Kur'an-ı Kerim’in on sekizinci sûresinin adıdır. Bu sûre adını, sûrede geçen Eshab-ı Kehf tabirinden almıştır. Anlamı, “mağara arkadaşları” demektir. Sûrenin dokuzuncu ayeti, Eshab-ı Kehfin hayatının, Allahın hikmet ve alâmetlerinden biri olduğunu hatırlatmaktadır. Sûre'de anlatılan gençler, iman sahibi olarak açıkça, hiç kimseden korkmadan “Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz ondan başkasına ilâh demeyiz” demişlerdir. Halbuki içinde yaşadıkları toplum putperesttir. Şüphesiz toplum onlar üzerinde baskı uygulayarak ve siyasi otoriteleri onlara zulmetmek istemektedir. Bunun içinde takip altındadırlar ve bir mağaraya saklanmak zorunda kalmışlardır. Allahda onları ezeli ve ebedi hikmetiyle uyutmuştur. Öyle uyumuşlardı ki güneş ışınları onlara gelmiyordu. Kendileri uykuda oldukları halde, onları görenler uyanık sanırdı. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmakta idi. Onları, görenler, onlardaki dehşetten kaçarlardı. Daha sonra Allah, bu gençleri, geçirdikleri durumdan haberdar etmek için uyandırmıştır. Mağarada ne kadar kaldıkları konusunda aralarında tartışmışlar kimileri bir gün, kimileri de biz bunu bilemeyiz Allah bilir demişlerdir. Daha sonra içlerinden birini şehre yiyecek almak için göndermişlerdir ve şehirde nazik ve temkinli olması için de uyarmışlardır. Çünkü inançlarından dolayı zulüm altında ezildikleri, siyasi ve dini otoriteden korkmaktadırlar.
Mağaradaki gençlerin sayıları konusunda da ihtilaf edildiğini Kur'an-ı Kerim haber veriyor. Bazıları, üç kişi ve bir köpeğin bulunduğunu, bazıları da köpek hariç beş kişi olduklarını, bir kısmı ise köpek hariç, yedi kişi olduklarını söylemişlerdir. Ancak Kur'an-ı Kerim, onların sayılarını sadece Allahın bildiğini bildirmektedir ve bu konuda konuşanların bilgisiz olduklarına işaret etmektedir.[13] Gençlerin hangi mağarada, ne zaman ve nerede saklandıkları konusunda, Kur'an-ı Kerim'de tefsilatlı bilgi yoktur. Bu konuda hadis kitaplarında da bilgi bulunmamaktadır. Bazı tefsir kitaplarında bu konuda verilen bilgiler de, Hıristiyan kaynaklarındaki bilgilere dayanmaktadır. Kehf sûresi dokuzuncu ayette geçen Rakim konusunda da açık bilgi yoktur. Bazıları Rakim’in, mağaranın bulunduğu yerin adı olduğunu, bazıları da Rakim’in, mağaraya sığınan gençlerin köpeklerinin adı olduğunu söylemiştir. Buhari, Rakim’in bir kitabe olduğundan bahsetmiştir[14]. Ahmed b. Hanbel müsnedinde üç kişinin içinde bulunduğu ve ağzına bir dağm kapandığı bir mağaradan bahsederek, Rakim ashabının, Eshab-ı Kehfden ayrı olduğuna işaret etmektedir[15]. Böylece Rakim üzerinde ihtilaf edilmiştir. Eshab-ı Kehf olayının ne zaman ve nerede geçtiğine dair kesin bilgi olmamakla beraber, Hıristiyan kaynakları bu olayın Roma İmparatoru Decius zamanında geçtiğini söylemektedirler. Buna göre imparator, Hıristiyanlara zulüm yapıyordu. Yedi veya sekiz kişi, doğdukları şehir olan Ephesos (Efes) yakınırfda bir mağarada gizlenirler (M.S. 250). Diri diri gömülmeleri için mağaranın girişinin büyük kayalarla kapatılmasını Decius emreder. Mağaradaki insanlar mucizevi şekilde uykuya dalarlar. Doğu Roma İmparatoru II. Theodosius döneminde (M.S. 408-450) mağarınm ağzı açılınca uyanırlar. Theodosius, bu mucizevi şekilde hayatta kalış olayından ve bedenin dirilişine ait Hıristiyan öğretisinin canlı tanığı olmaktan çok etkilenmiştir. Yedi asker olduğu söylenen bu kişilerin çok uzun sûre yaşadıkları ortaya çıkınca, kısa bir zaman sonra bu askerler ölmüştür. Theodosius, bunlara kutsal bir mezar yaptırmıştır.
Bunlara Hıristiyan kaynakları “yedi uyurlar” adını vermiştir.
Yedi uyurlar efsanesinin milâdi beşinci asırdan kalma bir efsane olduğu kabul edilmektedir. Avusturyalı Arkeologların yaptıkları kazıya göre Efes'te panayır dağının doğu yamacında bulunan bazilikanın V. asırda yedi uyurlar adına yapıldığı ileri sürülmüştür. Louis Massignon yedi uyurlar üzerinde yazdığı araştırmada, yedi uyurlar hikâyesinin Efes'te geçtiğini söylemektedir. Yedi uyurların sayısı Süryanice bir metinde sekiz kişi olarak geçmektedir. Yedi uyurlar ile ilgili Yunanca, Süryanice, Kıptice ve Gürcü dillerinde yazılmış metinler vardır. Hıristiyanlarca yedi uyurların, Roma İmparatoru II. Theodosius'un saltanatının otuz sekizinci yılında ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bu duruma göre mağaradaki yedi askerin uyuma süreleri iki asır olmaktadır. Kur'an-ı Kerim ise onların mağarada üçyüz dokuz yıl kaldıklarını beyan etmektedir. Eshab-ı Kehf halkının isimleri konusunda Doğuda ve Batıda ihtilaf edilmiştir. Bazı İslâm kaynaklarına girmiş olan Eshab-ı Kehf halkının isimleri şöyledir: Mekselina -Yemliha - Mernuş -Saznuş - Debernuş - Meslina -Kefeştatayyuş. Batı Hıristiyan kaynaklarında geçen isimlerle bu isimlerin hiçbir yakınlığı yoktur. Batı kaynaklarındaki isimler şunlardır: Maksimianos -Malkhos - Markianos - İoannes Deniş Serapion Konstantinos.
Bugün Türkiye topraklarında Afşinde ve Tarsusta Eshab-ı Kehf olarak bilinen yerler vardır. Özellikle Tarsustaki Eshab-ı Kehf çok şöhret bulmuştur. Efeste ise “yedi uyurlar” adı ile bilinen bir mağara vardır.
Hıristiyan kaynakları, Eshab-i Kehi olayının Efeste geçtiğini ve bu yedi uyurların onlar olduğunu söylemektedir. İslâm kaynaklarında ise bu konudaki bilgiler yeterli değildir. İslâm kaynakları, Kur'an-ı Kerim’in Kehf Sûresinin verdiği bilgilerle yetinmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgiye giren tefsirler, Hıristiyan kaynaklarındaki bilgileri aktarmaktadırlar.
Mağaradaki gençlerin sayıları konusunda da ihtilaf edildiğini Kur'an-ı Kerim haber veriyor. Bazıları, üç kişi ve bir köpeğin bulunduğunu, bazıları da köpek hariç beş kişi olduklarını, bir kısmı ise köpek hariç, yedi kişi olduklarını söylemişlerdir. Ancak Kur'an-ı Kerim, onların sayılarını sadece Allahın bildiğini bildirmektedir ve bu konuda konuşanların bilgisiz olduklarına işaret etmektedir.[13] Gençlerin hangi mağarada, ne zaman ve nerede saklandıkları konusunda, Kur'an-ı Kerim'de tefsilatlı bilgi yoktur. Bu konuda hadis kitaplarında da bilgi bulunmamaktadır. Bazı tefsir kitaplarında bu konuda verilen bilgiler de, Hıristiyan kaynaklarındaki bilgilere dayanmaktadır. Kehf sûresi dokuzuncu ayette geçen Rakim konusunda da açık bilgi yoktur. Bazıları Rakim’in, mağaranın bulunduğu yerin adı olduğunu, bazıları da Rakim’in, mağaraya sığınan gençlerin köpeklerinin adı olduğunu söylemiştir. Buhari, Rakim’in bir kitabe olduğundan bahsetmiştir[14]. Ahmed b. Hanbel müsnedinde üç kişinin içinde bulunduğu ve ağzına bir dağm kapandığı bir mağaradan bahsederek, Rakim ashabının, Eshab-ı Kehfden ayrı olduğuna işaret etmektedir[15]. Böylece Rakim üzerinde ihtilaf edilmiştir. Eshab-ı Kehf olayının ne zaman ve nerede geçtiğine dair kesin bilgi olmamakla beraber, Hıristiyan kaynakları bu olayın Roma İmparatoru Decius zamanında geçtiğini söylemektedirler. Buna göre imparator, Hıristiyanlara zulüm yapıyordu. Yedi veya sekiz kişi, doğdukları şehir olan Ephesos (Efes) yakınırfda bir mağarada gizlenirler (M.S. 250). Diri diri gömülmeleri için mağaranın girişinin büyük kayalarla kapatılmasını Decius emreder. Mağaradaki insanlar mucizevi şekilde uykuya dalarlar. Doğu Roma İmparatoru II. Theodosius döneminde (M.S. 408-450) mağarınm ağzı açılınca uyanırlar. Theodosius, bu mucizevi şekilde hayatta kalış olayından ve bedenin dirilişine ait Hıristiyan öğretisinin canlı tanığı olmaktan çok etkilenmiştir. Yedi asker olduğu söylenen bu kişilerin çok uzun sûre yaşadıkları ortaya çıkınca, kısa bir zaman sonra bu askerler ölmüştür. Theodosius, bunlara kutsal bir mezar yaptırmıştır.
Bunlara Hıristiyan kaynakları “yedi uyurlar” adını vermiştir.
Yedi uyurlar efsanesinin milâdi beşinci asırdan kalma bir efsane olduğu kabul edilmektedir. Avusturyalı Arkeologların yaptıkları kazıya göre Efes'te panayır dağının doğu yamacında bulunan bazilikanın V. asırda yedi uyurlar adına yapıldığı ileri sürülmüştür. Louis Massignon yedi uyurlar üzerinde yazdığı araştırmada, yedi uyurlar hikâyesinin Efes'te geçtiğini söylemektedir. Yedi uyurların sayısı Süryanice bir metinde sekiz kişi olarak geçmektedir. Yedi uyurlar ile ilgili Yunanca, Süryanice, Kıptice ve Gürcü dillerinde yazılmış metinler vardır. Hıristiyanlarca yedi uyurların, Roma İmparatoru II. Theodosius'un saltanatının otuz sekizinci yılında ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bu duruma göre mağaradaki yedi askerin uyuma süreleri iki asır olmaktadır. Kur'an-ı Kerim ise onların mağarada üçyüz dokuz yıl kaldıklarını beyan etmektedir. Eshab-ı Kehf halkının isimleri konusunda Doğuda ve Batıda ihtilaf edilmiştir. Bazı İslâm kaynaklarına girmiş olan Eshab-ı Kehf halkının isimleri şöyledir: Mekselina -Yemliha - Mernuş -Saznuş - Debernuş - Meslina -Kefeştatayyuş. Batı Hıristiyan kaynaklarında geçen isimlerle bu isimlerin hiçbir yakınlığı yoktur. Batı kaynaklarındaki isimler şunlardır: Maksimianos -Malkhos - Markianos - İoannes Deniş Serapion Konstantinos.
Bugün Türkiye topraklarında Afşinde ve Tarsusta Eshab-ı Kehf olarak bilinen yerler vardır. Özellikle Tarsustaki Eshab-ı Kehf çok şöhret bulmuştur. Efeste ise “yedi uyurlar” adı ile bilinen bir mağara vardır.
Hıristiyan kaynakları, Eshab-i Kehi olayının Efeste geçtiğini ve bu yedi uyurların onlar olduğunu söylemektedir. İslâm kaynaklarında ise bu konudaki bilgiler yeterli değildir. İslâm kaynakları, Kur'an-ı Kerim’in Kehf Sûresinin verdiği bilgilerle yetinmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgiye giren tefsirler, Hıristiyan kaynaklarındaki bilgileri aktarmaktadırlar.
