Hoşgeldin Misafir

Görünüş

CyberHawk

CyberHawk

WebMaster
Adana
12 Ara 2018
16,070 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Görünüş belli, açık, beş duyuya hitabe*den, gözlem ve deneye giren demektir. Varlık felsefesinde "gerçek"in bulunması ve bilinmesi insan zihnini bir takım analiz*ler yapmaya sevketmiştir. Şöyle ki bizi iç-ten-dıştan kuşatan hadiseler vardır. Aca*ba, "gerçek" bunlardan mı ibarettir, yok*sa bunların gerisinde, altında, derininde yatan başka şeyler; "temel" ya da "temeller" mi vardır?
Tarihin çok eski devirlerine uzanan bu sorulara, yine tarihin eski devirlerinden beri birçok mütefekkir: "Hadiselerin geri*sinde, duyularımızla doğrudan doğruya temas edemediğimiz temel ya da temeller vardır" diye cevap vermiştir. Ancak, hadi*selerin altında bulunan bu temel, fılozof-dan filozofa değişik isim ve sıfatlarla anıl*maktadır. Kimine göre bu; "su, toprak..." gibi madde cinsinden birşey, kimine gö*re; "sayı, kanun..." gibi madde dışı, akılla kavranabilen ve fakat "zat-şahıs olmayan gayri müşahhas birşey", kimine göre de; "akılüstübirzatbirTanrı-du-. Yinebute-mel (ister madde cinsinden birşey, ister akılla kavranabilen türden bir kuvvet, Du*kamın, isterse akıl üstü bir zat olmuş ol*sun) kimine göre bu, "bir tek", kimine gö*re ise "birden fazla" dır.
İşte bu temel ya da temeller çeşitli şekil*lerde ortaya çıkmakta, "oluş" ve "hadisele*ri" meydana getirmektedir. İşte bu (kabul edilen) temelin meydana getirdiği "oluş" ve"hadiselllerinbize, duyularımıza hitabe-deayanına"görünüş" denmektedir. Görü-nüş'ün "temel'i nasıl ve ne derecede tem*sil ya da aksettirdiği, kabul edilen "te-raerin mahiyetine, onun idrak edilme şek*line bağlı bulunmaktadır.
Gerçeklik ise, bir şeyin kendi özüne, aslı*na, temeline, mahiyet ve hakikatine bağlı*lığı, hakikat ve mahiyetine bağlı olarak or*taya çıkması, gerçek, müşahhas hale gel*mesi, dış dünyada fiilen mevcud bulunma*sı halidir. Görünüşün, özü-aslı olduğu gi*bi yansıtmasıdır. Gerçek -müşahhas ola*nın vasfı, dış dünyada gerçek olarak bulu*nan ile zihin arasındaki uygunluk hali, doğruluk demektir.
Biz çeşitli tarzda düşünür, farklı tasav*vurlarla değişik kavramlar oluştururuz:
Üçgen, açı, ordu, eşsiz, sonsuz, aşk, nef*ret, azlık, çokluk, kaf dağı, rüyada zevk, Venüs'de hayat, cennette keyif gibi çeşitli türden yüzlerce kavram zihin dünyamızı süsler.
Düşünce dünyamızda bulunan bir fikir, bir tasavvur, bir kavram, mücerred alanla*rı geçer, nisbet ve imkân sınırlarını aşar, zihnimizin dışındaki alanda ya da alanlar*da, kendi özüne uygun olarak mevcud olur, jprçekleşir. Sözgelimi zihin dünya*mızın soyut (mücerred) kavramını oluştu*ran "insan" kendi özüne uygun olarak or*taya çıkar ve fiil alanında "A, İNSAN", müşahhas olarak gerçekleşmiş olur. İşte, müşahhas olarak gerçekleşmiş olan bu "A"mn kendisi 'Gerçek' kazandığı hal ise 'Gerçeklik'tir.
Eşya (şey), kendi özüne uygun olarak zihnin dışındaki dünyada yerini alır, ger*çek olur ve zihin de bu gerek* i olduğu gibi kavrarsa, "zihin" ile "gerçek" arasında, doğru olan bir bağ kurulmuş olur. Bu ba*ğa da "Gerçeklik" denir.
Gerçekleşen şey ile zihin arasında kuru*lan bağ, kelime ya da cümlelerle ifade edi*lir. Burada kullanılan kelime ya da cümle dolaylı (sembolik) değil, doğrudan doğru*ya, yani maksadı, işaret edileni doğrudan doğruya gösteren bir ifade ise, buna da dildeki gerçeklik ya da gerçek anlatım de*nir.
Görünüş ve gerçeklik sorunu filozofları uzun süre meşgul etmiştir. Batı felsefesin*de bu konuyu ilk ortaya atan Berkeley ol*muş ve modern felsefeye daha çok Brad-ley Bertrand Russell kanalıyla girrnigtir. Görünen şeyler gerçek midir, yoksa yal*nızca duyuların aldatması mıdır? Ya da, bize görünen dünyanın ötesinde 'gerçek* bir dünya, Kant'in deyişiyle numenler ale*mi var mıdır? Yoksa biz hep fenomenler,
görünüşler içinde mi yaşayıp ölürüz? vb. Bu tür sorulara nihaî bir cevap verileme*yeceği farkedilince 'görünüş ve gerçeklik* problemi felsefenin dışında bırakılmış ve felsefenin daha somut konularla uğraşma*sı gerektiği ifade edilmiştir. Konu günü*müzde daha çok din eğilimli yazarlar ve teologlarca sorgulanmaktadır.
Fahrettin OLGUNER