Hoşgeldin Misafir

Haşhaşiler

sıd0ma

5 Eyl 2017
1,324 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Haşhaşiler (Arapça: حشیشیة Haşhaşiyye ya da Arapça: حشاشون Haşhaşiyyun) veya Sabbah’îler ya da Suikastçılar (İngilizce: Assassins), Şîʿa kolunun İsmâ‘îl’îyye mezhebine mensup din adamı Hasan bin Sabbah tarafından 1090 yılının Eylül ayında Elemût Kalesi'ni zaptettiğinde kurulmuş olan dinî tarikat ve siyasi örgüt.



"Haşhaşi" kelimesinin kökeni ve anlamı 19. yüzyıla kadar Batı dünyasında tartışma konusu olmuştur. 19 Mayıs 1809 tarihinde Silvestre de Sacy'nin Institut de France'da yayınladığı bildiride kelimenin etimolojisine getirdiği açıklama kabul görmüştür. Sacy'e göre Batı dillerinde "suikastçı, kiralık katil" gibi anlamlara gelen ve en erken Haçlı Seferleri kayıtlarında rastlanan "assasini, assissini, heyssisini" gibi kelimelerin kökeni Arapçadaki "haşhaş" kelimesidir. Bu kelimenin çoğulu ise "haşhaşiyyun, haşhaşin" gibi kelimelerdir.

"Haşhaş" kelimesi Arapçada "kuru ot" ve "hayvan yemi" anlamına gelir. Sonraları kelimenin anlamı uyuşturucu etkisiyle bilinen hint keneviri ile özdeşleştirilmiştir. Silvestre de Sacy, Haşhaşiler'e bu adın haşhaş kullanma alışkanlıkları yüzünden verildiği kanısını benimsememekle beraber bu adın, şeyhin fedailerine vaat ettiği cenneti tattırabilmek için onlara gizlice haşhaş içirmesiyle ilgili olabileceğini düşünmüştür. Bunu da özellikle Marco Polo'nun seyahatnâmelerinde geçen cennet bahçeleri hikâyesiyle temellendirmiştir. 1273 yılında İran'dan geçmiş olan Marco Polo'nun seyahatnâmesindeki hikâye kısaca şöyledir:

“ Kendi dillerinde şeyhlerine "dinin büyüğü" anlamına gelen Alaeddin diyorlardı. Şeyh iki dağ arasındaki vadiyi kapatmış ve burayı sütten, baldan ve şaraptan akan sular, güzel huriler ve çeşitli meyve bahçeleriyle donatmıştı. Dağın şeyhi müridlerinin gerçekten cennette olduklarını zannetmeleri için burayı Muhammed'in cennet tasvirine benzetmişti. Bizim yaşlı adam dediğimiz bu efendi fedailerine iksirinden içirerek onları dörderli, altışarlı gruplar halinde bahçeye taşıtıyordu. Gerçekten cennete gittiklerini zanneden müridlerini bir göreve göndereceği zaman şeyh "Gidip şunu şunu öldüresin. Meleklerim seni cennete götürecektir." diyordu. Şeyh'in cennetine geri dönebilme arzusuyla fedailerin göze almayacağı hiçbir tehlike yoktu. ”
Alamut'tan günümüze ulaşan metinlere göre Hasan müritlerine dinin esaslarına bağlı kalanlar manasında, "esasiyim" demekten hoşlanırdı ve yabancı seyyahların yanlış anladıkları bu terim "haşhaş", afyon kuşkularının ortaya çıkmasına neden oldu.[1]

Araştırmacı-Yazar Faik Bulut'a göre ise Marco Polo'nun hatıralarında anlattığı bu ifadeler İki nedenden ötürü gerçekleri yansıtmamaktadır:[2][3]

Marco Polo orayı gidip görmemiştir. Diğer bilim adamlarının görüşleri de bu hususta kendisini desteklemektedir. Marco Polo gidip orayı gördüğünde ise o kale zaten Moğollar tarafından yıkılmıştı. Marco Polo oraya gittiğinde zaten Elemût Kalesi'nin Moğollar tarafından tarumar edilmesinin üzerinden tam On Yedi sene geçmişti.[2]
Elemût Kalesi'nde arkeolojik kazılar yapan Alman arkeologlar orada üzerlerinden ne bal akan, ne süt akan, öyle cariyelerin ve hurilerin dolaştığı, ne de şarap akan ırmakların izine dahi raslayamadıklarını ve kalenin zaten bütün bunları içerisine alabilecek büyüklükte olmadığını dile getirmektedir.[3]
Faik Bulut, Marco Polo'nun yazdıklarının İtalya'da hapishanedeyken gemicilerden işittiği efsanelerden ibaret olduğunu vurgulamaktadır.[4]

Bu görüşü destekler şekilde Orta Çağ İslam Tarihi konusunda Dünya'nın önemli üniversitelerinde görev yapan uzman tarihçiler erken dönemlerde ortaya çıkan, geniş bir alana yayılmış olan ve bazı tarihi roman yazarlarının eserlerini süsleyen bu sıra dışı cennet bahçeleri hikâyesinin neredeyse tamamen gerçek dışı olduğunu belirtmektedir. Çünkü tarikatın faaliyet gösterdiği dönemde yaşamış olan hem İsmaili hem de Sünni tarihçilerin (Alâeddin Atâ Melik Cüveynî, Reşidüddin gibi) eserlerinde böyle bir söyleme rastlanmamaktadır. Ayrıca Haşhaşi ismi tarihi belgelerde sadece Suriye İsmailileri'ni nitelemek amacıyla kullanılan yerel bir addır. İran İsmailileri için hiçbir belgede bu isim kullanılmamaktadır. Tarihçilere göre bu isim tarikat üyelerinin eylemlerine bir açıklama getirme çabası yerine alaycı bir yaklaşımla onların garip inanışlarını ve abartılı tavırlarını küçümsemeye yönelik bir ifadedir. Bunun yanında "dağın şeyhi" tabiri de Suriye'ye özgüdür. İran İsmailileri'nin lideri için tarihi belgelerde böyle bir isimlendirmeye rastlanmamaktadır.