Hoşgeldin Misafir

Reankarnasyonun ispatı ( ruhun öldükden sonra yeniden dünyaya dönmesi)

Dr Leland Townsend

6 Eyl 2017
16,490 Mesaj

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:
Reenkarnasyonun gerçek olup olmadığı tartışma konusudur. Eğer bir şey gerçek bir vakıa ise İslâm onu reddetmez. Çünkü İslâm, gerçeklere ters hükümler getirmez. Reenkarnasyon anlamına gelebilen ayetler vardır. Ancak İslâm bilginlerinin çoğunluğu reenkarnasyonu kabul etmezler.

Ateş`e göre, Kur`an`da Reenkarnasyon manasına gelebilecek âyetler mevcuttur. İhvan`ı Safa gibi bazı felsefi akım mensupları söz konusu âyetlerden bu görüşü çıkarmışlardır. Ateş, Razi`nin tefsirinde bu türlü yorumlara yer verdiğini, kimi zaman bu tür yorumları kabul ettiğini, kimi zaman da reddettiğini nakletmiştir. Ateş`e göre önemli olan, kıyameti inkâr etmemektir. Ona göre, Kıyamet inancı esas olduktan sonra bir insan tekrar denenmek üzere bir kez daha bedenleşmesi, İslam inanca aykırı değildir. İslam`a aykırı olan “Tenasüh” Yani reenkarnasyona benzeyen Hint inanışıdır. Ateş`in bu görüşlerinden de anlaşılan odur ki, Tenasüh ile Reenkarnasyon kimilerinin savunduğu gibi aynı şeyler değildir.

Ateş, cumhurun reddettiği Tenasüh ile Reenkarnasyonu birbirinden farklı anlamıştır. Çünkü Ateş`e göre Tenasüh; “kötülük yapmış olan kişilerin ruhlarının azap çekmek üzere hayvan bedenlerine girerek dünyaya gelmesidir.” Tenasühe göre hayat oku yönü aşağıya doğru dönüktür, insanın mevcudatta en yüksek mertebeye sahip olan insanlık makamından daha alt seviyedeki hayvanlık konumuna bir iniş anlaşılmaktadır. Ancak Ateş, Tenasüh anlayışını âyetlerin koyduğu evrim yasasına aykırı görmüş, bu sebeple insanlık mertebesine kadar evrimleşmiş bir ruhun, bu mertebeden aşağı inmesi savını kabul etmemiştir. (Ateş; İnsan ve İnsan Üstü (Ruh, Melek, Cin, İnsan), Yeni Ufuklar Neşriyat, Üçüncü Baskı, İstanbul, 1995, s.144, Kur`an Ansiklopedisi, c. 30, s. 236)

Ateş`e göre Reenkarnasyon, olgunlaşamayan veya bu olgunlaşmaya zaman bulamadan bedeninden ayrılan ruhun, yine bir insan bedeninde bir kez daha dünyaya gelmesidir. (Ateş, Kur`an Ansiklopedisi, c. 30, s. 237)

Anlaşılan o ki, Ateş bu tanımlamalarla kendince Tenasüh ile Reenkarnasyon`un arasını net çizgilerle ayırmış ve Tenasüh inancını şiddetle reddetmiştir. Ateş, Reenkarnasyonu savunanların çeşitli âyetleri görüşlerine delil olarak kullandıklarını dile getirmiştir.

“Sizi biz yarattık, biz! Tasdik etseydiniz olmaz mıydı? Akıttığınız meniyi gördünüz mü? Siz mi yaratıyorsunuz onu, yoksa yaratıcılar bizler miyiz?Ölümü aranızda biz takdir ettik. Yerinize diğer benzerlerinizi getireceğiz ve sizi bilemiyeceğiniz bir şekilde yeniden oluşturacağız.Yemin olsun, ilk yaratışı/yaratılışı bildiniz. Peki düşünüp ibret alsanız olmaz mı?” Vakıa 57-62

Ateş’e göre Vakı`a suresinin 61`inci âyetindeki, “Sizin yerinize benzerlerinizi getirelim” cümlesinden, ölen kuşakların yerine yine kendilerine benzer kuşakların getirileceği; yeniden yaratılacak insanın bedeninin aynı değil benzeri olacağı “Sizi bilmediğiniz bir biçimde yaparız” anlamındaki ikinci cümleden de insanın başka bir bedende bilinmeyen bir biçim ve sıfattayeniden yaratılacağı anlaşılır. Zira ona göre,daha önce geçen benzeri âyetlerle karşılaştırılırsa bu âyetlerden de kemal bulmadan tekamülünü tamamlayamadan ölmüş insan ruhunun, başka bir zamanda ve yeni bir bedene bilinmeyen bir bedene sokulup bedensel hayata getirileceğimanası çıkarılabilir.

Olgunlaşmamış ruhların bedensel hayata geri getirilmesiyle bedenden bedene geçen ruh bu bedenler içinde dünyanın ıstırabını, sıkıntılarını çekerek olgunlaşır. Bu gelip gitmeler ruhu pişirip olgunlaştırır. Her bedensel hayatta yapılanlar ruhun daha sonraki hayatının kaderini belirler. Olgunlaşan tekamül etmiş ruh bir daha bu bedensel hayata dönmez. Ama olgunlaşmayan ruhlar olgunlaşıncaya dek yeni bedenlere sokularak dünyaya getirilirler. (Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri; c.9, s. 238).

Reenkarnasyon anlayışında, insanın ruhu ikinci bir kere başka bir bedende yeniden dünyaya gelecek ise, şöyle bir soru akla gelebilir: “Bu ikinci bedenlenme nasıl olacaktır?” Bu mukadder sorunun cevabı Ateş`e göre Vakı`a 62`inci âyette mevcuttur. Çünkü, yeniden yaratılacak insanın yaratılma eylemi “halk” fiiliyle değil, “inşaa” filiyle anlatılmaktadır. Ateş bu söylemden, insanın yeniden yaratılışının yine ilk yaratılması gibi hücrelerin bölünüp çoğalmasıyla olacağı yorumunu çıkarmıştır. Ateş`in böyle bir sonuca varmasının sebebi ise, “inşa” kelimesinin anlamlarından birinin yapı malzemelerini üst üste koyup binayı yapmak anlamına gelmesidir. İnsanın anne karnında yaratılma eylemi de bölünüp çoğalan hücrenin üst üste binerek inşa edilmesidir ki, Ateş`e göre, bu eylemin ifadesi için “inşa” fiili daha uygun düşmektedir. (Ateş; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s. 269).

Ateş, her ruhun Reenkarnasyon işlemine tabi tutulmayacağı görüşündedir. Bu anlayışının sebebi ise, mezkur âyetlerin olgunluk kazanmış mü`min insanlara değil; âhireti inkâr eden kemal bulmamış cehennem halkına hitap ettiğine inanmasıdır. Yani olgunlaşmamış inkarcı insanlar, olgunlaşmak üzere yeniden bedenlere sokularak yaratılacaklardır. Ateş`e göre bu takdirde ba`s, (yeniden bedensel hayata çıkarma, öldükten sonra dirilme) olayı kemal bulmamış ruhlara mahsus olabilir. Kemal bulmuş ruhlar, huld cennetine gittiklerinden bedensel hayata dönemezler. Zira Ateş`e göre,bedenden bedene geçen ruh, ancak bu bedenler içinde dünyanın ıstırabını ve sıkıntılarını çekerek olgunlaşır. (Ateş; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s. 269).

“Dediler: “Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol daha var mı?” Mümin 11.

Ateş bu âyetten cehennemliklerin iki kez bedenlendirilmiş ve iki kez ölümü tattıktan sonra cehenneme atıldıkları yorumunu çıkarmıştır. Zira ona göre, bu kadar geniş fırsattan sonra olgunlaşmayan insan da cehennemi hak etmiştir. Dünyada iki kere bedenlenmesine rağmen olgunlaşamayan kişinin ruhu cehennemde azaba çakıla çakıla olgunlaşacaktır. Çünkü her ruh olgunlaşmaya mecbur ve mahkumdur. (Ateş;Yüce Kur`an`ın Çağdaş Tefsiri, c. 8, s. 68; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s. 270) Ateş`e göre bu izahlar âhireti inkâr değildir. Zaten o`na göre, suçlu ruh cennete giremez. Dünyada bu ruha bir kez daha fırsat tanınır. Eğer yine kemale erişemez ise cehennemde cezasını çekerek kemal`e erer. Zaten Ateş`e göre cehennem cennet gibi baki de değildir. (Ateş; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s. 271.)

Bu ayet bazı insanların ikinci, üçüncü kez bedenlenmek üzere dünyaya geri gönderildiklerini gösteriyor. Bu ayete paragraf ilaveler yaparak istedikleri anlamlara çekenlerin kendi kanaatlerini Kur’an’a sokmaktan başka hiçbir dayanakları yoktur.

“Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: “Nerdesin ey ölüm!”Bugün bir ölüm çağırmayın, birçok ölümü davet edin.” Furkan 13-14.

Belki de bu ayetlerde, dünyada olgunlaşıp, bedenin ölümünden sonra cennete giden ruhların, bir daha dünyadaki bedensel hayata dönemeyecekleri, fakat dünya da olgunlaşmadan bedenden ayrılan ruhların, bir süre ruhsal azaptan sonra bedene dönüp tekrar ölecekleri, ta ruh olgunluğuna erinceye dek birkaç kez bedensel hayata dönüp ölümü tadacakları; ancak olgunlaşmış olan ruhların bedenden ayıldıktan sonra cennetlere girip ölümsüzlüğe erecekleri anlatılmış olabilir. Bu ve benzeri ayetlerin zâhirinden bu mânâ anlaşılmaktadır.

Ateş, ayetlerin bir reenkarnasyon ihtimalini belirten ifadelerinin çeşitli tevillerle bu anlama gelmediklerini söyleyenleri de şöyle eleştirmektedir:

“İnsanlar, belli yönde şartlanmış olan kamunun tepkisinden çekindikleri için bazı ayetlerin açık anlamını tevil etme yolunu tutmuşlardır.” (Ateş; Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri c.8/s. 318) (tevil=başka anlamlar verme)

“Siz ölülerdendiniz. O sizi diriltti. Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir. Nihayet O’na döndürüleceksiniz. ” Bakara 28

Reenkarnasyon taraftarları, kendi düşüncelerinin Kur`an`a aykırı olmadığını ispatlamak için bu âyeti kanıt göstermişlerdir. Çünkü, bu âyeti yorumlarken modern ilimin verilerine göre babanın belindeki sperma canlıdır. Bu âyet hakkında geleneksel tefsir yorumlarına bakacak olursak, “babanın belinde bulunan nutfe cansız ölüler gibidir” (Elmalılı c. 1, s. 248). Ateş ise bu görüşün aksine, modern ilmin ışığında âyeti yorumlarken, insanın babanın sulbünde sperm halindeki durumunu, ölü olarak nitelendirmemiştir. Zira, sperm de diridir ve boyutundan umulmayacak derecede bir canlılık ve harekete sahiptir. Gâyet bilinçli hareket eder. Ateş`e göre, bu sebeple “Siz ölüler idiniz” ifadesi, insanın tohum halini anlatmamaktadır. (Ateş; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s. 252.).

Zira Ateş`e göre ruh ile beden birlikte yaratılmıştır. Bedenden önce ruhlar alemi diye bir yer yoktur. Bedenden önce ruhların yaratıldığı anlayışını Ateş, müfessirlerin kendi kafalarında önceden yerleştirdikleri düşüncelerin bir sonucu olarak görmüştür. O, ruhlar alemini bedenlerden önce yaratıldığı görüşüne karşı çıkmış, aksine bedenlerden ayrılan ruhların oluşturduğu bir alem olarak anlamıştır. (Ateş; Yüce Kur`an`ın Çağdaş Tefsiri, c. 3, s. 412; Kur`an Ansiklopedisi, c. 18, s. 66.)

Nitekim bu konuya aşağıda değinilecektir. Ateş bu anlayıştan hareketle, ilk bedeninden ayrılan bir ruhun olgunlaşmak için ikinci bir bedene geçene kadar bulunduğu yere ruhlar alemi denebileceğini iddia etmiştir. Durum böyle ise yukarıda zikre geçen âyetti nasıl anlamak gereklidir? Ateş`e göre bu âyet, ruhun bedensiz durumunu anlatmaktadır. Yani bir bedenden ayrılmış (buradan kişinin dünyaya geldikten sonra ölmesi kastediliyor) ve olgunlaşmak için başka bir bedene girmek zorunda bulunan ruh, “ölü” olarak ifade edilmiştir. Yani onun bedeni ölmüştür. O ruh bir ölünün ruhudur. Ayrıldığı bedeni kastedilerek ona “ölü” denmiştir. Onun, yeni bir bedene sokulması, diriltilmesi demektir. O bedeninden ayrılması da ikinci ölümdür. Bu ikinci ölümden sonra tekrar “diriltilmeden” den söz edilmemiştir. Bu anlayışın sonucu olarak Ateş, “artık evrimini tamamladığı için ruhun yeni bir bedene girmesine gerek kalmadığını belirtmiştir.” (Ateş; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s. 252).

Ateş`in bu âyet hakkındaki yapmış olduğu yorum, yani âyetteki “ölü idiniz” derken budünyada ölen kimselerin kastedilmesi daha doğru gibidir. Zira ölümün olması için ölümden önce bir hayatın olması lazımdır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Ateş`in “insan ruhu” dendiği zaman, ne anladığını kısaca incelemekte yarar vardır. Zira Ateş, meni hayvancıklarında ve yumurtada ruh`un varlığını savunur. Fakat onlardaki ruh sadece canlılık vasfını taşıma özelliğine sahiptir. Ateş ruhun bu çeşidini, hayvansal ruh olarak isimlendirmiştir. Yumurta döllendikten, hadislerde belirtilen süre içinde çocuğun organları teşekkül ettikten sonraysa, ruha melek tarafından insan bilinci üflenir.

Ateş bu görüşüne delil olarak da aşağıdaki âyeti kullanmıştır:

“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene. Ardından da ona bozukluğunu ve takvasını ilham edene ki,” Şems 7-8.

Bu âyete göre Yüce Allah nefsi düzenlediği zaman henüz nefis, fücur ve takvasını, iyilik ve kötülüğünü ayırt edecek bilince sahip değildir. Ne zamanki düzenlenen nefis, insan biçimine konur, işte o zaman fücur ve takvasını idrak etme düzeyine gelmiş olur. Bu idrak Allah tarafından ona lütfedilir. (Ateş Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s. 255).

Ateş`in bu izahın kaynağı ise yukarda değinildiği gibi “insana ruh üflenmesinden” ona bilinç üflenmesi anlamını çıkarmasıdır.

“Hani Rabbin, ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini alıp onları öz benliklerine şahit tutarak sormuştu: “Rabbiniz değil miyim?” Onlar: “Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz.” demişlerdi. Şöyle de demeyesiniz: “Daha önce atalarımız şirke batmıştı. Biz de onların ardından gelen bir soyuz. Gerçeği çiğneyenler yüzünden bizi helak mı edeceksin?” Araf 172-173.

Ateş bu âyetlerle ilgili olarak müfessirlerin âyetin ruhu ile hiçbir ilgisi bulunmayan açıklamalar yaptıklarını iddia etmiştir. Ateş`in bu iddiasının sebebi ise, bir kısım müfessirin bu âyeti “dünyaya gelmeden önce insanların, ruhlar aleminde Allah`ın kendilerinin Rabbi olduğuna şahitlik etmelerinden bahsettiği” şeklinde anlamış olmalarıdır. Bu gibi yorumlamadan klasik olarak bildiğimiz “Elest Bezmi” anlayışı doğmuştur. Ancak Ateş, bu anlayışa itiraza etmiştir. Çünkü ona göre müfessirler, kendi kafalarındaki düşünceyi âyete uygulamışlardır. Zira, âyette ruhlar alemine işaret yoktur. Kur`an`da insanın ruhunun bedeninden önce yaratıldığına dair bir ifade de mevcut değildir. Tersine insanın ruhu ve bedeninin birlikte yaratıldığı anlaşılmaktadır. Ancak bedenden sonra ruhun yaşadığı ve tekrar bedenlendirileceği (ba`sedileceği) hususu, Kur`an`ın birçok âyetinde vurgulanmıştır. Ona göre, Kur`an`ın ba`s (yeniden bedenlendirme) ifadesinden ilk anda anlaşılan mana, âhirette insanın diriltilmesidir.

Fakat yine bazı âyetlerde geçen “ba`s”den “bedeninden ayrılmış olan ruhun, yeni beden içinde dünyaya getirilmesi” manası da anlaşılabilir. Eğer o âyetlerdeki kasıt bu ise, o zaman müfessirlerin ruhlar alemi açıklamaları uygun olabilir. Ateş`e göre yukarıdaki âyeti bu şekil de anlamakla ancak “ruhlar alemi bedenden ayrılan canların oluşturduğu berzah alemi” olarak anlaşılması doğru olacaktır. (Ateş;Yüce Kur`an`ın Çağdaş Tefsiri, c. 3, s.413; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s. 257).

Ateş geleneksel anlayışa örnek olarak İbn Hazm`ın, “Ruhlar dünyada ki bedenlere girmeden önce akıllı varlıklardır. Allah dilediği yerde ruhları bulundurmaktadır. O alemden gönderilip meniden doğan cesetlere üflenen ruhlar, bedenin ölümünden sonra yine ilk bulundukları yere dönerler” şeklindeki görüşünü nakletmiştir. Ancak, İbn Kayyım el-Cevziyye`nin “Kitabu`r-Ruh” isimli eserinde bu konuyu izah ettiğini ve İbn Kayyım’ın, İbn Hazm`ın bu görüşünün Kitap, Sünnet ve icmada hiçbir yerinin olmadığını söylediğini nakletmek suretiyle bu konuda mütekaddim ulemadan nakillerde bulunarak da kendi görüşünü desteklemiştir. (Ateş;Yüce Kur`an`ın Çağdaş Tefsiri, c. 3, s. 414; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s.263).

Ateş`in bu görüşlerinden Ruhlar alemini inkâr ettiği anlamı çıkarılmamalıdır. Zira Ateş, ruhlar aleminin varlığına inanmaktadır. Ancak bu, henüz bedenler yaratılmadan önce insan ruhlarının yaratılıp bulundukları yer değil, bedenlerden ayrılan ruhların gittiği yerdir. Bedenlerden önce ruhlar aleminin varlığı konusu hiçbir delile dayanmadığına göre, eğer hadisler sahih ise- ki Ateş, sahih olduğu kanısındadır- cenine üflenen ruh, bedenden ayrılan ruhların oluşturduğu alemden alınmaktadır. Ya da cenine üflenen ruh, cenine bilinç verilmesi anlamını taşır. Çünkü aşılanmadan itibaren cenin canlıdır. Öyleyse ona ruh üflenmesi, bilinç verilmesi demektir. (Ateş; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s.264).

“Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Üstündür, bağışlayandır.” Mülk 2

Ateş, bu ve Bakara Suresindeki âyette hep ölümün hayattan önce zikredildiğine dikkat çekmiştir. Müfessirlerin ise, bu konuyla ilgili çeşitli izahlarda bulunduğunu ancak, bu izahların kesin bir kanıta dayanmadığını ve tahminden başka bir anlam ifade etmediğini dile getirmiştir. Ateş, “ölümle, bedenden ayrılmış ruhun yeniden bedenlenerek bedensel hayata getirildiğine işaret olunmuş ise, bu takdirde ölümün hayattan önce anılması son derece uygun ve anlamlı” olduğunu söylemiştir. Çünkü Ateş`e göre, insanın bu hayatından önce bir ölüm geçmiş, yani bu hayat bir ölümden sonra vaki olmuştur. Bu yorumdan hareketle ölümün önce anılmasında bir hikmetin olduğunu savunmuştur. (Ateş; Kur`an Ansiklopedisi, c. 20, s. 265.)

Anlaşılan odur ki, Ateş âyet hakkında yapmış olduğu yorumla, bu âyetin Reenkarnasyona işaret ettiğini ispatlamaya çalışmıştır. (Ateş; Yüce Kur`an`ın Çağdaş Tefsiri, c. 9, s.527).

“Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde şöyle der: “Rabbim, beni geri döndürün; Döndürün ki, o arkada bıraktığım yerde iyi bir iş yapayım.” Hayır, bir kelime ki bu, o söyler onu. Ötelerinde, dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır.”(Müminun 99-100).

Bir kısım müfessirler bu âyetin Reenkarnasyon inancını reddettiğine dikkat çekmişlerdir. Ancak Ateş`e göre, bu iki âyette ruhun tekrar dünyasal bedene döndürülemeyeceği manası çıkabilir ise de; ruhun hiç dünyaya dönmeyeceği değil, tekrar bedenleneceği zamana kadar bir geçit, yani bir ara zaman bulunduğu anlatılmaktadır. Âyette ruhun ba`s olunacağı kesindir. Ancak Ateş`e göre, bu ba`s hemen ölümün ardından değil, belli bir zaman aralığından sonra olacaktır. Ateş, âhiret bedenlenmesinin muhakkak olduğuna inanmakla birlikte şu soruyu kendi kendine sorar: “Acaba bu âyette olgunlaşmamış ruha bir kez daha dünyada bedenlenme fırsatının verileceği anlatılmış olamaz mı? Ateş bu ihtimalin her zaman için var olduğunu savunmuştur.

“Ve Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi. Sonra sizi yere geri gönderiyor ve sonra bir çıkarışla tekrar çıkarıyor.” Nuh 17-18

İnsanı temelde topraktan, çeşitli aşamalardan (bitki-sperm-insan aşamalarından) geçirerek yaratan Allah, ölümle tekrar toprağa döndürür; ama aynı olguyu tekrarlar. Dikkat edilirse burada hitap edilen insanlar, inanan insanlar değil, Hz. Nûh’un hitap ettiği, irşada çalıştığı müşrik insanlardır. İşte onlara hitaben: ‘Sonra sizi tekrar toprağa döndürüyor ve birkez daha ondan çıkarıyor’ buyuruluyor. Müşrik, suçlu insanın, cezasını çekip olgunlaşmak üzere yeniden topraktan çıkarılıp yaratılacağı belirtiliyor.

Bu anlatımda iki ihtimal vardır. İnsan, kıyamette yeniden bedene sokulup topraktan çıkarılacaktır. Müfessirlerin büyük çoğunluğunun kanaatine göre, haşr, şu toprak üzerinde olacaktır. Bu taktirde ayette bedenden ayrılan insan ruhunun, yeniden bedene sokulup, haşrın olacağı bu dünyaya yeniden getireleceği anlatılmıştır. Bu ikinci anlamı güçlendiren birkaç ayet vardır. (Ateş; Yüce Kur`an`ın Çağdaş Tefsiri, c.10/s.83)

Ateş’e göre

“Biz yarattık onları ve kuvvetli yaptık bağlarını/eklemlerini. Dilediğimizde benzerleri ile değiştiririz onları.” İnsan 28,

“Bir spermden yarattı onu, ölçülendirip biçimlendirdi…Sonra onu öldürdü, kabre koydurdu: Sonra dilediği zaman diriltip ortaya çıkardı onu.” Abese 19-22.

ayetlerde de tekrar bedenlenmeye işaret vardır.

‘Derileri piştikçe, azabı tatsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz‘Nisa 56

ayeti, ünlü İslamî düşünce ekolü İhvânu’s-Safâ tarafından tekrar bedenlenmeye delil olarak değerlendirilmiştir. (Ateş; Yüce Kur`an`ın Çağdaş Tefsiri, c.8/s.202). Ateş bir TV programında reenkarnasyon yok diyenlerin bu ayeti nereye koyacakları sorusunu sormuştur.
Çok daha ayrıntılı bilgi isterseniz ve ya Reenkarnasyonun olduguna tam inanmadıysanız http://bilimselolay.wordpress.com/20...asyonun-ispati sitesini ziyaret edin