Katolik kilise tarafından heretik akımları ve her türlü kilise dışı ya da karşıtı düşünce, tavır ve davranışı yargılayıp cezalandırmak amacıyla kurulan mahkeme. Ortaçağda oldukça etkili olan bu mahkemeler, uzun süre Batı dünyasında yürürlükte kalmış ve aralarında düşünürler ve bilim adamlarının da bulunduğu birçok kişi bu mahkemelerde Engizatörler tarafından yargılanarak çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Engizisyon mahkemelerinde yargılanan sanığa önce suçunu itiraf etmesi ve pişmanlık göstermesi konusunda süre verilir ve bunu gerçekleştirmek İçin sıklıkla işkenceye başvurulurdu. Başlangıçta Hıristiyanlık içi bir kurum olarak heretik ya da suçlu görülen Hıristiyanları yargılamayı hedef edinen Engizisyon mahkemeleri özellikle 15. yy ve sonrasında Müslümanlar, Yahudiler ve diğer çeşitli din mensuplarını yargılayıp cezalandırma konusunda da faaliyette bulunmaya başladı. Kilisenin gücünü kaybetmesine paralel olarak Aydınlanma döneminde Engizisyon kurumu da gerilemeye başladı. 20. yy'ın başlarından itibaren Engizisyon terimi Katolik kilise literatüründen kaldırıldı ve bunun yerine “İnancı korumakla yükümlü olan kutsal makam” ifadesi kullanılmaya başlandı. 1965'te alınan bir kararda ise kavram yeniden gözden geçirilerek “İnanç öğretisi kutsal kurulu” şeklinde ifade edildi.
İnquiro kelimesi, Lâtincede, inceleme, soruşturma ve sorgulama anlamma gelmektedir. İnguisiton kelimesi, Lâtince inquiro kelimesinden türetilmiştir. Hrisityanlıktan dönen, dinin emirlerine aykırı davranan, büyücülük yapan kimseleri incelemek ve onları yargılamak için kurulan mahkemelere engizisyon mahkemeleri denmiştir. Ortaçağda çok güçlenen bu mahkemeler, sapık dini cereyanlara, konvertolara ve moriskolara (Hıristiyan olan müslümanlar) karşı şiddetli bir uygulamaya girişmiştir. XI. ve XII. yüz yıllarda Avrupada yayılmaya başlayan Katharoscular ve Valdesçiler gibi heretik akımlara karşı sadece kilise değil; Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu da baskılarını artırmıştı. Böylece ortaya çıkan Engizisyon mahkemesi, mahalli piskoposun emrinde çalışan bir kilise mahkemesiydi. Sapıklar, bu mahkemede tövbe ederek, suçundan vazgeçtiğini söyleyerek, kurtuluyorlardı. Ancak, suçunda israr edenler, tövbe ettikten sonra, tekrar suça dönenler, bu mahkemelerde şiddetle cezalandırılıyorlardı. Engizisyon mahkemelerinin XI. ve XII. yüzyıllarda çoğaldığını ve özellikle, Fransa'da, İtalya'da, Almanya'da ve İspanya'da bu mahkemelerin önemli faaliyetlerde bulunduğunu görmekteyiz. Hıristiyanlıktaki skolostik düşünce tarzı, hür düşünceye imkan vermeyince bazı sapık görüşler ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu sapık hareketler, bir yandan kiliseyi, diğer yandan devleti tehdit etmeye başlamıştır. Alınan tüm tedbirler sapık hareketlerin önüne geçememiştir. Hatta Haçlı Seferleri bile bu sapkınlıkların önüne geçememiştir.
Bu konuda daha ciddi adımlarda atılmıştır. Meselâ IV. Latran konsilin, (1215) de sapık akımlara karşı başarısız olan hükümdarların, tahttan indirileceğine karar verilmiştir. Bunun üzerine Avrupa'da sapık hareket içinde olanlara ölüm cezası verilmeye başlanmıştır. Sonunda Papa IX. Gregorius, Engizisyon mahkemelerini papalığa bağlamıştır.
Engizisyon mahkemelerinin işleyişi değişik durumlar göstersede genelde şu seyiri takip ediyordu:
1- Mahkemeye Sevk
2- Sorgulama
3- İşkence Safhası
4- Cezalandırma Safhası.
Engizisyon mahkemelerinde verilen cezalar, suçlara göre değişiklik arzediyordu. Bu cezaları şöyle sıralayabiliriz:
1- Ordali Cezası: 1157 yılında Reims konsilinde kabul edildi.
2- Kamçılama Cezası
3- İşkence sehpasına takılma cezası
4- Faloride boğası işkence cezası
5- Ağız tasması cezası
6- Organları ezme cezası
7- Sanığı direğe bağlayarak işkence cezası
8- Yanan kömür üstünde cezalandırma
9- Su işkencesi cezası
10- Tahta at işkence cezası
11- Kazığa oturtma işkence cezası
12- Resmi kurumlardan men cezası
13- Hacca gönderme cezası
14- Kafirlik işareti taşıma cezası
15- Para cezasına çarptırma
Engizisyon mahkemeleri, bazen ölmüş kişileri de cezalandırmıştır. Meselâ 1300-1319 yılları arasında Carcossone Engizisyonu, 1278 yılında ölmüş biri için dava açmıştır.
Diğer yandan bir fikir edinmemiz için 1300-1322 yıllan arasında Languedoc'ta Engizitör Bernard Gui tarafından verilen 636 hükümlüye cezalar şöyledir:
1- Canlı canlı yakılan (40 kişi)
2- Mezardan çıkartılan kemiklerin yakılması (67 kişi)
3- Hapis cezası (300 kişi)
4- Yargılanan ölü sayısı (21 kişi)
5- Haç taşıma cezası (138 kişi)
6- Sürgün Cezası (1 kişi)
7- Kaçanların Sayısı (36 kişi)
8- Talmut okuduğu için cezalandırılma (1 kişi)
9- Evlerin yakılması (16 kişi)
Engizisyon mahkemelerinin verdiği cezalardan sadece birkaçını burada zikrettik. Aşağı yukarı her Engizisyon mahkemesi, bu tür cezaları vermiştir. Özellikle İspanya Engizisyon mahkemeleri, bu konuda oldukça faal bir rol üstlenmiştir. Engizisyon mahkemelerinin ekonomik kaynakları, genelde kilise gelirleri olmuştur. Kiliselerin ve tarikatların uçsuz bucaksız arazi gelirleri bu konuda en önemli kaynaklar olmuştur. Ayrıca, mahkemelerde kesilen para cezalan ile öldürülen veya ömür boyu hapis cezasına çarptırılanların mallan kilise için önemli bir gelir kaynağıdır. Engizisyon mahkemelerinin çalışması için bütün engeller kaldırılmış, maddi sıkıntılar büyük ölçüde giderilmiştir.
Engizisyonun mücadele sahası sadece sapıklar değildir. Yahudi ve Müslümanlar da engizisyon mahkemelerine götürülüp muhakeme ediliyordu. Hıristiyanlar özellikle Yahudilere iyi gözle bakmıyorlardı. Hıristiyanlara göre İsayı çarmıha geren onlardı. Bunun için tarihi bir Yahudi düşmanlığı vardı. Hıristiyan tarihi içinde zaman zaman bu konuda tolerans gösterilse de, Yahudilere şiddetli eziyetler yapılmıştır. Hıristiyanlar, Yahudileri, çocukları çalıp, öldürmekle itham etmektedirler. Yine 1342 yılında baş gösteren Veba hastalığının sebebinin Yahudiler olduğu iddia edilmiştir. Papa VI. Clement, Yahudiler için “ya ölüm ya vaftiz” emrini vermiştir. Böylece vaftiz olan Yahudiler kurtuluyor, olmayanlara ölüm cezası veriliyordu. İspanya'da yaşayan müslümanlar da Engizisyon döneminde ciddi problemlerle karşılaştılar. Özellikle XV. yüzyılın sonlarına doğru, müslümanlar birçok haktan mahrum edilmişlerdi. Meselâ, gayr-i menkul alamıyorlar, silah taşıyamıyorlar, Hıristiyanlığı zorla kabul etmeleri için baskı görüyorlardı. XVI. yüzyılın başında müslümanlar da ya Hıristiyanlığı kabul veya İspanya'yı terk gibi iki seçenekle karşılaşmışlardı.
Ortaçağ Katolik kilisesinin Engizisyonla gerçekleştirmek istediği körü körüne dini teslimiyet, korku ve dehşet içinde bir sükûnet ortamı meydana getirmişse de bu sürekli olmamıştır. Bu uygulamalar, Batı toplumunu kiliseden ve dinden soğutmuş, hür düşünce özlemine sevketmiştir. Rönesansla ve reformla Batı toplumu kiliseden gerekli intikamı almıştır. Sonuçta, kilise yalnızlığa itilmiş, müsbet ilim alanındaki gelişmeler, Hıristiyanlıkla sürekli çatışmıştır. Şüphesiz burada tahribata uğrayan kilise olmuştur. Batı, halen bu sıkıntılardan kurtulabilmiş değildir.
Kaynak : blogspot.com
İnquiro kelimesi, Lâtincede, inceleme, soruşturma ve sorgulama anlamma gelmektedir. İnguisiton kelimesi, Lâtince inquiro kelimesinden türetilmiştir. Hrisityanlıktan dönen, dinin emirlerine aykırı davranan, büyücülük yapan kimseleri incelemek ve onları yargılamak için kurulan mahkemelere engizisyon mahkemeleri denmiştir. Ortaçağda çok güçlenen bu mahkemeler, sapık dini cereyanlara, konvertolara ve moriskolara (Hıristiyan olan müslümanlar) karşı şiddetli bir uygulamaya girişmiştir. XI. ve XII. yüz yıllarda Avrupada yayılmaya başlayan Katharoscular ve Valdesçiler gibi heretik akımlara karşı sadece kilise değil; Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu da baskılarını artırmıştı. Böylece ortaya çıkan Engizisyon mahkemesi, mahalli piskoposun emrinde çalışan bir kilise mahkemesiydi. Sapıklar, bu mahkemede tövbe ederek, suçundan vazgeçtiğini söyleyerek, kurtuluyorlardı. Ancak, suçunda israr edenler, tövbe ettikten sonra, tekrar suça dönenler, bu mahkemelerde şiddetle cezalandırılıyorlardı. Engizisyon mahkemelerinin XI. ve XII. yüzyıllarda çoğaldığını ve özellikle, Fransa'da, İtalya'da, Almanya'da ve İspanya'da bu mahkemelerin önemli faaliyetlerde bulunduğunu görmekteyiz. Hıristiyanlıktaki skolostik düşünce tarzı, hür düşünceye imkan vermeyince bazı sapık görüşler ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu sapık hareketler, bir yandan kiliseyi, diğer yandan devleti tehdit etmeye başlamıştır. Alınan tüm tedbirler sapık hareketlerin önüne geçememiştir. Hatta Haçlı Seferleri bile bu sapkınlıkların önüne geçememiştir.
Bu konuda daha ciddi adımlarda atılmıştır. Meselâ IV. Latran konsilin, (1215) de sapık akımlara karşı başarısız olan hükümdarların, tahttan indirileceğine karar verilmiştir. Bunun üzerine Avrupa'da sapık hareket içinde olanlara ölüm cezası verilmeye başlanmıştır. Sonunda Papa IX. Gregorius, Engizisyon mahkemelerini papalığa bağlamıştır.
Engizisyon mahkemelerinin işleyişi değişik durumlar göstersede genelde şu seyiri takip ediyordu:
1- Mahkemeye Sevk
2- Sorgulama
3- İşkence Safhası
4- Cezalandırma Safhası.
Engizisyon mahkemelerinde verilen cezalar, suçlara göre değişiklik arzediyordu. Bu cezaları şöyle sıralayabiliriz:
1- Ordali Cezası: 1157 yılında Reims konsilinde kabul edildi.
2- Kamçılama Cezası
3- İşkence sehpasına takılma cezası
4- Faloride boğası işkence cezası
5- Ağız tasması cezası
6- Organları ezme cezası
7- Sanığı direğe bağlayarak işkence cezası
8- Yanan kömür üstünde cezalandırma
9- Su işkencesi cezası
10- Tahta at işkence cezası
11- Kazığa oturtma işkence cezası
12- Resmi kurumlardan men cezası
13- Hacca gönderme cezası
14- Kafirlik işareti taşıma cezası
15- Para cezasına çarptırma
Engizisyon mahkemeleri, bazen ölmüş kişileri de cezalandırmıştır. Meselâ 1300-1319 yılları arasında Carcossone Engizisyonu, 1278 yılında ölmüş biri için dava açmıştır.
Diğer yandan bir fikir edinmemiz için 1300-1322 yıllan arasında Languedoc'ta Engizitör Bernard Gui tarafından verilen 636 hükümlüye cezalar şöyledir:
1- Canlı canlı yakılan (40 kişi)
2- Mezardan çıkartılan kemiklerin yakılması (67 kişi)
3- Hapis cezası (300 kişi)
4- Yargılanan ölü sayısı (21 kişi)
5- Haç taşıma cezası (138 kişi)
6- Sürgün Cezası (1 kişi)
7- Kaçanların Sayısı (36 kişi)
8- Talmut okuduğu için cezalandırılma (1 kişi)
9- Evlerin yakılması (16 kişi)
Engizisyon mahkemelerinin verdiği cezalardan sadece birkaçını burada zikrettik. Aşağı yukarı her Engizisyon mahkemesi, bu tür cezaları vermiştir. Özellikle İspanya Engizisyon mahkemeleri, bu konuda oldukça faal bir rol üstlenmiştir. Engizisyon mahkemelerinin ekonomik kaynakları, genelde kilise gelirleri olmuştur. Kiliselerin ve tarikatların uçsuz bucaksız arazi gelirleri bu konuda en önemli kaynaklar olmuştur. Ayrıca, mahkemelerde kesilen para cezalan ile öldürülen veya ömür boyu hapis cezasına çarptırılanların mallan kilise için önemli bir gelir kaynağıdır. Engizisyon mahkemelerinin çalışması için bütün engeller kaldırılmış, maddi sıkıntılar büyük ölçüde giderilmiştir.
Engizisyonun mücadele sahası sadece sapıklar değildir. Yahudi ve Müslümanlar da engizisyon mahkemelerine götürülüp muhakeme ediliyordu. Hıristiyanlar özellikle Yahudilere iyi gözle bakmıyorlardı. Hıristiyanlara göre İsayı çarmıha geren onlardı. Bunun için tarihi bir Yahudi düşmanlığı vardı. Hıristiyan tarihi içinde zaman zaman bu konuda tolerans gösterilse de, Yahudilere şiddetli eziyetler yapılmıştır. Hıristiyanlar, Yahudileri, çocukları çalıp, öldürmekle itham etmektedirler. Yine 1342 yılında baş gösteren Veba hastalığının sebebinin Yahudiler olduğu iddia edilmiştir. Papa VI. Clement, Yahudiler için “ya ölüm ya vaftiz” emrini vermiştir. Böylece vaftiz olan Yahudiler kurtuluyor, olmayanlara ölüm cezası veriliyordu. İspanya'da yaşayan müslümanlar da Engizisyon döneminde ciddi problemlerle karşılaştılar. Özellikle XV. yüzyılın sonlarına doğru, müslümanlar birçok haktan mahrum edilmişlerdi. Meselâ, gayr-i menkul alamıyorlar, silah taşıyamıyorlar, Hıristiyanlığı zorla kabul etmeleri için baskı görüyorlardı. XVI. yüzyılın başında müslümanlar da ya Hıristiyanlığı kabul veya İspanya'yı terk gibi iki seçenekle karşılaşmışlardı.
Ortaçağ Katolik kilisesinin Engizisyonla gerçekleştirmek istediği körü körüne dini teslimiyet, korku ve dehşet içinde bir sükûnet ortamı meydana getirmişse de bu sürekli olmamıştır. Bu uygulamalar, Batı toplumunu kiliseden ve dinden soğutmuş, hür düşünce özlemine sevketmiştir. Rönesansla ve reformla Batı toplumu kiliseden gerekli intikamı almıştır. Sonuçta, kilise yalnızlığa itilmiş, müsbet ilim alanındaki gelişmeler, Hıristiyanlıkla sürekli çatışmıştır. Şüphesiz burada tahribata uğrayan kilise olmuştur. Batı, halen bu sıkıntılardan kurtulabilmiş değildir.
Kaynak : blogspot.com
