Merhabalar!
Ben @TeknOnur Lojistik grup adına paylaşılan "Mimar Sinan Nasıl Susuz Vefat Etti?" makalesinde sizi görmekten mutluyum.
Bu Coğrafyanın Tartışmasız En Büyük Mimarlarından Mimar Koca Sinan’ın
İstanbul’a Su Getirdiğini, Ama Susuz Öldüğünü Biliyor Musunuz?
Anlatayım.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde İstanbul’da artan nüfus nedeniyle büyük bir su sorunu baş gösterir.
Dönemin başmimarı, Mimar Koca Sinan, bu sorunu çözebileceğini söyler ve işe koyulur. İstanbul’u dolaşarak,
İstanbul dışındaki suları Kağıthane civarına toplayarak, buradan da dere içlerine küçük geçitler yaparak suyu eski İstanbul’a taşır.
Tam 40 çeşme meydanlarda gürül gürül akmaya başlar. O dönemde musluklar bulunmadığından, sular durmadan gece gündüz akar.
İstanbul'da ilk defa lüle adı verilen musluklar bu çeşmelere yerleştirilir. Ancak bu durumun kaosa yol açmaması için
Kanuni Sultan Süleyman bir ferman çıkarır: "İstanbul meydanlarındaki umumi çeşmeler halkın malıdır. Hiç kimse çeşmelerden yeraltı suyunu evine gizlice çekmeyecek."
Ancak bir kişi, bu fermandan istisna olarak ayrılır: İstanbul’a su getiren Mimar Koca Sinan. Padişahın izniyle evine su çeker ve bu çeşmeyi 99 yaşına kadar kullanır.
Zaman geçer, Kanuni Sultan Süleyman vefat eder ve eski devlet adamları da Hakk’a yürür. Ancak Allah’ın uzun ömür verdiği Mimar Sinan hayatta kalmaya devam eder.
Fakat İstanbul değişmiştir ve yöneticiler de artık eski yöneticiler değildir. Bir gün Mimar Sinan, Topkapı Sarayı’na huzura çağrılır.
Yöneticilerden biri, "İstanbul’da eve su çekmek yasaktır, ancak senin evinde su var," der.
Sinan, hemen durumu açıklar: "Cenneti mekan Kanuni Sultan Süleyman’ın kendi isteğiyle yapılmıştır o çeşme," der.
Yöneticiler, "Elinizde yazılı bir ferman var mı?" diye sorar. Sinan’ın elinde bir ferman yoktur. O zamanlar, Cihanlar Padişahı’ndan ileride çıkabilecek sorunlar için ferman istemeye cesaret edememiştir, çünkü padişahın sözü senettir.
Ancak Sinan’ın evine suyu izinsiz çektiği gerekçesiyle, halk da rahatsız olduğundan, suyu kesilir.
Aradan bir yıl geçer ve Sinan artık ölmek üzeredir. Son nefesini vermeden önce başında duranlar ona su içirmeye çalışır, fakat bahçedeki su kesilmiştir.
Su çekmeye gidip gelindiğinde, Sinan çoktan vefat etmiştir.
Ancak Sinan’ın yaşadıkları bununla da bitmez. Mezarında da huzur bulamaz. 1935 yılında, Sinan hakkında Türk olmadığı yönünde söylentiler çıkar.
Bunun üzerine, Sinan’ın mezarı açılır ve kafatası alınarak testler yapılır. Sonuç pozitiftir: Mimar Sinan, kafa yapısı itibariyle Türk’tür.
Peki sonra ne oldu? Sinan’ın İstanbul’a su getiren ve susuz ölen Mimar Koca Sinan’ın kafatası kaybolur. 1935 yılından bu yana Sinan, kafatası olmadan mezarında yatmaktadır.
Makalemizi okuduğunuz için teşekkür ederiz! Umarız faydalı olmuştur. Yorum yaparak fikirlerinizi paylaşabilir, beğenerek destek olabilirsiniz.
Ben @TeknOnur Lojistik grup adına paylaşılan "Mimar Sinan Nasıl Susuz Vefat Etti?" makalesinde sizi görmekten mutluyum.
Bu Coğrafyanın Tartışmasız En Büyük Mimarlarından Mimar Koca Sinan’ın
İstanbul’a Su Getirdiğini, Ama Susuz Öldüğünü Biliyor Musunuz?
Anlatayım.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde İstanbul’da artan nüfus nedeniyle büyük bir su sorunu baş gösterir.
Dönemin başmimarı, Mimar Koca Sinan, bu sorunu çözebileceğini söyler ve işe koyulur. İstanbul’u dolaşarak,
İstanbul dışındaki suları Kağıthane civarına toplayarak, buradan da dere içlerine küçük geçitler yaparak suyu eski İstanbul’a taşır.
Tam 40 çeşme meydanlarda gürül gürül akmaya başlar. O dönemde musluklar bulunmadığından, sular durmadan gece gündüz akar.
İstanbul'da ilk defa lüle adı verilen musluklar bu çeşmelere yerleştirilir. Ancak bu durumun kaosa yol açmaması için
Kanuni Sultan Süleyman bir ferman çıkarır: "İstanbul meydanlarındaki umumi çeşmeler halkın malıdır. Hiç kimse çeşmelerden yeraltı suyunu evine gizlice çekmeyecek."
Ancak bir kişi, bu fermandan istisna olarak ayrılır: İstanbul’a su getiren Mimar Koca Sinan. Padişahın izniyle evine su çeker ve bu çeşmeyi 99 yaşına kadar kullanır.
Zaman geçer, Kanuni Sultan Süleyman vefat eder ve eski devlet adamları da Hakk’a yürür. Ancak Allah’ın uzun ömür verdiği Mimar Sinan hayatta kalmaya devam eder.
Fakat İstanbul değişmiştir ve yöneticiler de artık eski yöneticiler değildir. Bir gün Mimar Sinan, Topkapı Sarayı’na huzura çağrılır.
Yöneticilerden biri, "İstanbul’da eve su çekmek yasaktır, ancak senin evinde su var," der.
Sinan, hemen durumu açıklar: "Cenneti mekan Kanuni Sultan Süleyman’ın kendi isteğiyle yapılmıştır o çeşme," der.
Yöneticiler, "Elinizde yazılı bir ferman var mı?" diye sorar. Sinan’ın elinde bir ferman yoktur. O zamanlar, Cihanlar Padişahı’ndan ileride çıkabilecek sorunlar için ferman istemeye cesaret edememiştir, çünkü padişahın sözü senettir.
Ancak Sinan’ın evine suyu izinsiz çektiği gerekçesiyle, halk da rahatsız olduğundan, suyu kesilir.
Aradan bir yıl geçer ve Sinan artık ölmek üzeredir. Son nefesini vermeden önce başında duranlar ona su içirmeye çalışır, fakat bahçedeki su kesilmiştir.
Su çekmeye gidip gelindiğinde, Sinan çoktan vefat etmiştir.
Ancak Sinan’ın yaşadıkları bununla da bitmez. Mezarında da huzur bulamaz. 1935 yılında, Sinan hakkında Türk olmadığı yönünde söylentiler çıkar.
Bunun üzerine, Sinan’ın mezarı açılır ve kafatası alınarak testler yapılır. Sonuç pozitiftir: Mimar Sinan, kafa yapısı itibariyle Türk’tür.
Peki sonra ne oldu? Sinan’ın İstanbul’a su getiren ve susuz ölen Mimar Koca Sinan’ın kafatası kaybolur. 1935 yılından bu yana Sinan, kafatası olmadan mezarında yatmaktadır.
Makalemizi okuduğunuz için teşekkür ederiz! Umarız faydalı olmuştur. Yorum yaparak fikirlerinizi paylaşabilir, beğenerek destek olabilirsiniz.






