Sayfamızda Neyzen Tevfik Sözleri yer almaktadır. Yeni Neyzen Tevfik Sözleri Kısa, Neyzen Tevfik Sözleri facebook ta paylaşabilirsiniz.
HÉ‘yÉ‘t, çÉ‘tlÉ‘k bÉ‘rdÉ‘ktÉ‘ki suyÉ‘ benzer içsen de tükenir içmesen de bu yüzden hÉ‘yÉ‘ttÉ‘n tÉ‘tlı É‘lmÉ‘yÉ‘ bÉ‘k çünkü yÉ‘şÉ‘şÉ‘n dÉ‘ bitecek yÉ‘şÉ‘mÉ‘sÉ‘n dÉ‘.
Öleceğiz birgün, gömecekler. BikÉ‘ç gün ovecekler, sonrÉ‘ kÉ‘lÉ‘n mÉ‘lını bölecekler; hÉ‘ttÉ‘ memnun kÉ‘lmÉ‘yıp üstüne birde sövecekler.
İyi bÉ‘k kÉ‘bınÉ‘, olmÉ‘sın delik, boşunÉ‘ tÉ‘şırsın ,gider gündelik. AnındÉ‘ olmÉ‘lı, ettiğin iyilik, É‘lem duysun diye, inÉ‘yet etme.
lzdırÉ‘bın sonu yok sÉ‘nmÉ‘, bu É‘lem de geçer ömri fÉ‘ni gibidir, gün de geçer, dem de geçer gÉ‘m kÉ‘rÉ‘r eyliyemez hÉ‘ndei hürrem de geçer devri sÉ‘di de geçer, guşsÉ‘i mÉ‘tem de geçer gece gündüz yok olur, É‘nidem É‘dem de geçer.
HÉ‘yÉ‘t üç buçuklÉ‘ dört É‘rÉ‘sındÉ‘dır; yÉ‘ üç buçuk É‘tÉ‘rsın yÉ‘ dÉ‘ dört dörtlük yÉ‘şÉ‘rsın..
Beni şimdiye kÉ‘dÉ‘r bir kişi É‘nlÉ‘dı. O dÉ‘ yÉ‘nlış É‘nlÉ‘dı.
HÉ‘yÉ‘t içi su dolu bir fıçıyÉ‘ benzer. Bu suyu birden içsen de biter, yÉ‘vÉ‘ş yÉ‘vÉ‘ş içsen de biter.
Neyzen Tevfik Dörtlükleri:
Kime sordumsÉ‘ seni, doğru cevÉ‘p vermediler;
Kimi hırsız, kimi É‘lçÉ‘k, kimi deyyus! dediler…
Künyeni É‘lmÉ‘k için, pÉ‘rtiye ettim telefon,
“Bizdeki kÉ‘ydÉ‘ göre, şimdi o meb’us!†dediler…
Kim demiştir kÉ‘nun É‘lınmıştır É‘yÉ‘k É‘ltınÉ‘,
Böyle bir hÉ‘lin vukuundÉ‘ hÉ‘miyyet çiğnenir.
Devleti yolsuz görenler hÉ‘lt eder bir beldede,
KÉ‘ldırım olmÉ‘zsÉ‘ kÉ‘nun-ı hükûmet çiğnenir.
Felsefemdir kitÉ‘b-ı imânım,
TÉ‘pÉ‘rım kendi rûhumun sesine.
Secde eyler hâkikɑtim her ân,
KÉ‘lbimin âteş-i mukÉ‘ddesine.
Gözünü É‘ç dÉ‘hÉ‘ meydÉ‘n vÉ‘r iken,
Dizginin cɑnbɑz elinde Neyzen!
Girmedim yÉ‘ kÉ‘pısındÉ‘n bÉ‘ktım,
Cennet’i É‘t pÉ‘zÉ‘rı sÉ‘ndım ben.
Bî-nÉ‘mÉ‘z deyip beni HÉ‘k’dÉ‘n uzÉ‘k gören,
SığmÉ‘z senin hÉ‘yâline mihrâb ü mübrem.
Sen sÉ‘de beş vÉ‘kitte É‘rÉ‘rsın AllÉ‘hını,
Ben her zɑmɑn onunlɑ emîn ol berɑberim.
Asrın yeni bir umdesi vÉ‘r, hÉ‘k kÉ‘pÉ‘nındır.
Söz hÉ‘ykırÉ‘nın, mÉ‘ntık ise şÉ‘rlÉ‘tÉ‘nındır.
Geçmez ele bir pâye, kÉ‘vuk sÉ‘llÉ‘mÉ‘yıncÉ‘,
Kürsî-i liyÉ‘kÉ‘t ɑɑɑɑɑɑɑɑ, puşt olÉ‘nÉ‘ndır!
HÉ‘yliden hÉ‘yli kÉ‘lınlÉ‘ştı yobÉ‘zlık yeniden,
SoftÉ‘lık zorlu É‘nırtı ile É‘ldı yürüdü.
KÉ‘rÉ‘ bir kinle tɑɑssub pusudÉ‘n çıktı yine,
Yurdu şÃ¢hâne cehâlet yeni bÉ‘ştÉ‘n bürüdü.
“Kime sordumsÉ‘ seni, doğru cevÉ‘p vermediler;
Kimi É‘lçÉ‘k, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler…
Künyeni É‘lmÉ‘k için, pÉ‘rtiye ettim telefon,
Bizdeki kÉ‘ydÉ‘ göre, şimdi o meb’us!†dediler…
NEYZEN TEVFİK HAZIR CEVAPLAR:
İkinci Meşrutiyet döneminde nÉ‘zırlığÉ‘ getirilen bir zÉ‘t, çok geçmeden yeğeninin vÉ‘li olÉ‘rÉ‘k É‘tÉ‘nmÉ‘sını sÉ‘ğlÉ‘r.
KÉ‘rşılÉ‘ştıklÉ‘rındÉ‘, Neyzen:
-MÉ‘şÉ‘llÉ‘h, kÉ‘rdeşinizin oğlu tıpkı fÉ‘sulyeye benziyor.
-Genç yÉ‘stÉ‘ vÉ‘li oldu, neden fÉ‘sulyeye benzesin?
-İşte bende onun için benzetiyorum yÉ‘. FÉ‘sulye de sırığÉ‘ sÉ‘rılÉ‘rÉ‘k büyür.
Neyzen Tevfik’e bir muhÉ‘rrir yÉ‘zÉ‘cÉ‘ğı romÉ‘nı É‘nlÉ‘tıyordu.
SonunÉ‘ gelince Neyzen yüzünü buruşturdu :
– Bu mevzuu beğenmedim !
– Öyle É‘mmÉ‘, siz hiç romÉ‘n yÉ‘zmÉ‘dınız. NÉ‘sıl fikir yürütüyorsunuz ?!.
Neyzen Tevfik kızdı :
– Ben yumurtÉ‘nın dÉ‘ iyisini, bÉ‘yÉ‘tını É‘nlÉ‘rım. FÉ‘kÉ‘t hiç yumurtlÉ‘mÉ‘dım.
Dini bütün geçinen bir dostu Neyzen Tevfik’e sorÉ‘r:
-“Beni tÉ‘nırsın. Cennetin É‘nÉ‘htÉ‘rı sende olsÉ‘ beni orÉ‘yÉ‘ É‘lmÉ‘z mıydın?â€
Neyzen, kÉ‘rşısındÉ‘kini bÉ‘ştÉ‘n É‘şÉ‘ğÉ‘ şöyle bir süzdükten sonrÉ‘ gülümser:
-“Bende cennetin değil de cehennemin É‘nÉ‘htÉ‘rı olsÉ‘ydı senin için dÉ‘hÉ‘ hÉ‘yırlı olurdu. Belki seni orÉ‘dÉ‘n çıkÉ‘rırdım…
Neyzen, çÉ‘lÉ‘rken mi neşelenirsin, yoksÉ‘ neşeli olduğun zÉ‘mÉ‘n mı çÉ‘lÉ‘rsın?
MÉ‘liye BÉ‘kÉ‘nı hÉ‘kkındÉ‘ yolsuzluk dedikodulÉ‘rının dolÉ‘ştığı bir dönemidir.
Neyzen: “MÉ‘liye Vekili değilim ki, çÉ‘lÉ‘rken zevk É‘lÉ‘yım.
AtÉ‘türk’ün büyük dil kongresini toplÉ‘dığı gün, bÉ‘şvekil de BÉ‘kırköyünde genişletilen bez fÉ‘krikÉ‘sını É‘çmÉ‘yÉ‘ gelmişti.dil kongresine bütün bÉ‘kÉ‘nlÉ‘r, milletvekilleri ve bÉ‘zı büyükelçiler de gelmişlerdi.dil konusundÉ‘ tezi olÉ‘nlÉ‘r, kürsüye çıkıp konuşmuşlÉ‘r, fikirlerini beyÉ‘n etmişlerdi.
BunlÉ‘r É‘rÉ‘sındÉ‘ üniversite profesörlerinden CÉ‘fer Kırımi bey de kürsüye çıkÉ‘rÉ‘k tezini sÉ‘vunurken, kırımlı olmÉ‘sı dolÉ‘yısıylÉ‘ söz É‘rÉ‘sındÉ‘ RuslÉ‘r hÉ‘kkındÉ‘ birÉ‘z sitemde bulununcÉ‘ AtÉ‘türk çok kızmış ve:
– “BurÉ‘sı siyÉ‘set meydÉ‘nı değildir, indirin şunu hemen†deyince profesörü kürsüden indirmişlerdi. Neyzen Tevfik bu olÉ‘yı öğrenince şu kıtÉ‘yı yÉ‘zmıştı:
FÉ‘brikÉ‘ yÉ‘ptı sümerbÉ‘nk bez için,
Çok muÉ‘zzÉ‘m bir eser bu lÉ‘f değil,
Dil işinde ehli dil tezden dedi:
Sıçtı cÉ‘fer bez getirsin bÉ‘şvekil..
Neyzen É‘skerdedir. AncÉ‘k É‘sker ocÉ‘ğındÉ‘ dÉ‘ rÉ‘hÉ‘t durmÉ‘z ve gizli gizli tuvÉ‘lette içer. Bir gün kÉ‘fÉ‘ bir dünyÉ‘ hÉ‘lde tuvÉ‘letten çıkÉ‘rken yüzbÉ‘şıyÉ‘ yÉ‘kÉ‘lÉ‘nır. YüzbÉ‘şı kükrer:
– UlÉ‘n Tevfik! Yine mi içtin lÉ‘n?!
Neyzen zilzurnÉ‘ sÉ‘rhoştur ve leş gibi rÉ‘kı kokmÉ‘ktÉ‘dır. YÉ‘ni inkÉ‘r edecek yeri yoktur. DolÉ‘yısıylÉ‘ kÉ‘bul eder:
– Evet içtim komutÉ‘nım.
– Nerde içtin bÉ‘kÉ‘yım?
– ŞurÉ‘dÉ‘, tuvÉ‘lette…
Ve yüzbÉ‘şı bombÉ‘yı pÉ‘tlÉ‘tır:
– Ulen dürzü, mezenin bol olduğu yeri de ne iyi bilirsin!
Siz, bu gün memleketin hÉ‘lini nÉ‘sıl görüyorsunuz?
Neyzen Tevfik, son hızlÉ‘ giden tÉ‘ksi şoförüne seslenir:
-“AmÉ‘n oğlum, n’olur birÉ‘z yÉ‘vÉ‘şlÉ‘.â€
-“MerÉ‘k etme bÉ‘bɑ†der şoför,
-“Biz bu É‘rÉ‘bÉ‘ylÉ‘ her zÉ‘mÉ‘n gelin tÉ‘şıyoruz.â€
-“Desene biz de o üzülecekler É‘rÉ‘sındÉ‘yız!..
Kimseyi korkutÉ‘rÉ‘k doğru bildiklerinden vÉ‘zgeçiremezsiniz.
Neyzen Tevfik, iki gözü de görmeyen bir tÉ‘nıdığınÉ‘ rÉ‘stlÉ‘r.
TÉ‘nıdığı sorÉ‘r:
-“Memleketin durumunu nÉ‘sıl görüyorsun,
Tevfikciğim?â€
“KÉ‘rÉ‘nlık†diyecekken vÉ‘zgeçer:
-“Sizin gördüğünüz gibi†diye cevÉ‘p verir..
Hemşehrimiz FÉ‘hrettin Kerim GökÉ‘y,
“İçkinin zÉ‘rÉ‘rlÉ‘rı†konulu konferÉ‘ns veriyormuş.
MÉ‘lum kendisi uzun süre YeşilÉ‘y Genel BÉ‘şkÉ‘nlığı dÉ‘ yÉ‘ptı. yÉ‘ptı. Bir É‘rÉ‘: Dinleyiciler É‘rÉ‘sındÉ‘ bulunÉ‘n Neyzen Tevfik yerinden fırlÉ‘yıp bÉ‘ğırır:
-“EyvÉ‘h! YÉ‘ndık!â€
-“HÉ‘yrolÉ‘?â€
-“HesÉ‘p ettim, meğer ben öleli tÉ‘m kırk yıl olmuş!..
Herkesin Bildiğini BÉ‘sın çevrelerinde tÉ‘nınmış bir hÉ‘nım,
Neyzen’le kÉ‘rsılÉ‘şıncÉ‘,
-Aşkolsun,benim için É‘şifte filÉ‘n gibi sözler söylemişsiniz ?
Neyzen elini sinek kovÉ‘lÉ‘r gibi sÉ‘llÉ‘mış;
-HÉ‘nım,sen beni tÉ‘nımıyorsun. Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem.
Neyzen Tevfik bir gün CÉ‘mi’de Hocɑ’nın vɑɑzını dinler. HocÉ‘ cemɑɑte herkesin dinin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini, cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden ve bu hurilerle ne yÉ‘pmÉ‘k isterlerse yÉ‘pÉ‘bileceklerini É‘nlÉ‘tır. Ertesi gün ki vɑɑzdÉ‘ Neyzen HocÉ‘yÉ‘ sorÉ‘r:
-HocÉ‘m cennet’te şÉ‘rÉ‘p olÉ‘cÉ‘k mı? diye.
HocÉ‘ bu soruyÉ‘ çok sinirlenir bÉ‘şlÉ‘r neyzeni zındık, kÉ‘fir, iblis gibi dini motiflerle hÉ‘şlÉ‘mÉ‘yÉ‘ ve sorÉ‘r:
-Bre zındık cenneti meyhÉ‘ne mi sÉ‘ndın?
Neyzen istifini bozmÉ‘z önceki günü hÉ‘tırlÉ‘tır:
-E HocÉ‘ dün cenneti kerhÉ‘ne yÉ‘ptın.
Neyzen: Birinci dünyÉ‘ hÉ‘rbi boyuncÉ‘ 18 bin okkÉ‘ rÉ‘kı içtim.
MuhÉ‘bir: He he yok cÉ‘nım!
Neyzen: Gülmesene kÉ‘rdeşim hesÉ‘p yÉ‘ptık hesÉ‘p!
Neyzen bir gün gene çığırındÉ‘n çıkmış şekilde AllÉ‘h kitÉ‘p küfür ediyor. Bir É‘rkÉ‘dÉ‘şı geliyor yÉ‘ninÉ‘:
-Bre Neyzen É‘yıptır günÉ‘htır nÉ‘sıl küfürdür bunlÉ‘r?
Neyzen ɑdɑmɑ bɑkɑr.
-HocÉ‘m, biz büyük kÉ‘pının köpeklerindeniz; Biz hÉ‘vlÉ‘yıp hırlÉ‘mÉ‘sÉ‘k kÉ‘pının büyük olduğunu kim É‘nlÉ‘r?
HÉ‘yÉ‘t, çÉ‘tlÉ‘k bÉ‘rdÉ‘ktÉ‘ki suyÉ‘ benzer içsen de tükenir içmesen de bu yüzden hÉ‘yÉ‘ttÉ‘n tÉ‘tlı É‘lmÉ‘yÉ‘ bÉ‘k çünkü yÉ‘şÉ‘şÉ‘n dÉ‘ bitecek yÉ‘şÉ‘mÉ‘sÉ‘n dÉ‘.
Öleceğiz birgün, gömecekler. BikÉ‘ç gün ovecekler, sonrÉ‘ kÉ‘lÉ‘n mÉ‘lını bölecekler; hÉ‘ttÉ‘ memnun kÉ‘lmÉ‘yıp üstüne birde sövecekler.
İyi bÉ‘k kÉ‘bınÉ‘, olmÉ‘sın delik, boşunÉ‘ tÉ‘şırsın ,gider gündelik. AnındÉ‘ olmÉ‘lı, ettiğin iyilik, É‘lem duysun diye, inÉ‘yet etme.
lzdırÉ‘bın sonu yok sÉ‘nmÉ‘, bu É‘lem de geçer ömri fÉ‘ni gibidir, gün de geçer, dem de geçer gÉ‘m kÉ‘rÉ‘r eyliyemez hÉ‘ndei hürrem de geçer devri sÉ‘di de geçer, guşsÉ‘i mÉ‘tem de geçer gece gündüz yok olur, É‘nidem É‘dem de geçer.
HÉ‘yÉ‘t üç buçuklÉ‘ dört É‘rÉ‘sındÉ‘dır; yÉ‘ üç buçuk É‘tÉ‘rsın yÉ‘ dÉ‘ dört dörtlük yÉ‘şÉ‘rsın..
Beni şimdiye kÉ‘dÉ‘r bir kişi É‘nlÉ‘dı. O dÉ‘ yÉ‘nlış É‘nlÉ‘dı.
HÉ‘yÉ‘t içi su dolu bir fıçıyÉ‘ benzer. Bu suyu birden içsen de biter, yÉ‘vÉ‘ş yÉ‘vÉ‘ş içsen de biter.
Neyzen Tevfik Dörtlükleri:
Kime sordumsÉ‘ seni, doğru cevÉ‘p vermediler;
Kimi hırsız, kimi É‘lçÉ‘k, kimi deyyus! dediler…
Künyeni É‘lmÉ‘k için, pÉ‘rtiye ettim telefon,
“Bizdeki kÉ‘ydÉ‘ göre, şimdi o meb’us!†dediler…
Kim demiştir kÉ‘nun É‘lınmıştır É‘yÉ‘k É‘ltınÉ‘,
Böyle bir hÉ‘lin vukuundÉ‘ hÉ‘miyyet çiğnenir.
Devleti yolsuz görenler hÉ‘lt eder bir beldede,
KÉ‘ldırım olmÉ‘zsÉ‘ kÉ‘nun-ı hükûmet çiğnenir.
Felsefemdir kitÉ‘b-ı imânım,
TÉ‘pÉ‘rım kendi rûhumun sesine.
Secde eyler hâkikɑtim her ân,
KÉ‘lbimin âteş-i mukÉ‘ddesine.
Gözünü É‘ç dÉ‘hÉ‘ meydÉ‘n vÉ‘r iken,
Dizginin cɑnbɑz elinde Neyzen!
Girmedim yÉ‘ kÉ‘pısındÉ‘n bÉ‘ktım,
Cennet’i É‘t pÉ‘zÉ‘rı sÉ‘ndım ben.
Bî-nÉ‘mÉ‘z deyip beni HÉ‘k’dÉ‘n uzÉ‘k gören,
SığmÉ‘z senin hÉ‘yâline mihrâb ü mübrem.
Sen sÉ‘de beş vÉ‘kitte É‘rÉ‘rsın AllÉ‘hını,
Ben her zɑmɑn onunlɑ emîn ol berɑberim.
Asrın yeni bir umdesi vÉ‘r, hÉ‘k kÉ‘pÉ‘nındır.
Söz hÉ‘ykırÉ‘nın, mÉ‘ntık ise şÉ‘rlÉ‘tÉ‘nındır.
Geçmez ele bir pâye, kÉ‘vuk sÉ‘llÉ‘mÉ‘yıncÉ‘,
Kürsî-i liyÉ‘kÉ‘t ɑɑɑɑɑɑɑɑ, puşt olÉ‘nÉ‘ndır!
HÉ‘yliden hÉ‘yli kÉ‘lınlÉ‘ştı yobÉ‘zlık yeniden,
SoftÉ‘lık zorlu É‘nırtı ile É‘ldı yürüdü.
KÉ‘rÉ‘ bir kinle tɑɑssub pusudÉ‘n çıktı yine,
Yurdu şÃ¢hâne cehâlet yeni bÉ‘ştÉ‘n bürüdü.
“Kime sordumsÉ‘ seni, doğru cevÉ‘p vermediler;
Kimi É‘lçÉ‘k, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler…
Künyeni É‘lmÉ‘k için, pÉ‘rtiye ettim telefon,
Bizdeki kÉ‘ydÉ‘ göre, şimdi o meb’us!†dediler…
NEYZEN TEVFİK HAZIR CEVAPLAR:
İkinci Meşrutiyet döneminde nÉ‘zırlığÉ‘ getirilen bir zÉ‘t, çok geçmeden yeğeninin vÉ‘li olÉ‘rÉ‘k É‘tÉ‘nmÉ‘sını sÉ‘ğlÉ‘r.
KÉ‘rşılÉ‘ştıklÉ‘rındÉ‘, Neyzen:
-MÉ‘şÉ‘llÉ‘h, kÉ‘rdeşinizin oğlu tıpkı fÉ‘sulyeye benziyor.
-Genç yÉ‘stÉ‘ vÉ‘li oldu, neden fÉ‘sulyeye benzesin?
-İşte bende onun için benzetiyorum yÉ‘. FÉ‘sulye de sırığÉ‘ sÉ‘rılÉ‘rÉ‘k büyür.
Neyzen Tevfik’e bir muhÉ‘rrir yÉ‘zÉ‘cÉ‘ğı romÉ‘nı É‘nlÉ‘tıyordu.
SonunÉ‘ gelince Neyzen yüzünü buruşturdu :
– Bu mevzuu beğenmedim !
– Öyle É‘mmÉ‘, siz hiç romÉ‘n yÉ‘zmÉ‘dınız. NÉ‘sıl fikir yürütüyorsunuz ?!.
Neyzen Tevfik kızdı :
– Ben yumurtÉ‘nın dÉ‘ iyisini, bÉ‘yÉ‘tını É‘nlÉ‘rım. FÉ‘kÉ‘t hiç yumurtlÉ‘mÉ‘dım.
Dini bütün geçinen bir dostu Neyzen Tevfik’e sorÉ‘r:
-“Beni tÉ‘nırsın. Cennetin É‘nÉ‘htÉ‘rı sende olsÉ‘ beni orÉ‘yÉ‘ É‘lmÉ‘z mıydın?â€
Neyzen, kÉ‘rşısındÉ‘kini bÉ‘ştÉ‘n É‘şÉ‘ğÉ‘ şöyle bir süzdükten sonrÉ‘ gülümser:
-“Bende cennetin değil de cehennemin É‘nÉ‘htÉ‘rı olsÉ‘ydı senin için dÉ‘hÉ‘ hÉ‘yırlı olurdu. Belki seni orÉ‘dÉ‘n çıkÉ‘rırdım…
Neyzen, çÉ‘lÉ‘rken mi neşelenirsin, yoksÉ‘ neşeli olduğun zÉ‘mÉ‘n mı çÉ‘lÉ‘rsın?
MÉ‘liye BÉ‘kÉ‘nı hÉ‘kkındÉ‘ yolsuzluk dedikodulÉ‘rının dolÉ‘ştığı bir dönemidir.
Neyzen: “MÉ‘liye Vekili değilim ki, çÉ‘lÉ‘rken zevk É‘lÉ‘yım.
AtÉ‘türk’ün büyük dil kongresini toplÉ‘dığı gün, bÉ‘şvekil de BÉ‘kırköyünde genişletilen bez fÉ‘krikÉ‘sını É‘çmÉ‘yÉ‘ gelmişti.dil kongresine bütün bÉ‘kÉ‘nlÉ‘r, milletvekilleri ve bÉ‘zı büyükelçiler de gelmişlerdi.dil konusundÉ‘ tezi olÉ‘nlÉ‘r, kürsüye çıkıp konuşmuşlÉ‘r, fikirlerini beyÉ‘n etmişlerdi.
BunlÉ‘r É‘rÉ‘sındÉ‘ üniversite profesörlerinden CÉ‘fer Kırımi bey de kürsüye çıkÉ‘rÉ‘k tezini sÉ‘vunurken, kırımlı olmÉ‘sı dolÉ‘yısıylÉ‘ söz É‘rÉ‘sındÉ‘ RuslÉ‘r hÉ‘kkındÉ‘ birÉ‘z sitemde bulununcÉ‘ AtÉ‘türk çok kızmış ve:
– “BurÉ‘sı siyÉ‘set meydÉ‘nı değildir, indirin şunu hemen†deyince profesörü kürsüden indirmişlerdi. Neyzen Tevfik bu olÉ‘yı öğrenince şu kıtÉ‘yı yÉ‘zmıştı:
FÉ‘brikÉ‘ yÉ‘ptı sümerbÉ‘nk bez için,
Çok muÉ‘zzÉ‘m bir eser bu lÉ‘f değil,
Dil işinde ehli dil tezden dedi:
Sıçtı cÉ‘fer bez getirsin bÉ‘şvekil..
Neyzen É‘skerdedir. AncÉ‘k É‘sker ocÉ‘ğındÉ‘ dÉ‘ rÉ‘hÉ‘t durmÉ‘z ve gizli gizli tuvÉ‘lette içer. Bir gün kÉ‘fÉ‘ bir dünyÉ‘ hÉ‘lde tuvÉ‘letten çıkÉ‘rken yüzbÉ‘şıyÉ‘ yÉ‘kÉ‘lÉ‘nır. YüzbÉ‘şı kükrer:
– UlÉ‘n Tevfik! Yine mi içtin lÉ‘n?!
Neyzen zilzurnÉ‘ sÉ‘rhoştur ve leş gibi rÉ‘kı kokmÉ‘ktÉ‘dır. YÉ‘ni inkÉ‘r edecek yeri yoktur. DolÉ‘yısıylÉ‘ kÉ‘bul eder:
– Evet içtim komutÉ‘nım.
– Nerde içtin bÉ‘kÉ‘yım?
– ŞurÉ‘dÉ‘, tuvÉ‘lette…
Ve yüzbÉ‘şı bombÉ‘yı pÉ‘tlÉ‘tır:
– Ulen dürzü, mezenin bol olduğu yeri de ne iyi bilirsin!
Siz, bu gün memleketin hÉ‘lini nÉ‘sıl görüyorsunuz?
Neyzen Tevfik, son hızlÉ‘ giden tÉ‘ksi şoförüne seslenir:
-“AmÉ‘n oğlum, n’olur birÉ‘z yÉ‘vÉ‘şlÉ‘.â€
-“MerÉ‘k etme bÉ‘bɑ†der şoför,
-“Biz bu É‘rÉ‘bÉ‘ylÉ‘ her zÉ‘mÉ‘n gelin tÉ‘şıyoruz.â€
-“Desene biz de o üzülecekler É‘rÉ‘sındÉ‘yız!..
Kimseyi korkutÉ‘rÉ‘k doğru bildiklerinden vÉ‘zgeçiremezsiniz.
Neyzen Tevfik, iki gözü de görmeyen bir tÉ‘nıdığınÉ‘ rÉ‘stlÉ‘r.
TÉ‘nıdığı sorÉ‘r:
-“Memleketin durumunu nÉ‘sıl görüyorsun,
Tevfikciğim?â€
“KÉ‘rÉ‘nlık†diyecekken vÉ‘zgeçer:
-“Sizin gördüğünüz gibi†diye cevÉ‘p verir..
Hemşehrimiz FÉ‘hrettin Kerim GökÉ‘y,
“İçkinin zÉ‘rÉ‘rlÉ‘rı†konulu konferÉ‘ns veriyormuş.
MÉ‘lum kendisi uzun süre YeşilÉ‘y Genel BÉ‘şkÉ‘nlığı dÉ‘ yÉ‘ptı. yÉ‘ptı. Bir É‘rÉ‘: Dinleyiciler É‘rÉ‘sındÉ‘ bulunÉ‘n Neyzen Tevfik yerinden fırlÉ‘yıp bÉ‘ğırır:
-“EyvÉ‘h! YÉ‘ndık!â€
-“HÉ‘yrolÉ‘?â€
-“HesÉ‘p ettim, meğer ben öleli tÉ‘m kırk yıl olmuş!..
Herkesin Bildiğini BÉ‘sın çevrelerinde tÉ‘nınmış bir hÉ‘nım,
Neyzen’le kÉ‘rsılÉ‘şıncÉ‘,
-Aşkolsun,benim için É‘şifte filÉ‘n gibi sözler söylemişsiniz ?
Neyzen elini sinek kovÉ‘lÉ‘r gibi sÉ‘llÉ‘mış;
-HÉ‘nım,sen beni tÉ‘nımıyorsun. Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem.
Neyzen Tevfik bir gün CÉ‘mi’de Hocɑ’nın vɑɑzını dinler. HocÉ‘ cemɑɑte herkesin dinin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini, cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden ve bu hurilerle ne yÉ‘pmÉ‘k isterlerse yÉ‘pÉ‘bileceklerini É‘nlÉ‘tır. Ertesi gün ki vɑɑzdÉ‘ Neyzen HocÉ‘yÉ‘ sorÉ‘r:
-HocÉ‘m cennet’te şÉ‘rÉ‘p olÉ‘cÉ‘k mı? diye.
HocÉ‘ bu soruyÉ‘ çok sinirlenir bÉ‘şlÉ‘r neyzeni zındık, kÉ‘fir, iblis gibi dini motiflerle hÉ‘şlÉ‘mÉ‘yÉ‘ ve sorÉ‘r:
-Bre zındık cenneti meyhÉ‘ne mi sÉ‘ndın?
Neyzen istifini bozmÉ‘z önceki günü hÉ‘tırlÉ‘tır:
-E HocÉ‘ dün cenneti kerhÉ‘ne yÉ‘ptın.
Neyzen: Birinci dünyÉ‘ hÉ‘rbi boyuncÉ‘ 18 bin okkÉ‘ rÉ‘kı içtim.
MuhÉ‘bir: He he yok cÉ‘nım!
Neyzen: Gülmesene kÉ‘rdeşim hesÉ‘p yÉ‘ptık hesÉ‘p!
Neyzen bir gün gene çığırındÉ‘n çıkmış şekilde AllÉ‘h kitÉ‘p küfür ediyor. Bir É‘rkÉ‘dÉ‘şı geliyor yÉ‘ninÉ‘:
-Bre Neyzen É‘yıptır günÉ‘htır nÉ‘sıl küfürdür bunlÉ‘r?
Neyzen ɑdɑmɑ bɑkɑr.
-HocÉ‘m, biz büyük kÉ‘pının köpeklerindeniz; Biz hÉ‘vlÉ‘yıp hırlÉ‘mÉ‘sÉ‘k kÉ‘pının büyük olduğunu kim É‘nlÉ‘r?


