Eve gelmiştim. Içimde garip bir his vardı. 1 saat öncesine dönmek istiyordum. Ama yapamıyordum. Ne oldu bana diyerek saatlerce bomboş duvarlara bakarak düşündüm. Telefonumu elime aldım. Tuş kilidini açıp tekrardan kapattım. Acaba aklımdan geçen neydi ? Düşüncelerime yön veren hislerimi kontrol eden neydi ? " Ne oldu bana. Aşık mı oluyorum ? Hayır yok canım saçmala ne aşığı. Hem ben ayran gönüllü müyüm ? En iyisi Ezgi'yi çağarayım. Beni en iyi o anlar. " diye düşünüp telefonu ne için kullanacağıma karar verdim ve Ezgi'yi aradım.
- Alo Ezgi neyapıyorsun.
- Hiç Elçincim ne yapayım akşam Hakan'ın doğum günü var onun için hazırlık yapıyorum. Sen neyapıyorsun ?
- Hımm. Hiç bende canım sıkıldı öyle bi arıyayım dedim. Neyse canım rahatsız etmiyim ben kolay gelsim sana.
- Sağol kuzum görüşürüz.
Telefonu kapattım ne yapıcam şimdi. En iyisi Buğra ile konuşmak diyerek onu aynı kafeye çağırdım. Gelmişti. Havadan sudan konuşuyorduk öyle. Neden bilmiyorum ama kendimi çok güvende ve huzurlu hissediyordum. Buğra :
- Elçin yemek yapmayı öğrendim biliyor musun ?
- Hadi yaa gerçekten mii ?
- Evet. Çok güzel soslu baharatlı makarna yapabiliyorum.
- Hay Allah iyiliğini versinn. Öyle soslu baharatlı deyince bende birşey sandım. Makarna yapmakda ne var ki dedim gülerek. Buğra'nın yüzü asılmıştı. Galiba benim patavatsızlığım yüzündendi.
- Tamam tamam özür dilerim. Öyle demek istemedim. Bak ne yapalım biliyomusun. Gidelim senin eve. Sande mutfaktaki şu hünerlerini sergile bakalım.
- Ço.. çoo.. çok iyi olur. dedi kekeliyerek. Yoldayken sessizlik çökmüştü. Acaba yaptığı yemekler güzel olucakmı diye düşünüyordum. Eve geldik. Buğra benden önce içeri koştu ve alelacele etrafı toplamaya başladı. Bense yavaş yavaş adımlarla içeri girip etrafı izliyordum.
- Kusura bakma biraz dağanık. Dedi üzülerek.
- Yok yok sorun değil. Sen mutfağa yemeğin başına bende buraları toparlarım hem canım sıkılmaz. Dedim. Evi toparlamaya yerdeki miderleri koltuğa koyarak başladım. Biraz yorucu olmuştu ama sonunda sadece salonu olsa da toparlamıştım. Derin bi oh çekerek kendimi koltuğa bıraktım. Bir defterin üzerine oturduğumu farkettim. Örtüyü kaldırdım. Arasında kalem olan bi defter. İçini araladım ve her sayfada Merhaba Günlüğüm yazılarını gördüm. Tarihlere göz gezdirdim. Üzerindeki tozlardan da anlaşıldığı gibi bayağı eski bi günlüktü bu. Üzerindeki en eski tarih liseye başladığımız ilk gündü. Buğra'nın içeri geldiğini duydum ve heyecandan günlüğü çantama attım hemen. Buğra'nın meşur soslu baharatlı makarnasını yerken günlüğün çantamda olduğunu unutmuştum. Yemekten sonra oturduk. Televizyonu açması istedim. İçeri gitti. Geldiğinde elinde ahşap kaplı eski radyolardan vardı. Kenarındaki amblemi görünce ağzım açık kaldı.
- Ohaaaa. Bunu nerdenn buldunn ? Bu lisedeki Tuğba Hoca'nın yanlışlıkla kırdığım radyosu değil mi ?
- Evet o.
- Sende ne işi var ?
- Sen kırdıktan sonra tamir etmek için Tuğba Hoca'dan istedim. O da senin olsun dedi.
- Ya o değilde kadın o radyo için neler yapıyordu. Ben o radyoyu yanlışlıkla kırdım ve hiç ceza almadım. Çok garip.
- Almazsın tabi.
- Derken ? Aaa dur bir dakika. Ben ceza alıcam diye hüngür hüngür ağlarken seni arıyordum. Sen o hafta hiç yoktun. Ben sana çok kızmıştım. Neredeydin o hafta ?
- Şeyy, şeyy hatırlamıyorum. diyerek radyonun tuşuna bastı. Çalan şarkı ile göz göze gelmiştik. Şarkıdan sonra radyo kanalının adı anons edildiğinde gözlerim yerinden fırlayacakmış gibi oldu. O kadar çok şaşırmıştım ki.
- Buğraaaa bu o radyoo
- Evet o radyo. Yıllar önce derslerden kaçıp, Tuğba Hoca'nın odasında gizli gizli dinlediğimiz radyo kanalı. Şimdi sunucular ve şarkılar değişti ama yine hala aynı radyo.
- Ohaa yaa. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Beni çok şaşırtıyorsun.
Saatlerce şarkılar dinledik ve eski günleri andık. Saat bir hayli geç olmuştu. Buğra zorla beni eve bırakmak istedi. Bu saatte yalnız göndermedi. Kapının önünde vedalaştık ve içeri girdim. Kapıdan girene kadar gözünü ayırmadı benden. İçeri girdiğimde günlüğün çantamda olduğu aklıma geldi. Hemen elime aldım yatağıma uzandım ve okumaya başladım. İlk yazdığı anısı 2 saat önceki sorumun cevabıydı. Radyoyu ben kırdım o suçu üstlenmiş ve 1 hafta boyunca benim yüzümden uzaklaştırma cezası almıştı. Sayfalar ilerledikçe tarih ilerliyor, tarih ilerledikçe, hisler ve yaşananlar olgunlaşıyordu. Gözümün önündeki en yakınımı farkedemediğim için kendimi suçluyordum.
GELEN TEPKİLERE GÖRE DEVAMI GELECEK
- Alo Ezgi neyapıyorsun.
- Hiç Elçincim ne yapayım akşam Hakan'ın doğum günü var onun için hazırlık yapıyorum. Sen neyapıyorsun ?
- Hımm. Hiç bende canım sıkıldı öyle bi arıyayım dedim. Neyse canım rahatsız etmiyim ben kolay gelsim sana.
- Sağol kuzum görüşürüz.
Telefonu kapattım ne yapıcam şimdi. En iyisi Buğra ile konuşmak diyerek onu aynı kafeye çağırdım. Gelmişti. Havadan sudan konuşuyorduk öyle. Neden bilmiyorum ama kendimi çok güvende ve huzurlu hissediyordum. Buğra :
- Elçin yemek yapmayı öğrendim biliyor musun ?
- Hadi yaa gerçekten mii ?
- Evet. Çok güzel soslu baharatlı makarna yapabiliyorum.
- Hay Allah iyiliğini versinn. Öyle soslu baharatlı deyince bende birşey sandım. Makarna yapmakda ne var ki dedim gülerek. Buğra'nın yüzü asılmıştı. Galiba benim patavatsızlığım yüzündendi.
- Tamam tamam özür dilerim. Öyle demek istemedim. Bak ne yapalım biliyomusun. Gidelim senin eve. Sande mutfaktaki şu hünerlerini sergile bakalım.
- Ço.. çoo.. çok iyi olur. dedi kekeliyerek. Yoldayken sessizlik çökmüştü. Acaba yaptığı yemekler güzel olucakmı diye düşünüyordum. Eve geldik. Buğra benden önce içeri koştu ve alelacele etrafı toplamaya başladı. Bense yavaş yavaş adımlarla içeri girip etrafı izliyordum.
- Kusura bakma biraz dağanık. Dedi üzülerek.
- Yok yok sorun değil. Sen mutfağa yemeğin başına bende buraları toparlarım hem canım sıkılmaz. Dedim. Evi toparlamaya yerdeki miderleri koltuğa koyarak başladım. Biraz yorucu olmuştu ama sonunda sadece salonu olsa da toparlamıştım. Derin bi oh çekerek kendimi koltuğa bıraktım. Bir defterin üzerine oturduğumu farkettim. Örtüyü kaldırdım. Arasında kalem olan bi defter. İçini araladım ve her sayfada Merhaba Günlüğüm yazılarını gördüm. Tarihlere göz gezdirdim. Üzerindeki tozlardan da anlaşıldığı gibi bayağı eski bi günlüktü bu. Üzerindeki en eski tarih liseye başladığımız ilk gündü. Buğra'nın içeri geldiğini duydum ve heyecandan günlüğü çantama attım hemen. Buğra'nın meşur soslu baharatlı makarnasını yerken günlüğün çantamda olduğunu unutmuştum. Yemekten sonra oturduk. Televizyonu açması istedim. İçeri gitti. Geldiğinde elinde ahşap kaplı eski radyolardan vardı. Kenarındaki amblemi görünce ağzım açık kaldı.
- Ohaaaa. Bunu nerdenn buldunn ? Bu lisedeki Tuğba Hoca'nın yanlışlıkla kırdığım radyosu değil mi ?
- Evet o.
- Sende ne işi var ?
- Sen kırdıktan sonra tamir etmek için Tuğba Hoca'dan istedim. O da senin olsun dedi.
- Ya o değilde kadın o radyo için neler yapıyordu. Ben o radyoyu yanlışlıkla kırdım ve hiç ceza almadım. Çok garip.
- Almazsın tabi.
- Derken ? Aaa dur bir dakika. Ben ceza alıcam diye hüngür hüngür ağlarken seni arıyordum. Sen o hafta hiç yoktun. Ben sana çok kızmıştım. Neredeydin o hafta ?
- Şeyy, şeyy hatırlamıyorum. diyerek radyonun tuşuna bastı. Çalan şarkı ile göz göze gelmiştik. Şarkıdan sonra radyo kanalının adı anons edildiğinde gözlerim yerinden fırlayacakmış gibi oldu. O kadar çok şaşırmıştım ki.
- Buğraaaa bu o radyoo
- Evet o radyo. Yıllar önce derslerden kaçıp, Tuğba Hoca'nın odasında gizli gizli dinlediğimiz radyo kanalı. Şimdi sunucular ve şarkılar değişti ama yine hala aynı radyo.
- Ohaa yaa. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Beni çok şaşırtıyorsun.
Saatlerce şarkılar dinledik ve eski günleri andık. Saat bir hayli geç olmuştu. Buğra zorla beni eve bırakmak istedi. Bu saatte yalnız göndermedi. Kapının önünde vedalaştık ve içeri girdim. Kapıdan girene kadar gözünü ayırmadı benden. İçeri girdiğimde günlüğün çantamda olduğu aklıma geldi. Hemen elime aldım yatağıma uzandım ve okumaya başladım. İlk yazdığı anısı 2 saat önceki sorumun cevabıydı. Radyoyu ben kırdım o suçu üstlenmiş ve 1 hafta boyunca benim yüzümden uzaklaştırma cezası almıştı. Sayfalar ilerledikçe tarih ilerliyor, tarih ilerledikçe, hisler ve yaşananlar olgunlaşıyordu. Gözümün önündeki en yakınımı farkedemediğim için kendimi suçluyordum.
GELEN TEPKİLERE GÖRE DEVAMI GELECEK




