Hoşgeldin Misafir

Huruç

sıd0ma

5 Eyl 2017
1,324 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Yöneticilere karşı -genelde silahlı- baş*kaldırı anlamına gelir. İslam Devlet siste*minde, görevde kalması ümmetin iyiliği açısından sakıncalı olan yöneticiler, Ehl-i Hail ve'l-Akd tarafından görevden uzak*laştırılırlar. Yönetici kendi kararıyla da görevden çekilebilir. Silahlı isyanlar ve benzeri ayaklanmalar, Ehl-i sünnet'in bü*yük bir çoğunluğunca meşru sayılmamış*tır. Harici ve Mute/ili grupları ile Zeydi-ler silahlı isyanı meşru kabul ederler. Ehl-i Sünnet uleması arasında da bunu meşru kabul edenler vardır. Bu "meşru" veya "gayr-ı meşru"luk mü'mİn, fakat za*lim veya facir yöneticiler için sözkonusu edilmektedir. Müslüman bir toplumun, gayr-i müslimler tarafından yönetilmeye başlanması halinde ise, cihad gündeme gelir.
Gerek Kur'an-ı Kerim* deki ayetler, gerekse itaat konusunu işleyen sahih hadis*lerden anlaşılan, islam'ın yönetilenler*den yöneticilerine mutlak bir itaati iste*mediğidir. Kayıtsız ve şartsız teslimiyet-i-taat sadece, Allah'a ve Resulü'nedİr. Di*ğerlerine itaat ise, "marufla sınırlıdır. "Allah'a isyan olan bir şeyde mahluka ita*at yoktur." Bu kayıtlarla çevrili bir itaat, İslam'da dini bir emirdir. "Başınıza Ha-beşli bir köle de getirilse...." anlamındaki çeşitli rivayetlerle nakledilen hadisler ve Ulu'l-Emr'e itaati emreden ayetteki "Muıküm" (sîzden) kaydı, İslami yönetim*de şahısların fiziki yapılarının, konumları*nın ve cinslerinin değil, düşünce sistemle*rinin ve uyguladıkları düzenin dikkate alındığını vurgular.
Sultanlara karşı ayaklanmanın fıkhi hük*mü, ayaklananlar ve kendisine ayaklanı-lanlara göre değişir. Ayırıma tabi tutma*dan, ayaklananların tamamı bugat terimi ile ifade edilen tek bir kategoriye alına*maz. Silahlı bir ayaklanma, büyük günah*lardan biri olabileceği gibi, mekruh, mu*bah, mendub ve vadb de olabilir, tbn Tey-miye, bu ayırım gözetilmeden, tek bir hükmün gündemde tutulmasına ve sultan*lara karşı meydana gelen ayaklanmaların Ashab dönemindeki bazı olaylara kıyas*lanmasının teamül haline gelmesine karşı Çıkarak, ayaklananlara, kendisine karşı ayaklanılanlann şer'i durumları gözönü-ne alınarak seri bir hüküm verilmesi ge*rektiğini belirtir.
Ayaklanma:
a) Mü'mİn ve adil bir sulta*na karşı yapılmışsa, ulemanın sözbirliği ile bu haramdır;
b) Kafir veya mürted bir yöneticiye karşı ise, bu dini bir görevdir. Hiçbir kafir müslümanlara yönetici ola*mayacağı gibi, irtidat eden de görevinde kalamaz;
c) Zalim ve fasık-facir sultana karşı ayaklanma meselesinde iki ayrı görüş vardı
1- Ümmetin huzur ve selame*ti, güvenliği açısından caiz görmeyenler tema noktasında olmasa da, Ehl-i Sün*net'in yaygın görüşü budur.
2- Zalim yö*neticilere karşı silahlı ayaklanmayı r^fo görenler: Mutezile, Zeydiye mezhebi ve Hariciler ilke olarak, Ehl-i Sünnet ve Mürcie'de ise azınlıkta kalan bazı görüş*ler silahlı ayaklanmaları, küfre varmamış olsa bile dine aykırı tavırların değiştirile*bilmesi için başka çare katmamışla caiz görürler. Zahiriye ulemasından îbn Hazm, asıhabtan Hz. Ali ve beraberinde*kiler Talha ve Zübeyr başta olmak üzere bir grubun bu görüşte olduğunu nakledi*yor. Tabiin ve Tebeu't-Tabiin'den de ba*zı ileri gelenlerin bu görüşü paylaştıkları*nı belirtir. Verdiği isimler arasında Ma*lik, Şafii ve Davud vardır. Hanbeli mezhe*binin imamı Ahmed b. Hanbel'den nakle*dilen rivayetlerden en meşhur olanı, fasık imamlara karşı silahlı ayaklanmayı hoş görmediği şeklindedir.
İkinci grup, Kur'an-ı Kerim'den ban ayetlerin yanında iyiliği emredip kötülük*ten alıkoymayı emreden ayet ve hadisleri ve zulmü önlemeyi emreden hadisleri bi*rinci derecede; sapkınlık içinde bulunan yöneticilerin zararlarını dile getiren hadis*leri de ikinci derecede delil gösterirler; Ashabın başından geçen sözkonusu bazı olayları da delil gösteriyorlarsa da, aynı olaylarda karşıt fikri savunmuş başka sa-habilerin de olması, "sahabe ameli"nin bu noktada delil olabilmesini zorlaştırmakta*dır.
Sonuç olarak bu konuda iki hüküm çıkı*yor:
a) Müminler, hiçbir şartta kafirlerin em*ri altında olmaya razı olamazlar. Böyle bir durumda, özel fıkhına uyularak ciha*da sarılmak farz olur;
b) Küfrü açık olmayan fasık ve zalim sultanlara .karşı mutlak bir itaatten sözedilemeyeceği gibi, mut*lak bir isyan da yoktur: Mü'minler, Ehl-i Hail ve'1-Akd'i oluşturan ulema ve ileri gelenler şer'i delillere dayanarak verecek*leri karan tatbik ederler. Her iki durum*da da ümmetin iyiliği ve çıkarı ön planda*dır.
Nureddin YILDIZ