Onun heyecanıyla :
- Güneşin batışını izlediğimiz tepeye çıkalım mı yıldızları izleriz.
- Oluur. Çok iyi olur hemde. Ne duruyoruz hemen gidelim. dedi gülümseyerek.
Anlamıştı üzerimde para olmadığını ama belli etmiyordu. İşte bu yüzden seviyordum onu.
Güneşin batışını izlediğimiz tepeye geldik. Ateş yakıp eskilerden konuşmaya başladık. Sonra birden yüzü alsıldı.
- Ne oldu ?
- Ya Buğra benim seninle olduğumdan evdekilerin haberi yok.
- Bir şey olmaz. Yarın İkbal teyzeyi arayıp haber veririz.
- Şeyy. Ben ayrı kalıyorum.
- Iyi ya işte haberleri yoktur. Neden bu kadar takıyorsun ki ?
- Buğra ben evliyim.
Bir an kendimden geçtim. Elim ayağım titredi. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Zaten bilsemde söyliyecek cesaretim yoktu. Derin bir sessizlik oldu. Yıldızları izleyip gözlerimden akan yaşları belli etmemeye çalışıyordum. O sırada Elçin dayanamadı ve gülmeye başladı.
- Gül gül. Rahatsın tabi.
- Ne evlenmesi şapşal. Şaka yaptım. dedi gülerek.
Derin bi oh çektim içimden. Ne kadar belli etmesemde gözlerim birkez daha beni ele vermişti. Acaba karnı açmı diye düşünüyordum içimden.
- Hadi uyuyalım mı ?
- Burada mı ?
- Off Buğra ne çabuk unuttun eski günleri. İzci olduğumuz zamanlardaki gibi. Şimdi tek eksiğimiz şu güzel manzarayı kesicek bir çadır. Onada gerek yok heralde.
- Haklısın.
Yere uzanmıştık. Yıldızları izlerken muhabbet ediyorduk. Elçin'in sesi kesilmişti. Uyumuştu galiba. Hırkamı çıkardım üzerine örttüm. Çok tatlı uyuyordu. O masum bakışlar üzerlerine göz kapakları gelse de etkisini kaybetmiyordu. Midesi gurulduyordu. Tıpkı benim midem gibi. O sesi belli etmemek için uyakken çanta bastırıyordu midesine. Böyle bir kızla ömrünü paylaşmayı kim istemez ki ? O uyuyor bense onu izliyordum. Sabah oldu. Onu izlerken uyuya kalmışım. Uyandığımda yanımda yoktu. Önce yaşadıklarımın bir rüya olduğunu düşündüm. Sonra kendime tokat atarak " Saçmalama rüya olsa benim burada ne işim var" dedim. Etrafa göz gezdirdim. Hiçbir yerde yoktu. Merkeze indim. Çarşıyı didik didik arıyordum. Ama nafile. Korkudan terlemeye başlamıştım. Uyuduğumuz tepeye geldim. Orada oturuyordu. Yanında bir sürü poşet vardı. Yavaş yavaş yanına gittim ve oturdum. Nefes nefese kalmıştım.
- Güneşin batışını izlediğimiz tepeye çıkalım mı yıldızları izleriz.
- Oluur. Çok iyi olur hemde. Ne duruyoruz hemen gidelim. dedi gülümseyerek.
Anlamıştı üzerimde para olmadığını ama belli etmiyordu. İşte bu yüzden seviyordum onu.
Güneşin batışını izlediğimiz tepeye geldik. Ateş yakıp eskilerden konuşmaya başladık. Sonra birden yüzü alsıldı.
- Ne oldu ?
- Ya Buğra benim seninle olduğumdan evdekilerin haberi yok.
- Bir şey olmaz. Yarın İkbal teyzeyi arayıp haber veririz.
- Şeyy. Ben ayrı kalıyorum.
- Iyi ya işte haberleri yoktur. Neden bu kadar takıyorsun ki ?
- Buğra ben evliyim.
Bir an kendimden geçtim. Elim ayağım titredi. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Zaten bilsemde söyliyecek cesaretim yoktu. Derin bir sessizlik oldu. Yıldızları izleyip gözlerimden akan yaşları belli etmemeye çalışıyordum. O sırada Elçin dayanamadı ve gülmeye başladı.
- Gül gül. Rahatsın tabi.
- Ne evlenmesi şapşal. Şaka yaptım. dedi gülerek.
Derin bi oh çektim içimden. Ne kadar belli etmesemde gözlerim birkez daha beni ele vermişti. Acaba karnı açmı diye düşünüyordum içimden.
- Hadi uyuyalım mı ?
- Burada mı ?
- Off Buğra ne çabuk unuttun eski günleri. İzci olduğumuz zamanlardaki gibi. Şimdi tek eksiğimiz şu güzel manzarayı kesicek bir çadır. Onada gerek yok heralde.
- Haklısın.
Yere uzanmıştık. Yıldızları izlerken muhabbet ediyorduk. Elçin'in sesi kesilmişti. Uyumuştu galiba. Hırkamı çıkardım üzerine örttüm. Çok tatlı uyuyordu. O masum bakışlar üzerlerine göz kapakları gelse de etkisini kaybetmiyordu. Midesi gurulduyordu. Tıpkı benim midem gibi. O sesi belli etmemek için uyakken çanta bastırıyordu midesine. Böyle bir kızla ömrünü paylaşmayı kim istemez ki ? O uyuyor bense onu izliyordum. Sabah oldu. Onu izlerken uyuya kalmışım. Uyandığımda yanımda yoktu. Önce yaşadıklarımın bir rüya olduğunu düşündüm. Sonra kendime tokat atarak " Saçmalama rüya olsa benim burada ne işim var" dedim. Etrafa göz gezdirdim. Hiçbir yerde yoktu. Merkeze indim. Çarşıyı didik didik arıyordum. Ama nafile. Korkudan terlemeye başlamıştım. Uyuduğumuz tepeye geldim. Orada oturuyordu. Yanında bir sürü poşet vardı. Yavaş yavaş yanına gittim ve oturdum. Nefes nefese kalmıştım.

