Dr Leland Townsend
- 6 Eyl 2017
- 16,496 Mesaj
Aktiflik
Seviye
Deneyim
Sinema fenerleri, vizyona yeni giren filmlerin tanıtımlarının yapılması için sinema salonu işletmecileri tarafından sinema binasının ön cephesine asılmak üzere, bu işlerle uğraşan ressamlara özel olarak yaptırılmış devasa boyutlardaki ışıklı afişlere verilen addır. 1930'lu yılların sonlarından başlayarak 1970'li yıllara kadar kullanılmaya devam edilmiştir.
Bu afişler elle çizilip boyanır, baskı ve fotoğraf teknikleri kullanılmazdı. Genelde filmin oyuncularından biri veya birkaçının filmden alınmış ve filmin temasını yansıtan bir pozu devasa büyüklükteki bez ve kartonlara renkli olarak çizilerek yağlıboya veya benzer tekniklerle ve dikkati çekecek derecede canlı ve abartılı renklerle boyanırdı. Burada maharet sinema fenerinde resmedilen karakterin yüzünün kendisine benzetilmesindeydi. Bunlar genelde naif resimler olurlardı.
Daha fazla vurgulama gerektiği zaman da belli bir figür dekupaj (kenarlarını kesip çıkarma) tekniğiyle ön plana çıkartılır ve fon teşkil edecek başka bir afişin üzerine tutturulurdu, böylece fenere üçüncü bir boyut, bir hacim de kazandırılmış olurdu. Dekupaj tekniği yaratıcı bir biçimde de kullanılırdı. Örneğin Göksel Arsoy ve Cavidan Dora'nın oynadıkları Orman Çiçeği Nilüfer filmi "Taksim Sineması"nda (eski adı "Majik") oynarken, o film için yapılan fenerde, film ormanda geçtiği için, dekupajla yapılmış orman bitkileri kapı üzerine konmuştu. Muhtemelen seyircilerin sinemaya girerken ormana giriyormuş gibi hissetmeleri istenmiştir. Bazen de seyirciler sinemaya bir aktörün iki bacağının arasından ya da çatılmış iki kılıcın altından veya bir yaratığın dişleri arasından geçerek girerlerdi. Bu fenerler geceleri de dikkat çekmeleri için projektörlerle aydınlatılırlardı.[1]
Bu afişler elle çizilip boyanır, baskı ve fotoğraf teknikleri kullanılmazdı. Genelde filmin oyuncularından biri veya birkaçının filmden alınmış ve filmin temasını yansıtan bir pozu devasa büyüklükteki bez ve kartonlara renkli olarak çizilerek yağlıboya veya benzer tekniklerle ve dikkati çekecek derecede canlı ve abartılı renklerle boyanırdı. Burada maharet sinema fenerinde resmedilen karakterin yüzünün kendisine benzetilmesindeydi. Bunlar genelde naif resimler olurlardı.
Daha fazla vurgulama gerektiği zaman da belli bir figür dekupaj (kenarlarını kesip çıkarma) tekniğiyle ön plana çıkartılır ve fon teşkil edecek başka bir afişin üzerine tutturulurdu, böylece fenere üçüncü bir boyut, bir hacim de kazandırılmış olurdu. Dekupaj tekniği yaratıcı bir biçimde de kullanılırdı. Örneğin Göksel Arsoy ve Cavidan Dora'nın oynadıkları Orman Çiçeği Nilüfer filmi "Taksim Sineması"nda (eski adı "Majik") oynarken, o film için yapılan fenerde, film ormanda geçtiği için, dekupajla yapılmış orman bitkileri kapı üzerine konmuştu. Muhtemelen seyircilerin sinemaya girerken ormana giriyormuş gibi hissetmeleri istenmiştir. Bazen de seyirciler sinemaya bir aktörün iki bacağının arasından ya da çatılmış iki kılıcın altından veya bir yaratığın dişleri arasından geçerek girerlerdi. Bu fenerler geceleri de dikkat çekmeleri için projektörlerle aydınlatılırlardı.[1]
