Her namazda oturduğumuzda okuduğumuz Ettehiyyâtü duası, çoğumuzun bildiği gibi basit bir dua değil; derin bir mana ve özel bir başlangıç taşır. Bir kez kökenini ve sırrını öğrendiğinde, namazdaki o oturuş (teşehhüd) bir daha aynı hissettirmez. Çünkü namazın son oturuşu, mümin için hakiki bir Miraçtır yeryüzünden göklere yükselen bir ruh yolculuğu.
Bu hakikat bizi, Peygamber Efendimiz ﷺ in Miraç gecesine götürür:
Yıldızların ötesine, Sidretü'l-Müntehâ'nın ötesine, Cebrâil'in (a.s.) bile ilerleyemediği o yüce makama...
Âlemlerin Rabbi'nin huzuruna.
Düşün o anı.
Kâinatın Yaratıcısı'nın huzurunda durmayı... Resûlullah ﷺ "Esselâmü aleyküm" demedi. Çünkü Allah'a selâm dilenmez. O, selâmın bizzat kaynağıdır "Es-Selâm".
Bu yüzden şöyle buyurdu:
"Ettehiyyâtü lillâhi ves-salavâtü vet-tayyibât."
(Bütün tâzimler, övgüler, salâtlar, güzel söz ve ameller Allah'a mahsustur.)
Bunun üzerine Allah Teâlâ, Resûlü'ne ﷺ doğrudan hitap etti:
"Esselâmü aleyke eyyühen-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtüh."
(Ey Peygamber! Sana selâm olsun, Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun.)
Ama Resûlullah'ın ﷺ merhametine bakar mısın? Allah'ın huzurundayken bile ümmetini unutmadı.
Şöyle karşılık verdi:
"Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn."
(Selâm bize ve Allah'ın sâlih kullarının üzerine olsun.)
Ve bütün sâlih kullara...Sana da, bana da... O an, bütün ümmet bu ilâhî konuşmanın içine dâhil edildi. Bu cümleyle, göklerin en yücesinde mühürlenmiş bir selâm ahdinin parçası oldun.
Bu konuşmaya şahit olan melekler ise sözleri şehadetle tamamladı:
"Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh."
(Şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur ve Muhammed O'nun kulu ve resûlüdür.)
Bu yüzden Ettehiyyâtü şehadetle biter. Çünkü namaz bir hareketler bütünü değildir göklerde verilmiş bir şahitliğin yeryüzünde yeniden söylenişidir.
Her namazda oturduğunda, o ana yeniden girersin. İlâhî bir konuşmayı tekrar edersin. Zamandan bile eski bir hakikate ortak olursun.
Namaz, müminin Miraç'ıdır.
Her rekâtta, her oturuşta o geceyi yeniden yaşıyorsun.
Sidretü'l-Müntehâ'nın ötesindeki o yakınlığı hissediyorsun.
Allah'ın huzurunda, ümmetiyle birlikte selâm veriyorsun.
Selam olsun o Miraç gecesine...
Selam olsun Allah'ın selâmını ümmetine taşıyan Resûl'e ﷺ...
Selam olsun her namazda o ilâhî diyaloğu tekrar eden ümmete...
Allah bizleri namazın hakkını verenlerden, Miraç'ın sırrına erenlerden eylesin.
Her teşehhüdde o huzuru kalbimizde hissettirsin. Âmin.
Bu hakikat bizi, Peygamber Efendimiz ﷺ in Miraç gecesine götürür:
Yıldızların ötesine, Sidretü'l-Müntehâ'nın ötesine, Cebrâil'in (a.s.) bile ilerleyemediği o yüce makama...
Âlemlerin Rabbi'nin huzuruna.
Düşün o anı.
Kâinatın Yaratıcısı'nın huzurunda durmayı... Resûlullah ﷺ "Esselâmü aleyküm" demedi. Çünkü Allah'a selâm dilenmez. O, selâmın bizzat kaynağıdır "Es-Selâm".
Bu yüzden şöyle buyurdu:
"Ettehiyyâtü lillâhi ves-salavâtü vet-tayyibât."
(Bütün tâzimler, övgüler, salâtlar, güzel söz ve ameller Allah'a mahsustur.)
Bunun üzerine Allah Teâlâ, Resûlü'ne ﷺ doğrudan hitap etti:
"Esselâmü aleyke eyyühen-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtüh."
(Ey Peygamber! Sana selâm olsun, Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun.)
Ama Resûlullah'ın ﷺ merhametine bakar mısın? Allah'ın huzurundayken bile ümmetini unutmadı.
Şöyle karşılık verdi:
"Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn."
(Selâm bize ve Allah'ın sâlih kullarının üzerine olsun.)
Ve bütün sâlih kullara...Sana da, bana da... O an, bütün ümmet bu ilâhî konuşmanın içine dâhil edildi. Bu cümleyle, göklerin en yücesinde mühürlenmiş bir selâm ahdinin parçası oldun.
Bu konuşmaya şahit olan melekler ise sözleri şehadetle tamamladı:
"Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh."
(Şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur ve Muhammed O'nun kulu ve resûlüdür.)
Bu yüzden Ettehiyyâtü şehadetle biter. Çünkü namaz bir hareketler bütünü değildir göklerde verilmiş bir şahitliğin yeryüzünde yeniden söylenişidir.
Her namazda oturduğunda, o ana yeniden girersin. İlâhî bir konuşmayı tekrar edersin. Zamandan bile eski bir hakikate ortak olursun.
Namaz, müminin Miraç'ıdır.
Her rekâtta, her oturuşta o geceyi yeniden yaşıyorsun.
Sidretü'l-Müntehâ'nın ötesindeki o yakınlığı hissediyorsun.
Allah'ın huzurunda, ümmetiyle birlikte selâm veriyorsun.
Selam olsun o Miraç gecesine...
Selam olsun Allah'ın selâmını ümmetine taşıyan Resûl'e ﷺ...
Selam olsun her namazda o ilâhî diyaloğu tekrar eden ümmete...
Allah bizleri namazın hakkını verenlerden, Miraç'ın sırrına erenlerden eylesin.
Her teşehhüdde o huzuru kalbimizde hissettirsin. Âmin.



