Bu ninniyi bilmeyen yoktur: Dandini, dandini, dastana, danalar girmiş bostana.
Ancak, bu ninninin ardındaki hikayeyi bilen pek azdır. Çünkü her bilinmezin arkasında bir gerçeklik, her gerçekliğin ardında da bir tarih yatar.
Hikaye, Anadolu topraklarında, günümüz Nevşehir dolaylarında geçer. Kahramanlarımız ise Hartug Dandini ve onun iki oğlu Kutluk Dandini ile Farsus Dastana'dır.
Baba Hartug Dandini dindar bir Hristiyan'dır ve kendini inancını yaymaya adamış bir din adamıdır. Oğulları Dandini ve Dastana ise babalarının bostanında vakit geçiren,
akşama kadar karga kovalayan aylak iki gençtir. Ancak ikisinin de aklındaki tek konu, kadınlardır. Özellikle Dastana, sürekli olarak kadınlarla yaşadığı ilişkileri anlatır.
Dul kadınlarla geçirdiği zamanlardan bahseder. Dandini ise içten içe kıskançlıkla kardeşini dinler, onun yaşadıklarını o da yaşamak ister.
Bir gün Dandini, kıskançlığının etkisiyle köy meydanındaki bir duvara cinsel içerikli bir resim çizer. Altına da okunaksız bir yazıyla şu cümleleri karalar:
"Hartug Dandini oğlu, Farsus Dandana, neden Elbas Surkan’la yattın?"
Bu olay köyde büyük yankı uyandırır. Baba Hartug Dandini, Dandini’yi bir güzel döver. Ardından onu kılıç eğitimine yollar; artık bir savaşçı olarak yetişecektir.
Dastana ise babasının sözlerini umursamadan kendi bildiğini okumaya devam eder ve köyün en güzel kızını baştan çıkarır.
Ancak bir gün, Dandini ve Dastana, kendilerine engel olan babalarından kurtulmaya karar verirler. Bir olup onu öldürürler. Yıllar geçtikçe, bu trajik hikâye halk arasında anlatıla anlatıla değişir ve çocukları korkutmak için söylenen bir ninniye dönüşür.
Yazar Oğuz Atay, Tutunamayanlar adlı eserinde ninninin orijinal halini şu şekilde verir:
"Çıplak uzanmış Dastana,
Kızı gelmiş anadan doğma.
Yatacakları sırada,
Danalar girmiş bostana.
Dastana da bu hırs varken,
Bostanda kızla yatarken,
Bağırmış, babası birden:
‘Kov bostancı danayı!’
Dastana kızmış, köpürmüş,
Gitmiş Hartug öldürmüş.
Danayı kovalarken gülmüş
Yemesinler lahanayı.
Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana"
Ancak, bu ninninin ardındaki hikayeyi bilen pek azdır. Çünkü her bilinmezin arkasında bir gerçeklik, her gerçekliğin ardında da bir tarih yatar.
Hikaye, Anadolu topraklarında, günümüz Nevşehir dolaylarında geçer. Kahramanlarımız ise Hartug Dandini ve onun iki oğlu Kutluk Dandini ile Farsus Dastana'dır.
Baba Hartug Dandini dindar bir Hristiyan'dır ve kendini inancını yaymaya adamış bir din adamıdır. Oğulları Dandini ve Dastana ise babalarının bostanında vakit geçiren,
akşama kadar karga kovalayan aylak iki gençtir. Ancak ikisinin de aklındaki tek konu, kadınlardır. Özellikle Dastana, sürekli olarak kadınlarla yaşadığı ilişkileri anlatır.
Dul kadınlarla geçirdiği zamanlardan bahseder. Dandini ise içten içe kıskançlıkla kardeşini dinler, onun yaşadıklarını o da yaşamak ister.
Bir gün Dandini, kıskançlığının etkisiyle köy meydanındaki bir duvara cinsel içerikli bir resim çizer. Altına da okunaksız bir yazıyla şu cümleleri karalar:
"Hartug Dandini oğlu, Farsus Dandana, neden Elbas Surkan’la yattın?"
Bu olay köyde büyük yankı uyandırır. Baba Hartug Dandini, Dandini’yi bir güzel döver. Ardından onu kılıç eğitimine yollar; artık bir savaşçı olarak yetişecektir.
Dastana ise babasının sözlerini umursamadan kendi bildiğini okumaya devam eder ve köyün en güzel kızını baştan çıkarır.
Ancak bir gün, Dandini ve Dastana, kendilerine engel olan babalarından kurtulmaya karar verirler. Bir olup onu öldürürler. Yıllar geçtikçe, bu trajik hikâye halk arasında anlatıla anlatıla değişir ve çocukları korkutmak için söylenen bir ninniye dönüşür.
Yazar Oğuz Atay, Tutunamayanlar adlı eserinde ninninin orijinal halini şu şekilde verir:
"Çıplak uzanmış Dastana,
Kızı gelmiş anadan doğma.
Yatacakları sırada,
Danalar girmiş bostana.
Dastana da bu hırs varken,
Bostanda kızla yatarken,
Bağırmış, babası birden:
‘Kov bostancı danayı!’
Dastana kızmış, köpürmüş,
Gitmiş Hartug öldürmüş.
Danayı kovalarken gülmüş
Yemesinler lahanayı.
Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana"



