Dr Leland Townsend
- 6 Eyl 2017
- 16,496 Mesaj
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Kozik ve Ocak
Eskiden her evin önünde veya havlusunda etrafı taş veya kerpiç duvarla çevrili eğreti yapılmış köşeli veya yuvarlak içinde ocağın bulunduğu bir alan vardı. Bu alana kozik denirdi. Evin ekmeği, yemeği burada pişirilir; çamaşır suyu veya banyo suyu burada ısıtılırdı. Ocak sürekli tüterdi. Bağ, bahçe ve dağdan getirilen odun, üzüm teveklerin dalı sete, ağaç ve tevek çubuğu çirpi ve hayvan gübresinden yapılan tezek ocakta sürekli yanardı.
Ayrıca her evin aralık denilen giriş salonunda bir tane ocak daha bulunurdu. Yemek pişirme, su ısıtmanın dışında, kışın ocak evi ısıtırdı. Kışın ocak başında toplanılarak günlük gelişmeler, doğumlar, ölümler, bağ bahçe işleri konuşulurdu; konu komşunun dedikodusu yapılırdı, masallar anlatılırdı. Ocaktaki ateşin uzun süre kalması için üzeri külle örtülürdü. Sonraları bu ocakların yerini, altında bir gaz bölümü olan ve üzerindeki bir pompa yardımıyla sıkıştırılan gaz yağının yanması esasına dayanan gaz ocakları aldı.
Gaz ocağı daha çok yemek pişirmek için kullanılırdı.
Eskiden ocağı yakmak başlı başına beceri isterdi: Ocakta ateş sönmüşse, komşudan ateş istenirdi. " Komşu komşunun külüne muhtaçtır " deyimi buradan gelir.
Kültürümüzde " ocağın sönmesi " kötüye, " ocağın tütmesi " iyiye yorumlanmıştır hep.
Sıvılaştırılmış petrol gazının (LPG'nin) yaygınlaşması, tüple (LPG ile) çalışan ocak ve fırınların çıkması, kozik ve ocağı günlük yaşantımızdan çıkarttı.
Ocak üzerinde sacda pişirilen Fetir denilen yufka ekmeğin ve mayalanmış hamurdan yapılan ekşili ekmeğin tadını hiçbir fırın ekmeği vermez.
Eskiden her evin önünde veya havlusunda etrafı taş veya kerpiç duvarla çevrili eğreti yapılmış köşeli veya yuvarlak içinde ocağın bulunduğu bir alan vardı. Bu alana kozik denirdi. Evin ekmeği, yemeği burada pişirilir; çamaşır suyu veya banyo suyu burada ısıtılırdı. Ocak sürekli tüterdi. Bağ, bahçe ve dağdan getirilen odun, üzüm teveklerin dalı sete, ağaç ve tevek çubuğu çirpi ve hayvan gübresinden yapılan tezek ocakta sürekli yanardı.
Ayrıca her evin aralık denilen giriş salonunda bir tane ocak daha bulunurdu. Yemek pişirme, su ısıtmanın dışında, kışın ocak evi ısıtırdı. Kışın ocak başında toplanılarak günlük gelişmeler, doğumlar, ölümler, bağ bahçe işleri konuşulurdu; konu komşunun dedikodusu yapılırdı, masallar anlatılırdı. Ocaktaki ateşin uzun süre kalması için üzeri külle örtülürdü. Sonraları bu ocakların yerini, altında bir gaz bölümü olan ve üzerindeki bir pompa yardımıyla sıkıştırılan gaz yağının yanması esasına dayanan gaz ocakları aldı.
Gaz ocağı daha çok yemek pişirmek için kullanılırdı.
Eskiden ocağı yakmak başlı başına beceri isterdi: Ocakta ateş sönmüşse, komşudan ateş istenirdi. " Komşu komşunun külüne muhtaçtır " deyimi buradan gelir.
Kültürümüzde " ocağın sönmesi " kötüye, " ocağın tütmesi " iyiye yorumlanmıştır hep.
Sıvılaştırılmış petrol gazının (LPG'nin) yaygınlaşması, tüple (LPG ile) çalışan ocak ve fırınların çıkması, kozik ve ocağı günlük yaşantımızdan çıkarttı.
Ocak üzerinde sacda pişirilen Fetir denilen yufka ekmeğin ve mayalanmış hamurdan yapılan ekşili ekmeğin tadını hiçbir fırın ekmeği vermez.
