Hoşgeldin Misafir

Perişan

Dr Leland Townsend

6 Eyl 2017
16,496 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Perişan hakkında ansiklopedik bilgi
Perişan sıf. (fars. perişan). Dağılmış bir halde olan, dağınık, düzensiz, karmakarışık: Aşiyan-ı mürg-i dil zülf-i perişanındadır I Kande olsam ey peri gönlüm senin yanındadır (Fuzuli). Uykum perişandı. İspritizmacılar hemen hemen bütün vaktimi alıyordu (A. H. Tanpmar). Aklına doğru dürüst bir cümle gelmiyor ve perişan kelimeler dudaklarından teker teker dökülüyordu (Sabahattin Ali).

Acınacak bir halde olan, zavallı: Bunun kucağına göğsü bağrı açık perişan bir kadın yaslanmıştı (Ş. S. Aydemir). Biraz evvel o kadar telâşlı ve perişan görünen kadıncağız, bu son vazife karşısında hayret verici bir sükûn ve tahammül gösteriyordu (R. N. Güntekin).

Perişan etmek, dağıtmak, düzenini bozmak: Bu fırkayı Hendek önünde perişan edip dağıttık. Çoğunu esir aldık. Çoğu da öldü (S. Kocagöz). Zavallı ve acınacak bir duruma sokmak: Yok şimdi ki bizi perişan eder I Ölmek sabrı (F.H. Dağlarca).

Perişan olmak, dağılmak, düzenini kaybetmek. Acınacak bir hale düşmek: Etmeyin, sonra sokaklarda perişan olurum (M. Â. Ersoy).

— Esk. Perişan hal, zavallı, düşkün bir halde olan.

Perişan hatır, zihin dağınıklığı.

Perişanlık i. Dağınıklık, düzensizlik.

Zavallılık, acınacak hal: İçimde, buraya ilk geldiğim gece bile duymadığım bir perişanlık var (Y. K. Karaosmanoğlu).