Hoşgeldin Misafir

Gerçek Yaşanmış Bir Hadise

Ebu Ubeyde

Ebu Ubeyde

Özgür Filistin 🇵🇸 Free Palestine
Dünyalı
13 Ocak 2024
2,871 Mesaj
TIM Görevleri
2

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Esselamün Aleyküm güzel ailem gerçek yaşanmış bir hadise çok uzun zaman önce biraz uzun ama okumaya değer…


Yaş 25 evlilik zamanı geldi geçti .........derken annem açtı yuva kurma konusunu.


> Saliha bir kız olsun gerisi gelir diye düşünüyordum.

>

> Yakın bir akrabamızdan haber geldi.

... >

> komşuları çok dindarmış, kızlarının ailesinden dahada dine bağlı olduğunu duyunca sevindim.

>

> Gittik bir görelim görüşelim dedim.Ilk ailesiyle konuştum...

>

> Hatta ben konuşmadım sürekli onlar konuştu.şaşırdım kaldım...

>

> Bir şey diyemedim...

>

> Kına gecesinde en iyi müzüsyenler olacakmış...

>

> Düğünde keza aynı...

>

> Ev dayalı döşeli olacakmış,hemde hepsi en pahalısından...

>

> Araba olacakmış son model hemde, çünkü komşunun damadı sıfır araba almış geçende...

>

> Anne hadi kalkalım diyecektim utandım...

>

> Kızla görüştürmek istediler...

>

> İslamiyete uygun olarak görüştük...

>

> on beş bilezik...

>

> En güzel gelinlik(10 bin tl)...

>

> En büyük düğün salonu...

>

> Ne diyeceğimi bilemedim...

>

> Ben Saliha Bir Eş istiyordum sadece...

>

> Istekleri bir türlü bitmiyordu...

>

> O anda yan taraftaki aynaya gözucuyla baktım kendime...

>

> Görünüşümdede bir iş adamı profilide yoktu...

>

> Yirmi beş dakika konuştu istekleri bitince sıra bana geldi.

>

> Senin isteklerin nelerdir dedi...

>

> Biran önce kalkıp gitmek istiyordum sıkılmıştım, geleli bir saat olmasına rağmen dünya malına bağlananlarla birlikte olmak içimi karartmıştı...

>

> Tekrar sordu isteklerin nelerdir...

>

> Hayırlısı olsun dedim kalktım...

>

> Nezaketle ayrıldık evden...

>

> Yolda giderken telefon geldi...

>

> Amcam arıyordu..

>

> Yan komşuları serhat amcanın kızı varmış...

>

> Serhat amca çok iyidir...

>

> Cocukluğumdan beri tanırdım kendisini...

>

> Tamam dedim dedim amcama geliriz...

>

> Serhat amcalara gitmek için hazırlanıp annemle koyulduk yola, on beş dakika sonra ulaştık evlerine.

>

> Sohbet açıldı çocukluğumuzdan,başladı beni övmeye...

>

> Kızardıkça kızardım utancımdan birşeyde diyemiyorum...

>

> Derken söz asıl konuya gelmişti...

>

> Evladım seni severim maksat gençleri mutlu etmek Allahü tealanın izniyle dedi ve başladı isteklerini saymaya...

>

> O kadar çok şey saydı ki uykum gelmeye başladı...

>

> En sonunda da benim oğlumun kumar borcu var onu ödemeden evlilik de olmaz zaten dedi.

>

> Birden gözlerim açıldı,şaşırmıştım açıkçası...

>

> Gözümü yerden alamadım uzun süre...

>

> Serhat amca gençleri görüştürelim dedi...

>

> Bir odaya geçtik kız konuşmaya başladı...

>

> Onceki görüştüğüm kız gibi ne varsa herşeyi istiyordu ...

>

> Konuşmasını çalan telefonu böldü açıp konuştu kapattı.

>

> Tekrar çaldı konuşup kapattı... Sonra tekrar.. Dayanamadım sordum arayan kim diye. Eski nişanlısıymış ayrılalı on gün olmuş. Neden ayrıldıklarını sordum. Çay bahçesinde bir erkekle otururken görmüş sonra tartışmışlar, tartışma büyüyünce de ayrılmak zorunda kalmışlar.

>

> Oturduğun kişi kimdi ki? ... Calıştığı yerdeki müşterilerinden biriymiş...

Demek önceden çalışıyordunuz? Evet ben masörüm dedi... Soktan şoka

giriyordum.. Beş dakikada bilmediğim bir sürü şey çıkmıştı... Evlilik amacını

sordum... Nişanlısı çok rahatsız ediyormuş farklı bir hayat,farklı bir ortam

istiyormuş... Açık konuşmak gerekirse hava değişimine ihtiyaç duymuş... Daha

fazla dayanamayıp izin istedim kalktım... Ben sadece saliha bir eş istiyordum... nezaketle evden ayrıldık annemle... Daha sonra öğrendim ki serhat amca arkamdan bir sürü laf etmiş...

>

> Gülümseyip,bugün öven yarın söver dedim içimden... Artık evlilik düşüncesinden vazgeçmek üzereydim. Haftalardır dışarı çıkmıyordum.

Akşamları hava almak için balkonda oturup kitap okuyordum... Karşı komşumuz

gece çalıştığı için akşam dokuz gibi evden çıkıyordu. On yaşındaki oğlu da babasının peşinden ağlayıp dururdu her gece ablası çocuğu oyalamak için balkona çıkarıyor ve her fırsatta benimle konuşmaya çalışıyordu... Bu sık sık tekrar etmeye başlayınca bunaldım artık.

>

> Bir akşam kıyamet ve ahiret kitabını alıp aynı saatte çıktım balkona...

Beni görünce o da çıktı balkona, bir konu bulup yine başladı konuşmaya...

Her akşam kitap okuyorsun nedir onlar... işte beklediğim fırsat gelmişti okumak

istersen vereyim deyince olur dedi... Besmele çekip iki üç metre karşıdaki

kıza attım kitabı. Hadi gir de evde okumaya başla dedim... Kitabı okumuş

olacak ki bir daha balkona çıkmaz oldu... Evlilikten vazgeçmiştim bir eş bulmak bana uzak görünüyordu...Aradan aylar geçmişti. O zaman zarfında birkaç

kızla daha görüşmeye gittim annemle... Fakat netice aynı değişen bir şey

yoktu...

>

> Bir Salı akşamıydı içim çok daralmıştı, adeta boğuluyordum... O gece iki

rekat namaz kılıp yattım... Acayip bir rüya gördüm... Birine anlatmalıydım bu

rüyayı... O akşam balkonda dolunayı izlerken telefonum çaldı...Gözüm dolunayda,

cebimden çıkarttım telefonu kimin aradığına bakmadan kulağıma götürüp

telefonu açtım...Arayan ses tanıdıktı...Fakat o günden sonra hayatımın

değişeceğini nereden bilebilirdim ki...

>

> Arayan en yakın arkadaşım Aliydi. Canı sıkılmış beni çağırıyordu. Abdest

aldım evin yakınındaki çay bahçesine gittim. Çocukluğumuzdan açıldı konu

sonra gördüğüm rüyayı anlatmak istedim...Tozlu bir köy yolunda gidiyordum

elimde bir tane kılıç vardı etrafımda ise bir sürü yılanlar... Yılanlar bir

metre kadar yükseltmişler kafalarını yukarıya doğru...Hepsi üzerime atılmak

için zaman kolluyorlardı... Kılıçla kendimi savunuyordum... Bana yaklaşanları

kılıçla öldürüp ilerliyordum... Ileride uyuyan biri vardı bilmediğim bir ses

işittim ama ortalıkta kimse yoktu... Uyuyan kişiye baktım... O ses; yatan kişi

Musab bin Umeyrdir dedi. Sonra ileride giden iki kişi gördüm biri

Peygamberimizdi diğerinin kim olduğunu göremedim...

>

> Ali yorumlamaya başladı rüyamı... Düşmanlarını yenerek iyi bir neticeye

ulaşacaksın dedi... Konu evliliğe geldi yine... Başımdan geçenleri anlattım...

Dertliydim bu konuda... benim eşim dünyaya bağlı olmamalıydı, sadece dünyalık

uğruna yaşamamalıydı...

>

> Uzunca dinledi Ali sıkıntılarımı... O konuşmaya başladı bu sefer. Evden

çıkarken annem dedi bizim mahallede bir kız varmış onunla görüştürmek istedim seni. Yok Ali bundan sonra kolay kolay kimseyle görüşmek

istemiyorum dedim... Kızda pek istekli değilmiş zaten dedi... niye diye

sordum.. O da birkaç kişiyle görüşmüş daha sonra evlilikten soğumuş iyice...

Alinin annesi ısrar edince de olur görüşelim demiş...Tamam dedim yarın

gideriz diye sözleştik... Rüyam gerçek mi olacaktı acaba... Bu zamana kadar

sabrettim önüme gelen engelleri Allahü tealanın izniyle aşmıştım...

>

> Ali ile vedalaşıp eve geldim konuyu anneme açtım... Yarın gidecektik

görüşmeye... Cok heyecanlıydım nedense... Sabah erkenden kalkıp giyindim...

Heyecan gitmek bilmiyordu bir sağa bir sola yürüyüp duruyordum evin içinde...

Ilk defa bu kadar heyecanlıydım... Oğle namazını kıldıktan sonra yola

koyulduk annemle... Ali bizi kızın evine kadar götürdü... Kapıyı

çaldım... Kapıyı

babası açtı eve buyur etti... Biraz sohbet ettik söz asıl konuya geldi

sonra...kızın babası konuşuyordu; evladım benim söyleyeceğim bir şey yok sen

kızımla konuş bu konuları dedi. Şaşırmıştım gerçekten çünkü ilk defa böyle

bir durumla karşılaşıyordum... dünyalık bir konu açılmamıştı ilk defa... Bir

odaya aldılar beni kızla görüşecektim... Sandalyeye oturdum ellerim masanın

üzerinde avucumun içerisinde ise terleyen ellerimi silmek için bez bir

mendil vardı... Odaya kız girdi nurani yüzlüydü... önüne bakarak konuşmaya

başladı... Diğer kızlar gibi bilezikten gelinlikten girmedi konuya... Ilk

sorusu namazdan oldu....

>

> Bana namaz kılıyor musun demedi, namazı kaç dakikada kıldığımı sordu.

Mesela öğle namazın kaç dakikada bitiyor dedi... on beş dakika civarında diye

söyledim... Memnun oldu... sonra birikmiş ne kadar paran var deyince önceki

görüştüklerim gibi konuşmaya başlayacak herhalde dedim içimden... 45 bin lira

var... Paranın zekatını veriyor musun deyince yanlış düşündüğüm için

utandım.. Evet veriyorum dedim... Konuşmasına ağır ağır devam etti...

>

> Sizden önce üç kişi ile daha görüştüm hepsi de zengindi, güvendikleri tek

şeyleri paralarıydı.Bütün konuşmaları paraya zenginliğe dayanıyordu. Dine

ait hiçbir bilgileri yoktu ve namaz bile kılmıyorlardı. Size ilk sorum

namaz oldu çünkü namazı doğru olan ve huşu içinde kılan bir insandan zarar

gelemez. Ailesinin hakkını gözetir haksızlık yapamaz. Herkes için en

iyisini en güzelini ister. Kimseyi hor görmez ve ezmez. Böyle insanı bütün

mahlukat sever,mahlukatın sevdiğini de Allahü teala sever.Allahü tealanın

sevdiği kul ise makbul edilen kuldur... ve devam etti konuşmasına...Sonra

zekatı sordum çünkü o parada fakirlerin hakkı da var. Fakirlerin hakkını

gözetmeyen eşinin hakkını da gözetmez. Allahü teala ondan nasıl razı olur

ki...

>

> Ne kadar doğru konuşuyordu konuşmaları beni çok mutlu etmişti. Dünyalık

bir şey istemiyorum diye devam etti... Yan taraftaki kitaplığı göstererek

okuduğu kitapları gösterdi. Görünce çok mutlu oldum çünkü benim okuduğum

Ehli sünnet Alimlerinin kitaplarını okuyormuş. Ben kızarıp terliyordum

nedense, elimdeki bez mendil de iyice ıslanmıştı. Benim ise kıza soracağım

bir şey kalmamıştı,ben sormadan herşeyi anlattı bana. Son olarak annemle

konuşmak isteti, ben dışarı çıkmak için ayağa kalkınca elimdeki mendil yere

düştü. Yere göz gezdirdim ama göremedim dışarı çıktım...

>

> annemle de on dakika kadar konuştular içeride, annem çıkınca evden izin

isteyip ayrıldık. İki tarafta birbirinden memnun olmuştu. Anneme içeride ne

konuştuklarını sordum. Anneme nasıl davrandığımı ailemle olan ilişkilerimi

sormuş. Çünkü anne ve babanın razı olmadığı bir evlattan Allahü teala razı

olmazdı. Eve gidince konuyu babamla konuştuk çok sevindi... abdest aldım iki

rekat namaz kıldım odamda sonra birkaç gün önce gördüğüm rüya geldi aklıma...

Elimdeki sabır kılıcıyla zorlukları aşmak nasip olmuş ve sonuca ulaşmıştım...

Bu günden itibaren düğün hazırlıklarına başlayacaktık artık...

>

> Söz kesilip aileler arasında yüzük takıldı. Düğün konusu biraz sıkıntılı

olmuştu...... akraba tarafı çalgılı olmasında ısrar ediyor ,ben ise dini

yönden olmayacağını anlatmaya çalışıyordum. Ben yumuşak huylu oldukça onlar

daha fazla üzerime geliyorlardı. Düğün çalgılı olurmuş onlara göre. Cenaze

evi gibi dualar edilip mevlit okutulmazmış... Ne yapacağımı şaşırmış ve iyice

bunalmıştım. Defalarca haram olduğunu anlatsam da çalgısız olması

gerektiğini kabul ettiremiyordum... Bir akşam evde akrabalarla toplandık bu

konu hakkında konuşuyorduk. Bir şartla isteğinizi kabul ederim deyince

hepsi şaşırdı... herkes gözlerini bana çevirmiş ne diyeceğimi bekliyorlardı.

Öldüğümde mezara benimle girecek olan varsa ve benim yerime hesap vermek

isteyen olursa kabul edeceğimi söyledim... Kimse yüzüme bakmıyordu artık

utanmışlardı açıkçası... Bu konu da böylece şekilde kapamış oluyordu...

>

> Bir Perşembe günü kız tarafıyla sözleşip düğün alış verişine çıktık...

Nişanlım sanki yanımda köle gibi duruyordu. Ben ne göstersem olur beğendim

diyordu. Bir insan bu kadar mı mütevazi bu kadar mı ince olabilirdi. Onun

bu durumunu gördüğüm zaman ben en kaliteli en güzel olan eşyaları

alıyordum. Onu mutlu etmek için elimden geleni yapmak istiyordum... Evimizi

döşemiştik her şey çok güzel gidiyordu... düğün günü gelip çatmıştı...

heyecandan ölecek gibiydim elim ayağıma dolaşıyordu adeta. Düğün tam

istediğim gibi olmuştu....

>

> Evliliğimizin ilk yılları diğer evlikler gibi tartışma ya da kavga ile

geçmiyordu. Biz İslamın etrafında birleşmiştik. Hiçbir sorunumuz da

olmuyordu. Eşimin zekasına güzel ahlakına güler güzüne hayrandım... Onsuz

zaman geçmiyordu, işteyken fırsat buldukça arıyordum,sesini duyuncada çok

mutlu oluyordum. Konuşmasında içimi rahatlatan bir tesir vardı. Bunu nasıl

yapıyordu bir türlü anlayamıyordum. Eve gittiğimde beni her zaman güler yüz

ile karşılardı, o anda bütün yorgunluğum giderdi. Yemek hazırlarken yardım

ederdim. Sen otur yorgunsun der, ben de içeri gidip otururdum. Onun

üzülmesini hiç istemiyordum çünkü. Her ne isterse yerine getirmek için can

atıyordum... Benden bir şey istesin diye gözlerinin içine bakardım. Arada bir

arabamla gezerdik,gezdirince mutlu olurdu... Yine bir gün gezdirmek için

çıkıp arabaya bindik. Dönüp bana baktı. Sabır çok güzeldir,sabır insanı bu

araba gibi ulaşmak istediği yere götürür dedi. Neden böyle bir şey

söylediğini anlamamıştım... biraz gezip eve gelmiştik... Birkaç gün önce yatak

odasının kapısı bozulmuş, kilidi zor açılıp kapanıyordu.

>

> Geçen gün mahallemizde hırsızlık olayı olduğu için odamızın kapısını

kilitliyorduk... Bir haftadır eşimin midesi bulanıyor bunun içinde geceleri

sık sık kalkıyordu... benim uykum çok hafif olduğu içinde hemen uyanıyordum...

O gece tekrar midesi bulanmış olacak ki kalktı, kalktığını hissedip

gözlerimi açtım ama uyandığımı anlamadı. Yavaş yavaş kapıya doğru

ilerledi...Fakat o anda gözlerime inanamayacağım bir olay gerçekleşti...

>

> Ben rahatsız olmayım diye kilitli olan kapının anahtarına bile dokunmadı...

kapı kilitliydI Eşim Bismillahirrahmanirrahim dedi ve kapıyı açmadan dışarı

çıkmıştı. Bu durumu görünce kalbimin atışları hızlandı terlemeye başladım...

yataktan kalktım gözlerim, kapıya odaklanmıştı... yatak odasının camından

lavabonun ışığı belli oluyordu...

>

> Lavaboda elini yüzünü yıkayıp ışığı söndürdü. Ben hemen yatağa yatıp

uyuyormuş gibi yaptım. Fakat eşim kapıyı açmadan odaya girdi... Kalp

atışlarım iyice artınca dayanamadım uyanmış gibi yaparak Yatakta doğrulup

oturdum... Eşimin yüzüne baktım... adeta güzü nurlanmış parlıyordu... Uyandığımı

görünce gülümseyerek yüzüme baktı. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilemedim.

Rahatsız mı ettim diye sordu. Yok çıktığını bile duymadım deyince gülümsedi

ve yattı...

>

> Işe gittiğimde sürekli o anları düşünüp duruyordum. Bu nasıl

olabilirdi?... Akşam eve gittiğimde zile basmadım ve kapıyı anahtarımla

açtım. Kapıyı açtığımda eşimi karşımda buldum... işten geldiğimde kapıyı

açmak için bekliyormuş... Selam verip içeri girdim elimi yüzümü yıkayıp

sofrayı hazırladık yemeği yedik... Bu gün neden durgunsun bir şey mi oldu?

Diye sordu... Cevap veremedim... Dün geceki olayı nasıl sorabilirdim ki... Sana

bir şey söyleyeceğim diyerek elimden tutup beni ayağa kaldırdı...gözlerinin

içine bakıyordum... buyur söyle dedim... Hamileyim dedi... Ondan sonrasını

hatırlamıyorum zaten... O anda ayaklarım boşaldı... Düşüp kalmışım

yerde... Yarım

saat sonra kendime geldiğimde eşim yanı başımda oturuyordu... Yattığım yerden

doğrulup eşime bakınca utanıp yüzünü yere çevirdi... Bu habere o kadar

sevinmiştim ki anlatamam...

>

> Akşamları işten eve gelirken artık bebek eşyaları alıyordum... Gece

yattığımızda eşimle hep hayal kurap duruyorduk... Cocuğumuz belli bir yaşa

geldiğinde ilk hangi kitabı okumalıydı acaba... Ilk önce namaz kitabındaki

bilgileri öğrenmeliydi. Ondan sonra hangisini okutsak acaba İslam Ahlakını

mı? Herkese Lazım olan İmanı mı okutsaydık... Yok yok ilk önce Halifelerin

menkıbeleriyle yeşertmeliydi kalbini... Benim evladım Ehli Sünneti savunan

Ehli Sünneti yaymak için çabalayan bir kul olmalıydı onu bu şekilde

yetiştirmeliydik... Her akşam belli bir zaman dilimi içerisinde eşimle İmam-ı

Rabbaninin mektubatını okuyorduk. Bir akşam okurken yorgunluktan gözüme

ağrı girince eşime rica edip sesli okumasını söyledim ve gözlerimi

dinlendirmek için kapattım.

>

> 212. Mektubu okuyordu... Bir ara gözlerimi açtım elindeki kitap kapalıydı.

Gözlerimi açtığımı görünce hemen kitabı açıp gözlerini kitaba dikti...

anladım ki o kadar sayfayı ezberlemiş ve ezberinden okuyordu. Okuduğu

mektup bitince durdu... mektubatı bu zamana kadar kaç defa okudun diye

sorunca bilmiyorum dedi... Peki kitabı bitirmen ne kadar sürüyor? Bir hafta

diye cevap verdi.. Anladım ki eşim manevi derecelere yükselmişti.. beni

rahatsız etmemek için kapıyı açmadan çıkması bir kerametti...

>

> O günden sonra eşime olan hürmet ve saygım daha da arttı. Eşim bir evliya

idi... İlmihal okuduğumda anlamadığım yerleri eşime soruyordum. Öyle güzel

açıklayıp anlatıyordu ki hayran kalmamak mümkün değildi... Hikmetini

bilmediğim en ufak bir davranışını görsem soruyordum. O da hemen açıklar;

ilmihalin şu sayfasında yazıyor diye söylerdi... Her haline sabrediyordu ve

her haliyle de şükrettiği ortadaydı... İslamiyeti yaşayan bir numune vardı

karşımda, bu yüzden Allahü tealaya her saniye şükretsem yine az gelirdi...

Eşimin birkaç kerametini daha görünce dayanamadım, artık ne pahasına olursa

olsun bu konuyu konuşacaktım kendisiyle... her zamanki gibi işten geldim

yemek yedik konuyu konuşmak için eşimi karşıma aldım... giderek büyüyen bir

heyecanla yavaş yavaş konuşmaya başladım..

>

> İslamiyetin en ince kurallarına en güzel şekilde dikkat ediyorsun. Konuyu

uzatmak istemiyorum dediğim anda eşim konuşmaya başladı... "Sabır güzel

şeydir. Sabrederken şükretmek daha güzeldir. İnsan her haline sabreder ve

şükrederse Allahü teala ona daha iyilerini ihsan eder"... Artık ağzımdan tek

kelime çıkmıyordu, eşimde konuşmasını bitirmişti... O günden sonra ona olan

davranışlarım daha dikkatliydi. Onu kırabilecek her şeyden uzak duruyordum...

bir akşam annem aradı komşu kızının düğünü varmış iki gün sonra, düğüne

beni de davet etmişler. Eşimle birlikte gittik düğüne, her şey İslama uygun

düzenlenmişti. Erkekler ve bayanların yerleri farklı bölümlerdeydi...

düğündeki İslama uyma titizliğini görünce çok sevindim. Bir akşam kendisine

balkondan verdiğim Kıyamet ve ahiret kitabı geldi aklıma. On dakika sonra

küçük bir çocuk geldi, o kızın kardeşiydi bu. Babası işe giderken

arkasından ağlayan çocuk... Abi eğilir misin dedi.. eğildim kulağıma

ablasının bana çok teşekkür ettiğini söyledi. Ben vesile olmuşum onun bu

duruma gelmesinde. Bunu öğrenince çok sevindim...

>

> Eşim hamile olduğu için fazla kalamadık düğünde eve gittik... Aradan aylar

geçmiş ve eşim doğurmuş ve Bir tane oğlum olmuştu... hayatımızdan çok

memnunduk... Eşimle her akşam kitap okumaya devam ediyorduk yine... Eşime

üstadım diye hitap ediyordum... O benim üstadımdı. Dünya ve ahiret saadetim

için en büyük vesile idi... geceleri rahatsız olmasın diye oğlumuz ağlayınca

çocuğu alıp başka odaya gidiyordum... aradan iki yıl geçmiş oğlumuz

büyümüştü... Eşim her fırsatta sabır ve şükretmemi telkin ediyordu... bir zaman

sonra eşim hastalandı. Zamanımızın çoğu hastanede geçiyordu... eşimin

hastalığı artmış, benim ise elimden bir şey gelmiyordu. Bir akşam işten eve

geldiğimde kapıyı çalmama rağmen açmadı. İçeri girdim içeriden bilemediğim

mükemmel bir koku geliyordu. İçeri girdim eşim yatıyordu ilk önce uyuyor

zannettim. Uzun zaman uyanmayınca gidip uyandırmaya çalıştığımda vefat

ettiğini anladım. O anda yıkılmıştım. İçim yanmıştı. Gözlerimden yaşlar

akmaya başladı. Annemi aradım gelmesini istedim.... Eşimi diğer gün defnettik...

>

> Eve girdiğimde burnuma gelen o güzel koku mezardan gelmeye başladı... Her

gittiğimde o kokuyu duyardım... giremiyordum. Onu özlüyordum sadece.. Canım

eşim, üstadım vefat etmişti. Söylediği gibi yapmaya çalışıyor sabretmekten

başka çare bulamıyordum... her an onu düşünüyordum... Aylar sonra eve girme

cesareti gösterdim... gözlerim doldu ağlamaya başladım. Balkonda çıkıp

sandalyeye oturdum. Dolunay vardı... Alinin beni aradığı o akşam geldi

aklıma... O akşamda aynı dolunay vardı... gözlerimden yaşlar akarak dışarıya

çıktım... doğru üstadımın, eşimin mezarına gittim. Saatlerce ağladım.... O

güzel kokuyu hissetmeye başladım tekrar... arkamdan bir el omzuma dokundu.

Arkama döndüm eşim nurlar içinde arkamda duruyordu... Heyecandan bir şey

söyleyemiyordum.. Başım dönmeye başladı ve bayılmışım sonra...

>

> Uyandığımda sabah ezanı okunuyordu... Kalktım etrafıma baktım... Eşimi

gördüğüm anda... sabret dediğini hatırladım... Camiye gidip sabah namazını

kıldıktan sonra dışarı çıkarken cebimde bir şey olduğunu fark ettim... Elimi

cebime attım bir tane mendil vardı... Eşimin evinde ilk konuştuğumuz zaman

avucumun içindeki mendil ayağa kalkarken yere düşmüştü bulamamıştım daha...

demek ki eşim bulup saklamış... Mendilin bilmediğim şekilde çok güzel bir

kokusu vardı...

>

> BU GERÇEK BİR HİKAYEDİR BU HİKAYENİN YAZARI YAZININ SONUNA EKLEDİĞİ

CÜMLELER İSE ŞÖYLEDİR... (Bu yaşananları babamın günlüklerinden derleyerek

sadeleştirdim... Hikayede anlattığım kişiler annem ve babama aitti. Doğan o

çocuk bendim. Sabır ve şükür insanı en üst derecelere yükseltecek

kanatlardır..) Allahü teala herkese böyle eş nasip eylesin. Amin Allahumme amin. Vesselam…