THE TERMİNATOR (TERMİNATÖR 1) ÜZERİNE
Bir bilim kurgu için çok şey vaat eden ve bunu yerine getirebilmeyi başaran ender yapımlardandır terminator. Iyi bir bilim-kurgu filmi çekmek zordur fakat bunun kaliteli olmasını sağlamak tabiki daha da zordur bu açıdan bile ele alsak sayfalarca kritikler düzebileceğimiz bir filmdir, fakat bu yazıda terminator’ün ortaya çıkışına sadece şöyle kısa bir bakış atıp James Cameron ve ekibinin ne vaat ettiğine ve gerçekten bunu yerine getirip getiremediğine bakacağız.
Bilim-kurgu nedir? Bilim kurgu ne vaat eder?
Bilim kurgu: Yakın ya da uzak gelecek ile ilgili öykülerin bugün olası olmayan bilim ve teknoloji unsurlarını kullanarak oluşturulmasıdır. Bilim kurgu bazen geçmişi de kurgulayabilir. Bilim kurgu eserlerinin fantastik eserlerden farkı hikaye kapsamındaki kurgusal ögelerin çoklukla doğa kanunları üzerine yapılmış bilimsel önermeler ya da ispatlar dahilinde olası olmasıdır (yine de hikâyedeki bazı ögeler hala tamamen yaratıcı kurgulardan ibarettir). Böylesi farklılıkların sonuçlarını keşfetmek bilim kurgunun, onu "fikirlerin edebiyatı" yapan geleneksel amacıdır. Bilim kurgu çoklukla, bilinen gerçekliğe aykırı kurgulamalar içindeki alternatif olasılıklar hakkında eğlendirici ve rasyonel olarak yazmak üzerine kuruludur.
Şimdi Bilim-kurguyu az çok öğrendiğimize gore terminatorün hikayesine ve James Cameronun bize terminatorde ne vaat ettiğine iyice bir bakmak ve ne kadarını yerine getirebildiğini gözler önüne sermek gerek tabi bunu dönemin koşullarını göz önüne alarak yapcağız.
James Cameron Ve Terminator
Film kariyerine senaristlik yaparak başlayan Cameron daha sonra sanat yönetmenliğine kaydı. Battle beyond the stars ve Escape from new york gibi filmlerin özel efektleriyle ilgili olarak prodüktör Roger Corman’ın yönetiminde çalışan Cameron, 1978’de ilk filmi olarak kısa metrajlı ve bilim kurgu türündeki Xenogenesis’i çekti. Uzun Metrajlı ilk filmi ise birincisi daha önce Joe Dante tarafından yönetilen Piranha Part Two: The Spawning oldu bu film başarılı bulunarak İnternational Fantasy Fim Award ödülüne layık görüldü. Çekimleri Romada gerçekleştirilen film sırasında bir gece, bir makine tarafından öldürülmeye çalışıldığına dair kabus görerek uyanan Cameron’a yaşadığı tecrübe, The Terminator için fikir vermiştir. Ve Terminator’un senaryosunu yazar.
Yeni bir yönetmen olduğu için birçok yapım şirketi tarafından reddedilen Cameron sonunda Hemdale Pictures ile anlaşır. Daha sonra eşi olacak olan Gale Anne Hurd filmin yapımcılığını üstlenir ve filmin senaryosunu baştan birlikte yazarlar, Filmin dağımtımcılığını ise Orion Pictures üstlenir. Ve böylece 2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından "Kültürel, Tarihi Ve Estetik Olarak Önemli" filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi'nde muhafaza edilmesine karar verilecek olan Terminator start alır.
The Terminator Konusu
Karanlığın yılı olan 2029 yılında gezegenin yöneticileri olan akıllı makineler kusursuz bir plan yaparlar. Geçmişi değiştirerek geleceği yeniden şekillendireceklerdir. Planlanan şeyin merhameti, acı hissi, korkusu yoktur. Durdurulamayan bir şeydir. Onlar Terminatör'ü yaratmıştır. Bu ilk filmde Terminatör (Arnold Schwarzenegger) gelecekteki insanların kurtuluşunu sağlayacak kişi olan John Connor'u doğuracak olan annesi Sarah Connor'u (Linda Hamilton) öldürmek için gelecekten geçmişe gönderilen T-800 model robottur (Makine). Kyle Reese (Michael Biehn) Sarah Connor'un öldürülmesini engellemek için gelecekten gönderilen bir askerdir. John'un babasıdır. Film Kyle Reese'in Sarah Connor'ı korumak için Terminatör ile mücadelesini konu almaktadır.
The Terminator Üzerine
1980’lerde insanlara yarım yüzyıl sonra insanlık nerde olacak, teknolojiyi daha ne gibi amaçlarla kullanıyor olacağız diye sorulduğunda çok az kişi james Cameron kadar çılgın görüşler ortaya atabilirdi ama belkide çok çok daha azı böyle bir dünyayı bize betimleyebilirdi. İşte şimdi sıra James Cameron’ın bize ne vaat ettiğine ve ne kadarının tatmin edici olduğuna geldi.
Bir film için, içinde birden fazla tema barındırır Terminator, ayrı ayrı bilim-kurgu konuları üzerine belkide binlerce hikaye,roman,senaryo ve film yazılıp-çizilip çekilmiştir fakat işlediği konular itibarıyle böylesine güçlü ve zor temaları iyi harmanlamayı beceren ve bunu beyazperdeye entegre edebilen ender yapımlardandır Terminator, içerisinde zaman içinde yolculuğu, gelişen teknolojiyi, robot istilasını barındırır ve bir nevi tekno-kıyameti betimler. Terminator’de insanın doyumsuz güç iştahını, savurganlığını ve böylesine bir teknolojiyi geliştirebilen hayal gücüne sahip insanın öngörüsünün nasıl köreldiğini görürüz. Robotun R’sinin bile daha yeni yeni ortaya çıktığı dönemlerde Cameron çok fazla şey vaat etmiştir. Mesela robotlar neye benzeyecektir. Hangi alanlarda kullanılıyor olacaktır, öğrenebiliyor olacaklar mı? yani bir yapay zekaya sahipler mi? duyguları olacak mı? ne kadar güçlü olacaklar? ne kadar hızlı olacaklar? dönemin idaresi nasıl olacak? insanlar hangi şartlar altında yaşıyor olacaklar? ve o meşhur dede paradoksu nedir? olabilir mi? tabi bu paradoksun robot versiyonudur. Ve daha niceleri…
Sonuçta bir bilim kurgu olan ve alternatif bir yakın geleceği betimleyen Terminator’un dünyasında teknoloji çok hızlı gelişmiştir. Robotlar modellerine gore insan iskeletinden kullanım alanlarına göre değişkenlik gösteren birçok farklı şekillerde imal edilmiş olup tek amaçları dünya üzerinden insanlığı ve izini silip kendi robot hakimiyetlerini üstün kılma gayretleridir. Robotların demek tam da doğru olmaz çünkü bu amacı güden asıl güç Amerika Savunma Bakanlığının geliştirdiği bir proje olan Skynet adında bir yapay zekadır. Burda insanın ne kadar ihmalkar olabildiğini görürüz çünkü projenin başındaki kişiler öylesine bir kendine güvene kapılmışlardır ki kendi ürünleri olan bir zekanın kontrolleri altından çıkabileceğini düşünmemiş ve olası bütün ihtimalleri düşünerek yeterli bir kriz prosedürü geliştirememişlerdir ki Cameron bunu insanlığa çok ağır ödetmiştir. Buraya kadar vaat ettiğini ve insanı iyi yansıtmıştır Cameron. Senaryonun bu kısmı 10 üzerinden 7 almaktadır benden. Sıra sinemaya yansıtılışına yani görselliğe gelirsek özellikle robotların çizimleri ve hayal edilişleri harikadır ki bir nevi bir atıfta da bulunmaktadır ama onun üzerinde çok durmayacağım genel olarak çekim yılınıda göz önüne alırsak 10 üzerinden 9 alır.
Terminator, yokedici yani Arnold Schwarzenegger, Skynet tarafından geçmişe Sarah Connor yani Linda Hamilton’ı öldürmek ve geleceği tekrar şekillendirmek için gönderilir. Çünkü oğlu Jhon insanlığın makinelere karşı olan savaşında çok önemli bir role sahiptir. Belkide insanlığın robotlara karşı olan savaşını kazandıracak komutan yada askerdir. Ve terminator gelir gelmez işe koyulur ve sarahın peşine düşer. Fakat sahneler ve arayış üzerine çok fazla durmayacağım, Ana temalar üzerinden ele almak gerekirse bazı zayıf yönlerin yanında kırışıklığı kapatan bir makyaj gibide bir yanı vardır senaryonun bu kısmının kavgayı kendi içinde çözer. Bazı can alıcı bilim kurgu konularından biride senaryonun bu kısmında işlenir zaman içinde yolculuk, başlı başına kitap konusudur kendileri aslında ama tabi bazı büyük oyuncular gibi zaman zaman yan rollerdede görürüz kendilerini, peki nasıl? tıpkı Cameron’un kullandığı gibi. Skynet terminatoru geçmişe göndermiştir göndermesine de asıl sorun cameronun bunu izleyiciye yedirebilmesidir çünkü zaman içinde yolculuk ağır bir toptur ve hedefi tutturmak için güçlü bir çaba gerektirir. Fakat Cameron bu konuyu hiç çaba harcamadan gerçekleştirmiş gibi görünmektedir, herşey pat diye gerçekleşir sokakta hikaye anlatan bir seyyahın ifadeleri gibidir, gittim gördüm geldim der gibi. Fazla üzerinde durulmamıştır ve hikayeye entegre gibi görünmektedir fakat en can alıcı yerlerden biridir zira burayı yediremezseniz filmin bütün konusu askıda kalır. Peki burası nasıl aşılmıştır? Büyük ihtimalle dönemin zihin yapısıyla alakalıdır, 69 da yani 15 sene once Neil Armstrong aya iniş yapmış sadece amerikan halkına değil tüm dünya halklarına imkansız diye görülen birçok şeyin zamanla aşınan kayalar gibi gelgitlerle ortadan kaldırılabilinecek zor sorunlar olduğu kanısını doğurduğu ve bu düşünceyle bir nesil yetiştiren ve yetişen bireylerin zaman ve zaman içinde yolculuk kavramlarınıda böylesine yakın bir gelecekte aşılabilecek bir durum olduğunu düşünmüş olabilecekleri olabilir tabi bu düşünce filmin tüm konusunuda saçmalıktan kurtaran şeyde olabilir aslında. Neyse fazla uzatmadan vaat ettiğiyle bunu yerine getirip getiremediği konusunda ki görüşüme gelirsek, evet senaryonun bu kısmında Cameron yine vaat ettiğini gerçekleştirebilmiş gibi görünmektedir, zaman yolculuğunun sıradan birşey gibi pat diye gerçekleşmesini Terminator’un ortaya çıktığı sahnedeki görsellik silip süpürmektedir zira o dönemi göz önüne aldığınızda böyle efektlerin kullanımı inandırıcılığı arttırmıştır ki buda Cameron’un ayrıca ne kadar iyi bir yönetmen olduğunuda göz önüne serer. İyice uzattığımı düşünerek daha fazla ayrıntıya girmeden senaryonun tamamını ve sahneleri oylayacak olursam ikisinin ortalamasına 10 üzerinden 8 veririm.
Şimdi genel olarak Terminator’e bir bakış atalım. Senaryo ve ortaya çıkışı eşsizdir, yani kendi kabusunu herkesin kabusu haline getirmek ve daha sonra bunu bir rüyaya dönüştürmek basit bir iş değildir. Ufacık kıvılcımların Terminator’le nasıl bulutları yakan alevler haline geldiğini görürüz, umut, umutuszluk, teknolojinin insan üzerindeki etkisi hayal gücü ve ileri görüşlülük ve yaptığın işin hakkını vererek yapmak üzerine iyi bir yapıttır. Burdaki yazıda Terminator’un üzerindeki kaymaktan bahsettim seçtiğim birkaç konudan ve düşüncelerimden bazı notlar ilettim, Ne vaat ettiği ve ne sunduğuyla ilgili olan sorumuza gelecek olursak bence Terminator’de Cameron vaat ettiğini senaryosunda zaten gerçekleştirebilmiş ve bunu da beyazperdeye iyi bir şekilde yansıtabilmiştir.
Cast seçimlerine de kısa bir değinecek olursak Arnold için bazıları şimdilerde yapılan bazı yorumlarda göz aşinalığı diyebilir fakat Terminator için kendisinden daha uygun bir actor daha bulunamazdı. Arnold’un unutulmaz performansıyla bir t-800 aşığı genç kız kuşağı yetişti, belkide robotla ilişkiyi göreceli kılan kişiydi kendisi tabi üzerinden pek durmamak gerek. Sarah Connor için ise gerçekten cuk diye oturmuş ve oyunculuğu ile iz bırakabilmiştir diyebilirim. Bazı sahnelerinde sinir krizine bile sokabilir insanı.
Seri üzerine şimdilik pek birşey söylemek istemiyorum, Sonuçta ele aldığım konular diğer senaryolarda da demirbaştır. Yani değişmezidir. Sadece Skynet ve bazı diğer konular üzerine fazla içerik barındırmaz Terminator 1 de, fakat onlarında çok üstüne olmadık sonuçta. T1’in senaryosu bize 10 vaat eder Cameron ise bize 8.3 verir. İşte buda bir yönetmenin payıdır. Cameron böylesine zor bir projenin bile altndan 10 üzerinden 8.3’lük puanıyla 1.7 kadar düşük bir oranda yalpa payıyla kalkabilmiştir.
