Hoşgeldin Misafir

Hint Düşüncesi

sıd0ma

5 Eyl 2017
1,324 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
M.Ö. 1250-800 yıllan arasında yazıya geçirilmiş Veda adlı kitaplardaki inançla*rı temel almakla birlikte, başlangıcı bin*lerce yıl daha ötelere uzanan, sonralarıy-sa, gerçekleşen çeşitli açılımlarla daha bir genişlik ve yaygınlık kazanmış bulunan ay*nı amaca yönelik ve oldukça benzer yo*rum ve yöntemleri benimseyen dinler top*luluğunun Hindistan'da oluşturduğu, bes*lediği ve geliştirdiği inanç ve düşünceler bütünü, Hint düşüncesi olarak ifade edi*lir.
Varlık'm tek olduğu, çokluk'ta gerçek varlık bulunmadığı, insan'in ancak bunun bilgisi sayesinde aşıp da Varlık'a katıl-ma'yla mutluluğa ulaşacağı, yaşamın bu doğrultudaki bir süreç olarak algılanması gerektiği biçiminde özetlenebilecek olan Hint Düşüncesi, bu düşünceye kaynaklık eden din'e getirilmiş yorumlarla dış görü*nüşünde çelişen bir çeşitlilik sergiler. Hint dini yerine Hint dinleri demeğe zor*layıcı ölçüdeki bu çeşitliliğe karşın, bakış, düşünce, değerlendirme, yorum ve yargı*lar bakımından aralarında bir paralellik bulunduğu da bir gerçektir.
Başlangıçta "tek, eşsiz, benzersiz, doğur*mamış, doğurulmamış, başlangıçsız, so*na ermeyen, gerçeği gözle kavranama*yan, bilgisiyle herşeyi kuşatan, güçlü ve ya*ratıcı" olarak nitelenen bir tanrı kimliğin-de görülen Brahma'nın giderek evrenin katıldığı son gerçek olarak yorumlanma*sı, tektanrıcı açıklamalara da elverişli ola*bilen bir üçlemeye yol açmış, bu kapının açılmasıyla birlikte de Hint dinleri çpktan-rıcılığm baskınına uğramıştır. Bununla birlikte, Hint düşüncesi'nin bütünlüğü ve bütüncülüğü içinde tek olan varhk, hala temel ilke, bir ilk ilke olarak varlığını sür*dürmektedir.
Brahma'nın evrenin katıldığı son gerçek olarak algılanması, süreç'in Brahma'ya özgü kılınmasıyla birlikte, süreçteki son* suzluk inancmı da getirmiştir. Bu yüzden, Hint düşüncesinde evrenin ezeli ve ebedi bir süreç olduğu varsayılır. Bu inançsa; çevrimsel zaman düşüncesine yol açar. Buna göre, zaman, belli bir yerde başla*makta ve belli aşamalardan geçtikten son-; ra, yine başladığı noktaya varıp, ikinci bir çevrimsel zaman dönemine girmektedir. Hindular, her çevirimi dört ayjrı çağa bö*lerler (Caynacılar'da altı çağa bölünür):
Kritayuga, Tretayuga, Dvaparayuga ve Kaliyuga. İlki, insanların en mutlu ve mü*kemmel olduğu çağdır; sonuncusu da, bo*zulmanın uç noktaya vardığı çağ. Zaten bu uç noktaya varma sonucudur ki, kötü*ler yok olur, dağlara çekilmiş iyiler bir araya gelerek yeni bir Kritayuga'yı (Yu-nan-Latin mitolojisinde buna Altın Çağ denilir) başlatırlar ve böylece de zaman çevrimi yeniden başlar. (Kimi inançlarda insanlar toptan yok olur ve yeni bir Adem'le yeni bir çağ başlar.)Gök cisimle*rinin devinimlerine bağlanan bu çevirimli zaman düşüncesi, Hint Öğretisinde diğer dinlerin benimsediği anlamda bir ahiret inancına elvermez. Bunun yerini Karma inana alır. Bu inanca göre, işledikleri iş*ler kaderlerini belirleyecek ve bu doğrul*tuda da onlar samsara'daki yerlerini ala*caklardır. Öğretide samsara, dönen bir araba tekerleğiyle açıklanır. İnsanlar işle*rine göre araba tekerleğinin ya çemberin*de, ya merkezinde, ya da bu ikisi arası bir yerde konumlanacak, öldükten sonra yi*ne işlemiş oldukları İşlere göre samsara-da yeni bir konum edineceklerdir. Mer*kez* e yerleşmeyi gerektirecek olgunluk el-de edilinceye dek, yaşam, ölüm, yeni ya*şam, yeni ölüm sürüp gidecek, samsara'-dan kurtuluş için insan ister istemez ol*gunluğu yakalayıcı bilgi ve tutumları edin*menin kaygısı içinde davranacaktır. Böy*lece, Nirvana'ya erişilecek ve ruh huzura kavuşmuş olacaktır. Bu noktayı yakala*yan ruh kimine göre dünya üstü bir alem*de sonsuz bir yaşam elde edecek; kimine göreyse tamamen çözülüp, külli ruhda yok olacaktır.
Karma ve Samsara inana, doğal uzantı-sıyla Kast düzenine yol açar. Çünkü yeryü*zündeki durum, insanların Samsara'daki konumlarının bir yansımasıdır. Nitekim
Hint Yaşamı'nda dört kast vardır: Brah-manlar (Rahipler), Kshatriya (askerler, krallar ve devlet memurları), Vaishya (çiftçiler, sanatkarlar ve tüccarlar) ve Shudra (sayılanlar dışında kalan halk ço*ğunluğu). İlk üç kastta doğanlara, Karma inana gereği iki kez doğanlar denilir ve dördüncü kasttakilerin görevi bu kesime hizmet vermektir. Çeşitli işlerde çalışır*lar. Her kast gibi, bu sonuncu kast da ken*di içinde bölümlere ayrılır ki, bu kasttan olmakla birlikte çamaşırcılık, balıkçılık, kasaplık, çanak-çömlek yapımcılığı gibi iş*lerde çalışanlara da kast-içi bir kast ola*rak Parya adı verilir. Parya, dokunulmaz anlamına gelir ve bunlara, pis sayıldıkları için, el değdirümez. Bu dört kastın dışın*da, bir de Pencam denen beşinci bir bö*lüm vardır ki, şehir temizlikçileri, tuvalet temizleyiciler bu kastın üyeleri sayılırlar. Hİndu olmayanlarsa, kast-dışı olarak hep*sinden aşağıdırlar ve bunların dokunduğu su, ateş ve benzeri şeyler pis sayıldığı için kesinlikle kullanılmaz.
Kast sistemi, bir Hinduyu Samsara'da daha iyi bir yer almasını sağlayacak biçim*de davranmağa zorlar. Sosyal yaşamda bunu sağladıktan başka, dindarlığa da Özendirir. Nitekim, kast sisteminin gerek*lerine uymak başta olmak üzere, tüm din buyrukları konusunda gösterilen duyarlı*lık, samsara'da daha iyi bir konum edin*mek ve ikinci doğuşta daha yüksek bir kast içinde yer alabilmek amacına yönelik*tir. Samsara'nın başdöndürücü bir bitevi*yelikle dönüşü ve bu dönüş içinde durma*dan gidip dönme ise, usanç vermenin de ötesinde, gerçekten inşam yıldıracak bir olaydır. Kurtuluşun tek yolu da, Nirva-na'nın gerçekleşmesidir. Bu da, zühd ve ibadette sürekliliği sağlayan bir etken ola*rak işlev verir.
Hint dinlerindeki yoga başta olmak üze*re tüm riyazet uygulamalarının sırrı da, iş*te, bu "bir an önce kurtulup da huzura ka*vuşma" düşüncesinde yatıyor olsa gerek*tir.
Bu eğilimin çekiciliği, Hint dillerinde, Evrensel Varlık, Varlığın Yüceliği ve sü*rekliliği, varlıkta yok olma, bunu sağla*mak üzere ibadetle birlikte düşünce ve dü*şünceleri tanımlayıcı söz üretme, böylece algılanan evrene ve yaşama bir açıklama getirme ihtiyacını da doğurmuş ve bunun sonucu olarak da bağımsız, kendi içinde bütünlenmiş ve diğer düşünce sistemleri*ni ve dinleri de etkilemiş olan Hint düşün*cesi oluşmuştur. Bu düşünce, özellikle mistik ekollerin yararlandığı yorumlarıy*la dünyanın her yöresine yayılmış ve ag*nostik (bilinmezci) öğretilerin hemen he*men tamamını etkilemiş,yönlendirmiş ve biçimlendirmiştir.
Zübeyir YETİK Bk. Altın Çağ; Budizm.