hacet (nedir ne demek)
Herhangi bir şey için gerekli olma, gereklilik, lüzum.
Örnek: Bu devri yüz defa yapabildiniz mi, mutlaka her hacetiniz de yerine gelir. Y. K. Karaosmanoğlu
Küçük veya büyük abdest.
İhtiyaç duyulan şey, gerekli şey
Örnek: Zile basacaktı, hacet kalmadı. R. H. Karay
Tanrı'dan veya kutsal sayılan kişiden beklenen dilek
Herhangi bir şey için gerekli olma, gereklilik, lüzum.
Örnek: Bu devri yüz defa yapabildiniz mi, mutlaka her hacetiniz de yerine gelir. Y. K. Karaosmanoğlu
Küçük veya büyük abdest.
İhtiyaç duyulan şey, gerekli şey
Örnek: Zile basacaktı, hacet kalmadı. R. H. Karay
Tanrı'dan veya kutsal sayılan kişiden beklenen dilek
