Dr Leland Townsend
- 6 Eyl 2017
- 16,496 Mesaj
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Milli Mücadele kahramanlarından, Konya Valiliğinden emekli Cemal Bardakçı ve Merhume Fatma Nuriye hanımefendinin çocuğu olarak İstanbul' da dünyaya geldi. İstanbul Hukuk Fakültesi' nden mezun oldu. 1948 yılında gazeteciliğe başladı.
Yeni Sabah, Milliyet, Havadis ve Cumhuriyet gazetelerinde mesleğin her seviyesinde çalıştı. 1956 yılında Macar İhtilalini tek Türk gazetecisi olarak izlediği ve dizi yazı olarak yayınladığı bu röportajı ile Türkiye'de ve Avrupa'da ödüller aldı.
Fransızca, İngilizce ve İtalyanca dillerini bilen yazar, bu dillerde birçok eserler ve konferanslar vermiştir. Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Okulu'nda "Mukayeseli Devlet Fikir ve Rejimieri" dersini okutmuştur. Basın Şeref Kartı sahibi İlhan Bardakçı, 35 senedir Tülay Bardakçı ile evlidir.Yazar Murat Bardakçı'nın da babasıdır.
HAKKINDA YAZILANLAR
HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI MURAT BARDAKÇI'NIN ''CASUSLUKLA SUÇLANDIĞI'' İÇİN YILLARDIR YURTDIŞINDA YAŞAYAN BABASI İLHAN BARDAKÇI, ÖLÜM DÖŞEĞİNDE... AİLESİ, AFFEDİLİP TÜRKİYE'YE DÖNMESİNİN SAĞLANMASI İÇİN CUMHURBAŞKANI SEZER'E BAŞVURDU !!!
Bardakçı Ailesi
Uğur İpekçi
Hürriyet 25 Mayıs 2001
Bu topraklardaki insan öyküleri hep trajik olmak zorunda mıdır?... O beylik lafları kullanmak istemiyorum ama, bizim insanımızın öyküsü öyle her ülkede görülecek gibi değil hani. Size yakın tarihimizden birkaç örnek vermek istiyorum.... Kaçımız bilebilirdik; 2. Abdülhamit'in torunu Şehzade Abdülkadir Efendi'nin Paris'te Amerikan Askeri Mezarlığı'nda bekçilik yaptığını... Keza yine 2. Abdülhamit'in torunu Şehzade Abdülkerim Efendi'nin, 1930 yılında Japonya'nın desteğiyle Moğol İmparatoru ilan edilmesi söz konusu iken New York'ta bir otel odasında cesedinin bulunduğunu... Padişah Mehmet Reşat'ın torunu Şehzade Mahmut Namık'ın bir zenci torunu olduğunu ve halen Londra'da yaşayan Mahmut adındaki bu zencinin Osmanlı Hanedanı'ndaki ilk siyah şehzade olduğunu... Peki bizler o kadar İkinci Dünya Savaşı hikayesi okuduk, seyrettik. Kaçımız biliyorduk; 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlara karşı oluşturulan Paris'teki direniş komitelerinin birinde Padişah Mehmet Reşat'ın torunu Şehzade Fevzi Efendi'nin de bulunduğunu ve üstelik bildiri dağıtırken yakalanıp hapis yattığını... 1944 Ocak ayında Alman uçaklarının, Bulgaristan başkenti Sofya'yı bombalaması sonucu ölen siviller arasında 60 yaşındaki Şehzade Mehmet Abdülkadir'in de bulunduğu.... Sürgünde yaşayan "Son Osmanlılar" ın yaşam öykülerini ne güzel anlatır gazeteci Murat Bardakçı... "Son Osmanlılar" atalarının "diyetlerini" ödemektedirler. O günlerde yeni bir Türkiye yaratmak isteyenler tarafından topraklarından sürğüne gönderildilerin hepsi 144 kişiydi. "Borçlarını" fazlasıyla ödediler. Öyleki cenazeleri bile ülkeye sokulmadı... "Şartlar öyle gerektiyordu, bu nedenle yapılanlar doğruydu" da diyebilirsiniz, karşı tezi de savunabilirsiniz. Ben bu yazıda bunu tartışmak istemiyorum. Ben olayın sadece insani boyutuyla ilgiliyim. Tüm bu girişi bir noktaya gelmek için yazdım: Sürgündeki insanların hikayelerini kaleme alan Murat Bardakçı'nın babası İlhan Bardakçı da bugün "sürgündedir." İlhan Bardakçı gazetecidir, tarihcidir. Ne yazık ki her insan gibi o da yaşamında hatalar yapmıştır. 1985 yılında Türkiye hakkındaki bilgi ve belgeleri Irak ve Libya'ya sızdırdığı iddiasıyla yargılanmış ve 15 yıla mahkum olmuştur. Cezaevine girmemek için Almanya'ya kaçmıştır. Murat Bardakçı'nın yazdıklarına kızanlar ona hemen babasının başına gelen bu talihsiz olayı hatırlatırlar. Benim öyle bir amacım yok. İlhan Bardakçı bugün Almanya'da ağır hasta. Gözlerini Anadolu toprağında kapatmak istemektedir. Yakınları ve dostları Cumhurbaşkanı Sezer'e başvurdular, cezasını affetmesi için. Sezer, bugünlerde İlhan Bardakçı'nın sağlık raporlarını inceletiyor. Eğer Cumhurbaşkanı Sezer affederse; İlhan Bardakçı, oğlu Murat Bardakçı'nın yazdığı gibi, cenazeleri bile ülkelerine sokulmayan "Son Osmanlılar" la aynı kaderi paylaşmayacak... Dedim ya beni olayın sadece insani yönü ilgilendiriyor. Umut ederim Cumhurbaşkanı Sezer'le benzer duyguyu paylaşıyoruzdur…
Yeni Sabah, Milliyet, Havadis ve Cumhuriyet gazetelerinde mesleğin her seviyesinde çalıştı. 1956 yılında Macar İhtilalini tek Türk gazetecisi olarak izlediği ve dizi yazı olarak yayınladığı bu röportajı ile Türkiye'de ve Avrupa'da ödüller aldı.
Fransızca, İngilizce ve İtalyanca dillerini bilen yazar, bu dillerde birçok eserler ve konferanslar vermiştir. Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Okulu'nda "Mukayeseli Devlet Fikir ve Rejimieri" dersini okutmuştur. Basın Şeref Kartı sahibi İlhan Bardakçı, 35 senedir Tülay Bardakçı ile evlidir.Yazar Murat Bardakçı'nın da babasıdır.
HAKKINDA YAZILANLAR
HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI MURAT BARDAKÇI'NIN ''CASUSLUKLA SUÇLANDIĞI'' İÇİN YILLARDIR YURTDIŞINDA YAŞAYAN BABASI İLHAN BARDAKÇI, ÖLÜM DÖŞEĞİNDE... AİLESİ, AFFEDİLİP TÜRKİYE'YE DÖNMESİNİN SAĞLANMASI İÇİN CUMHURBAŞKANI SEZER'E BAŞVURDU !!!
Bardakçı Ailesi
Uğur İpekçi
Hürriyet 25 Mayıs 2001
Bu topraklardaki insan öyküleri hep trajik olmak zorunda mıdır?... O beylik lafları kullanmak istemiyorum ama, bizim insanımızın öyküsü öyle her ülkede görülecek gibi değil hani. Size yakın tarihimizden birkaç örnek vermek istiyorum.... Kaçımız bilebilirdik; 2. Abdülhamit'in torunu Şehzade Abdülkadir Efendi'nin Paris'te Amerikan Askeri Mezarlığı'nda bekçilik yaptığını... Keza yine 2. Abdülhamit'in torunu Şehzade Abdülkerim Efendi'nin, 1930 yılında Japonya'nın desteğiyle Moğol İmparatoru ilan edilmesi söz konusu iken New York'ta bir otel odasında cesedinin bulunduğunu... Padişah Mehmet Reşat'ın torunu Şehzade Mahmut Namık'ın bir zenci torunu olduğunu ve halen Londra'da yaşayan Mahmut adındaki bu zencinin Osmanlı Hanedanı'ndaki ilk siyah şehzade olduğunu... Peki bizler o kadar İkinci Dünya Savaşı hikayesi okuduk, seyrettik. Kaçımız biliyorduk; 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlara karşı oluşturulan Paris'teki direniş komitelerinin birinde Padişah Mehmet Reşat'ın torunu Şehzade Fevzi Efendi'nin de bulunduğunu ve üstelik bildiri dağıtırken yakalanıp hapis yattığını... 1944 Ocak ayında Alman uçaklarının, Bulgaristan başkenti Sofya'yı bombalaması sonucu ölen siviller arasında 60 yaşındaki Şehzade Mehmet Abdülkadir'in de bulunduğu.... Sürgünde yaşayan "Son Osmanlılar" ın yaşam öykülerini ne güzel anlatır gazeteci Murat Bardakçı... "Son Osmanlılar" atalarının "diyetlerini" ödemektedirler. O günlerde yeni bir Türkiye yaratmak isteyenler tarafından topraklarından sürğüne gönderildilerin hepsi 144 kişiydi. "Borçlarını" fazlasıyla ödediler. Öyleki cenazeleri bile ülkeye sokulmadı... "Şartlar öyle gerektiyordu, bu nedenle yapılanlar doğruydu" da diyebilirsiniz, karşı tezi de savunabilirsiniz. Ben bu yazıda bunu tartışmak istemiyorum. Ben olayın sadece insani boyutuyla ilgiliyim. Tüm bu girişi bir noktaya gelmek için yazdım: Sürgündeki insanların hikayelerini kaleme alan Murat Bardakçı'nın babası İlhan Bardakçı da bugün "sürgündedir." İlhan Bardakçı gazetecidir, tarihcidir. Ne yazık ki her insan gibi o da yaşamında hatalar yapmıştır. 1985 yılında Türkiye hakkındaki bilgi ve belgeleri Irak ve Libya'ya sızdırdığı iddiasıyla yargılanmış ve 15 yıla mahkum olmuştur. Cezaevine girmemek için Almanya'ya kaçmıştır. Murat Bardakçı'nın yazdıklarına kızanlar ona hemen babasının başına gelen bu talihsiz olayı hatırlatırlar. Benim öyle bir amacım yok. İlhan Bardakçı bugün Almanya'da ağır hasta. Gözlerini Anadolu toprağında kapatmak istemektedir. Yakınları ve dostları Cumhurbaşkanı Sezer'e başvurdular, cezasını affetmesi için. Sezer, bugünlerde İlhan Bardakçı'nın sağlık raporlarını inceletiyor. Eğer Cumhurbaşkanı Sezer affederse; İlhan Bardakçı, oğlu Murat Bardakçı'nın yazdığı gibi, cenazeleri bile ülkelerine sokulmayan "Son Osmanlılar" la aynı kaderi paylaşmayacak... Dedim ya beni olayın sadece insani yönü ilgilendiriyor. Umut ederim Cumhurbaşkanı Sezer'le benzer duyguyu paylaşıyoruzdur…
