Doğaüstü bir duruma, aşkın bir ruh haline ulaşmak; kendinden geçmek; kişinin duygularını bırakması. Klasik Yunancada ekstazi kişinin kızgınlığını, deliliğini ya da akıl hastalığını ifade ederdi. Sonraları ise kişinin trans halinde olmasıyla ilişkili olarak kullanılmaya başlandı. Dini geleneklerde genellikle peygamberler, mistikler ve diğer bazı kişilerin (rahipler, büyücüler, kahinler ve medyumlar gibi) vahiy ya da ilham almak, metafizik duyum veya bilgilere ulaşmak ve benzeri nedenlerle bu hali yaşadıkları söylenir. Ekstazinin temel karakteristiği, ruha ilahi gücün inmesiyle duyu organlarının devre dışı kalmasıdır. Bu hal yaşanırken vücut kımıldayamaz, göremez, işiternez; bütün aktivitesini geçici olarak yitirir. Patolojik şuursuzluk durumundan farklı olarak ekstazi halini yaşayan şahıs, sonradan bu esnada nelerin cereyan ettiğini hatırlar.
