Hoşgeldin Misafir

Elea okulu

CyberHawk

CyberHawk

WebMaster
Adana
12 Ara 2018
16,070 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
M.Ö.VI, ve V. yüzyıllarda Güney İtalya şe*hirlerinden Elca'da oluşan ve başlıca Kscnofa-nes, Parmenides, Sİsamlı Meiissos, Elea'lı Ze-non ve Leonlium'lu Gorgİas tarafından temsil edilen felsefe okuluna Elea okulu denir. Oku*lun temel görüşü, Herakleitos'un aksine, hare*ket ve değinmenin mümkün olmadığıdır. Her şeyin değiştiğini ve sabit bir şeyin olmadığını düşünmek, var olmayanı var yapmaya çalış*mak demektir ki, bunu yapan her felsefe daha
ilk adımda yanlış bir yola sapmış olur. Düşün*ce çelişkisiz olmalıdır; var-olanı düşünmek çe*lişkisiz, var-otmayam düşünmek İse çelişkili düşünmedir. Parmenides, başta Herakleİtos olmak üzere, kendisine gelinceye kadarki bü*tün filozofların çelişki içinde olduklarını söy*ler. Nitekim, özellikle Herakleitos'la Parmeni*des arasındaki zıtlık -Eflatun'un da ifade etti*ği gibi- felsefe tarihinin ilk gerçek ve bilinçli görüş ayrılığını oluşturur.
Ksenofanes, milli mitolojinin amansız bir düşmanı olarak politeizm (çoktanrıcılık)e ve onun görüşlerinin boşluğuna karşı sesini yük*selten bir filozof utarak Elea Okulu'nun ilk düşünce temellerini atmıştır. O, kendisine gö*re panteizmle aynı şey olan monoteizmi kur*muş ve "bir tek yüksek Tanrı vardır" diye hay*kırmıştır: Bu Tanrı ne varlık, ne de düşünce bakımından Honıeros'un tanntarıyla veya in*sanlarla karşılaştırılamaz. Tanrı, değişmez ve hareketsizdir. İşleklerini yaptırmak için sağa sola gitmeye ihtiyacı yoktur; yalnızca düşünce*leriyle herşeyi kolayca yönetir, öyleyse birta*kım uydurma varlıklar yerine bizi sinesinde ta*şıyan, kendisinde ne doğuş, ne oluş, ne değiş*me, ne de bozulma bulunan bir ve sonsuz Var*lığa tapalım.
Okulun asıl kurucusu Parmenides, üstadının bu düşüncelerini derinleştirerek, bunu bütü*nüyle monist (birci) bir sistemin hareket nok*tası yapıyor. Madem Tanrı'da değişine yoktur ve Tanrı her şeydir, şu halde bizim değişme dediğimiz şey bir görünüş ve vehim (doksa) den ibarettir; gerçekteyse ne oluş, ne de Öl*mek vardır. Var olan yalnızca ezeli ve ebedi Tann'dır. Değişme, hareket ve çokluk düşün*celeri akıl için bir çelişkidir. Çünkü burada var-olmayan var yapılmaya çalışılıyor. Parme*nides, varlık düşüncesinden hareket ederek, olan şeyin olduğu şey haline gelemeyeceğini ve bunun gibi var olmaktan kalamayacağını veya başka şey olamayacağını ortaya koyuyor; çünkü eğer varlık olmaya başlamışsa ya varlık*tan çıkmıştır, ya da yokluktan. Birinci durum*da varlık kendi kendinden çıkmış demektir ki bu yeni bir şey olmaması, ezeli ve ebedi olma*sı demektir. İkinci durum, bir şeyin hiçten doğacağını varsayar ki, bu da saçmadır. Aynı ne*denlerden dolayı, var olan değişemez ve yok
olamaz. Çünkü ölüm onu ya varlığa, ya da yok*luğa geçirecektir. Eğer varlık varlığa dönüşü*yorsa değişmiyor demektir ve onun yokluğa geçtiğini varsaymak, onu yokluktan meydana getirmek kadar İmkansızdır. Dolayısıyle var*lık ezeli ve ebedidir. O zaten hareketsizdir. Çünkü ancak mekanda hareket edebilir: Şim*di mekan ya vardır, ya yoktur. Eğer varsa, var*lıkla aynı şey demektir ve varlık hakkında "me*kanda hareket ediyor" demek, varlık varlıkta hareket ediyor, yani yerinde kalıyor demektir. Eğer mekan hiçbir şey değilse, o zaman bu yi*ne hareketin olmaması anlamına gelir; çünkü hareket ancak mekanda mümkündür. O hal*de hiçbir şekilde "hareket" düşünülemez. Bi*zim var saydığımız hareket görünüşten başka bir şey değildir. Varlık sürekli ve bölünmez bir bütündür. Varlıkla varlık arasında kesinti yoktur; dolayısıyla atom da yoktur. Bir an için, bir boşluk, evrenin sözde bölümleri arasında bir kesinti bulunduğunu varsayalım: Bu boş*luk ve aralık gerçek bir şeyse, bu, varlık ne ise onun da o olması demektir ve varlığı keseceği yerde devam ettirmesi, cisimleri parçalara ayı*racak yerde birleştirmesi anlamına gelir. Boş*luk yoksa, o yine cisimleri ayırmıyor demektir. Şu halde varlıjda varlık arasında aralık yoktur ve bütün varlıklar tek bir varlık oluştururlar. Bu düşünceleriyle Parmenides açık bir biçim*de, "Fizikçiler" dediğimiz Millet Okulu'ndan, "Atomcular" dediğimiz Abdcra Okulu'ndan ve Hcrakleitosçuîardan ayrılır. Parmenİdes'İn bu güçlü mantığı, onun dinleyi*cisi ve öğrencisi, okulun mücadelecisi, saçma*ya indirgeme ile kanıtlama metodunun bulu*cusu, diyalektik ve sofisliğin babası olan Elea'lı Zenon tarafından daha da ileriye *****rülmüştür. Zenon, yer kaplama, büyüklük, ha*reket ve mekanın düşünülemeyeceğini yalnız*ca Bir'in düşünüleceğini söyler. Bir büyüklük düşünüldüğünde, zorunlu olarak o, sonsuz bü*yük ve sonsuz küçük olacaktır: sonsuz büyük*tür, çünkü sonsuzca bölünebildiğinden sonsuz sayıda parçalardan oluşmuştur; sonsuz küçük*tür, çünkü yer kaplamayan parçalar sonsuzca
Çoğaltılsalar bile bir büyüklük oluşturamazlar. Hareket de düşünülemez. Çünkü hareket nok-tasıyle varış noktasını birbirinden ayıran çizgi noktaların birleşmesiyle meydana gelmiştir. Üstelik, yer kaplamadığından, noktalar da sonsuz sayıda noktalardan oluşmuştur. Öyley*se en küçük aralık (mesafe) bile sonsuzdur ve ulaşma noktasına varılamaz. Koşucu Aşillos'u kaplumbağanın istediğiniz kadar yakınında far/edin, ona asla yetişemeyecektir. Çünkü Aşillos, önce kendisini kaplumbağadan ayıran mesafenin yarısını aşmak zorundadır, bu yarı mesafeyi aşmak İçin bunun yarısını aşmaya başlaması gerek ki, bu böyle sonsuza kadar gi*der. Yahut da bir okun atıldığını düşünelim: Siz okun uçtuğunu sansanız bile o hareketsiz*dir ve asla hedefine ulaşmayacaktır. Çünkü onun hedefine varması için mekanda birtakım noktaları aşması gerekir. Şimdi, herhangi bir anda mekanın bir noktasını İşgal etmek, hare*ketsiz olmaktır. Öyleyse ok hareketsiz duru*yor ve hareketi bir görünüşten başka şey ifade etmiyor. Böylece Zenon, çizginin mantıkî ola*rak sonsuzca bölünebilir olmasından, onun aşılma/, bir engel olmasını çıkarıyor.
Yüksel KANAR