Habibullah: (Habib-i Hudâ) Allah'in sevgilisi. Hz. Muhammed (A.S.M.) (Eger Allah'a muhabbetiniz varsa Habibullah'a ittiba edilecek. Ittiba edilmezse netice veriyor ki; Allah'a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa netice verir ki; Habibullah'in sünnet-i seniyesine ittibai intac eder. L.)(Sâni-i Âlem'in; âsârin sehadetiyle nihayetsiz cemâl ve kemâli vardir. Cemâl, hem kemâl, ikisi de mahbub-u lizâtihidirler. Yâni bizzat sevilirler. Öyle ise, o cemâl ve kemâl sahibinin cemâl ve kemâline nihayetsiz bir muhabbeti vardir. O nihayetsiz muhabbeti, masnuatinda çok tarzlarda tezahür ediyor. Masnuatini sever, çünki, masnuatinin içinde cemâlini, kemâlini görür. Masnuat içinde en sevimli ve en âlî, zihayattir. Zihayatlar içinde en sevimli ve âli, zisuurdur. Ve zisuurun içinde câmiiyet itibariyle en sevimli, insanlar içinde bulunur. Insanlar içinde istidadi tamamiyle inkisaf eden, bütün masnuatta müntesir ve mütecelli, kemâlâtin nümunelerini gösteren fert, en sevimlidir... Iste: Sâni-i Mevcudat, bütün mevcudatta intisar eden tecelli-i muhabbetin bütün envaini; bir noktada, bir âyinede görmek ve bütün enva-i cemâlini, Ehadiyyet sirriyle göstermek için secere-i hilkatten bir meyve-i münevver derecesinde ve kalbi, o secerenin hakaik-i esasiyyesini istiab edecek bir çekirdek hükmünde olan bir zâti, o mebde'-i evvel olan çekirdekten tâ münteha olan meyveye kadar bir hayt-i ittisal hükmünde olan bir Mi'rac ile, o ferdin, kâinat nâmina mahbubiyyetini göstermek ve huzuruna celbetmek ve rü'yet-i cemâline müserref etmek ve ondaki hâlet-i kudsiyyeyi baskasina sirayet ettirmek için kelâmiyle taltif edip, fermaniyle tavzif etmektir.
