Hoşgeldin Misafir

Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rûmi

cem_wiedner

15 Eki 2017
654 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Hz . Mevlâna Celaleddin-i Rûmi ( 1207-1273 )
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer Alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur . Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup , sağlığında "Bilginlerin Sultâni" unvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir . Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatundur . Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled , bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır . Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılların da aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı . Sultânü'I-Ulemâ'nin ilk durağı Nisâbur olmuştur . Nisâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karsılaştılar . Mevlâ’na burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır . Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat’a ve daha sonra Küfe yolu ile Kâbe’ye Hareket etti . Hac farîzasını yerine getirdikten sonra , dönüşte Şam’a uğradı . Şam’dan sonra Malatya , Erzincan , Sivas , Kayseri , Niğde yolu ile Lârende'ye ( Karaman ) geldiler . Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ’nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler . 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar . Mevlâ’na 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi . Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adli iki oğlu oldu . Yıllar sonra Gevher Hatunu kaybeden Mevlâ’na bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı . Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adli iki oğlu ile Melike Hatun adli bir kızı dünyaya geldi . Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmi Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi . Konya'da bu devletin Baş şehri idi . Konya Sanat eserleri ile donatılmış , ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı . Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yasıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi . Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi . Bahaeddin Veled Sultanin davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler . Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa ( Iplikçi ) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler . Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti . Mezar yeri olarak , Selçuklu Sarayının gül Bahçesi seçildi . Halen Müze olarak kullanılan Mevlâ’na Dergâhı’ndaki bugünkü yerine defnolundu . Sultânü'I-Ulemâ ölünce , talebeleri ve müritleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar . Mevlâna’yı babasının tek varisi olarak gördüler . Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve Din bilgini olmuş , İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu . Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu . Mevlâ’na 15 Kasım 1244 yılında Sems-i Tebrizî ile karsilasti . Mevlâna Sems'de "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü . Ancak beraberlikleri uzun sürmedi . Sems aniden öldü . Mevlâna Sems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi . Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi , Sems-i Tebriz’înin yerini doldurmaya çalıştılar . Yaşamını "Hamdım , piştim , yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâ’na 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' in rahmetine kavuştu . Mevlâna'nın cenaze namazını Mevlâna'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı . Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna’yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı . Bunun üzerine , Mevlâna’nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı . Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu . O öldüğü Zaman sevdiğine yani Allah’ına kavuşacaktı . Onun için Mevlâ’na ölüm gününe Düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Seb-i Arûs"diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah , vah-vah edip ağlamayın diyerek Vasiyet ediyordu .