Hoşgeldin Misafir

Hegelcilik

sıd0ma

5 Eyl 2017
1,324 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Genel olarak Hegel ve ona bağlı olanla*rın meydana getirdikleri, mutlak idealizm ve diyalektik yöntem anlayışlarını benim*seyen felsefi akıma Hegelcilik adı verilir. Hegel felsefesinin mantıksal bir sistem ol*ması, ilkelerinin ve yönteminin çeşitli alanlara uyarlanması nedeniyle 1830-40 yılları arasında Almanya'da etkinlik kaza*nan Hegelci ekole de bu ad verilir. Ger*çekte HegeFin felsefe sistemi daha olu*şum halindeyken şiddetli tartışmaları baş*latmıştır. Bir bakıma eseflerinin soyut ve yoğun bir dil ile yazılması, özel bir felsefi hazırlığı gerektirişi ve sisteminin çok yön*lü yoruma elverişli oluşu Hegelciliğin or*taya çikmasında önemli bir rol oynamış*tır.
Daha yaşadığı dönem Almanyasında Hegel felsefesi derin etkiler doğurduğu gi*bi, ölümünden sonra farklı, çoğunlukla da birbirine karşıt düşüncelerin ileri sürülmeşine yol açmıştır. Genel niteliğiyle bir İdealizm olan Hegelciliğin başlıca dört ev*reden oluştuğu söylenebilir:
a) HegePin felsefesini herhangi bir yorum ve değişikli*ğe tabi tutmadan korumaya çalışan anla*yış. Bu anlayışı sürdürenler içinde Ro-zenkranz, Bidermann, K.Fischer, E.Zel-ler sayılabilir;
b) Hegel'in idealizmini fel*sefi boyutu içinde benimseme yanmda, si*yasal bakımdan da onun Devleti "yüce amaç" olarak tanımlamak isteyen teorisi*ni kabul eden Yeni-Hegelcİlik. İtalyan B.Croce, G.Gentile, Alman R.Kroner ve A. Liebert gibi;
c) Diyalektik yöntem görü*şü ile oluş kavramını benimseyen sol He*gelcilik; d) Hegel'in diyalektiğini kendile*rine temel alan, fakat idealizmini redde*den Marksist öğreti.
Hegelciliği bütünleyen bu akımlar, sağlı*ğından başlayarak günümüze kadar uza*nan bir çizgiyi izledi. Gerçekten daha He*gel'in yaşadığı sırada başlayıp, XIX. yüzyı*lın ortalarına kadar süren ve üçlü bir grup*laşmayı besleyen çatışma döneminden sö-zedilebilir. Bunlardan "sağ" veya "eski" Hegelciler olarak tanımlanan, aslında biz*zat Hegel'in öğrencilerinden oluşan grup ilk önce ortaya çıktı. Strauss'un İsa'nın Hayatı Üzerine Eleştirel İnceleme, adlı ese*ri, Hegelciler arasındaki bölünmeyi iyice su yüzüne çıkarttı. Aslında bölünme Lud-wing Feuerbach'ın Ölüm ve Ölümsüzlük Üzerine Düşünceler adlı eserinde Hegelci felsefenin insanın ebediliğe ulaşması için ölümü seçmesi gerektiğini, çünkü ölü*mün insan için bir ayrıcalık olduğunu sa*vundu. Feuerbach'ın bu eseri Hegel'in panteizm ile suçlanmasına yol açtı. Bu*nun üzerine öğrencileri, Hegel'in düşün*celerini Hıristiyanlığın ebediyet inanışryla uzlaştırmaya çabaladılar. Strauss'un İsa'yı insanların en yücesi ve Hegel'i depanteizme yakın bulan görüşleri, sağ grub (Gabler, Bruno Bauer) tarafından eleştirildiyse de, merkezci grup (Rosenk-ranz, Schaller, Conrad) daha yumuşak bir tavır ortaya koydu. Fakat Strauss bu nedenlerle yazdığı Tartışma Yanlan adlı eserde Hegelciliğin, Fransız Parlamento*su örneğine uygun olarak sağ (Göschel ve arkadaşları) sol (Strauss) ve merkez (Ro-senkraz) grupları şeklinde bir bölünmeyi teklif etti. Fakat bu arada Bruno Bauer'in sol çizgiye yaklaştığı, Ernst Hengstenber ile Weisse>nin panteizmi temel alan He-gelciliğe karşı eleştiriler yönelttikleri gö*rüldü. Arnold Ruge ve E,T.EjChterma-yer'in birlikte çıkarttıkları dergi, sol He-gelcilerin ilk süreli yayını olarak yayınlan*maya ve böylece Hegelciler arasındaki ça*tışma da sertleşmeye başladı. Özellikle Feuerbach'ın, Hegel felsefesini "akli bir sır" şeklinde tanımlayan ve felsefe ve sa*natta doğaya dönüşü savunan Hegel Felse*fesinin Eleştirisi adlı yazısıyla çatışma iyi*ce sertleşti. Bu arada Shelling mantık ve metafizik açıdan Hegel'in hareket nokta*sı olarak aldığı "saf kavram" ve bunun Özerk hareketini eleştirdi.
1840 yularında sol Hegelciler ateizm ve demokratik sosyalizme yöneldiler. Feuer-bach Hıristiyanlığın özü ile inşam merkez alan temel oluşturur düşüncesiyle Hegel-ci yabancılaşma kavramı üzerinde durdu. Aristotelesçi varsayımlardan hareketle Tr&ndel&nhuıgMantıkSoruşturmaları ad*lı incelemesinde Hegel'in mantıksal çeliş*iği (AA- olmayan) ile farklılığı (A-B) karış*tırdığını, dolayısıyla A-B farklılığında A yoluyla B'ye varılamayacağını ileri süre*rek eleştirdi. Yine Schelling'in "pozitivist felsefe" derslerini izleyen Kierkegaard, Hegel felsefesine karşı bir tartışmayı baş*lattı. Sol Hegelciler arasında yaşayan ayrılıklar, bir tarafta Özgür Berlinliler olarak tanınan Max Stirner, Bauer kardeşler da*ha sonra Marks'a katılan Friedrich En-gels; Öte tarafta Ruge, Moses Hess, Hen-rich Heine ve Kari Marks'ın yer aldığı ye*ni bir gruplaşmnayı doğurdu. Bu döne*min siyasi, felsefi ve kültürel şartları ve or*tamının eleştirisine yönelen Marks, He*gel'in hukuk felsefesini eleştirdiği incele*mesinde onu devlet İle toplum arasındaki ilişkiyi yanlış tesbit etmekle suçladı. 1844'de yayınlanan ekonomi ve siyaset yar zılarında Hegelci diyalektiğin a priori ya*pışım ortaya koydu. Buna karşılık Engels, Hegelci diyalektik kavramına, sözgelimi doğanın diyalektiği konusunda, Marks'a göre daha bağlı görünmekteydi.
Siyasi yönetim tarafından 1940' ta sol Hegelciliği denetim altına alabilmek ama*cıyla Shelling ile F. J.Stahl'ın Berlin'e çağ*rılmış olmaları, sol hareketin daha kesin bir tavır almasını sağladı. Öte yandan St*rauss, dine dayalı teizme karşı felsefi pan*teizmi tartışmaya devam ederken, Feuer-bach felsefi antropoloji düşüncesini sa*vunmaya başladı. İktidar, baskıyla Bau*er'in ders vermesine engel oldu, Feuer-bahc, ders verme girişiminde bulunmadı; Ruge dergisini Dresden'de çıkarmak du*rumunda kaldı. Hegel'in siyasi tutuculu*ğuna dergide yayınlandığı yazılarla karşı çıkan Ruge, Hegel felsefesindeki akılcılı*ğın, var olan şartlan benimsemeye, Prus*ya devletini ideal devlet şeklinde mutlak-laştırmaya indirgediğini ileri sürdü. Dergi*nin kapatılmasından sonra Bauer, Marks, Feurbach gibi düşünürlerin çalış*malarına yer veren "Son Dönem Alman Felsefesi ve Siyaset Muhabirliği İçin Boa Notlar"y yayınladı. Feurbach, bu makale*sinde geleceğin felsefesini, Hegel'in felse*fesinin ölumsuzlanması olarak tanımladı.Buyüda, KarlMarks,Jfcge«/ı Hukuk Fel*sefesinin Eleştirisine Katkı" adlı eserini yazmaya başladı. Engels ile birlikte yaz*dıkları "Alman ideolojisinde Marks, genç Hegelcilerden ve onların "eleştirel eleştiri" sinden kesin olarak koptu.
XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Hegelcilik tartışmaları sönmeye başladı. Bunda biraz da Yeni-Kantçılık ile Poziti*vizmin ve Bismarck' m siyaset etkinliği tar*tışmalarının rolü vardır. Fakat ülke dışın*da Hegelcilik yaygınlaşmaya başladı. Do*ğu Avrupa gibi Batı Avrupa ülkelerinde, ABD'de Hegelciliğin, kültürel-siyasi yö*nü, ortaya çıkardığı mantık ve metafizik sorunları yoğun araştırmalara konu oldu.
XX. yüzyılın başlarında Dîlthey'in bul*duğu, öğrencisi Nohl'un yayınladığı Genç Hegel'in İlahiyat Yazılan adlı eser, yoru*ma dayalı çalışmaların yapılmasını sağla*dı; Hegel'infelsefesiyle yönteminin oluşu*mu ve gelişimi incelendi. Dilthey, He*gel'in gençlik yazılarında akıldışı ve vita-list unsurları, Frans Rosenzweig ise Rous-seau'nun Hegel'in gençliği sırasındaki et*kisini söz konusu ettiler. Ayrıca Her-mann Glockner, Hegel'in düşüncesinin gelişimini Nasyonal Sosyalistlerin, yani Nazilerin HegePi yorumlama tarzına uyar gözüken bir yoruma tabi tuttu. Fran*sa' da Jeap Wahl varoluşçu bir Hegel yoru*mu yapmaya çalıştı.
Marksist düşüncenin de etkisiyle, n. Dünya Savaşı sonrasında Hegelciliğin si*yasi, ahlaki ve dini çağrışımları önem ka*zanarak canlandı. Kari Löwith, Fran*sa'da Alexander Kojeve, bu yönde incele*meler yaptılar. Hegel üzerinde inceleme*lere yönelen gruplar içinde Frankfurt Okulu'nun önemli bir yeri Vardır. Mark*sistler diyalektik ve tarihsel maddecilik konusunda tartışmalarım sürdürdüler.
G.Lukacs bazı düşünürler yanında, He*gel'in de Alman kültürünün bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiğim vur*guladı. Aynı şekilde İtalya'da estetikçi yaklaşımı izleyen Mario Rossio, Hegel ve Marks'm eserlerinin yeniden okunmasını teklif etti. Kısacası bu gelişim süreci için*de Hegelcilik, canlılığını koruyan bir felse*fe akımı özelliğini yitirerek Hegel üzerine inceleme ve araştırmaları kapsar duruma geldi
Hegelcilik İngiltere ve İskoçya'da B.Jo-wett, J. ve E.Caird, Mc Taggart, T.H.G-reen, B.Bosanguet ve Bradley; İtalya'da B.Sparenta, B.Croce ve G.Gentile'de temsilcilerini buldu. Bu kişilerin eserleri Yeni-Hegelcilik olarak tanımlandı. Ayn-ca Almanya'da R.Kroner ve T.LittHegel-ciliği geliştirmeye çaba gösterirken, W.-Dilthey, Lasson Nohl, Hoffmeister, He*gel'in Jena ve Berlin dönemlerine ait me*tinlerini yayınladılar, böylece eserlerinin anlaşılmasına çalıştılar. A.Kojeve, J.Hyp-polite ve E.Weil de aynı tutumu Fran*sa'da sürdürdüler.
(SBA)