Hoşgeldin Misafir

Sünbül Efendi Hazretleri ve İlim

Ebu Ubeyde

Ebu Ubeyde

Özgür Filistin 🇵🇸 Free Palestine
Dünyalı
13 Ocak 2024
2,873 Mesaj
TIM Görevleri
2

Aktiflik

Seviye

Deneyim

TIM / GÖREV:


》KISSADANHiSSE 》

Şeyhülislam İbn-I Kemâl Hazretleri (Kemalpaşazâde), Hadîs, Tefsîr, Fıkıh Gibi İslâmî İlimler Başta Olmak Üzere, Târih, Edebiyat, Felsefe, Dil Ve Tıp Alanlarında Da Eser Vermiş Çok Yönlü Bir Âlimdir. Birçok İlme Olan Vukûfu Ve Bu Alanlarda Verdiği Eserlerle Osmanlı İlim Ve Kültürünün En Büyük Temsilcilerinden Birisidir. Osmanlı Ulemâsı Arasında İlmî Kudretinden Dolayı “El-Muallimü’l-Evvel” Unvânıyla Anılmıştır. Hattâ Vefâtında “İrtehale’l-Ulûmu Bi’l-Kemâl” (Kemal’le Birlikte İlimler De Öldü) Denmiştir.

Kemalpaşazâde, Vaktiyle, İlk Zamanlarında İlim Sahibi Olmasına Pek Mağrûr İmiş. Öyle Ki Makâmında Azametli Bir Şekilde Arkası Üzere Yaslanıp Oturmayı Âdet Edinmiş. Gelene Gidene Tepeden Bakarmış...

Bir Gün Sünbül Sinan Hazretleri, Bir Garîb Köylü Kıyâfetiyle Kemalpaşazâde’nin Makâmına Gelerek Israrla Kendisiyle Görüşmek İster. Yanına Girdiğinde, Kemalpaşazâde Âdet Edindiği Kibirli Oturuşunu Hiç Bozmadan, Gözüne Pek Hakîr Görünen Bu Zâta:

– “Israrla Beni Görmek İstemişsin, Derdin Nedir?” Diye Azarlar Şekilde Sorar.

Sünbül Sinan Gâyet Dervîşâne Ve Kemalpaşazâde’nin Kibrini Okşayacak Sûrette:

– “Efendim, Mühim Bir Suâlim Var Ve Sizden Başka Hiç Kimsenin Bu Suâle Lâyıkıyla Cevap Veremeyeceğini Düşündüğüm İçin Sizi Rahatsız Ettim.” Deyince, İyice Gururlanan Kemalpaşazâde Kendinden Emin Bir Şekilde:

– “Sor Bakalım, Nedir?” Der.

Sünbül Efendi Hazretleri Şu Soruyu Sorar:

– “Efendim! Allah’ın İlmiyle Mukayese Edildiğinde, Peygamberin İlmi Ne Kadardır? Bunu Merak Ediyorum.”

Kemalpaşazâde Cevâben:

– “Bu Ne Biçim Soru? Tabii Ki Allah’ın İlmi Sınırsızdır, Peygamber’in İlmi Mahdûddur.” Deyince, Sünbül Efendi Hazretleri:

– “Aman Efendim! Ben Böyle Anlayamıyorum. Benim Anlayabileceğim Gibi Göstererek İzâh Edin Lütfen.” Deyince, Kemalpaşazâde Kâğıt-Kalem Alarak Bir Kâğıdın Üzerine Bir Dâire Çizer Ve Şöyle Tarif Eder:

– “Bu Dâirenin İçindeki İlim, Muhât (Sınırlı) Olan Peygamber’in İlmi; Dâirenin Dışındaki Muhît (Sınırsız) Olan İlim De Allah’ın İlmidir.”

Bu Tarife Karşılık, Sünbül Sinan Yine Önceki Tavrıyla:

– “Hay Allah Razı Olsun Efendim, Bakın İşte Bunu Sizden Daha İyi Kim Anlatabilirdi? İyi Ki Size Sormuşum.” Diyerek Kemalpaşazâde’nin Gururunu Okşamaya Devam Eder Ve Tekrar Sorar:

– “Peki, Diğer Bütün Peygamberlerin İlmi, Resûl-I Ekrem Efendimizin İlmi Yanında Ne Kadardır? Bunu Da Lütfedin Efendim.”

Kemalpaşazâde İlk Çizdiği Dâirenin İçine Bir Dâire Daha Çizer Ve:

– “İşte, Peygamberimizin İlimlerine Göre Diğer Peygamberlerin İlmi De Bu Kadardır.” Der.

Sünbül Efendi Yine:

– “Hay Allah Razı Olsun, Ne Güzel İzâh Buyurdunuz.” Diyerek Bir Daha Sorar:

– “Cümle Âlimlerin İlmi, Peygamberlerin İlmiyle Kıyaslandığında Ne Kadardır?”

Kemalpaşazâde, Diğer Dâirelerin İçine Küçükçe Üçüncü Bir Dâire Daha Çizer Ve Aynı Şekilde Açıklar.

Sünbül Efendi Tekrar:

– “Peki, Bütün Okumuşların İlmi, Ulemâya Göre Ne Mertebededir?” Diye Sorunca, Kemalpaşazâde Dâirelerin Ortasına Bir Nokta Koyar:

– “İşte Bu Kadardır.” Der.

Sünbül Efendi Hazretleri, Tavrını Ve Edâsını Değiştirerek Bu Defa Sert Bir Üslupla:

– “Peki, Siz Bu Noktanın Neresindesiniz?”

Der Demez, Sedirinde Kibirle Uzanan Kemalpaşazâde, Onun Sıradan Bir Köylü Olmadığını Anlar. Muhatabının Heybetinden Titrer Ve Birden Doğrulur. Sünbül Sinan Hazretlerinin Eline Yapışır. Bundan Sonra Hâlini Islâh Eder Ve O Günden Sonra Sünbül Efendi Hazretlerini Nerede Görse Tazîm Eder, Hürmette Kusur Etmez.
---