Dr Leland Townsend
- 6 Eyl 2017
- 16,496 Mesaj
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Kül Kabı
Ocakta yanmış ateşin külü atılmazdı eskiden. Kül, eski tenekelerde, kırık küplerde biriktirilirdi. Bu kaplara kül kabı denirdi. Sabun kıt olduğundan, deterjan denilen temizlik malzemeleri bulunmadığından dolayı, biriktirilmiş bu külle çeşme başında, gözede, pıharda (pınarda) veya dere kenarında kap kacak yıkanıp, temizlenirdi. Ayrıca kış mevsiminde damların üstüne serpilirdi; dam üzerindeki toprak sertleşip eve yağmur ve kar suyu damlamasın ve de damı loğ larken loğ damın toprağını kaldırmasın, dondan dolayı damın toprağı çatlamasın, çamur loğa bulaşmasın diye.
Kül, çamaşır yıkamada da kullanılırdı. Bunun için önce çamaşır kazanı kurulurdu. Sonra kazana su doldurulur ve kazanda kaynatılacak çamaşırlar kazanın içine batırılırdı. Bu arada kazanın altına ateş atılır. Kül bir torbaya doldurulup ağzı bağlanarak kazandaki suyun içine atılırdı. Kazanda su kaynamaya başlayınca kül etkisini gösterirdi. Külde kaynatılmış çamaşırların hem mikrobu ölmüş olurdu, hem de çamaşırlar daha temiz ve yumuşak olurdu.
Kül, ayrıca kuru üzüm yapımında da kullanılırdı. Kuru üzüm yapımında kullanılan kül genellikle fırınlardan getirilirdi. Üzümün kurutulması şöyle yapılırdı:
Ocak üzerine kurulu bir kazana su doldurulur. Ocakta ateş yakılarak kazandaki su ısıtılır. Isınmaya başlayan kazandaki suya bir teneke kül dökülür ve küllü su iyice karıştırılır. Su kaynadıkça suyun üzerindeki köpük ve kömür, çöp gibi yabancı cisimler kevgirle üstten alınır. Kazandaki su kaynama sonucu kazanın hemen hemen yarısına gelince kurutulacak üzümler söğüt dalından yapılmış kulplu sepetlere içine konularak kazanın içindeki kaynar küllü suya batırılıp-çıkarılır. Haşlanan yaş üzümler daha önceden hazırlanmış üzüm döküm sahasına dökülerek serilir, güneşte kurutulmaya bırakılır.
Kurutulan kırmızı, siyah, sarı üzümler kışın çerez olarak yenilirdi veya hoşafı yapılırdı.
Ocakta yanmış ateşin külü atılmazdı eskiden. Kül, eski tenekelerde, kırık küplerde biriktirilirdi. Bu kaplara kül kabı denirdi. Sabun kıt olduğundan, deterjan denilen temizlik malzemeleri bulunmadığından dolayı, biriktirilmiş bu külle çeşme başında, gözede, pıharda (pınarda) veya dere kenarında kap kacak yıkanıp, temizlenirdi. Ayrıca kış mevsiminde damların üstüne serpilirdi; dam üzerindeki toprak sertleşip eve yağmur ve kar suyu damlamasın ve de damı loğ larken loğ damın toprağını kaldırmasın, dondan dolayı damın toprağı çatlamasın, çamur loğa bulaşmasın diye.
Kül, çamaşır yıkamada da kullanılırdı. Bunun için önce çamaşır kazanı kurulurdu. Sonra kazana su doldurulur ve kazanda kaynatılacak çamaşırlar kazanın içine batırılırdı. Bu arada kazanın altına ateş atılır. Kül bir torbaya doldurulup ağzı bağlanarak kazandaki suyun içine atılırdı. Kazanda su kaynamaya başlayınca kül etkisini gösterirdi. Külde kaynatılmış çamaşırların hem mikrobu ölmüş olurdu, hem de çamaşırlar daha temiz ve yumuşak olurdu.
Kül, ayrıca kuru üzüm yapımında da kullanılırdı. Kuru üzüm yapımında kullanılan kül genellikle fırınlardan getirilirdi. Üzümün kurutulması şöyle yapılırdı:
Ocak üzerine kurulu bir kazana su doldurulur. Ocakta ateş yakılarak kazandaki su ısıtılır. Isınmaya başlayan kazandaki suya bir teneke kül dökülür ve küllü su iyice karıştırılır. Su kaynadıkça suyun üzerindeki köpük ve kömür, çöp gibi yabancı cisimler kevgirle üstten alınır. Kazandaki su kaynama sonucu kazanın hemen hemen yarısına gelince kurutulacak üzümler söğüt dalından yapılmış kulplu sepetlere içine konularak kazanın içindeki kaynar küllü suya batırılıp-çıkarılır. Haşlanan yaş üzümler daha önceden hazırlanmış üzüm döküm sahasına dökülerek serilir, güneşte kurutulmaya bırakılır.
Kurutulan kırmızı, siyah, sarı üzümler kışın çerez olarak yenilirdi veya hoşafı yapılırdı.
