Fizik biliminin dilini bütün Öteki bilimlere uygun evrensel bir dil haline getirmek İsteyen öğretiye fizikalizm adı verilir. Bu öğreti, Özel*likle, önermelerin mutlak ve Öznelerarası doğ*rulanmasını sağlamak üzere, bütün bilimlerin birleşmesini öngören yeni-pozitivistlerin görü*şü nü yansıtır.
Ayrı ayrı bilim dallarını bir sistem bütünlü*ğü içinde birleştirme, genel olarak filozoflar-ca hem istenmiş, hem de bu uğurda çaba gös*terilmiştir. Kuşkusuz bu istek ve çabanın pra*tik nedenleri yanında teorik temelleri de bu*lunmaktadır. Pratik nedenlerin başında her bilgi alanı için zorlayıcı olan kendi bilim alam sınırlarını aşarak Öteki bilim alanlarının bilgi*lerine ulaşma gerekliliğidir. Sözgelimi, algı gi*bi karmaşık bir olguyu açıklamaya çalışmak sa*dece psikoloji alanında yapılmaya çalışıldığın*da yeterli olmayacaktır. Çünkü algı yaşantıları fizyolojik olaylarla İlişkili olduğu kadar, fizik*sel uyarılara da bağlıdır, bunların etkisiyle or*taya çıkarlar. O halde bu ve benzer durumlar*da psikoloji, fizyoloji, fizik ve daha başka bi*limlerin varlığını dikkate almak gerekmekte*dir. Bu da ilişkili bilimlerin kavramlarım ve ya*salarım ya da İlkelerini belli bir temel üstünde bağlantıya girmeye zorlar.
Teorik alanda da aynı durum sözkonusudur. Sözgelimi bir teorik fizikçi, varsayıma dayalı bir yasa ortaya koyduğunda, bu yasanın doğru*luğunun gözlem ve deneyle sınanması gerek*mektedir. Fakat varsayımı ortaya koyan leori-ci ile, bunu sınayan gözlemci farklı diller kulla*nırlar. Gözlemci algılanan gerçeklikten, teori-ci ise soyut bir kavram bütününden sözeder.
İşte bu bağlamda Viyana Çevresİ'nde "bili*min birliği" düşüncesi ileri sürülmüş ve bu ne*denle içinde her bilimsel iddianın ifade edile*bileceği bir "bilimde dil birliği" ihtiyacından söze edilmiştir. Bu bakımdan bir dilde iki un*surun yerine getirilmesi istenmiştir:
a) Herke*sin kullanabileceği ve göstergeleri aynı anlamı içeren bir dil, yani "öznelerarası bir dil" olmalı*dır;
b) "Evrensel bir dil" olmalıdır, yani bu dil*de herhanai bir konu ifade edilebilmelidir. Ye-
ni pozitivistler (mantıkçı-pozitivistler) den Carnap ve Neurath bu iki ihtiyacı karşılaya*cak dilin ancak fiziğin dili olacağını savundu*lar. Bu nedenle bu görüşe fizikalizm denmiş*tir.
Bu anlamda fiziksel dil sırf nicelikle ilgili bir dildir. Bu dilde bütün önermelerde ancak Öl*çülebilir (metrik) kavramlar kullanılır. Fakat Carnap bu görüşü biraz yumuşatarak, nicelik*le ilgili kavramlar yanında nesnelerin gözlem*lenen nitelikleriyle ve nesneler arasındaki göz*lemlenen bağıntılar ile ilişkili niteliksel kav*ramları da kapsayan bir "şey-dili" (Dingsprac-he) veya "cisimler dünyası dili"ni söz konusu etmeye çalışır. Başka bir söyleyişle, fiziksel yüklemler tek-bilim-dilinin temel yüklemi ol*mak durumundadır. Ancak burada şunu da unutmamak gerekir: Bütün yasayla İlgili olan*ların fiziksel yasalara indirgenmeleri şeklinde bir yargıya ulaşılmamahdır. Sadece dilbirliği-nin gerçekleştirilmesi yeterlidir.
(SBA) Bk.yl/i>/; Bilim; Fizik; Mantıkçı Pozitivizm
Ayrı ayrı bilim dallarını bir sistem bütünlü*ğü içinde birleştirme, genel olarak filozoflar-ca hem istenmiş, hem de bu uğurda çaba gös*terilmiştir. Kuşkusuz bu istek ve çabanın pra*tik nedenleri yanında teorik temelleri de bu*lunmaktadır. Pratik nedenlerin başında her bilgi alanı için zorlayıcı olan kendi bilim alam sınırlarını aşarak Öteki bilim alanlarının bilgi*lerine ulaşma gerekliliğidir. Sözgelimi, algı gi*bi karmaşık bir olguyu açıklamaya çalışmak sa*dece psikoloji alanında yapılmaya çalışıldığın*da yeterli olmayacaktır. Çünkü algı yaşantıları fizyolojik olaylarla İlişkili olduğu kadar, fizik*sel uyarılara da bağlıdır, bunların etkisiyle or*taya çıkarlar. O halde bu ve benzer durumlar*da psikoloji, fizyoloji, fizik ve daha başka bi*limlerin varlığını dikkate almak gerekmekte*dir. Bu da ilişkili bilimlerin kavramlarım ve ya*salarım ya da İlkelerini belli bir temel üstünde bağlantıya girmeye zorlar.
Teorik alanda da aynı durum sözkonusudur. Sözgelimi bir teorik fizikçi, varsayıma dayalı bir yasa ortaya koyduğunda, bu yasanın doğru*luğunun gözlem ve deneyle sınanması gerek*mektedir. Fakat varsayımı ortaya koyan leori-ci ile, bunu sınayan gözlemci farklı diller kulla*nırlar. Gözlemci algılanan gerçeklikten, teori-ci ise soyut bir kavram bütününden sözeder.
İşte bu bağlamda Viyana Çevresİ'nde "bili*min birliği" düşüncesi ileri sürülmüş ve bu ne*denle içinde her bilimsel iddianın ifade edile*bileceği bir "bilimde dil birliği" ihtiyacından söze edilmiştir. Bu bakımdan bir dilde iki un*surun yerine getirilmesi istenmiştir:
a) Herke*sin kullanabileceği ve göstergeleri aynı anlamı içeren bir dil, yani "öznelerarası bir dil" olmalı*dır;
b) "Evrensel bir dil" olmalıdır, yani bu dil*de herhanai bir konu ifade edilebilmelidir. Ye-
ni pozitivistler (mantıkçı-pozitivistler) den Carnap ve Neurath bu iki ihtiyacı karşılaya*cak dilin ancak fiziğin dili olacağını savundu*lar. Bu nedenle bu görüşe fizikalizm denmiş*tir.
Bu anlamda fiziksel dil sırf nicelikle ilgili bir dildir. Bu dilde bütün önermelerde ancak Öl*çülebilir (metrik) kavramlar kullanılır. Fakat Carnap bu görüşü biraz yumuşatarak, nicelik*le ilgili kavramlar yanında nesnelerin gözlem*lenen nitelikleriyle ve nesneler arasındaki göz*lemlenen bağıntılar ile ilişkili niteliksel kav*ramları da kapsayan bir "şey-dili" (Dingsprac-he) veya "cisimler dünyası dili"ni söz konusu etmeye çalışır. Başka bir söyleyişle, fiziksel yüklemler tek-bilim-dilinin temel yüklemi ol*mak durumundadır. Ancak burada şunu da unutmamak gerekir: Bütün yasayla İlgili olan*ların fiziksel yasalara indirgenmeleri şeklinde bir yargıya ulaşılmamahdır. Sadece dilbirliği-nin gerçekleştirilmesi yeterlidir.
(SBA) Bk.yl/i>/; Bilim; Fizik; Mantıkçı Pozitivizm
