Hoşgeldin Misafir

Gustave Courbet

CyberHawk

CyberHawk

WebMaster
Adana
12 Ara 2018
16,070 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Gustave Courbet (1819 - 1877)

Courbet

“İlkelerimden kıl payı olsun sapmadan, vicdanıma bir an olsun yalan söylemeden, birisinin hoşuna gitmek veya kolay satabilmek için bir karış tuval olsun boyamadan, hep yalnızca kendi sanatımla yaşamımı kazanacağımı umut ediyorum.”

Courbet’nin bu ifadeleri; bugün sanat ortamı içerisinde kendisine güvenli bir konum edinmiş, buna karşılık içten gelen bir duygusal ve zihinsel yoğunlaşmanın ürünü olmayan ya da sadece yetersizlikten kaynaklanan çok sayıda sıradan eser vermekte olan, sürekli kendini tekrar eden ve edebi- felsefi ağız kalabalığından ibaret yazılardaki içi boş övgülerin donattığı gösterişli fakat üzerine uymayan kostümün içinde böbürlenip duran pek çok sanatçımız akla geldiğinde bir ibret dersi teşkil etse gerektir. Esasen, Courbet’nin söylediklerinin arkasında durmayacak hiçbir sanatçı yoktur. Ama Courbet, söylediklerinin içini yaşadıklarıyla doldurmuş, anlamlı kılmış ve çok sayıda beşinci sınıf sanatçının yaptığı gibi sözde kalmamıştır. Yine bu sebeple Courbet, sanat tarihinde ideal bir sanatçı modeli olarak ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Courbet; yaşamı ve sanatı, söyledikleri ve yaptıkları birbiriyle çelişmeyen, inançları uğruna savaşan ve hiçbir şeyin önünde eğilmeyen gerçek bir sanatçıdır. Kuralları sorgulamış, kalıpları yıkmış ve yeni olanın önünü açmıştır.
Bu yönüyle, 20.yüzyılın büyük sanatçısı Kandinsky’nin büyük bir üçgene benzettiği zihinsel yaşam içerisinde üçgenin zirvesinde yer alan birer uzakbilici olarak değerlendirdiği kişilerden birisidir:

“Üçgenin bütün kesimlerinde sanatçılar bulunacaktır. Bunlar arasında, bulunduğu kesimin sınırlarının ötesini görebilen her biri çevresi için bir uzakbilicidir ve harekete, sıkışıp kalmış arabanın yürümesine yardım eder. Ama sanatçıda bu keskin göz yoksa, ya da kendisi bu gözü aşağı hedefler uğruna, aşağı sebeplerden ötürü kötüye kullanıyor ya da kapatıyorsa, kesimindeki bütün çağdaşlarınca bütünüyle anlaşılır ve el üstünde tutulur. Bir kesim ne kadar büyükse (yani aynı zamanda ne kadar aşağıda bulunuyorsa) sanatçının söylediğini anlaşılır bulan kitle de o kadar büyüktür.”
[KANDİNSKİ, V.; Sanatta Zihinsellik Üstüne, s.27, 28]

19.yüzyılın en önemli sanatçı kimliklerinden birisi olan Courbet 1819 yılında Fransa’nın İsviçre sınırında bulunan Ornans’da zengin bir mülk sahibinin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Öğrenimini sürdürürken bir yandan da David’in öğrencisi olan Charles Antoine Flajoulot’nun yönettiği güzel sanatlar okulundaki derslere katılmıştır. 1839 yılında, arkadaşı yazar Max Buchon’un şiir kitabını taş baskıyla resimlemiş olması, bu erken dönemlerde resim kariyeri konusunda ciddi olduğunu ortaya koymaktadır.
Nihayet, 1840 yılında, 21 yaşında Paris’e gitmiştir. Babasının isteği üzerine hukuk öğrenimine başlamıştır ancak, aslında bir ressam olarak şansını denemek üzere bu şehirdedir. Kısa bir süre sonra kendisini tamamıyla resme vererek, hukuk öğrenimini bırakmıştır. Paris’teki atölyelere devam etmeye başlamış ve Louvre’daki kopya seanslarına katılmıştır. Louvre’da özellikle Alman, Flaman, Venedik ve İspanyol resminin usta isimleriyle Delacroix ve Gericault’nun eserlerinden kopyalar yapmıştır. Hayranlık duyduğu sanatçılar arasında Caravaggio da vardır. Romantizm etkileri gösteren erken çalışmaları, onu sıradan bir ressam olmanın ötesine taşımamaktadır. Buna karşılık, Paris’teki ilk yılları onun sanatı ve sanatçı kişiliğinin biçimlendiği bir dönem olarak önem kazanmaktadır. Eski ustalar üzerinde yaptığı çalışmalar üslubuna yön vermiştir. Özellikle Zurbaran ve Caravaggio gibi sanatçıların ışık- gölge karşıtlığını kullanma tarzları ile resimlerindeki ifadelerin gerçekçi ve doğrudan olması Courbet’nin sanat anlayışıyla örtüşmektedir. Ayrıca, kendisinin de içinden geldiği Fransız romantik resmi onun sanatında belirleyici olmuştur. Özellikle, Fransız romantiklerini derinden etkilemiş olan Constable gibi İngiliz romantik sanatçıların fırça hareketleriyle sağladıkları doku etkileri çalışmalarına yansımıştır. Courbet’nin Paris’te bulunduğu ilk yıllar, aynı zamanda fotoğrafın ortaya çıktığı ve bu alandaki ilk gelişmelerin gündeme geldiği bir dönemdir. Resim sanatı, bu yeni teknik ve gelişme karşısında kendisini konumlandırma arayışının erken bir evresindedir. Fotoğraf; resim sanatının yeni bir gerçeklikle yüzleşmesini teşvik etmekle kalmamış, ona yeni olanaklar ve bakış açıları da sağlamıştır. Sanatçı, bu arada her yıl düzenli olarak Ornans’a gitmekte ve yurtdışına bazı geziler yapmaktadır. 1847 yılında Hollanda’ya yaptığı ziyaret onun üzerinde etkili olmuştur. Sürdürdüğü bohem hayat ve bu sırada tanıştığı Baudelaire, Prudhon, Champfleury gibi yazar ve düşünürlerle kurulan dostluklar ise sanata bakışını olgunlaştırmaktadır. Özellikle Proudhon etkisiyle sosyalist düşünceye yakınlaşmıştır.
Siyasal özgürlüklerde sınırlı bir genişleme sağlayan 1830 Temmuz Devrimi’nin yarıda kalmasına büyük tepki duyan Cumhuriyetçiler arasında, 1840’lı yıllarda sosyalist düşünceler yayılmaya başlamıştır. Bir yandan edebiyat çevrelerinin etkisiyle yeni kuşaklarda Büyük Devrim’e karşı güçlü bir sempati gelişmekteyken, öte yandan 1846 yılındaki kötü hasadı izleyen ekonomik bunalım koşullarının ve yönetici sınıfın yaptığı yolsuzlukların halk arasında doğurduğu hoşnutsuzluk, 1848- 1852 yılları arasında geçerli olacak İkinci Cumhuriyet döneminin yaşanmasıyla sonuçlanan halk ayaklanmasını doğurmuştur.

vikipedi