Hoşgeldin Misafir

Hermetİsİzm

sıd0ma

5 Eyl 2017
1,324 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Yazının mucidi, yazıya dayalı tüm sanat*ların koruyucusu olarak kabul edilen Mı*sır Bilgelik Tanrısı Thoth'un (Yunanca adı: Hermes Trismegistos: "Üç Kez Yüce Hermes" yazdığına inanılan batini, gizli ilahiyat ve felsefe metinlerine dayalı mis*tik öğreti. Ancak gerek bu öğretinin da*yandığı metinler, gerekse Hermes üzerin*de kuşku ve tartışma öneminden birşey yi*tirmeksizin süregelmiştir.
Gerçekten Orta Çağda Hermes, Mısırlı*ların Thoth'u, Yahudilerin Uhnuh'u (He-nokh) eski İranlılarınHushang'ı ve müslü-manların İdris'i ile aynı düzeyde tutulmuş*tur. İzleyicileri Hermes'i kutsal bir tebliğ sahibi ve bilimlerin kurucusu olarak gö*rürlerdi. Ayrıca Mısır ve Yunan düşünce ve geleneklerinin İskenderiye'de karşılaş*masından önce Hermesçilik diye bir Öğre*tinin varlığına raslanmıyor. Kaldı ki, Hermes bir Yunan tanrısı, Thoth ise eski Mı*sır tanrıları içinde Önemli bir mevkii olan bir tanrıydı.
Hermetik öğretinin kurucusu Hermes'e ilk göndermeye, Manethon'un II. Pto-lem/ye yazdığı bir mektupta raslanmak-ta (M.Ö. 250) ve sözkonusu mektupta Hermes'in Agathedemon'un oğlu olduğu ifade edilmektedir. Buna karşılık Mısır tanrısı Thoth (Tahuti), özel işareti alacalı balıkçıl olan bir güneş tanrısıydı. Merkez tapınağı orta Mısır'da Ounou veya Hnon-mou'da bulunuyordu. Yunanlılar burayı Hermepolis olarak adlandırırlar.
Thoth sonradan hikmet, tıp, yazı ve mi*marlık tanrısı olarak tanımlandı, fakat da-İma eşi olan Mehemahut ile birlikte zikre-dilirdi. Öte yandan Thoth, Tanrı Ra'mn, dili ve kalbiydi, yani Tanrıyla birleşmeyi mümkün hale getiren kutsal söz ve zikrin sahibi sayılıyordu. Gök cisimlerinin hare*ket ve değişimlerinin ölçülmesi ve hesap*lanması işini yapma yanında Osiris efsane*sinde de büyücü olarak rol oynamaktaydı.
Mısırlı Thoth ile Yunanlı Hermes'in bir*leşmesinde ve Hermes'in Hermetisizm öğretisinin oluşturulmasında Thoth varlı*ğının saf göksel yanım yitirdi ve bir doğal güçbiçiminde anlaşıldı. Nitekim Hermeti*sizm de salt metafizik değil, kozmoloji ve tabiat bilimleriyle de ilgilidir.
Böylece M.Ö. 250 dolaylarından başla****** Hermes'in adı bir öğreti kurucusu olarak tanımlanınca ona izafe edilen bir-çok risale ve kitap ortaya çıktı. Hermetik öğretinin yaygınlaşmasıyla M.S.I. yüzyıl*da İskenderiye'de en önemli bilimsel ve felsefi okul olarak tanındığı görüldü. Oku*lun temel düşünceleri "BüyükHermes" ad*lı kitapta derlendi. Yüzyıllar boyunca bu eserler Hıristiyan metinlerine rakip sayıl*dı, giderek dîni otorite kimliğini hazandı.
Hermes'e atfedilen eserlerin elde bulu*nan metinleri şu adlarla tasnif edildi
: 1-Hemıes Külliyatı: Poimandres ve Asklepi-us'un ondört söylevi;
2- Tam Söylev ya da Asklepİus: Bunun Yunanca metni kaybol*muş, elde Latinceye çevirisi bulunmakta*dır;
3- Stobaeus'un (M.S. 5-6. yüzyıl) 27 özet risalesi;
4- Hıristiyan kaynaklarda gösterilen, fakat başka kaynaklarda bu*lunmayan 25 metin;
5- Zosimus, Fulgenti-us, Lamblichus ve İmparator Julİan'ın ya*zılarında geçen parçalar;
6- Astroloji, sim*ya, tıp ve matematik ile ilgili Hermes'e at*fedilen ve herbirinin başlığı Biblİotheca Graeca'âa işaret edilen çeşitli risaleler.
Orta Çağ sonlarından itibaren Herme*tik eserlerin ilk kez birleştirilmesi ve yay*gınlaşmasına başlanıldığı görülmektedir. Bunu ilk olarak İtalyan filozofu Marsigiro Fizio gerçekleştirdi. Bütün eserler Latin*ce olarak 1471'de yayınlanmasıyla geniş bir ilgi gördü ve Rönesans döneminde 22 baskısı yapıldı. 1549'da da İtalyancaya çevrildi. Özgün Yunancametnİn yayınlan*ması ise, 1554 yılında oldu. Bundan üç yü sonra da Fransızca çevirisi yayımlandı. İn-gilizceye Arapçadan çevrilerek yayımlan*ması 1650, Almanca çevirinin yayını ise 1702 tarihlerinde oldu.
İslâm dünyasında Hermes'in adı Yu-nan-İskenderiye bilimleriyle Harranlıla-rın bilgisinin müslümanlar arasında yay*gınlaşmasıyla ortaya çıktı. Müslüman dü*şünürler Hermes'i, Uhnuh ya da Enoch'u Kur'an'dazikredilenHz.îdris şeklinde yo*rumladılar. Ayrıca hicri III. yüzyılda Har-ranh Sabiiler zımmî statüsüne dahil edilip haklardan yararlanmak amacıyla Her-mes'İ peygamberleri ve ona izafe edilen metinleri kutsal kitapları olarak yorumla*maya giriştiler. Böylece İslam düşünürle*rinin üç Hermes'i kabul etmelerinde Sabiîlerin önemli rol oynadıkları düşünülebi*lir. İslam kaynaklarında üç Hermes şu özellikleriyle ortaya çıktı:
1- Birinci Her*mes, ya da Hirmisı'l-Haramise: Gayo-marth'ın soyundan geldiği, Uhnuh ve İd-ris ile aynı olduğu kabul edilen bu Her*mes, gökler konusunda bir çeşit bilgiye sa*hiptir ve tıp konusunda insanları eğiten ilk bilgindir. Alfabe ve yazıyı icad etme ya*nında giyim-kuşamı da insanlığa öğret*miş, Allah'a ibadet için evler yapmış ve Tufan'ı önceden bildirmiştir;
2- İkinci Hermes ya da Babilli Hermes: Tufan son*rası Babil'inde yaşayan, tıp, felsefe ve sa*yıların özellikleri konusunda bilgi sahibi olan bu Hermes, Tufandan sonra bilim ve felsefeyi de canlandırmıştır. Nemrud'-dan sonra Babil'i yeniden inşa eden ve bi*limi orada yaygınlaştıran bu Hermes'ti ki, Pythagoras'ın hocasıydı
. 3- Üçüncü ya da Mısırlı Hermes; Fustat'a yakın ve İsken*deriye'den önce bilim merkezi olan. Me-ref te doğdu ve Agethedemon'a öğrenci*lik yaptı. Urfa da dahil olmak üzere sayı*sız kentler inşa etti, dolaştığı bölgelerin halklarına, iklim şartlarını da gözeterek uygun gelenekler bıraktı. İtalyanlar hak*kında bir kitap yazdığı, tıp, felsefe ve sim*ya bilimleriyle, zehirlerin özelliklerini bil*diği yapılan rivayetler arasındadır. Hila*lin görünmesinde, güneşin her bir burca girmesinde, mutlu astrolojik birleşim dö*nemlerinde şölenler düzenleyen Üçüncü Hermes, bilim, felsefe ve adaletin önemi konusunda özdeyişler de bıraktı. Asklepi-us'un hocası olduğu da bildirilir.
Denebilir ki, Hermes, İslam kaynakları*na göre felsefe ve bilimlerin, özetle astro*nomi, astroloji, simya ve tıbbm kaynağı ve kurucusu kabul edilmektedir.
Arapçadaki Hermetik metinler hakkın*da en önemli kaynak İbn Nedim'in Fihrist'iâİT. Buna göre Hermes'in 13'ü sim*ya, 4'ü teurji (tılsımat) (teurji: İskenderi-yede bulunan ve insanların Tanrılarla ruh*lar üzerindeki etkilerine dayanan bir çeşit büyücülük) ve 5'i astrolojiye ait olmak üzere toplam 22 risaleden sözedilir. An*cak bunların çok az bir kısmı günümüze kalabilmiştir. Elde bulunan ve Arabçaya çevirilen Hermes metinleri şunlardır: Ki-tab'i Karatisi'l-hakim, Kitabu'l-Habib, iü-tab-ı Tankalus. Fakat bunların da Her-mes'e ait olup olmadığı tartışmalıdır. İbn Nedim'e göre Hermes'e otuz sahife indi*rilmiştir ve bu insanlığa bildirilen üçüncü vahiydir. Bugüne iki Enoch kitabı kalmış*tır: Enoch 'un Gizli Kitabı (aslı Yunanca olup Enoch'un Sicilya Kitabı olarak bili*nir) ve Enoch'un Etyopya Kitabı (aslı Ara-mice veya İbranicedir).
Ayrıca şu eserlerde de Hermes'e atfedi*len Arapça metinler bulunmaktadır: Af-daluddin Kaşani'nin Farsçaya Yenbu 'l-ha-yat olarak çevirdiği Muadüatun-nefs veya Zecm'n-Nefs, Balinus'un olduğu söylenen Sınu'l-halika ve Kabasu'l-Kabıs fi tedbir Hirmis'il-Haramis, Kitabu'l-astimahis, Ki-tabu't felekiyatul-Kûbra, Kitabu'l-'Ilmûl-mahzun fi-esrari alemi'l-mektun, İbni'l--Kıftî ve Şehristani'nin eserleri yanında Meclisi'nin Biharii'l-envar'ında zikrettiği İdris'in sahifesindeki Sahaif, Cabir'in kül*liyatı, özetle Kitabü 'l-hacer ve Kitabii 'l-ted-vir.
CabirlbnHayyan, Ihvanu's-Safa, Cilda-ki, Mecriti, yanında Raymond Lull, Al-bertos Magnus, Roger Bacon ve Robert Grosseteste gibi Batıh bilgin ve filozoflar Hermetisizm'den değişik oranlarda etki*lenmişlerdir. Aynca Rönesansta Ficino'-nun, Agrippa'nın, Paracelsus ve Bruno'-nun eserlerinde Hermetik etkilere rasla-nu-. Hatta XVII. yüzyılda tabiat bilimlerinde ortaya çıkan büyük dönüşüme rağ*men Hermetİsizm, Newton ve Boyle'un il*gisini çekmiş ve XVII. yüzyıla kadar İngil*tere'de etkisini sürdürmüştür. Alman mis*tik felsefesinin önemli ismi Jacob BÖh-me'nin düşüncesinde Hermetisizmin kav*ramlarına rastlanır ki, buradan Goethe'-nin şiirini etkilediği düşünülebilir.
Risalelerden ikisi: Birinci risale olan Po-imandres (İnsanların Çobanı) ile üçüncü risale olan Dağdaki Gizli Nutuk özel bir öneme sahiptir. Hepsi de ilahi bir vahyi beyan etmekle İlgilidirler. İnisiasyon (sü*lük) tevbeye çağrıyla başlar. Bu, yedinci risalenin konusudur. Bu nedenle Poi-mandres'te şöyle bir ifade geçer: "Günah*la koyun koyuna yaşayan ve cehaletle iş*birliği yapmaktan hoşlanan kişi, tevbe et; kendini karanlıklardan kurtar ve aydınlı*ğa çık; çürümüşlüğü terket, ölümsüzlüğe sarıl." Daha sonra kişisel eğitim gelir. Salİ-kin cehalet, duygusallık, öfke gibi özellik*lerinden uzaklaşıp Tanrı'nın bilgisine, nefsini kontrol etmeye, hakikat, iyilik, ha*yat ve ışığa yönelmesi gereklidir. Bu, nef*sin çileyle disipline edilmesini gerektirir. "Ey oğul, kendini hem ölümlü şeylere, hem de ölümsüz (ilahi) şeylere bağlamak mümkün değildir. İki tür şey vardır: mad*di ve manevi; ölümlü olan birinci türden*dir, İlahi olan ise diğer türden; ve tercihi*ni yapacak kimse birini ya da öbürünü seç*mekte özgürdür." Salik bu disiplinden ses*siz meditasyona geçer. "Konuşma! Yüce sessizliği koru; böylece rahmet Tanrı'dan bizim üzerimize yağacaktır". Daha sonra onun hakkında konuşmayıp sadece tema*şa edeceksiniz, zira onun bilgisi derin sü*kunet ve tüm duyguların bastırılması (sön-dürülmesi)dır. "Zirve noktası ışığın ken*dinden geçerek (ve de gelerek) göz ka*maştırıcı ve zevkli temaşasıdır; bu ışık
"İlk Tanrı" olarak tanımlanmıştır. Yalnız*ca Tanrının bilgisi insanın kurtuluşunu sağlayabilir; bu Olympius'a tırmanıştır. Yalnızca bununla ruh iyi hale gelebilir. Bu deneyim yeniden doğuşun yaşanması-dır. Size şundan başka bir şey anlata*mam: Ben Tanrı'nın inayetiyle maddi ol*mayan bir formun içimde oluşmaya başla*dığım görüyorum ve kendimden geçerek olumsuz bir bedene giriyorum. Ben şimdi eskiden olduğum kişi değilim artık; ben ruhsal olarak yeniden doğmuş oldum. Ve daha Önce benim olan bedenim benden uzaklaştı. Ben artık renkli ve maddi bir nesne, özel boyutları olan bir varlık deği*lim; ben şimdi tüm bu şeylere ve maddi gözümüzle gördüğümüzde kavradığımız herşeye yabancıyım. Ey oğul, sizinki gibi gözlere ben şimdi görünmem. Bu yeni*den doğuşun sonucu, tüm yaratıklar yer*yüzü, su ve hava, koyunlar ve hayvanlar ve bitkilerle birlikte bir kimlik duygusu ka*zanmaktadır. Dahası Tanrı'nın varlığında erimektedir. Yeryüzünde insanın ölümlü bîr Tanrı olduğu ve gökteki Tanrı'nın ise ölümsüz bir insan olduğunu söylemekten korkmamalıyız."
Hermetİsizm, XX. yüzyılda modern İtal*yan şiiri içinde oluşan bir anlayış İçin kul*lanıldı. Eleştirmen Francesco Flora, Gİu-sepe Ungorettİ'nin Zaman Duygusu, (1933) adlı eserini konu alan Poesia erme-tica (Hermetik Şiir) (1936) denemelerin*de belirsiz, anlaşılması zor sembollere başvurması dolayısıyla Hermes Trisme-gistos nitelemesini yaptı. Böylece Mısır tanrısı Thoth'un Yunancadaki karşılığı olan Hermes Trismegjstos bu anlayış ve*ya akımın adı kabul edildi. Bu anlayışa bağlı şairlerin eserleri kural tammayan, mantıksal yapıyı bozan ve alabildiğine özel anlatım ve dil özellikleriyle dikkati
çektiler. Bu anlamda Hermetisizmin kay*nağı XDC. yüzyıl şiirleriyle Novalis ve Poe'nun, Baudelaire, Malerme, Valery ve Rimbaud gibi Fransız sembolist şanie-rince kabul edilen şiir teorileri olmakta*dır. Hermetİsizm terimi genel olarak Ar-turo Onofri'nin habercisi, Ungaretti'nin ise savunucusu ve önderi olduğu XX. yüz*yıl İtalyan şairleri için kullanıldı. I. ve II. Dünya Savaşı arası dönemde faşist yöneti*min edebiyat üzerinde sıkı baskısı, Her*metik şairlerin kısa ve kapalı İfadelere, be*lirsiz, dolaylı bir üsluba yönelmelerinde etkili oldu. Akımm ilk önderi, Paris'teki öğretimi esnasında Fransız sembolistleri*ni tanıyan Ungaretti oldu. Ungaretti ilk şi*ir kitabında sentaksı ve yapıyı bozarak, tek tek kelimelerin gücünü ortaya koyan yoğun ve saf bir kısa lirik şiir türü gelİştîr-di. Ungaretti'yi Eugene Montale, arka*dan Salvatore Quasimodo İzler. Bİu akı*mın teorik öncüsü, saf şüVin dekadan ve sembolist gibi kavramlarım Fransa'dan İtalya'ya aktaran ve Rudolf Steiner*în suv troposofısinden etkilenmiş olan Onofri'-dir. Onofri kendisini, tüm mantıksal un*surların kendisinden arındırıldığı ve tek bir sözcüğün büyüsü, nokta nokta geçme*ler ve sayfa üzerindeki boşluklar gibi şey*ler üstünde yoğunlaşan bir "çıplak şiir*e adadı. Onun programı G.Ungaretti tara*fından tamamlandı. Ungaretti retoriği şi*irden kovmaya ve sözcüklere en yüksek basitlikle yaklaşarak "önceki" anlamlarını restore etmeye çalıştı. Tüm vurgu, bizzat sözcük, her sözcüğün sesi, anlamı, tınısı ve kaplayabildiği alan üzerindedir. Unga*retti'nin takipçisi E.Montale ve S.Ouasi-modo, çok farklı mizaçlarda kişiler olma*larına rağmen, her ikisi de şiiri retoriğin ambalajından çıkarmaya çalıştılar. Mon*tale hermetik şiire bir müzikalite eklerken, Quasimodo ona Yunan diksiyonu*nun saflığını kattı. Yaklaşımdaki bu basit*lik kimi eleştirmenlerin aşın derecede güç buldukları bir öznelliği beraberinde getirdi. Fakat poesia ermetica, şimdilerde İtalyan şiirinde Öncü bir akün olarak de*ğerlendirilmektedir. Hermetik olarak ad*landırılan öbür şairler M.Luzi, A.Gatto V.Sereni, L.Sinisgalli'dir. Ouasimodo 1959' da, Montale 1975'te Nobel Ödü-lü'nü aldılar.