Toplumsal örgütlerde iktidarın ve görev*lerin kademelendirihnesini, ast-üst ilişki*lerine göre düzenlenmesini ifade eden kavram. Kelimenin aslı Yunanca hierark-ftt'a'dan gelmekte olup Eski Yunan ve Bi*zans' ta" kutsal hakimiyet" manasında kul*lanılmıştır. Kilise teşkilatının Papadan aşağıya doğru inen örgütlenmesini ifade etmek için de hiyerarşi kavramı kullanıl*mıştır. Ayrıca İngilizcede din işleri amirli*ği, din adamları tarafından yönetilen hü*kümet usulü, din işleriyle meşgul memur*ların ifade edilmesinde de hiyerarşi kavra*mı kullanılmıştır.
Çağdaş anlamda hiyerarşi, belli bir bü*yüklüğe ulaşmış kamu ve özel kurumların bürokratik şekilde örgütlenmelerinde ve yönetimlerinde uyulan temel ilkelerden
biri olup kurumlarda görev ve yetkilerin bir makamlar sistemi oluşturacak şekilde düzenlenmesini gerektirmektedir. Görev ve yetkilerin ast-üst ilişkisi çerçevesinde bir hiyerarşiye göre düzenlenmesi, astla*rın üstlerin emirlerine uymalarını, üstle*rin de astlarına iş buyurma, emir verme ve onları kontrol etmelerine imkân ver*mektedir. Merkezden yönetim sistemine sahip kamu yönetimlerinde basamaklar arasında uyumlu bir işleyişi sağlama ama*cına yönelik olan hiyerarşi, yüz yüze ilişki*lerin son bulduğu bütün grup ve kurum*larda görülür. Hiyerarşik yapı içerisinde asıların üstlerinden emir ve direktif alma*ları söz konusu ise de, kamu yönetiminde bu emir ve direktiflerin kanun ve tüzükle*re uygunluğu ve yazılı olması zorunludur. Bu itibarla konusu suç oluşturan emir, ye*rine getirilemez.
Kamu ve özel kurumlarda hiyerarşi, ay*nı zamanda kıdem esasına dayalı olarak görevlilerin terfi yoluyla bir üst makama yükselmelerine, örgütün zirvesine doğru tırmanmalarına imkan vermektedir. Bu*nun yanında hiyerarşi» işlerin (görevlerin) iş bölümü esasına göre ast-üst ilişkileri da*hilinde paylaşılmasını ve üstlerin astlarını denetlemeleriyle işleyen bir kontrol me-kanizmasınm kurulmasını da sağlar. Hiye*rarşiye uyulmadan bir kurumu Örgütle*me, bir grubu yönetme imkanı yoktur. Bü*tün toplumsal alanlarda ve örgütlerde hi*yerarşik yapı mevcuttur.üçümseme iddiaları ciddiye alın*mayacaktı. More, tanrı inancım zorunlu görmektedir. Hatta dinsizlik bile suç ol*mayacaktır. Ancak Tann'yı reddedenlere herhangi bir resmi görev verilmeyecektir.
Rönesansla birlikte Batıda hoşgörü kav*ramına büyük bir ilgi görülmeye başlandı. Ancak kavramın pratik hayata aktarılma*sında sorunlar çıktı. Farklı davranışlar, yanlış yapılanma ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığı İçin, insanların farklı davra*nışlarına karşılıklı hoşgörü ile yaklaşılma*sını zorunlu görenler, bilimsellik düzeyi*nin yükselmesi ve insanların doğru bilgile*re ulaşması ile hoşgörüye de gerek kalma*yacağını düşünmektedirler.
insanların farklı umut ve korkulara sa*hip olması, farklı ön kabullerden yola çık*maları sebebiyle, kaynak, amaç ve yön*tem farklılıklarından her zaman uzlaşma sağlamaları mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle de birbirlerine karşı hoşgörü Üe yaklaşmak zorundadırlar. Hoşgörü*nün sağlıklı bir şekilde kullanılabilmesi için, ileri sürülen iddianın kaynağının, bu iddiaya sahip kişinin amacının ve kaynak*la amaç arasındaki mantıksal sürecin akli delilleri olması gerekmektedir. Yanlış bir
hoşgörü anlayışı, hem hoşgörü sahibi için, hem de hoşgörüye sığınan kişiler için felaketlere kapı aralayabilir ve kötü alış*kanlıklara neden olabilir.
İslam toplumlarında hoşgörünün ahlaki bir temeli vardır. Bununla birlikte, safdil*liğe varan bir davranış biçimi de olmama*sına özen gösterilir. Hoşgörü sahibi, sade*ce yanlışa göz yummakla yetinmemeli, doğru olanı göstermeli ve aynı yanlışın tekrarlanmaması için gayret göstermeli*dir. Aksı halde göz yumma, giderek sabrı taşıran noktalara ulaşabilir ve başlangıçta*ki hoşgörü, daha sonrası için bir birikim oluşturabilir.
İyi niyet kavramı ile yakın ilişkisi olan hoşgörü, toplumsal barış ve uzlaşma açı*sından da büyük Önem taşır.
Çağdaş anlamda hiyerarşi, belli bir bü*yüklüğe ulaşmış kamu ve özel kurumların bürokratik şekilde örgütlenmelerinde ve yönetimlerinde uyulan temel ilkelerden
biri olup kurumlarda görev ve yetkilerin bir makamlar sistemi oluşturacak şekilde düzenlenmesini gerektirmektedir. Görev ve yetkilerin ast-üst ilişkisi çerçevesinde bir hiyerarşiye göre düzenlenmesi, astla*rın üstlerin emirlerine uymalarını, üstle*rin de astlarına iş buyurma, emir verme ve onları kontrol etmelerine imkân ver*mektedir. Merkezden yönetim sistemine sahip kamu yönetimlerinde basamaklar arasında uyumlu bir işleyişi sağlama ama*cına yönelik olan hiyerarşi, yüz yüze ilişki*lerin son bulduğu bütün grup ve kurum*larda görülür. Hiyerarşik yapı içerisinde asıların üstlerinden emir ve direktif alma*ları söz konusu ise de, kamu yönetiminde bu emir ve direktiflerin kanun ve tüzükle*re uygunluğu ve yazılı olması zorunludur. Bu itibarla konusu suç oluşturan emir, ye*rine getirilemez.
Kamu ve özel kurumlarda hiyerarşi, ay*nı zamanda kıdem esasına dayalı olarak görevlilerin terfi yoluyla bir üst makama yükselmelerine, örgütün zirvesine doğru tırmanmalarına imkan vermektedir. Bu*nun yanında hiyerarşi» işlerin (görevlerin) iş bölümü esasına göre ast-üst ilişkileri da*hilinde paylaşılmasını ve üstlerin astlarını denetlemeleriyle işleyen bir kontrol me-kanizmasınm kurulmasını da sağlar. Hiye*rarşiye uyulmadan bir kurumu Örgütle*me, bir grubu yönetme imkanı yoktur. Bü*tün toplumsal alanlarda ve örgütlerde hi*yerarşik yapı mevcuttur.üçümseme iddiaları ciddiye alın*mayacaktı. More, tanrı inancım zorunlu görmektedir. Hatta dinsizlik bile suç ol*mayacaktır. Ancak Tann'yı reddedenlere herhangi bir resmi görev verilmeyecektir.
Rönesansla birlikte Batıda hoşgörü kav*ramına büyük bir ilgi görülmeye başlandı. Ancak kavramın pratik hayata aktarılma*sında sorunlar çıktı. Farklı davranışlar, yanlış yapılanma ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığı İçin, insanların farklı davra*nışlarına karşılıklı hoşgörü ile yaklaşılma*sını zorunlu görenler, bilimsellik düzeyi*nin yükselmesi ve insanların doğru bilgile*re ulaşması ile hoşgörüye de gerek kalma*yacağını düşünmektedirler.
insanların farklı umut ve korkulara sa*hip olması, farklı ön kabullerden yola çık*maları sebebiyle, kaynak, amaç ve yön*tem farklılıklarından her zaman uzlaşma sağlamaları mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle de birbirlerine karşı hoşgörü Üe yaklaşmak zorundadırlar. Hoşgörü*nün sağlıklı bir şekilde kullanılabilmesi için, ileri sürülen iddianın kaynağının, bu iddiaya sahip kişinin amacının ve kaynak*la amaç arasındaki mantıksal sürecin akli delilleri olması gerekmektedir. Yanlış bir
hoşgörü anlayışı, hem hoşgörü sahibi için, hem de hoşgörüye sığınan kişiler için felaketlere kapı aralayabilir ve kötü alış*kanlıklara neden olabilir.
İslam toplumlarında hoşgörünün ahlaki bir temeli vardır. Bununla birlikte, safdil*liğe varan bir davranış biçimi de olmama*sına özen gösterilir. Hoşgörü sahibi, sade*ce yanlışa göz yummakla yetinmemeli, doğru olanı göstermeli ve aynı yanlışın tekrarlanmaması için gayret göstermeli*dir. Aksı halde göz yumma, giderek sabrı taşıran noktalara ulaşabilir ve başlangıçta*ki hoşgörü, daha sonrası için bir birikim oluşturabilir.
İyi niyet kavramı ile yakın ilişkisi olan hoşgörü, toplumsal barış ve uzlaşma açı*sından da büyük Önem taşır.
