1989'dan itibaren yürürlüğe girmesi bek*leniyor.
3. Avrupa Serbest Ticaret Sahası: (Europc-aıı Free Trade Association: EFTA) 1959'da Stokolm Antlaşmasıyla kurulmuştur. Gittikçe dağılmakladır. Son olarak Portekiz'in Avrupa Topluluğuna katılmasıyla üye sayısı Avustur*ya, Norveç, İsveç, İsviçre, Finlandiya, İzlanda olarak 6'ya düşmüştür. Bu ülkelerin de AT ile serbest ticaret anlaşmaları vardır.
B. Gelişmekte Olan Ülkeler Arasındaki En*tegrasyonlar
Mana Jiiver Bİriîğî (Mano Rİver Union: MRU) Ocak 1973 yılında kurulmuştur. Üyele*ri (îuinca, Sierra Leone ve Liberya'dır.
Doğu ve Güney Af/ika Ülkeleri Teıvihli Tica*ret Sahası (Prefercnlİal Trade Arca ol" Eas-ıcrn and Southern African States: PTA) Ara*lık 1981 Eıopya'da kurulmuştur. Üyeleri: Ka-mor, Cibuti, İJganda, Somali, Bohvana, Burin-di, Kenya, Lesala, Madagaskar, Malavi, Mori-uıs, Mozambik, Rwanda, Scyseller, Swazi-land, Zambiya'dır.
Merkezi Afrika Gümrük ve Ekonomik liiıiiği (Central African Customs and Economic Uni*on: UDEAC) 8 Aralık 1964'dc kurulmuştur. Üyeleri: Gabon, Kamerun, Orta Afrika Cum*huriyeti ve Kongo'dur.
Güney-Doğu Ascıy Milletleri Biıiiği (Associa*tion of South,East Asian Nations: ASEAN) Ağustos 1967'de kurulmuştur. Üyeleri Endo*nezya, Malezya, Filipinler, Singapur ve Tay*land'dır.
liankok Anlaşması: 1975'de İmzalanmıştır. Üyeleri: Beııgladeş, Hindistan, Kore, La o De*mokratik Halk Cumhuriyeti ve Srilanka'dır.
Arap Ekonomik Biıiik Konseyi (Consil of Arab Economic Unity: CAEU) Arap Birliğini oluşturan üyeler arasında 1957'dc imzalanıp 1%4'te yürürlüğe giren bir anlaşmayla kurul*muştur. Üyeleri: Demokratik Yemen, Mısır, Irak, Ürdün, Kuveyt, Libya, Moritanya, Soma*li, Sudan, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen Arap Cumhuriyeti'dir.
Anıp Ortak. Pazan: (Arab Common Market: ACM) Arap Ekonomik Birlik Konseyinin ka*rarıyla 13 Ağustos 1964'tc kurulmuştur. Üyele*ri: Mısır, Irak, Ürdün, Suriye, Libya, Moritan*ya'dır.
Körfez İşbirliği Konseyi: (Gulf Coopcration Consil: GCC) Mayıs 1981'de Riyad'da imzala*nan anlaşmayla kurulmuştur. Üyeleri: Bah*reyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabis*tan, Birleşik Arap Emİrlİkieri'dir.
Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği: (Regİonal Coopcration for Dcvclopmcnt: RCD), 1964 yılında kurulmuştur. Üyeleri İran, Pakistan ve Türkiye'dir. 1982'dcn itibaren adı Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO) olarak değişmiştir.
Antlean Paktı: 1969 yılında kurulmuştur. Üyeleri: Peru, Ekvator, Bolivya, Kolombiya, Venezüella'dır.
Ona Amerika Ortak Pazan (Central Ameri*ca Common Market: CACM) 1960yılında ku*rulmuştur. Üyeleri: Kostarika, El Salvador, Guatemala, Honduras ve N.Karagua'dır.
Canbbean Ortak Pazan (Carıbbean Com-man Market: CARİCOM) 1968 yılında CA-RIFTA (Carıbcan Serbest Ticaret Sahası) adıyla kurulmuş 1973 yılında CARİCOM adı*nı almıştır. Üyeleri: Guyana, Jamaika, Trİnİ-dad ve Tobago, Antiqua, Belize, Dominik, (îrenada, Moniscrrat, Si. Kıtts Nevis, St. Lu-cİaveSt. Vİncent'lİr.
İMlin Amerika Seıbest Tİcaıvt Sahası: (Latin American Frec Trade Arca: LAFTA) 1960 yı*lında kurulmuştur. Üyeleri: Arjantin, Brezil*ya, Şili, Meksika, Paraguay, Peru, Uruguay, Kolombiya, Ekvator, Venezüella ve Bolivya'*dır.
Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi: (Councit for Mutual Economic Asistance: CMEA, COMECON da denir). Doğu Bloku
ülkeleri arasında 1949 yılında kurulmuştur. Üyeleri: SSCB, Bulgaristan, Romanya, Maca*ristan, Polonya, Doğu Almanya, Çekoslovak*ya, Moğolistan'dır. Çin ve Arnavutluk da üye idî ama SSCB ile anlaşamamış ve ayrılmışlar*dır.
Emin ERTÜRK
Entegrasyon, Latince parçalan bütünün için*de birleştirmek anlamına gelen Integmtio kö*künden Btıtı dillerine girmiş bir kelimedir. Ekonomik entegrasyon ise, ülkeler arasında malların ve faktörlerin serbest harekeline ma*ni olan politikalara son vermek, iç ekonomik politikaları uyumlulaşlırıp ayrı İktisadi yapıla*rı bir tek İktisadi yapı haline getirmektir.
Bazı yazarlar çağımızı "entegrasyon çağı" ola*rak adlandırmaktadırlar. İster doğudan batı*ya, isterse kuzeyden güneye bakalım, dünyamı*zın 200'U aşkın ülkesinin sayıları 10'larla ifade edilebilecek entegrasyonlar olarak karşımıza çıktığını görürüz. Askeri entegrasyonlar, ekonomik entegrasyonlarla bütünleşmekte, kuv*vetli ekonomik entegrasyonlar oluşturan ülke*lerin aynı zamanda askeri alanda da entegre bîr bütün oluşturdukları gözlenmektedir. Şim*di sorumuzu soralım: Ülkeler neden dolayı ekonomik entegrasyon oluşturmaktadırlar?
Bu sorunun cevabı iki cepheden verilebilir. Bilindiği gibi iktisadın bir bilim olarak ortaya çıkmasından bu yana serbest ticaret savunul*maktadır. Eğer dünyada hakim ekonomik iliş*kiler serbest ticaret kurallarına göre yapılırsa dünya ülkelerinin refahı her zaman daha yük*sek olur. Onun için iktisatçılar, birinci en İyi durumun refah bakımından bu tür sonuç do*ğurabilecek olan serbest ticaret olduğu nokta*sında müttefiktirler. Fakat realite şu ki; ülke*ler bu teze pek kulak asmamışlar ve her fırsat*ta dünyanın ekonomik şartlarını lehlerine çevi*rebilmek için İktisadi ilişkilerini çeşitli araçlar*la (tarife, kota, vb.) sınırlandırmışlardır. Ser*best ticaret tezine karşı Almanya'nın koruma*cılığı savunmasının sebebi, 1800'lü yıllarda İn*giltere'nin ürettiği malların yıkıcı rekabeti kar*şısında, yeni kurulmakta olan sanayilerini ko*rumak amacıyla küçük Alman devletçikleri*nin Zaliver'in adı altında ortak bir gümrük bir*liği oluşturmaları ve Bismark'ın da katkısıyla Almanya'yı güçlü bir ekonomik yapıya dönüş*türme arzusudur. Bunda başarılı da olunmuş*tur. Tarihin bu ilk gümrük birliğinin ortaya koyduğu durum şudur: biryandan birbirlerine karşı uyguladıkları politikaları kaldıkları ser*best ticaretin gelişmesine fırsat veriyorlar; öte yandan da, kendileri aralarında oluşturdukla*rı yeni pazarı, dışarıdan gelebilecek ekonomik tazyiklere karşı koruyucu tedbirler uyguluyor*lardı. Bu da serbest ticaretin alevhinc bir du*rumdu. Bir bakıma korum. ğİşlirmişlİ.
Yukarıda sözünü ettiğimiz bu korumacılık ne gibi bir görünüm ve amaçla karşımıza çık*maktadır? Bu sorunun da cevabı iki cepheli*dir. Biliyorz ki bugün hem gelişmiş ülkeler, hem de gelişmekte olan ülkeler entegrasyon hareketlerine katılmaktadırlar. Gelişmiş ülke*lerin bundan beklentisi, kendilerine rakip ola*rak gördükleri ülkelere karşı piyasalarını korııyarak refah seviyelerini muhafazaya çalışmak*tır. Çünkü bu ülkeler sömürge devrinin kapan*maya yüz tınması ile büyük çapta kaynak akta*rımından mahrum kalmışlar ve en azından, mevcudu muhafazaya yönelmişlerdir. Geliş*mekte olan ülkeler ise ellerindeki imkânları birleştirme ve bu yolla eksikliklerini tamamla****** kalkınmağa çalışmaktadırlar. Denebilir ki son grup ülkelerin amacı, daha dinamiktir. Entegrasyon hareketiyle, bir yandan piyasala*rını korumaya alırken, öte yandan, iç piyasa*nın genişlemesinden istifade eden sanayilerin yeni pazarda daha etkin ve daha ekonomik üreıimyapısıııa kavuşarak uluslararası rakiple*riyle rekabet edebileceklerdir. Ekonomik bir*leşme bu ülkelere pazarlık gücü de kazandır*makta, nisbİ fiyatları lehlerine dönüştürme im*kânı vermektedir. İşte entegrasyon hareketle*rinin ortaya koyduğu bu kısmi İyileşme duru*muna "ikinci en iyi" denmektedir.
Ekonomik entegrasyonun bir süreç olduğu*nu da bu noktada vurgulamak durumundayız. Çünkü entegrasyon hareketi önce iktisadi İş-bi/iiği olarak adlandırabileceğimiz, fazla deri*ne gitmeden ekoniminin bazı sektörleriyle ilgi*li bir başlangıçtan filizlenir. Bunu kendi arala*rında ticaretin serbest olduğu, buna mukabil başka ülkelerle İlişkilerinde her ülkenin kendi politikasını uyguladığı serbest ticaret sahası iz*ler. Ülkelerin kendi aralarında ticarete koy*dukları engelleri kaldırmalarının yanında birli*ği oluşturan ülkeler, ortak bir gümrük tarife-siyle birlik pazarını dışa karşı koruyorlarsa bu safhanın adıgünmik bitliğidir. Bundan sonra*ki safha mal ve faktör hareketlerinin serbest*çe hareket kabiliyetine kavuştumIduğıı oıuık pazar safhasıdır. Burada bir yandan malları hareketine mani olan kısıtlamalar kaldırılır ve ortak gümrük tarifesiyle dışarıdan ithal edilen inallarla ilgili ortak bir politika takip edilir*ken; üretim faktörü dediğimiz emek, sermaye ve üretimin gerektirdiği hareketli bütün vası*taların ortak pazarın İçinde serbestçe ve her*hangi bir kısıtlamaya maruz kalmadan dolaş*maları imkanına kavuşmaktadırlar. Tam bir entegrasyon için bu da yetmez. İçerde- uygula*nacak para, maliye ve dış ekonomik ilişkiler gibi politikaların da uyumlaştırılması gereklidir. Böyle politika koordinasyonunun sağlandığı entegrasyon safhasına ekonomik bütünlük saf*hası diyoruz. Bu safhada uluslarüstü otorite*nin kararlan muteber olacaktır. Ülkeler kendi başlarına bütünlükle ilgili sonuçlar doğurabi*lecek kararlar alamaz ve uygulayamazlar.
Bütün entegrasyonların amacının ekonomik bütünlük olması gerekmez. Her entegrasyo*nun nihai olarak ekonomik bütünleşmeye ulaşması da söz konusu değildir. Entegrasyon*ların, yukarıda sıraladığımız safhaları peş pe*şe atlamak zorunda olduklarını da söyleyeme*yiz; bir entegrasyon ekonomik İşbirliği safha*sından gümrük birliğine halta ekonomik bü*tünlüğe sıçrayabilir.
Günümüzde kurulmuş bulunan ekonomik entegrasyonlar çok ve çeşitlidir. Hem gelişmiş ülkeler, hem de gelişmekte olanlar entegras*yon oluşturmaktadırlar. Doğu Bloku ülkeleri*nin oluşturduğu COMECON'u da, Batı'daki emsallerinden önemli farklılıklar arzelse de ekonomik entegrasyon saymamız mümkün*dür.
Entegrasyonlar çok ve çeşitli olmakla birlik*te bazı sorunları da beraberinde getirmekte*dir. Bunlar özellikle gelişmekte olan ülkelerin arasındaki entegrasyonlarda daha sık görül*mekledir. Burada zikredilmesi gereken üç te*mel sorun bulunmaktadır. Bunlar kararların milli hakimiyeti zedelemesi, kutuplaşma ve ti*caretin sapmasıdır. Özclliklcycni bağımsızlığı*nı kazanmış ya da bağımsızlığına düşkün ülke*lerden oluşan entegrasyonlar çok problemli ol*makladır. Entegrasyonu oluşturan daha geliş*miş ülkeler kaynakları kendilerine çekerek di*ğer ülkeleri zor durumda bırakmaktadır. Bun*ların yanında daha önce ticaret partneri ola*rak kârlı ticaret yapılan ülkelerin birlik dışın*da kalması entegrasyonun zararlarını artır*makta kopmaların ortaya çıkmasına sebep ol*maktadır.
Halen dünyada faaliyette bulunan entegras*yonlar ve üyeleri şunlardır.
A. Gelişmiş Ülkeler Arasındaki Ekonomik Entegrasyonlar
1. Avrupa Topluluğu (Europcan Commıı-
nity: EC): 25 Mart 1957'de imzalanan Roma Antlaşmasıyla kurulmuştur.
Üyeleri: Almanya, Fransa, italya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İngiltere, Danimar*ka, İrlanda, Yunanistan, İspanya ve Porte*kiz'dir. Gümrük Birliği içine Ekim 1987'den itibaren Kıbrıs Rum kesimi de alınmıştır.
2. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Birliği (Northern America Frce Trade Associatıon: NACU) 3 Ocak 1987'de kurulmuştur. Üyeleri Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'dır. 1 Ocak 1989'dan itibaren yürürlüğe girmesi bek*leniyor.
3. Avrupa Serbest Ticaret Sahası: (Europc-aıı Free Trade Association: EFTA) 1959'da Stokolm Antlaşmasıyla kurulmuştur. Gittikçe dağılmakladır. Son olarak Portekiz'in Avrupa Topluluğuna katılmasıyla üye sayısı Avustur*ya, Norveç, İsveç, İsviçre, Finlandiya, İzlanda olarak 6'ya düşmüştür. Bu ülkelerin de AT ile serbest ticaret anlaşmaları vardır.
B. Gelişmekte Olan Ülkeler Arasındaki En*tegrasyonlar
Mana Jiiver Bİriîğî (Mano Rİver Union: MRU) Ocak 1973 yılında kurulmuştur. Üyele*ri (îuinca, Sierra Leone ve Liberya'dır.
Doğu ve Güney Af/ika Ülkeleri Teıvihli Tica*ret Sahası (Prefercnlİal Trade Arca ol" Eas-ıcrn and Southern African States: PTA) Ara*lık 1981 Eıopya'da kurulmuştur. Üyeleri: Ka-mor, Cibuti, İJganda, Somali, Bohvana, Burin-di, Kenya, Lesala, Madagaskar, Malavi, Mori-uıs, Mozambik, Rwanda, Scyseller, Swazi-land, Zambiya'dır.
Merkezi Afrika Gümrük ve Ekonomik liiıiiği (Central African Customs and Economic Uni*on: UDEAC) 8 Aralık 1964'dc kurulmuştur. Üyeleri: Gabon, Kamerun, Orta Afrika Cum*huriyeti ve Kongo'dur.
Güney-Doğu Ascıy Milletleri Biıiiği (Associa*tion of South,East Asian Nations: ASEAN) Ağustos 1967'de kurulmuştur. Üyeleri Endo*nezya, Malezya, Filipinler, Singapur ve Tay*land'dır.
liankok Anlaşması: 1975'de İmzalanmıştır. Üyeleri: Beııgladeş, Hindistan, Kore, La o De*mokratik Halk Cumhuriyeti ve Srilanka'dır.
Arap Ekonomik Biıiik Konseyi (Consil of Arab Economic Unity: CAEU) Arap Birliğini oluşturan üyeler arasında 1957'dc imzalanıp 1%4'te yürürlüğe giren bir anlaşmayla kurul*muştur. Üyeleri: Demokratik Yemen, Mısır, Irak, Ürdün, Kuveyt, Libya, Moritanya, Soma*li, Sudan, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen Arap Cumhuriyeti'dir.
Anıp Ortak. Pazan: (Arab Common Market: ACM) Arap Ekonomik Birlik Konseyinin ka*rarıyla 13 Ağustos 1964'tc kurulmuştur. Üyele*ri: Mısır, Irak, Ürdün, Suriye, Libya, Moritan*ya'dır.
Körfez İşbirliği Konseyi: (Gulf Coopcration Consil: GCC) Mayıs 1981'de Riyad'da imzala*nan anlaşmayla kurulmuştur. Üyeleri: Bah*reyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabis*tan, Birleşik Arap Emİrlİkieri'dir.
Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği: (Regİonal Coopcration for Dcvclopmcnt: RCD), 1964 yılında kurulmuştur. Üyeleri İran, Pakistan ve Türkiye'dir. 1982'dcn itibaren adı Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO) olarak değişmiştir.
Antlean Paktı: 1969 yılında kurulmuştur. Üyeleri: Peru, Ekvator, Bolivya, Kolombiya, Venezüella'dır.
Ona Amerika Ortak Pazan (Central Ameri*ca Common Market: CACM) 1960yılında ku*rulmuştur. Üyeleri: Kostarika, El Salvador, Guatemala, Honduras ve N.Karagua'dır.
Canbbean Ortak Pazan (Carıbbean Com-man Market: CARİCOM) 1968 yılında CA-RIFTA (Carıbcan Serbest Ticaret Sahası) adıyla kurulmuş 1973 yılında CARİCOM adı*nı almıştır. Üyeleri: Guyana, Jamaika, Trİnİ-dad ve Tobago, Antiqua, Belize, Dominik, (îrenada, Moniscrrat, Si. Kıtts Nevis, St. Lu-cİaveSt. Vİncent'lİr.
İMlin Amerika Seıbest Tİcaıvt Sahası: (Latin American Frec Trade Arca: LAFTA) 1960 yı*lında kurulmuştur. Üyeleri: Arjantin, Brezil*ya, Şili, Meksika, Paraguay, Peru, Uruguay, Kolombiya, Ekvator, Venezüella ve Bolivya'*dır.
Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi: (Councit for Mutual Economic Asistance: CMEA, COMECON da denir). Doğu Bloku
ülkeleri arasında 1949 yılında kurulmuştur. Üyeleri: SSCB, Bulgaristan, Romanya, Maca*ristan, Polonya, Doğu Almanya, Çekoslovak*ya, Moğolistan'dır. Çin ve Arnavutluk da üye idî ama SSCB ile anlaşamamış ve ayrılmışlar*dır.
Emin ERTÜRK
