Hoşgeldin Misafir

Eshab-ı Kehf

CyberHawk

CyberHawk

WebMaster
Adana
12 Ara 2018
16,070 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Kur'an-ı Kerim’in on se­kizinci sûresinin adıdır. Bu sûre adını, sû­rede geçen Eshab-ı Kehf tabirinden almış­tır. Anlamı, “mağara arkadaşları” demek­tir. Sûrenin dokuzuncu ayeti, Eshab-ı Kehfin hayatının, Allahın hikmet ve alâ­metlerinden biri olduğunu hatırlat­maktadır. Sûre'de anlatılan gençler, iman sahibi olarak açıkça, hiç kimseden korkmadan “Bizim Rabbimiz, göklerin ve ye­rin Rabbidir. Biz ondan başkasına ilâh demeyiz” demişlerdir. Halbuki içinde ya­şadıkları toplum putperesttir. Şüphesiz toplum onlar üzerinde baskı uygulayarak ve siyasi otoriteleri onlara zulmetmek is­temektedir. Bunun içinde takip altında­dırlar ve bir mağaraya saklanmak zorun­da kalmışlardır. Allahda onları ezeli ve ebedi hikmetiyle uyutmuştur. Öyle uyu­muşlardı ki güneş ışınları onlara gelmi­yordu. Kendileri uykuda oldukları halde, onları görenler uyanık sanırdı. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmakta idi. Onları, görenler, onlardaki dehşetten kaçarlardı. Daha sonra Allah, bu gençleri, ge­çirdikleri durumdan haberdar etmek için uyandırmıştır. Mağarada ne kadar kaldık­ları konusunda aralarında tartışmışlar kimileri bir gün, kimileri de biz bunu bilemeyiz Allah bilir demişlerdir. Daha son­ra içlerinden birini şehre yiyecek almak için göndermişlerdir ve şehirde nazik ve temkinli olması için de uyarmışlardır. Çünkü inançlarından dolayı zulüm altın­da ezildikleri, siyasi ve dini otoriteden korkmaktadırlar.
Mağaradaki gençlerin sayıları konusunda da ihtilaf edildiğini Kur'an-ı Kerim haber veriyor. Bazıları, üç kişi ve bir köpeğin bulunduğunu, bazıları da köpek hariç beş kişi olduklarını, bir kısmı ise köpek hariç, yedi kişi olduklarını söylemişlerdir. An­cak Kur'an-ı Kerim, onların sayılarını sa­dece Allahın bildiğini bildirmektedir ve bu konuda konuşanların bilgisiz oldukla­rına işaret etmektedir.[13] Gençlerin hangi mağarada, ne zaman ve nerede saklandıkları konusunda, Kur'an-ı Kerim'de tefsilatlı bilgi yoktur. Bu konuda hadis kitaplarında da bilgi bulunma­maktadır. Bazı tefsir kitaplarında bu ko­nuda verilen bilgiler de, Hıristiyan kay­naklarındaki bilgilere dayanmaktadır. Kehf sûresi dokuzuncu ayette geçen Rakim konusunda da açık bilgi yoktur. Bazıları Rakim’in, mağaranın bulunduğu yerin adı olduğunu, bazıları da Rakim’in, mağaraya sığınan gençlerin köpeklerinin adı olduğunu söylemiştir. Buhari, Ra­kim’in bir kitabe olduğundan bahsetmiştir[14]. Ahmed b. Hanbel müsnedinde üç kişinin içinde bulunduğu ve ağzına bir dağm kapandığı bir mağa­radan bahsederek, Rakim ashabının, Eshab-ı Kehfden ayrı olduğuna işaret et­mektedir[15]. Böylece Rakim üzerinde ihtilaf edilmiştir. Eshab-ı Kehf olayının ne zaman ve nerede geçtiğine dair kesin bilgi olmamakla be­raber, Hıristiyan kaynakları bu olayın Roma İmparatoru Decius zamanında geç­tiğini söylemektedirler. Buna göre impa­rator, Hıristiyanlara zulüm yapıyordu. Yedi veya sekiz kişi, doğdukları şehir olan Ephesos (Efes) yakınırfda bir ma­ğarada gizlenirler (M.S. 250). Diri diri gömülmeleri için mağaranın girişinin bü­yük kayalarla kapatılmasını Decius em­reder. Mağaradaki insanlar mucizevi şe­kilde uykuya dalarlar. Doğu Roma İmpa­ratoru II. Theodosius döneminde (M.S. 408-450) mağarınm ağzı açılınca uyanır­lar. Theodosius, bu mucizevi şekilde ha­yatta kalış olayından ve bedenin dirilişine ait Hıristiyan öğretisinin canlı tanığı ol­maktan çok etkilenmiştir. Yedi asker ol­duğu söylenen bu kişilerin çok uzun sûre yaşadıkları ortaya çıkınca, kısa bir zaman sonra bu askerler ölmüştür. Theodosius, bunlara kutsal bir mezar yaptırmıştır.
Bunlara Hıristiyan kaynakları “yedi uyur­lar” adını vermiştir.
Yedi uyurlar efsanesinin milâdi beşinci asırdan kalma bir efsane olduğu kabul edilmektedir. Avusturyalı Arkeologların yaptıkları kazıya göre Efes'te panayır dağının doğu yamacında bulunan bazilika­nın V. asırda yedi uyurlar adına yapıldığı ileri sürülmüştür. Louis Massignon yedi uyurlar üzerinde yazdığı araştırmada, yedi uyurlar hikâyesinin Efes'te geçtiğini söylemektedir. Yedi uyurların sayısı Süryanice bir metinde sekiz kişi olarak geç­mektedir. Yedi uyurlar ile ilgili Yunanca, Süryanice, Kıptice ve Gürcü dillerinde yazılmış metinler vardır. Hıristiyanlarca yedi uyurların, Roma İm­paratoru II. Theodosius'un saltanatının otuz sekizinci yılında ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bu duruma göre mağarada­ki yedi askerin uyuma süreleri iki asır ol­maktadır. Kur'an-ı Kerim ise onların ma­ğarada üçyüz dokuz yıl kaldıklarını be­yan etmektedir. Eshab-ı Kehf halkının isimleri konusunda Doğuda ve Batıda ihtilaf edilmiştir. Bazı İslâm kaynaklarına girmiş olan Eshab-ı Kehf halkının isimleri şöyledir: Mekselina -Yemliha - Mernuş -Saznuş - Debernuş - Meslina -Kefeştatayyuş. Batı Hıristiyan kay­naklarında geçen isimlerle bu isimlerin hiçbir yakınlığı yoktur. Batı kaynakların­daki isimler şunlardır: Maksimianos -Malkhos - Markianos - İoannes Deniş Serapion Konstantinos.
Bugün Türkiye topraklarında Afşinde ve Tarsusta Eshab-ı Kehf olarak bilinen yer­ler vardır. Özellikle Tarsustaki Eshab-ı Kehf çok şöhret bulmuştur. Efeste ise “yedi uyurlar” adı ile bilinen bir mağara vardır.
Hıristiyan kaynakları, Eshab-i Kehi olayı­nın Efeste geçtiğini ve bu yedi uyurların onlar olduğunu söylemektedir. İslâm kaynaklarında ise bu konudaki bilgiler yeterli değildir. İslâm kaynakları, Kur'an-ı Kerim’in Kehf Sûresinin verdiği bilgilerle yetinmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgiye giren tefsirler, Hıristiyan kaynaklarındaki bilgileri aktarmaktadırlar.