Hoşgeldin Misafir

Pervin Buldan: Halklaşan bir partiyi asla engelleyemezsiniz

argubb

12 Tem 2018
1,242 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Buldan'ın açıklamasından satır başları şöyle:

"Kobani'de insani dayanışma ve yardımlaşmayla, Gezi'de kolektif toplumsal itirazla, sokakta kadınlarla, gençlerle, emekçilerle, siyasette ise HDP ve demokrasi güçleri ile tam bir savaş halindeler. Gezi Davası, Kobani Davası, HDP'yi kapatma davası, siyaseti biten ancak emrindeki yargı gücü ile ayakta durmaya çalışan AKP MHP iktidarının yarattığı hukuksuzluk karanlığıdır.

Dün Gezi Davasında karar çıktı. Beraatle sonuçlanan Gezi Davasını kumpaslarla yargılamaya dönüştürüler. Kavala'ya müebbet, 7 arkadaşımıza 18 yıl ceza verdiler. Hepsine ayrı ayrı selamlarımı gönderiyorum. Hukuk ve adalet mücadelesinde yalnız değilsiniz. Türkiye'nin demokratik vicdanı sizinle. Gezi davasının hâkimini biliyorsunuz, AKP'nin vekil aday adayı çıktı. Kobani kumpas davasının mahkeme başkanı da çete üyesi çıkmıştı. Ortada bağımsız bir yargı yok, hukuk hiç yok, bir düşman hukuku bile kalmamış durumda. AKP'nin ele geçirip yönettiği mahkemelerin kendileri de yargılamaları da kararları da asla hukuki değildir, siyasi kararlardır, siyasi mahkemelerdir, bu yapılan duruşmalar siyasi duruşmalardır.

Mahkeme üyesinin karara düştüğü şerh her şeyi izah ediyor. 'Her türlü kuşkudan uzak, somut başka delil yoktur' tespiti, hukuksuz, delilsiz yargılamanın bir kumpas olduğunu ortaya koyuyor.

Aynı kumpası biz delilsiz Kobani davasında da gördük. 20 arkadaşımızı hukuksuzca tutukladıklarını gördük, ortada bir delil yok, bir belge yok.

Gezi'de verilen cezalar tüm topluma yönelik verilen bir gözdağı. Hak, eşitlik, özgürlük taleplerini; yargı kumpaslarıyla engelleme girişimidir. Gezi'de verilen cezanın ardan AKP Genel Başkanı, yargı mensuplarıyla iftar yemeğinde çıkıp, 'adaletin olmadığı yerde huzur olmaz' dedi bir de! Bunu söyleyen AİHM kararını tanımayan zihniyet!

Adalet duygusunu zedeleyen de, toplumda huzur bırakmayan da, barışı yok eden de sizin iktidarınızdır, sorumluyu başka yerlerde aramayın.

Taksim'deki toplumsal dayanışma bu ülkedeki adalet için, özgülük için asla sönmeyecek bir umuttur. Bu umudu cezalarınızla, başkanı çete üyesi, hakimi milletvekil adayı adayı olan iktidar mekanizmalarınızla asla kıramayacaksınız.

İktidarın ayakta kalmak için sürdürdüğü savaşın bir diğer ayağı da, komşu ülke topraklarında hala sürüyor. Ukrayna savaşı için 'savaşanın kazananı olmaz' diyen iktidar, sınırın diğer tarafında, Federal Kürdistan bölgesinde yeni bir çatışma dalgasını başlattı. Uluslararası hukuku yok sayan, komşu ülke topraklarına girerek o ülkenin iradesini ve egemenlik haklarını yok saymak yayılmacılıktır, savaş politikasıdır.

Sürekli krizden beslenen iktidarın, Irak'a ve Suriye'ye, aynı zamanda Orta Doğu'ya savaş ihraç ederek hem bu bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmayı, hem de Kürt halkı başta olmak üzere tüm bölge halklarının barış içinde ortak geleceğini hedef aldığını biliyoruz.

Bu politikanın bedelini canıyla, ekmeğiyle halka ödettirecekler. Çatışmacı siyaset, Kürt sorununu daha da derinleştirecek ve bir çıkmaya sürükleyecek.


"Halklar adına barışı savunmak da bizim varlık gerekçemiz"​


AKP Genel Başkanı geçen hafta yaptığı konuşmada, 'bu operasyondan tek rahatsız olan HDP'dir' dedi. Bu sözler aynı zamanda savaş politikalarına karşı çıkmayan siyasal muhalefetin içine düştüğü durumu ortaya çıkarmaktadır. İktidar olarak siz gayet rahat olabilirsiniz ama biz savaş politikalarınızdan kesinlikle rahatsızlık duyuyoruz. Halk da bölge halkları da huzursuz ve rahatsız. Siz rahat olabilirisiniz ama biz gençlerin cenazalerinin gelecek olmasından rahatsızlık ve üzüntü duyuyoruz. Bölge halklarının huzurunu kaçırmanızdan rahatsızlık duyuyoruz. Siz bizim barış politikamızdan rahatsızlık duyuyorsunuz ama barışı savunmaya devam ederek sizi rahatsız etmeye devam edeceğiz. Savaş sizin varlık nedenininiz olabilir ama halklar adına barışı savunmak da bizim varlık gerekçemiz.

"Savaş karşıtı ittifakı hep birlikte büyütelim"​


Bu ülkeyi yoksullaştıran, ekmeğimize göz diken, kamuyu yolsuzluk çukuruna sokan bu adaletsiz ve vicdansız iktidar düzeninden kurtulmanın yolu, kendi iktidarları için başlattıkları savaşa karşı en güçlü şekilde karşı çıkmaktan geçer. Hep birlikte savaş politikalarına ve talan düzenine dur diyelim. Savaşsız, ortak ve eşit gelecek için, adalet için, alın terimiz için savaş karşıtı ittifakı hep birlikte büyütelim.

İktidarın çatışmacı, yayılmacı politikalarına karşı ses çıkarmayan siyasal muhalefetin de tutumunu gözden geçirmesi, iktidarın ömrünü uzatacak politikalara hizmet etmekten bir an önce kaçınması gerekir. Halkın beklentisi budur. Ortak geleceği konuşmak istiyorsanız, savaş politikalarına karşı durmanız, barışın yanında yer almanız gerekiyor. Büyük bir ekonomik yıkım yaşayan bu halk ne yeni bir savaşın ağır maliyetini ne de bu iktidarın talan ve hukuksuzluklarını kaldırabilecek durumda! Bu gerçeğin herkesi iyi görmesi net ve ilkeli olması gerekir.

Çatışmalı sürecin tırmandığı her dönem, Türkiye halkları daha fazla yoksullaştı.